60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda göreceğin aşk, verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End) 💜🌼🐝🌈

15 Temmuz 2018 Pazar

Mor Bulutlar Yeşil Denizler


Çok sıcak.
Evde ikinci bir balkonumun daha varolmasını isterdim. Heyhat maalesef yok.
Bir tanesini sadece okuma köşesine çevirme hayalim vardı.
Son birkaç gündür kitap almıyorum. Fakat en son aldıklarımdan biraz konuşalım.

Tristessa (Jack Kerouac), Walden (Henry David Thoreau), Hayatın Anlamı (Terry Eagleton),
Yürümenin Felsefesi (Frédéric Gros), Vicdan Zorbalığa Karşı (Stefan Zweig),
Ve Taşıdıkları Şeyler (Tim O'Brien).

Varsa onların içinde eğer vaktiyle okuduklarınız yorumlarınızı dinlerim.

* * *

"Hipster'ların Kralı" demişti bir arkadaşım beni tanımlarken.
İnanın ne anlama geldiğini bilmiyorum. Ne öyle komik bir sakalım var, ne kocaman gözlüklerim.
Zaten o da giyimimden dolayı söylemedi. Yeraltı edebiyatına düşkünlüğüm, sevdiğim şarkıcılar,
Eskiye duyduğum manasız özlemim ve benzeri nedenlerden muhtemelen.

Sonra bazıları "hippi" diyor benim için. O daha yakın bir tanımlama sayılabilir.
Fakat yine de kabul etmiyorum onu zira hippiler bir döneme aittir. Bugün bahsedemeyiz.
Doğru, kıyafetlerim renkli, barış sembollü ürünleri durmadan topluyorum,
Seviyorum takı kullanmayı, hayvanlarla muhabbetim güçlü, Nepal'e gitmek istiyorum,
Woodstock ve benzeri dönem festivalleri hakkında araştırıyorum.
Yine de hippi miyim pek bilmiyorum. Muhtemelen değilim. Olmayayım zaten kalıpları sevmiyorum.
Çiçek çocuklar iyi niyetliydi, ama kendilerini öteye taşımakta başarısızdılar.
Herkes kendi döneminin çocuğudur. Çocuk kalmaktan güzeli yok.

* * * 

Yalnız başına yaşamak bir süre sonra sanırım alışkanlığa dönüyor. Kalabalıkta rahat edemiyorsun.

* * *

Perdelerimle başım dertte arkadaşlar. Sürekli inip duruyorlar. Nedenini de çözemedim.
Muhtemelen kornişi eskimiş. Veya paranormal şeyler.
Haftada bir defa yeniden takıyorum. Sonra düşüyor. Yineleniyor.

* * *

Dünyadaki en huzurlu yer bir kedi patisinin içi.


12 Temmuz 2018 Perşembe

Nick Cave'le Sıradışı Bir Deneyim !!


İlk defa bu kadar heyecanlandım. Oysa ilk konserim değildi. Bilen bilir. Mütevazi bir geçmişim var konserlerde. Öncesi akşam uyumakta bile zorlandım. Nick Cave and the Bad Seeds heyecanıyla.

Romanlarıyla, filmleriyle, imajıyla ve şarkılarıyla... Birkaç neslin sesidir aslında Nick Cave. Müziğin karanlık prensi lakabıyla. Post-punk dönemlerinden tutun da gangsterleri andıran kıyafetleriyle bir rock şairine dönüştüğü zamana kadar bir çok insanın hayatında etki bırakmıştır. 80'ler ve 90'lar gençliğinin. Bizler The Good Son'la tanırız. Tender Prey'le.

Nasıl heyecanlanmayayım ki ? Geceye geçelim mi ?


7 Temmuz 2018 Cumartesi

Nas - Nasir (2018)


Hip-hop alemi içinde en sevdiğim şarkıcılardan ikisini (Nas ve Kanye'yi) aynı prodüksiyonda bir arada görmek keyif verici. Eminem, Kendrick Lamar, Drake, Jay-Z ve benzeri kalantorlara bir türlü ısınamadım. Hadi Eminem'i biraz ayırabiliriz, zira Relapse ve Recovery canavar gibi albümlerdi gerçekten. Kanye'ye olan hayranlığımı vaktiyle anlatmıştım. Nas'tan bahsetme fırsatım pek olmadı ama kendisini de çok severek dinlediğimi buradan belirtmeliyim. Bu ikisinin yanına Lil Wayne ve biraz da T.I.'dan koyabilirsiniz. Hip-hop dünyam bu isimlerden ibaret. The Beastie Boys efsanesini ayrı bir yerde saklıyorum. O bence klasman üstü.

Yazım için arama motorunda görsel ararken "nasır nasıl geçer" ve "nas suresi" gibi sonuçlara ulaştığımdan yüzümde acı bir tebessüm ile albüm yorumuma geçiyorum.

Yapımcılığını ve çoğu şarkıda geri vokalleri üstlenen Kanye'nin albüm üzerindeki etkisi çok bariz. İlk başta sevindirici gibi dursa bile ilerleyen dakikalarda insanda "bir dakika bu Nas albümü mü yoksa Kanye albümü mü" demenize neden oluyor. Hatta bu durum maalesef bir yerden sonra albüme çelme takıyor. Gene de yılın en derli toplu hip-hop kayıtlarından biri olduğunu değiştirmiyor.

Nas'ın yeteneğini gösteren yetkin bir giriş şarkısı Not For Radio ile başlıyoruz. "Bizden sanırım korkuyorlar" lafının durmadan tekrarlandığı şarkı, Amerika'daki ırkçılığa, siyasete, müzik piyasasının kokuşmuş yüzüne ve daha bir çok kirli meseleye değiniyor. Müthiş bir sample kullanılmış. Her ne kadar görkemli bir albüm olmasa da bu şarkının yıllar sonra bile dinleneceğine inanıyorum. Puff Daddy ve 070 Shake'in de vokalleri ile desteklediği bu şarkı kesinlikle yılın olaylarından biri.

