60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

31 Mart 2016 Perşembe

Vedanın Böylesi


"Latin Müziğinin hiç kuşkusuz en büyük müzik olayı onlardır." - The Sun

"Nefes kesici bir atmosfer." - The Independent

Amerika'nın incisi Küba deyince aklıma ilk gelen şeyler çocukluğumdan beri bir rockstar yerine koyduğum -uzun ömürler olsun- Fidel Castro, yazın sıcağında ferahlatan mojito ve müziğiyle içimizi kıpır kıpır yapan kült müzik grubu Buena Vista Social Club'tır. Grup ülkemizi defalarca ziyaret etti ve hep de bir şekilde denk gelemedim. 2014 yılında başladıkları son dünya turnesi Adios Tour kapsamında ülkemizde verdikleri üç konseri (İstanbul, Bodrum ve Ankara'da) de kaçırdım. Tüm umutlar tükenmişken, veda turnesinin bir kaç ay daha uzatılacağını duyurdular ve turne programına Türkiye'yi bir kez daha eklediler. Haberi duyar duymaz biletlerin satışa çıkmasını sabırsızlıkla bekledim çünkü turnenin son olmasından ziyade grup elemanlarının yaş ve sağlık durumu beni endişeye düşürüyordu. Bereket versin hepsi de sapasağlam şekilde geçtiğimiz akşam Ankara sahnesindeydiler. Allah hepsine uzun ömür ve sağlık versin.

Şimdiye kadar sahnede izlediğim en "yaşlı" şarkıcı Leonard Cohen'dı; kendisini izlediğimde 78 yaşındaydı. Fakat rekor geçtiğimiz akşam Buena Vista Social Club ile kırıldı zira grubun solisti, diva Omara Portuondo bu sene 86.yaşına basıyor. Trompet üstadı Manuel Mirabal  83, gitarist Papi Oviedo ise 78 yaşında. Grubun en genç üyesi ise 60 yaşındaki laud icracısı Barbarito Torres. İnsan çevresindeki yaşlı insanların haline tanıklık ettikçe ilerleyen yaşlarda bir günün bir günü ne kadar tutmadığını, bir gün sonra çok kötü bir duruma düşülebileceğini anlıyor. İşte bu yüzden de grubu seyretmek için can atıyordum; Allah vermesin o yaşlarda insanların bir gün sonra ne olacağı belirsiz. Tüm bu yaş korkusu ise konserin başlamasıyla yerle yeksan oldu çünkü anladım ki Buena Vista'nın elemanları yaşsız bir müzik yapıyorlar ve saçtıkları tüm o pozitif enerji kendilerine sağlık ve dinçlik olarak geri dönüyor.

Konser öncesi sahnedeki barkovizyonda hoş bir tanıtım videosu dönüyordu. "Buena Vista Social Club Cumhuriyeti'ne hoşgeldiniz ! Size eşlik edecekler; ... (grup elemanlarının isimleri sıralanıyor)" Ayrıca konsepti tamamlamak için alanda içinde resimler, posterler ve bilgilerin yer aldığı kırmızı, pasaport şeklinde tasarlanmış "Buena Vista pasaportları" satılıyordu. Hoş bir detay bence.

Solo piano çalışması olan Como Siento Yo ile başladı konser ve her zamanki gibi şarkı sonunda Omara Portuondo dışındaki elemanlar sahneye çıkarak Bodas De Oro'nun startını verdi. Yeni albüm Lost and Found'tan birkaç şarkı daha söylediler ve sahneye -kendi anonslarıyla- grubun divası Omara Portuondo çağrıldı. Yanında koluna girdiği kavalyesiyle sahneye çıkan Portuondo deyim yerindeyse seyircinin üzerindeki ölü toprağını kaldırdı. İlk şarkıların yeni albümden olması ve vokali genç yorumcular Carlos Calunga ile güzel Idania Valdes'in paylaşması seyircide -nedense- fazla heyecan yaratmamıştı. Bence her iki solist de gayet enerjik ve sempatikti fakat şu bir gerçek ki gösterinin en büyük yıldızı Omara kuşkusuz.

