Zihnin Arka Sokakları

"Ve en sonunda göreceğin aşk, verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End) 🎵🐝💕🌻🌍🐾

7 Haziran 2022 Salı

Hayata Dönüş Konseri: Nick Mason


Böyle ayaküstü olacak ama yazmalıyım.
Aklımın bastığı yaşlardan beri Pink Floyd dinlerim.
Her seferinde yeni hayaller kurarım.
Bazı şarkıları insanda alternatif bir gerçeklik yaratıyor.
Özellikle ilk dönem şarkıları.
Dolayısıyla da hep o şarkılara döner dururum.
Kaçış mı dersiniz artık buna bilemiyorum.
Nick Mason, kendi deyimi ile "suç ortaklarıyla" yeni bir grup kurdu.
Nick Mason's Saurceful of Secrets.
Pandemi öncesi aslında geliyorlardı fakat biliyorsunuz..
Şanslıyız ki ne o ne de biz ölmedik ve dün aynı çatı altındaydık.
Nick Mason önderliğinde Floyd'un psychedelic yıllarına döndük.
Syd Barrett'lı senelere.
İzlediğin süre açısından en uzun konserlerden biriydi.
Yaklasık 2 buçuk saat.
21-22 şarkı ve sahnede seksenine merdiven dayamış Mason.
Yeri gelmişken Syd Barrett'ın sesini andıran sesiyle gitar vokalist Gary Kemp ile
Bryan Ferry üstadın bassçısı
Ama aynı zamanda da Wright'ın damadı Guy Pratt'ı da unutmamak lazım.
Pratt vaktiyle İstanbul'a geldiği için "şerbetli".
Tüm gece en çok eğlenen kendisi oldu.
Bu turnenin bir diğer özelliği,
Floyd'un en değerli şarkısı Echoes'un çalınmasıydı
Ki zaten ismini turneye vermesiyle varlığı hissediliyor.
Psychedelic estetik üstüne kurulu sahne
Aynı zaman Japon esintileri taşıyordu.
Fuji manzaralı bir plan.


Mason'ın 78 yaşında olduğu düşünlürse
Davulbaşında olması hala mucize.
Haliyle ufak tefek ıskalamalar mazur görülmeli.
Günün sonunda gayet güzel bir konser izliyoruz.
Meddle'dan One of These Days ile başlıyoruz.
Pulse kaydındaki görkem yerini mütevazi ama hala etkileyici bir anlayışa bırakmış.
İçimiz davullarla güp güp ediyor.
Işıklar rengarenk yanıp sönüyor.


Psychedelic sulardan devam ediyoruz Arnold Lane'le.
Floyd'un ilk dönem şarkıları arasında büyük bir hit.
Meddle'dan devam ediyoruz Fearless diyerek.
Önceden kaydedilen sesler stadyum hissi veriyor.
Mason, klasik yerel dil ayartmaları ile seyirciyi Türkçe selamlıyor.
Türkiye'ye en sonunda 57 senenin sonunda geldiğini utana sıkıla anlatıyor.
Fakat her halinden mutlu olduğu anlaşılıyor.
Obscured by Clouds bence grubun en anlaşılamamış başyapıtlarından
Ve bu konserde 4 şarkı birden dinliyoruz.
Albümün isim babası herkesi büyülüyor.


Hiç şüphesiz Syd Barrett kısa ömrüne rağmen bu gruba çok şey kattı.
Dolayısıyla da kendisine ufak selam çakma zamanı.
Floyd'un çalmadığı ama konserde Mason'ın çaldığı
Atom Heart Mother ve If potporisinin öncesinde
Mason kısa bir konuşma yapıyor ve saygısını ilettikten sonra
Ekrana Syd'in fotoğrafı yansıtılıyor.


