60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

Geçmişin ve geleceğin bugünü öldürmesin izin verme. Zıvanadan çıkmış dünyada yola çıkmalı !

8 Haziran 2016 Çarşamba

Dünyanın En Güçlü Kadını

Photo Courtesy of Jim Britt

"Rock n'roll'un kraliçesi", "rock müziğin büyükannesi" ya da kısaca "Tina". Evet, tüm zamanların en güçlü kadın figürlerinden biri olan Tina Turner'dan bahsediyorum. Her şeye sıfırdan başlayıp, yarım asır sonunda rock müziğin kraliçesi olarak anılmak gerçekten büyük çaba gerektiriyordu ve Tina her adımında, başına gelen her türlü zorluğa inat başarılı oldu. 76 yaşında ve halen tahtında.

Tina, Amerika'nın güney eyaletlerinden biri Tennessee'nin ufak bir kasabası olan ve günümüzde nüfusu 300 civarında olan Nutbush'ta dünyaya geldi. Fakir bir çiftçi ailenin kızı olan Tina'nın anne ve babası kendisi çocuk yaştayken ayrıldı. Tina ve ablasını büyütme görevini büyükanneleri üstlense de birkaç yıl sonra o da hayatını kaybetti. Tina, annesinin yanına taşınsa da annesiyle araları hiçbir zaman iyi olmadı. Hemşire olma hayalleri kuran Tina, kulüplerde vakit geçirmekten hoşlanıyordu ve kariyerinin başlamasına da o kulüplerden biri olan Club Manhattan vesile oldu.

Kulüpte sahne alan ve yakında kocası da olacak olan Ike Turner'ın lideri olduğu Kings of Rhythm'i izleyen Tina çok etkilenir. Müziğe yatkınlığı olduğundan dolayı kısa sürede grubun ilgisini çeken Tina, geçici vokal olarak gruba katılır. Daha 18 yaşında olmasına rağmen sahnelere çıkan ve güçlü vokaliyle birleştirdiği etkileyici sahne şovlarıyla kısa sürede grubun daimi üyesi olmayı başarır.


Sahnelerde ivme kazanan Tina'nın özel yaşamı ise alabildiğine çalkantılıdır. Daha okul sıralarında ilk aşık olduğu çocuk tarafından terk edilen Tina, 18 yaşına geldiğinde üyesi olduğu Kings of Rhythm'in saksofoncusu Raymond Hill'den ilk çocuğunu dünyaya getirir. Fakat Hill ile kısa sürede yolları ayrılır. Grubun beyni Ike Turner ile yakınlaşmaya başlar. Bu ilişkisi zamanla cinsel istismar ve fiziki şiddete doğru evrilecektir.

1962 yılında evlenen çift, Ike & Tina Turner adını verdikleri r&b/soul müzik yapan revü grubuyla yoluna devam eder. Ike'ın önceki eşinden olan iki çocuğuna bakan Tina, Ike'tan da bir çocuk dünyaya getirir. Birbirinden unutulmaz hitlere imza atan ikili, dönemin en gözde gruplarından biri haline gelir. Listelerde çok büyük başarı kazansalar da özel hayatlarında ciddi sorunlar vardı. Kokain bağımlısı olan Ike, Tina'ya sürekli fiziki şiddet uyguluyordu. Ike'ın yumruk ve tokatları yüzünden burun ameliyatı geçirmek zorunda kalan Tina yine böylesi şiddetli bir kavga sonucunda intihar teşebbüsünde bulundu. 70'lerin sonunda boşanan ikili yollarına ayrı olarak devam ettiler.

Şiddet yıllarında Budizm'e geçen Tina, eşi Ike'tan ayrılmasına yakın ilk solo müzik çalışmalarına başlar ve ilk albümünü 1974 yılında çıkarır. Kris Kristofferson, Dylan ve James Taylor gibi folk/country müziğinin büyük isimlerinin hitlerini yorumladığı bu albüm listelerde başarısız olsa da ona Grammy adaylığı getirir. Yoluna The Who ve The Rolling Stones şarkılarını yorumladığı ikinci albümü ile devam eden Tina, yeniden bekleneni veremez. Eşinden ayrıldıktan sonra iki solo albüm daha yapan ve sahnelerde revü yıllarındaki gibi kabaret şovlarına devam eden şarkıcı bir türlü istediği başarıyı yakalayamaz.


Seksenli yıllar is Tina'nın yeniden doğuşudur. 1984 yılında çıkardığı Private Dancer tam yirmi beş milyon kopya satar ve Tina'yı döneminin en büyük pop/rock starlarından biri yapar. O güne kadar soul, r&b ve rock n'roll gibi "modası geçmiş" türlerde şarkılar okuyan Tina, kendisine dört Grammy ödülü birden kazandıran Private Dancer ile popüler müziğe adım atar ve bir yıl sonra 179 konserlik devasa bir turneye çıkar. Revü yıllarındaki müthiş fiziğini korumayı başaran Tina, 80'li yıllarda sahne şovlarını teatral anlamda geliştirir ve deyim yerindeyse çılgınlar gibi dans etmeye devam eder; hepimiz için unutulmaz olan o meşhur Tina imajı yani kabarık saçlar ve uzun bacaklar o senelerde geniş kitlelerce çok sevilir.


