60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda göreceğin aşk, verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

9 Aralık 2017 Cumartesi

Ben Alışverişteyken


Genelde benimle beraber alışverişe çıkan kişiler eğleniyor. Neden bilmiyorum. Muhtemelen beklenmedik tepkilerimden olabilir. Kıyafetin tekini bir roman kapağına benzetebiliyorum. Veya saçma şeyler deneyip eğlendiriyorum milleti. En iddialı olduğum alansa gözlükler. Güneşli havalar da bitti ama yaz gelmeden almalıyım. Sonra gözümü açamıyorum yolda. Hoş, benim felaket bir zevkim vardır. Seksenli yılların Türk filmlerinde görünen kötü adamlara benziyorum gözlüklerle.
 
Jon Hamm'e yakışıyor da şimdi bana mı yakışmayacak ?

Akşam malum şahısla onu konuştuk biraz. Hanımefendi gözlüklerini yenilemiş gitmeden. Çiçek gibi olmuş. Sonra bu resmi attım. Gülüştük ettik. Sonra Tom Ford'a çemkirdim; adamın gözlükleri harika fakat ateş pahası (keşke ekran görüntüsünü çekseydim çok beklenmedik bir öfkeydi).

Bir diğer Zihin klasiği ise boxer. Evet, boxer seçimlerimle bile güldürüyorum insanları. Fakat ben ne yapabilirim ? Star Wars'lu olanlara bayılıyorum. Renkli veya desenli olanlara. Çocuktan beterim. Mesela internette gezerken az önce ilginç geldi şu;


Pull & Bear'de. Renkli şeyleri seviyorum ben.

Fakat beni yakından tanıyanlar bilir ki favorim H&M. Elimden gelse bütün yaz kış kreasyonlarını alırım. Lakin ben eşyaya para gömülmesini ve eskimeden eldekileri çıkarmayı doğru bulanlardan değilim. İhtiyaç halinde gidiyorum H&M mağazalarından birine poşetlerle çıkıyorum. Gözüm var:


Bedenim değişti. Yaza kadar gardırobu yenilemek lazım. Güzel bot bakarım sonra H&M'de.


Tabii paraları irfana yatırmaktan sıra gelirse. Bir tane odayı ilhak edip çalışma odam (II) yapmam lazım. Mevcuda sığamadım. Kitapları en azından depolarım. 3+1 ev lazım bana artık. Tek insanın da bu kadar yer kaplaması acayip. Kütüphane yaptırmalıyım. Yek balkonlu evde yaşamak da gıcık. Koysana babacım iki tane balkon öne. Bahçe yapardım. Neyse kısmet. Alphaville dinleyelim.


7 Aralık 2017 Perşembe

Seviyor Sevmiyor


Herhalde benim en fırtınalı müzik ilişkim U2 grubuyla. Bu kadar sevip ama bu kadar bozulduğum bir diğer grup var mıdır acaba ? The Smiths dediğinizi duyar gibiyim ama o sanırım Morrissey'in zırvalamalarından sonra ebediyen gönlümdeki yerini kaybetti. Yani Bono da kızdırdı beni baya. Fakat şükür ki nefret etmedim ondan. Çemkiririm ama onu severim. Grubunu merakla takip ederim. Yeni albüm de geldi. Sırasını bekliyor artık. Fakat son günlerdeki eğlencem eski şarkılarını keşfetmek. Özellikle de teklilerdeki unutulmaya yüz tutmuş bilinmeyen şarkıları.

Toplama müzik albümlerinden pek hoşlanmadığımdan ötürü The Best of 1990–2000'ı da dinlememiştim. Geçenlerde aranırken Electrical Storm diye bir şarkı önüme çıktı. Yok böylesi. Arkadaşlar da uyarmadı saolsunlar. Bu şarkının varlığından haberim olmayabilirdi de.

Nüktedan çemkirmeden sonra keyfimize bakalım artık. İyi haftasonları. Bono...seni çılgın.


5 Aralık 2017 Salı

Yılsonu Dansı


Liste nihayete eriyor gibi. Yılsonu müzik listem geleneksel olarak bu ayın sonunda görücüye çıkacak. Kafamdaki albümleri olabildiğince dinliyorum. Bakalım ne kadarı yetişecek ? Tembellik ettiğim ayların sonuçları bunlar. Birikti albümler. Fakat diyorum ki sizlerin sene içerisinde dikkatini çeken albümlerden de birkaç tane dinleyeyim. Önerileriniz varsa dinlemek isterim ?

