Zihnin Arka Sokakları

"Ve en sonunda göreceğin aşk, verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End) 🎵🐝💕🌻🌍🐾

26 Eylül 2021 Pazar

Politik Doğrucu Şeker Adam


Ne yazacağımı bilemiyorum. En iyisi biraz sinema konuşalım.

Doksanlarda genç olan çocuk olan ve bir şekilde yolu korku filmleriyle kesişen herkesin çok iyi bildiği bir filmden bahsedeceğim. Candyman. Philip Glass'ın bestelediği müziklerinden tutun da ürkütücü atmosferine kadar her şeyiyle "büyük" bir filmdi. Virginia Madsen gibi müthiş bir oyuncunun başroldeki varlığı kıymetliydi. Tabii ki hocaların hocası Tony Todd'u unutmamalı!

Aradan geçen yirmi küsür yıldan sonra Candyman'e bir "devam" filmi çekileceğini duyduğumda çok heyecanlanmadım. Çünkü son yıllarda ne zaman eski kült filmlerin remake'i veya devam filmi çekilse istisnasız patladı. Evil Dead'i ve Halloween'i belki bir tarafa koyabiliriz. Ama çoğunlukla hepsi tatsız (neden, çünkü Hollywood tembel, temcit pilavı sevici). Fakat filmin detayları paylaşıldıkça hafif hafif meraklandım. Pandemiydi oydu buydu derken filmin vizyona girmesi ertelendi. Nihayet 2021 yılında sinema salonlarında seyredebildik.

Filmin detaylarına girmeyeceğim. Beğenmediğimi söylemek ile yetineyim. Ama beni rahatsız eden şey filmin "işçiliği" değildi. Çok iyi çekilmiş (özellikle girişi). Müzikleri etkileyici. Fakat yolunda gitmeyen daha ciddi bir şeyler var. Bu film "politik". Hem de fazlaca. Diyebilirsiniz ki korku sinemasının politik ve sosyolojik bir tarafı her zaman olmuştur. Doğru. Ama bu filmin sıkıntısı günümüzün "politik doğruculuğuna" meze edilmesi.

Yılların kült korku figürü olmuş size George Floyd'un ve diğer ezilen siyahilerin haklarını gözeten bir "vigilante". Böyle bir şey olamaz. Doğaüstü bir karakteri bu kadar basit bir yere oturtmak ne kadar doğru? Ve dahası bunu oturmuş, kabul görmüş, bir şekilde benimsenmiş bir karakterde denemek...

Hep şunu savundum: Superman siyahi olamaz. Çünkü öyle dizayn edilmedi. Batman yoksul biri olamaz. Çünkü öyle kaleme alınmadı. Varolan hayali karakterleri dönemin ruhuna göre "güncellemek" bana göre sadece "tahrif etmek"tir. E peki bunun yolu nedir? Basit. "Superman" değil "hyperman" diye bir şey çizersiniz. Siyahi olur. Eşcinsel olur. Ne isterseniz o olur. Bal gibi de olur. İtiraz gelmez. Çünkü o "yeni" bir figürdür artık. Bu döneme aittir. Dönemin dinamiklerini bedeninde taşır.

Böyle itiraz edince hemen sizi seksist, faşist, bilmemneist ilan ediyorlar. Valla açık söyleyeyim son yıllarda izlediğim en keyifli filmlerinden biri Captain Marvel'dı. Bir kadın süperkahraman. Kadınlarla veya başka şeylerle bir sorunum olsa izlemezdim. Captain Marvel'ı neden sevdim? Çünkü o en baştan öyle çizilmişti. Sonradan "kadınlaştırılmadı". Şu savunuyu yapmak bile beni sinirlendiriyor. Sanki kendinizi müdafaa etmeseniz üzerinize bu yersiz ithamlar yapışacakmış gibi. Tanıyan bilir düşüncelerimizi. Bilmeyen de sorar. Tanımadığınız birini yaftalamak kadar kolay ama ahmakça bir şey daha yoktur. 

Dönelim mevzuya...