Remember a Day çalarken "güneşe neden erişemiyoruz" diye dertlenirken
Mason "sıradaki şarkı esnasında yıllardır Roger bana bunu çaldırtmıyordu"
Diyerek gongu dövüyor ve Set the Controls For the Heart of the Sun başlıyor.
Zaman da duruyor.
30 küsür senedir bu şarkıyı dinliyorum belki
Ve her defasında feleğim şaşıyor.
Konserin de en sıradışı anlarından biri.
Pratt ağır aksak neredeyse fısıldarcasına sözleri mırıldanıyor
Ve sonlara doğru mikrofondan yavaşça uzaklaşarak
Sesi uzaybosluğunda "silinip gidiyor".
Elim ayağım titreyerek dinlediğimden ekrandaki kocaman
Sıcak kızıl güneşi fotoğraflayamıyorum.
20 dakika molanın ardından
Uzayda yolculuğa devam.
Astronomy Dominie.


Ergenlik yıllarım süresince dinlerken az tepinmediğim ve More'un en güzel şarkısı olan
The Nile Song da geceyi şereflendiriyor.
Pink Floyd'un açıkara en sert şarkısı olan bu eser
Pratt'in de Relics'te ilk dinlediği Floyd şarkısı imiş ve grubu bir metal oluşumu zannedermiş.
Bu arada Kemp'in kızkardeşi bir Türkle evliymiş ve
Enişte kendisini Floyd'la tanıştırmış.
Ayrıca gitaristin şu sözü de çok düşündürücüydü:
"Vaktiyle bu şarkıları dinlerken yapılmış en iyi şeyler olduğunu düşünürdük
Görüyoruz ki zaman bu tezimizi kanıtladı."
Boşuna 60lar, 70ler, 80ler demiyoruz.
Lucifer Sam albümlerde pek dinlemedigim şarkılardan olsa da
Gecenin en cok dans ettiren şarkısıydı.
Ve sonunda geldik o esrime seansına.
Dünya duruyor ve sonunda Echoes başlıyor.


İlk sinyal sesiyle herkes avazı çıktığı gibi bağırıyor.
Grubun (ben dahil) birçokları için en iyi şarkısı.
Katmanlı, ürkütücü, azametli.
Yıllarca kulaklıklardan setlerden dinlerken kulağımızda ululaşan şarkı
Bu gece adeta beden kazanıyor ve kalbimize ulaşıyor.
Evet başka türlü tarif edilemezdi.
Şarkı her yeni notada biraz daha fizikselleşti
Yaklaşıyor
Yaklaşiyor
Müthiş bir gürültüyle herkes titriyor
Ve yirmi beş dakika sonra sahnede görünmez heybetli bir varlık belirdi.
Dokunamazdık
Ama hissedebilirdik.
Deneyimlediğim en unutulmaz 3-5 konser anından biriydi.
Adeta "jübilen bu oldu Zihin" dedim kendime
Zira bunun üstüne çıkamam.
Sahnedeki o kocaman şey karşısında herkes bakakalıyor ve
Konser boyu telefonları elden düşürmeyen kayıtperver seyircilerin neredeyse hepsi
Kaydı kuydu bırakıp sadece bu işitsel hayaleti seyredalıyor.
Ekolar yavaş yavaş sönümleniyor ve karanlık.


Bis için sahneye dönen Mason'ı artık sıfır noktasından izliyoruz.
Sahneye yapıştık.
Her bir hücresine dokunabilecek mesafeden.


See Emily Play ile coşturuyorlar.
Yıllarca evlere kapanan ben
Tekrardan bağırarak şarkılara eşlik etmenin verdiği hazzı hissediyorum.
İlk gençlik ve ergenlik yıllarıma dönüyorum.
Çocuklaşıyorum.
A Saurceful Of Secrets ile rüyalara dalıyorum.
Ekrandaki görseller tek tek eriyor.




Syd Barrett imzalı tatlı Bike ile son noktayı koyuyoruz.
Yüzler gülüyor.
Roger Waters ile birlikte bir diğer Floyd üyesini
Dünyagözüyle sahnede izleme fırsatı bulabilmiş olmama seviniyorum.
Yaşa varol Mason.
Yaşama geri dönüyoruz, sahneler bizleri bekler.
Müzik..her şeyin önünde.
Ve susturulamaz.
Çünkü hayatın kendisi!