86 yaşındaki biri seyirciyi ne kadar coşturabilir ki demeyin. Biletix'in tanıtım bülteninde şu cümle geçiyordu; "Küba müziğinin ritmi sizi dans ettirmeye yetmezse, 85 yaşındaki Omara Portuondo’nın enerjisi dans ettirecektir." Konser gecesi alanda yaşanan da tam olarak buydu. Sıcak latin ezgilerine soğuk tepki veren Ankara seyircisi Omara'nın sahneye çıkmasıyla bir anda bambaşka bir boyuta geçti. Bunda iki şey etkili kuşkusuz; ilki tüm hit şarkıları Omara'nın seslendirmesi, ikinci husus gerçekten kendisinin acayip sıcak bir enerjisi var. Kendisi hakkında birçok olumlu yazı okumuştum fakat bu kadar enerjik ve pozitif aurası olan bir solist gördüğümü hatırlamıyorum. Bugüne kadar birçok yıldız seyrettim fakat Omara'nın aurasını ne Madonna'da ne Iron Maiden'da ne de bir başkasında gördüm.
 
Lagrimas negras, Veinte anos, Besame Mucho ve Quizas, quizas, quizas şarkılarıyla donuk seyirciyi dansa kaldıran Omara fırtınasından herkes nasibini aldı. Tek tük aralarda köskös oturan seyircileri görüp onlara doğru işaret yaparak alkış tutmalarını ve dans etmelerini salık veren Omara deyim yerindeyse alandaki son somurtan kişiye kadar tek tek herkesi tespit edip eğlenmeye sevk etti. Yer yer kendisi de dans etti; hatta bir ara gitarcısıyla gençlere taş çıkartacak bir dans performansı gerçekleştirdi. Herhalde işini bu kadar seven ve müziğini başkalarıyla paylaşmak isteyen bir başka solist daha yoktur. Alandaki herkesi eğlendirmeye yemin etmiş olan Omara, bir saniye olsun bize soluk vermedi ve temponun düştüğü her saniye elleriyle alkış yaparak, elini sallayarak, İspanyolca bir şeyler söyleyerek bizlerin enerjisini düşürmemeye gayret etti. Hatta öyle ki bir an yanımdaki adam yorgun düşerek "yeter artık alkışlayamayacağım" diyerek pes bile etti !

Daha sonra tekrardan yeni şarkılara ve bazı coverlara geçildi. Bu sırada Omara Hanım, piyanonun arkasındaki sandalyede dinlenerek sırasının gelmesini bekledi; tabii Omara boş durur mu, o vakitte sahne önünde dans eden gençleri tek tek dikkatle izledi ve seyirciye el sallayarak gülücükler ve öpücükler yolladı. Grubun diğer elemanlarını da unutmamak lazım. Laudu ile harikalar yaratan grubun en güler yüzlü elemanlarından Barbarito Torres, solo attığı sırada solist Carlos yanına geldi ve ona meydan okudu. Barbarito da meydan okumayı kabul ederek ladunu ona uzattı. Genç vokalist laudu çalmaya başlayınca Barbarito yüzünü ekşitir gibi yaptı ve "pekala çaylak adam şimdi görürsün sen" ifadesiyle laudunu geri aldı ve arkası dönük şekilde çalmaya başladı. Tabii bu iddialı hareketin üzerine Carlos bir şey yapamadı ve üstada hürmet ederek şarkı okumaya geri döndü.

Konserin son şarkılarında ise alandaki herkes ayaktaydı. Salondakilerden balkondakilere herkes eğleniyordu. Dans edenler, alkış tutanlar. Benim de çok sevdiğim Chan Chan ile alandaki bu festival havasının fitili ateşlendi ve konser bitimine kadar kimse yerine oturmadı.  El Cuarto de Tula'da ise hepimizin şirazesi kaydı diyebilirim. Herkes bu şarkıda kurtlarını dökmek için yıllardır bekliyormuş. Gerçi öyle bir şarkı ki, ölü adamı mezarında dansa kaldıracak cinsten diyebiliriz.