Marvel'ın son filmlerinden Shang-Chi ve On Halka Efsanesi'nde başrolde Çin kökenli bir süperkahraman var. Kimse de buna itiraz etmiyor. Çünkü kökeni o. Ta 1970'lerde öyle resmedilmiş. Çok mu zor bugünün gerçeklerini yansıtan yeni karakterler yaratıp sunmak? Hollywood bu "duyarlılığını" mevcut karakterleri modifiye etmek yerine yepyeni şeylere kanalize etse? Ama yo.. Böylesi olmaz. Neden? Çünkü Batman para yapar. Superman yapar. Sıfırdan birini "satmak" zordur. Hollywood'un derdi azınlıkları başrol yapıp yapmamak değil. Tek derdi "satabilmek". Eğer "siyahi Superman" satacaksa, koşa koşa yapar; eğer "trans Batman" satacaksa, koşa koşa yapar. Hem "vicdanen" temizlenir, hem cebi dolar. Bu kadar basit işte. O "yenilik" adıyla sunulan şeylerin gerisinde tamamen bir pazarlama stratejisi yatıyor. Kimse kara kaşına kara gözüne yapmıyor bu işleri.

Çıkıp da sevinç çığlıkları atmıyorlar mı... "Hollywood değişti", "Hollywood azınlık haklarına duyarlı", ah yavrum çok naifsiniz ya! Yarın rüzgar tersine dönse, bütün karakterler toksik maskülen beyaz erkekleşiverir. Emin olun beş dakikada gerçekleşir.

Ha, Bond karakteri kadın olur mu, siyahi olur mu, diyorlar, olur. James Bond, her ne kadar hayali bir karakter olsa da gerçek dünyayla bir bağı var. 007 bir ünvan. Ajanın kodu. Her ne kadar "yakışıklı beyaz" İngiliz ajanı olarak resmedilse de bu pekala törpülenebilir. Sonuçta bu ajanlar emekli oluyor. Değişiyor. Sean Connery'nin oynadığı 007 ile Roger Moore'un 007'si bambaşka "insan"lardı. Superman öyle değil. Superman dün de oydu bugün de o. Aynı bedende aynı isimde. Dolayısıyla ben bu konuda hiçbir sorun görmüyorum. Keşke Idris Elba olsa yeni jönümüz. Sonsuz destek.

Candyman'e dönelim. Facia. Neden? Bir kere bu film çıktığında siyahi camiada tepkiye neden olmuştu ve Todd'un karakteri Candyman, siyahiler için bir nefret objesine dönüştü, detayları merak edenler Horror Noire: A History of Black Horror (2019) belgeselini izleyebilirler. 90'larda kusursuz, beyan tenli, sarışın kadını "kirletmeye" çalışan korkunç (!) siyahi katilimiz yerini bir siyahi süperkahramana bırakmış. Beyaz polislerden, beyaz zorbalardan, hatta film boyunca önüne gelen her beyazdan intikamını alıyor. Öyle bir "kör göze parmak" festivali dönüyor ki, filmde sadece tek bir beyaza dokunulmuyor, o da siyahi bir eşcinselin kocası. (SÜRPRİZBOZAN İÇERİR: bir sahnede beyaz çocuklar ve Asyalı arkadaşları tuvalettedir, siyahi bir kız arkadaşları içeri girer, Asyalı çıkar ve beyazlar siyahi kızla alay etmeye başlar-o an Candyman belirir ve hepsini katleder, Asyalı kızımız katliamdan yırtar).

Siyahilerin vaktiyle nefret ettikleri bir karakterden modern "kahraman" çıkarmak ahlaki midir? Etik midir? Candyman tövbe mi etmiştir? Bu zırvalığın sonu yok mudur?

Allah'tan aklı başında siyahi eleştirmenler filmin önünü kestiler ve sistemin onları "sömürdüğünü" ilan ettiler. Evet, duyarlı oldukları için değil, sadece rüzgarı arkalarına aldıkları için bu işlere kalkışan sistem koyucuların maskeleri düşüyor. Ama görebilen kaç kişiyiz?

"Hak mücadelesi verilecekse, bunu siyahiler değil, yine beyaz sektör temsilcileri verecektir." Öyle mi? Bu zokayı yutan akademisyenler ve aktivistler olduğunu bilmek acı verici. Gözünüzü açın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder