60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

8 Mart 2017 Çarşamba

Bin Kere Söyledim Ama

M.Faithfull (1980)  Photo Courtesy:  Ebet Roberts
Okuduğunuz satılar 1000.yazımdan. Aradan geçen sekiz koca yılın ardından, dokuz yüz doksan dokuz yazı sonrasında, bugün bir erkek olarak konuşmayı düşünmüyorum. Dünya Emekçi Kadınlar Günü herkesin kutlu olsun. Kadınlara ayırıyorum blogumu. Gerçi yıllar boyunca sayfamı elimden geldiğince androjen bir imajla yazmaya çalıştım. Ne kadın ne erkek dokunuşu olmamasına gayret ettim. Çünkü fark etmiyor dostlar. Erkek de olsanız, kadın da. Kedi de olsanız, balık da. Hepimiz farklıyız, hepimiz eşitiz. Ne ataerkillik tanırım ne anaerkillik. Kadın güzeldir. Erkek güzeldir. Tüm canlılar alabildiğine güzeldir. Bugün yaşamı kutlamak istiyorum. Kadınıyla erkeğiyle ! Sen bensin. Ben de sen. İkimiz "biz"iz.

Bin kere söyledim ama.. Barış, müzik ve rock'n'roll.

Konuşmayacağım dedim artık bir kere. Gidiyorum. En sevdiğim kadınlardan birine alanı bırakıyorum. Platonik aşkım Marianne...


"Sabah güneşi yavaşça dokunuverdi, Lucy Jordan'ın gözlerine,
Beyaz banliyö yatak odasında, beyaz banliyö şehrinde
Ve oraya uzanıverdi, örtülerin altına, 
Binlerce sevgilisini düşleyerek, ta ki dünya turunculaşana kadar,
Ve oda dönmeye başlayıverdi.
Otuz yedisinde, Paris'in sokaklarını,
Bir spor arabanın içinde gezmediğini fark etti.
Saçları sıcak rüzgarın savuruşuyla beraber
Nihayet telefonunu öylece açık bıraktı ve oturdu oracıkta
Usulca şarkı söyleyerek, vaktiyle,
Babasının iskemlesinde ezberlediği, çocuk şiirlerini.
Kocası işteydi ve çocuklar da okullarında
Ve bir çok yol vardı, günlerini geçirebileceği,
Saatlerce evi temizleyebilirdi veya çiçekleri düzenleyebilirdi,
Veya loş sokaklarda, çırılçıplak koşturabilirdi, çığlık çığlığa.
...
Gece güneşi yavaşça dokunuverdi, Lucy Jordan'ın gözlerine,
Tepesine çıktığı çatının üstünde, tüm o kahkahalar sağır ediciyken.
Kendisine yaklaşan ve elini uzatmayı teklif eden adama,
Selam verdi ve reverans yapıverdi
Ve adam kadını, aşağıda, kalabalığın arasında bekleyen uzun beyaz araca götürdü."

- Shel Silverstein (The Ballad of Lucy Jordan)

4 yorum:

  1. Diğer özel günler gibi dün de benim için bir anlam ifade etmiyordu kadınlar hakkındaki poZitif ayrımcılığı kabullenemiyorum eğer gerçekten modern isek zaten kadın ve erkek arasında fark olmamalı öyle ki hiçbir ayrımcılığa ihtiyacı olmamalı toplumun ütopik bir değer bahsettiklerim o yüzden ben de susuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu günlere zaten inanan yoktur bence ? Kadınlar günü, sevgililer günü, babalar günü.. Fakat bu dünyada sesini kitlelere duyurabilmek için (mesela dünyanın dört yanında gösteriler yapan kadınlar gibi) böyle saçma sapan günlere ihtiyaç duyuluyor. Ütopyada yaşamıyoruz Mariposa :)

      Sil
  2. erkek ya da kadın değil de
    insan
    olabildiğimiz vakit değişecek her şey bence...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Erkeği kadını geçtim, insanı da geçtim, "yaşıyor olduğunun" farkında değil bazı kişiler. Yaşamak sevmektir ancak ve onlar sevmekten çekiniyorlar.

      Sil