60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

Geçmişin ve geleceğin bugünü öldürmesin izin verme. Zıvanadan çıkmış dünyada yola çıkmalı !

25 Şubat 2017 Cumartesi

Yeni Bir Meydan Okuma (8.Gün)


8. En büyük çılgınlığın ?

Plajdaki insanlar acaba böyle bakmış mıydı hatırlamıyorum, ama yüksekten korkmama rağmen, bir seferinde deliliğime gelip parakiting yaptım. Çok da güzel oldu. Ne bağırdım, ne panikledim.

"Ben bu dünyaya bir türlü alışamadım,
Bu yüzden insan içine karışamadım.
Bana mı sordunuz adımı koyarken,
Bir küstüm bir daha barışamadım.  
Uyumlu faniler bana uyumsuz derler,
Delirttiniz beni ey ehven-i şerler..."

24 Şubat 2017 Cuma

Yeni Bir Meydan Okuma (7.Gün)


7. En saçma zevkin? 

Ağaçlara dokunmak olabilir. Doğayı ne kadar sevdiğimi anlatamam herhalde (ekoseksüel değilim aman ha! -- yeni neslin antin kuntin hipster akımlarından hazetmiyorum). Rüzgarı yüzümde hissetmek, ağacın kabuğuna dokunmak, çiçeğe yakından bakmak, toprağa güzelce oturmak, bulutları tepede hissetmek, yıldızları gökte seyretmek ve daha nicesi. Çünkü doğa bizden önce de vardı, bizden sonra da olacak (tabii insanoğlu mahvetmezse), ne büyük hikmet kendisi ! Hazır şimdi "hikmet"ten açıldı konu, Nazım Hikmet'i de analım.

Bir Nazım rubaisini, Onno Tunç bestesinin üstüne, Uzay Heparı imzalı düzenlemesiyle Sezen okursa nolur... Şaheser. Dört müthiş insanın emeği bir arada. Bana göre Sezen'in en iyi vokal yaptığı dönemler 80'ler sonu, 90'lar başıdır. Deli Kızın Türküsü ve Işık Doğudan Yükselir de sanatçının en güzel albümleridir. Anadolu'dan beslenen, sevgiyle harmanlanan, kardeşlikle yazılan albümler onlar. Sezen Aksu 88 ve Gülümse de benim unutulmazlarım arasında tabii ki.

"Bu bahçe, bu nemli toprak,
Bu yasemen kokusu, bu mehtaplı gece, 
Parıldamakta devam edecek, 
Ben basıp gidince de,
Çünkü o ben gelmeden, ben geldikten sonra da, 
Bana bağlı olmadan vardı..." 


23 Şubat 2017 Perşembe

Yeni Bir Meydan Okuma (6.Gün)

  
6. Hastası olduğun bakkal ürünü hangisi? 

Bakkal kalmadı ya. Sizin oralarda hala varsa ne ala. Meydan okuma hepimizi yaşlı hissettirdi.

Cevabıma geçelim... Ucuz sakızlar. Minik krakerler. Para üstü olarak verilen küçük şekerlemeler. İşimiz gücümüz yemek hep.
 
"Oturalım arkadaşlar, dinlenelim artık biraz, esneyelim uzun uzun.
Ne manasız şey çalışmak, hayat hoş, gerisi boş !
Haydi yeşil kırlara koş. Sana ne dünya halinden. Sen, az kudur, habire coş. 
Homini de gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak..."


22 Şubat 2017 Çarşamba

Yeni Bir Meydan Okuma (5.Gün)


5.Gereksiz bir yeteneğin var mı ?

Nasıl bir yetenek tam bilmiyorum, fakat fotoğrafik hafızam çok kuvvetlidir, yüzleri unutmam. Eşyaları unutmam. Mekanları unutmam. Yıllar geçer, en anlamsız, ufak detayı bile hatırlarım. Şeklen ama. Mesela daha önce bahsetmiştim, isimleri hemen unuturum. Ama resimleri hiç unutmam. Kafaya yazarım. Hele ki insan yüzlerini... Tek sefer bile yeter çoğu zaman. Şip şak ! Zihin'desiniz artık.

Bu şarkıyı dinlerken Şükela Sesler komşumu hatırlıyorum. Albüm çıktığında bu şarkıyı dinlemem gerektiğini söylemişti. O gün bugündür dinliyorum. Meydan okuma garip şeyler hissettirdi bana. Hüzün bastı sanki ufaktan. Yılların ne çabuk geçtiğini fark ettim. Bir kez daha.
 
"Pardon, bakar mısınız ? Tanışmış mıydık ? 
Sevmiş miydim ben sizi hiç ? Sevişmiş miydik?
Pardon, daha önce konuşmuş muyduk ? Yürüyüp çıkmazlarda yorulmuş muyduk ? 
Yüzünüz ne kadar da aşina ! Avucumun içine alıp öpmüş olabilirim..." 


21 Şubat 2017 Salı

Yeni Bir Meydan Okuma (4.Gün)

Neredeyse bu sahnenin aynısını geçmişte yaşadım.

4. Çocukluk kahramanın kimdir?

Tabii ki dedem. Karizmatik, bilgili, düşünceli ve keskin zekâlıydı. Hayran olunmayacak gibi değildi. Kitap okur. Müzik dinlerdi. Fransız ekolünden geldiği için Montaigne ve Rousseau’nun ismini ben ilk ondan duydum sanırım; kütüphanesinde Tolstoy’lar, Ahmet Hamdi’ler,… (okulda ne okutulmuyorsa o bana okuturdu) Şiir okumamı tavsiye ederdi (hisli biriydi). Opera sevgimin kaynağıydı rahmetli. Zaten onun gibi efsane birisi daha gelmedi.

Bu albümü onunla satın almıştım, koluma girmiş, yola koyulmuştuk (zaten hayattayken onunla çok gezerdik—iyi ki de gezmişim). Huzur bulsun (çok güzel ve yeşil bir yerde istirahat ediyor).

"Bir zamanlar koca bir dev ve minik bir çocuk vardı,
Korkusuzca gezerlerdi, yeşil güzel bir bahçede. 
... Kocaman devin elleri, minik çocuğun yüzünden, korkuları hep silerdi.
Ama akıllı insanlar inanmadılar bu masala,
Koştular kurtarmaya, minik çocuğu o devden.
Onları uyur buldular, o yeşil güzel bahçede,
Sımsıkı sarılmışlardı. Bir daha uyanmadılar."