Şarkı boyunca arka planda dönüp duran "cops shot the kid" nidaları bir süre sonra şarkıyı saykodelik bir noktaya taşısa da Cops, gerçek bir hip-hop şarkısı. MC Ricky D'den bir sample kullanılmış. Vaktiyle bir çok şarkıya konu olmuş Emmett Till cinayetine de ayaküstü değiniyor.

White Label'da MC Ricky D'nin etkisi bir kez daha rahatlıkla farkediliyor ama buna ek olarak eskilerden Crosy Stills Nash ve Young grubunun Prison Song'una da yer veriliyor. Şarkıyı vaktiyle Kanye West şöyle açıklamış: "bu albümde bulunan yedi şarkının yedisi de günahların bir temsilcisi. white label ise bir şeyi gereğinden fazla almak üzerine."

Güzel yemekler, güzel kadınlar, güzel zevkler şeklinde ilerleyen Bonjour aslında bir nevi şımarıklık marşı. Hiphop camiasında görülen bütün hödüklüklere şarkı içinde rastlamak mümkün. Lakin düzenlemesi hoşuma gitti. Yalan yok. Bu arada araya sıkıştırılan Michael Jackson - Thriller ve Beat It göndermesi çok yerinde. Nas unutmamış Michael'ı.

Çoğunlukla kısa şarkılardan oluşan albümün en uzun olanı Everyhting gerçekten etkileyici. Sözleri paylaşmak şarkıyı tanımlamak için en mantıklısı:

"Yaşayacak ve öğreneceksin
Diğerleri gibi olmadığını göreceksin çünkü
Herkes gibi düşünmeye kalkma sakın
Seveceksin ve öğreneceksin
Herkes gibi düşünmeye kalkma sakın
...
Siyahi çocuk, gözyaşı dökme
O gözlerde hayata dair ne çok şey var oysa."

Nakaratı tek başına götüren Kanye'yi fazlasıyla kırılgan görmek beni de şaşırttı. Albümün zirvesi.

Adam and Eve ve Simple Things şarkıları ise albümün zayıf halkaları.

Şuana kadar Billboard 200 listesinde 5 numaryı gören albüm çoğu eleştirmen tarafından vasat bulunsa da her Nas işinde olduğu gibi bana ulaşmayı ve de heyecanlandırmayı başardı. Kanye'nin varlığı albümü biraz geriye taşısa da Nas'ın yıllardır süren sessizliğini sessizce bozması iyi geldi.

Bunları Dinlemek Lazım: Not For Radio, Cops, Everything

3 Temmuz 2018 Salı

Kirpi Önemli


Kirpiler muhtemelen kedilerden sonra en sevdiğim dört ayaklı canlılar. Bahçem olsa beslemek isterdim. Hür biçimde gezebilirdi.

Bu sıcaklarda insanın içinden hiçbir şey yapası gelmiyor, duş almak, uyumak ve kitap okumaktan başka. Aa tabi zeytinyağlı yemek. Hiçbir zaman yaz insanı da olamadım. Dayanamıyorum.

Dost'un önünden geçerken farkettim. Kapanan Tunalı şubesinin kapısına birisi ufak bir yazı asmış; "burası dost'suz ve kedisiz kaldı". Ankara'nın kendisi bizzat kedisiz ve dostsuz kalmadı mı ?

1 Temmuz 2018 Pazar

Hesse Özgürleştirir

Biliyorsunuz. Hermann Hesse ismi benim için çok önemli. Erken gençlik çağımda tanıdığım yazarlardan. Üniversite yıllarımda beni fevkalade etkilemiştir. Hala da kendisini okur, fikirlerinden etkilenirim. Bereket versin ki, hala okunmayı bekleyen kitapları var raflarımda. Tanrı, özgürlük, Zen, müzik, ölüm, yaşam ve ikililik üzerine çok güzel tespitleri var. Özellikle gençlerin okuması gerektiğine inanıyorum (Henry Miller'la beraber). Yıllar geçse de hala düşündürüyor. Bozkırkurdu, Siddhatha, Doğu Yolculuğu, Demian, Boncuk Oyunu, Çarklar Arasında,...

Geçen gün daha önce adını duymadığım bir kitabına rastladım. Klein ve Wagner. İncecik bir anlatı. Hesse damarımın kabardığı bir zamana denk geldiğini hissediyordum. Aldım. Pişman olmadım. Bir günde tamamladım ve tokatları yüzümde hissettim. Her sözcük beynime kazındı. Serseme döndüm.


Diğer kitaplarındaki gibi burada da zıtlıklar üstüne kurulmuş kurgu. Ölüm ve yaşam, haz ve ıstırap, toplum ve birey,.. Kitaba dair çok fazla detay vermek istemiyorum. Çok karanlık bir kitap.

Ama sonunda yine özgürleştiğinizi hissedeceksiniz. Hayatı olduğu gibi kabullenmeyi, sevilmekten ziyade bu hayatta önemli olan şeyin sevmek olduğunu, yegane kurtuluşun "boşluğa kendini bırakmakta" olduğunu öğreneceksiniz. Yine bir Hesse. Yine bir kurtuluş. Tüy gibi hafifleyeceksiniz; serin sularda boğulduktan sonra.

Ne yalan söyleyeyim bu kadar sarsıcı olabileceğini beklemiyordum. Öyle ki çoğu kült romanından bile daha fazla etkilendim bunu okurken. Sersemletti.

Mutluluk neydi peki ?