Dönemin hem en popüler pop figürlerinden biri olmayı, hem de rock müziğin en büyüklerinden biri olmayı aynı anda başaran Tina, kadim dostu David Bowie, Eric Clapton ve Mick Jagger gibi isimlerle sahneye çıkar. 1985 yılında ünlü Madmax serisinin üçüncü filminde oynayan Tina, filmin unutulmaz şarkısı We Don't Need Another Hero'yu kaydeder. Albümdeki One of the Living şarkısı ile En İyi Kadın Rock Sanatçısı Performansı dalında Grammy ödülüne ikinci kez layık görülür (1987 ve 1989 yıllarında da bu dalda ödülün sahibi olmayı başarır). Rio'da tek gecede 180.000 seyirciye konser vererek tarihe geçen Tina, dönemin en başarılı kadın turne sanatçılarından biridir. Biletleri satışa çıkar çıkmaz tükenen Tina şovları özellikle Avrupa'da büyük rağbet görür. 80'leri içinde en ünlü hitlerinden biri olan The Best'in de bulunduğu Foreign Affair ile kapatır.


Hayatını anlatan ve başrolünde kendisini canlandıran Angela Bassett'ın bulunduğu What's Love Got to Do with It filmi için tekrar stüdyoya girer. Eski hitlerini yeni düzenlemelerle kaydeden ve yeni şarkılarla bunları destekleyen Tina, birkaç sene sonra da James Bond filmi için Goldeneye parçasını kaydeder. Yıllar boyunca sahnelerde enerjik şovlara imza atan ve pop/rock türlerinde birbirinden ateşli hitler çıkaran Tina, Wildest Dreams albümü ile daha hafif bir tonda yoluna devam eder. Soul günlerine dönen ve soft rock türünde nitelendirebileceğimiz Wildest Dreams albümünün promo turnesinde ülkemize de gelen Tina, 1999 yılında çıkardığı hareketli Twenty Four Seven albümü ile aktif müzik yaşamına nokta koyacağının sinyallerini verir.

2000 yılına 121 konseri sığdırdığı turnesi Twenty Four Seven ile sevenlerine elveda diyen Tina, 2008'de sanat yaşamının 50.yılı münasebetiyle tekrardan sahnelere döner ve ilerleyen yaşına rağmen iki sene boyunca 90 gece sahne alır. 70 yaşına gelen Tina, gençlik yıllarını aratmayan performansı, sesi ve koruduğu fiziğiyle bütün eleştirmenleri şok eder. Dans etmekten ve şarkı söylemekten bıktığını söyleyen ve yarım asır boyunca rock sahnesinden inmeyen Tina, bir yıl sonra Alman müzik adamı Erwin Bach ile dünya evine girer. Kocasıyla birlikte Zürih'te yaşamaya başlayan Tina, aynı sene Amerikan vatandaşlığından çıkıp İsviçre vatandaşlığına geçer.

Bence Tina Turner, gelmiş geçmiş en büyük sahne kadınıydı. Madonna'yı ve daha nicesini cebinden çıkaracak kalibrede bir stardı. Dans yeteneği olsun, müthiş soul hissiyatlı vokali olsun. Yandaki resme bakın. Resimde kendisi 70 yaşında tastamam. Günümüz popçuları bırakın o yaşa gelmeyi, 30'unda Tina kadar fiziğini koruyamıyor ve dans etmek bir yana şarkı söylemekten kaçınıp, playback yapmaya koyuluyorlar. Britney Spears örneğindeki gibi.


Kendisi bu sene 77.yaşgününü kutlayacak ve ben de yeri gelmişken sevdiğim şarkılarından minik bir liste hazırladım. Günümüzde kocasıyla boş zamanlarında Milano'ya inip alışveriş yapan ve İsviçre'de şatosunda yaşayan tonton bir teyze görünümüne bürünse de biz onun hep "vahşi" sahne halleriyle hatırlayacağız. Kasım'daki doğumgünü yaklaştıkça daha uzun listelerle karşınızda olurum. Şimdilik eğlenmeye bakalım.



4 yorum:

  1. canım tinam, ilk idolüm tinam <3 <3 <3

    YanıtlaSil
  2. Britney örneğine bayıldım ahahaha :D Britney hayranı bir arkadaşım var sürekli tartışıyoruz onun aslında bir star olmadığını bir türlü ikna edemiyorum yazını okusa bence ayrımın farkına varırdı .Listeyi dinleyelim bakalım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi ezberleri bozuyorum -kişisel görüşüm- Britney "maalesef" star bence de. Burada starlığı tanımlamak gerek aslında. Eğer çok satmak, listelerde yer almak ve popüler olmaksa starlık, ki öyle bence, Britney de starlardan biri hatta en iyilerinden döneminin.

      Fakat şu var, star olmak, kişinin iyi bir şarkıcı veya sanatçı olduğunu gösterir mi.. hayır. Lady Gaga büyük bir yıldızdır, iyi bir sanatçı mıdır, Tina Turner'la kıyaslanabilir mi, mümkün değil.

      Merak ediyorum şarkılarımı nasıl bulacaksın acaba :)

      Sil