Dehşet bir şarkıyla uzaklaşıyorum.


4 Aralık 2017 Pazartesi

Asabımı Bozmayın


Nefes ver.

Gerçekten öfkeleniyorum olan bitene. Kaçıncı oldu artık bu, bir kafeye oturuyorum dostla, iki dakika sonra birisi arkadan yanaşıp "sessiz olur musunuz acaba ders çalışıyoruz" diye çemkiriyor.

Pardon da burası halka açık kafe. Burada gülerim de istersem, ağlarım da. Kişnerim hatta. Sana mı soracağız küçük hanım bunu ? Yeni moda oldu bu. Alıyorlar kitaplarını ve bilgisayarlarını, çekiliyorlar bir köşeye sabahtan, yallah hava kararana dek oradan kalkmıyorlar. Hem boşuna yer kaplıyorlar hem de böyle tepemize çıkıyorlar. Allahım yarabbim.

Valla sabrımın sonundayım öylelerine. Orası kahvehane.

Çalışmaksa niyetin, okula gidersin, açık kütüphanelere uğrarsın belki, olmadı koridorunda çalışırsın fakültenin. Hepsini anımsıyorum. Öğrenciydik biz de vaktiyle. Evde sabahlardım, kütüphanede gezerdim, dersliklerde çalışırdım. Kallaviydi dersler. Hepsini geçtim. Tek dersten bir kerecik bile teklemedim.

Yeni nesli rahata alışmış. Hem keyif yapacak kahvesiyle, hem çalışacak, hem de sessizlik olacak.

Evde çalışın. Kalabalıksa da kütüphaneler var. Ne derler bilirsiniz, taş yerinde ağırdır, çok doğru.

Huysuz bir kişi değilim. Az çok beni tanıyorsunuz. Fakat kahve içmek istiyorum. Gülerek ağlayarak. Dostlar bir gün var bir gün yoklar. Üç saniye bile önemliyken sen keyfimin kahyası olamazsın.

Çok Sıkıldım


Hayvana şiddet manşet olur, insanlar seslerini yükseltir gibi yapar, unutulur.
Sosyal medyada hastagler yapılır,
İlgililer de maddelerin düzenleneceğini açıklar,
Gene bir çözüm çıkmaz. Para cezası arttırılır belki.
Fakat son kertede şiddete çözüm gelmez.

Bu kısır döngüde sıtkım sıyrıldı, üzgünüm.
İnsanların tepkileri beni cesaretlendirmiyor.
Kötü bir şeyler olunca hayvanları anımsıyorlar, halk da, ilgililer de.
Ne zaman ki ilgi daimi olur belki o zaman çözülür.

Şimdi biliyorsunuz olan bitenleri.
Kediye şiddet. Herkes öfkeli.
Peki gerçekten bu kedi ve benzeri olaylarda ölen hayvanları kaç gün düşünüyorsunuz ?
Samimi soruyorum. Twitter'da, Facebook'ta, Sözlük'lerde paylaşanlara...
Çok değil.

Vaktiyle yasaların değişmesi için ülkenin dört yanında eylemler düzenlendi.
Kaçına katıldınız ?
Muhtelemen video paylaştınız hesabınızda, o bile bir ihtimal ! Haberiniz olmadı, üzgünüm.
Bu şiddet yasalarla durdurulabileceğine göre yetkililere seslenmek durumundayız.
Bunu hayvanlara borçluyuz hepimiz.

Tekrarlayalım. Usanmadan yazalım.
Hayvana şiddet ve hayvan sömürüsüne hapis cezası gelmeli.
Parayla olmuyor görüyoruz işte.
Zaten vicdanım ölen bir canın karşılığının parayla ödenmesini ceza olarak kabullenemiyor.
Elimden gelmiyor.

Bilmemkaç tane kedi babası olarak içim gitmiyor haberleri izlemeye.
Münferit yaşandığını asla düşünmeyin.
Batıkent, Ankara'daki bir sitede kediler tekmelenmiş, görüntüler yayınlandı.
Daha malum haberin külleri soğumadan oluyor.
Hayvanlar için adalet gelmeli. Yasalar düzenlenmeli. Lütfen. Rica ediyorum makamlardan.