Bis için sahneye gelen Buena Vista elemanları, Dos Gardenias çalmayı ihmal etmediler. Genç solist Carlos ile düet yapan ve şarkının sonunda Carlos'un yanağına buse konduran Omara, geceyi satır aralarına sığdırdığı "daheeey" nidalarıyla Candela'yı söyleyerek noktaladı. Candela çalarken Omara yine herkesi dansa kaldırdı ve alanda koltuğunda oturan bir kişi bile bırakmadı. Sahne önünde Omara ile selfie çekilen kızlara eteğini tuta tuta pozlar vermeyi de ihmal etmedi. Grup elemanları bizlerle vedalaşıp kulisin yolunu tutarken Carlos halen sahnedeydi. Kapanışı yaparken öndeki seyirciden gelen isteği kırmayarak Hasta Siempre'nin birkaç dizesini ve nakaratını okudu. Böylece Türkiye'deki son Buena Vista Social Club konseri de böyle sonlandı.

"Aqui se queda la clara, la entranable transparencia, 
De tu querida presencia Comandante Che Guevara."

Yazımdan da anlaşılacağı üzere konser festival havasında geçse de, aslında bir yandan da kaybedilen değerlere saygı duruşu niteliğindeydi. Konser boyunca her şarkıda özenle hazırlandığı belli olan farklı videolar barkovizyondan yansıtıldı ve birçoğu grubun bugün hayatta olmayan elemanlarının hayatlarını anlatan kısa tanıtım videolarıydı. Ruben Gonzalez'e, Pio Leyva'ya ve pek tabii unutulmaz Ibrahim Ferrer'e buruk bir selam çaktık. Perdede Ferrer'in görselleri yanısıtılmaya başladığı sırada zaten alanda herkes alkışlamaya başladı.

Fırsatı olan bu doğa olayını kaçırmasın derim. Son dört konser. Bugün İsviçre'deler. 2 Nisan'da Viyana, 4 Nisan'da ise Barselona'da olacaklar. Herhangi bir değişiklik olmazsa son Buena konseri ise 6 Nisan'da Londra'daki O2 Arena'da gerçekleşecek.

12 yorum:

  1. Ankarada yaşayan biri olarak kendimden utandım bu konseri nasıl duymadığım diye..Oysa küba müziğini de Grubu da ne çok seviyorduk eşimle. Siz şanslı olanlardanmışsınız demek. Gerçekten üzüldüm yaa. Şuraya yorum yazarken bile kendime sinir oluyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fazla reklamı yapılmadı sanırım ? Kızılay'da bir defa afişini gördüm. Salonda da boşluklar vardı. Hayli tuzluydu biletler, şaşırmadım. Yine de tahminimden kalabalıktı. Bir umut yine gelebilirler ? Yazımda da söylediğim gibi ben de kaç defa kendilerini seyredemedim diye hayıflanırken bir anda konser haberi aldım :) Başıma çok geldi böylesi; Leonard Cohen ve Marianne Faithfull konserlerini de kaçırmış ve birkaç sene sonra tekrardan yakalamıştım.

      Sil
    2. Ben olsam gidecegim, haberim olan konserleri bloguma yazardım.........................

      Sil
    3. son bir aydır kızılaya gitmiyordum. :(

      Sil
    4. @Fatos

      Hemen bir düzeltme, 27 Şubat 2016 tarihinde Konser Takvimi yazımda Buena da vardı :( Fakat daha çok güncellemem lazım sanırım. Bir daha olmayacak söz :p Masstival 2016 lineup açıklandı; Sia, Oh Land filan var.

      Sil
    5. @sercan durmaz

      Geçen cuma gördüm ben de; malum çekincelerden ötürü ben de inemiyordum Kızılay'a :(

      Sil
  2. Yaa bırah, olsa okurduk, şimdi gidip editleyip eklersin yazıya, zaten etiketlerde de bi numaralar dönüyor da hadi bakalım :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :((((((((((((((((((((((((((

      Valla o zaman yazmıştım :D

      Sil
  3. Ne bereketli blog! Tam da merak ettiğim ''dünya''nın müziğine dair pek çok şeyi sayende öğrenmekle birlikte, yazım hataları yapmaman da bir edebiyat talebesi için mutluluk verici. :) Bu şahane blog için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :))) Yorumunuz beni mutlu etti. Küba müziğine ilginiz varsa Celia Cruz'u da öneririm :)

      Sil
    2. Küba başlı başına merak ettiğim bir kültür, ülke. Listeye ekledim, bu aralar ben de ''Seven Ages Of Rock''ı izliyorum.

      Sil
    3. Rock müzikle ilgilenmeme rağmen o belgeseli halen seyretmedim. Not aldım, en kısa zamanda izleyeceğim :)

      Sil