60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

12 Mayıs 2016 Perşembe

Janet Jackson - Unbreakable (2015)


Bu yazıyı bir gün yazacağım aklımın ucundan geçmezdi. Yoldan geçen birisi önümü kesip "bir gün Janet Jackson dinleyeceksin ve beğeneceksin" dese güler geçerdim; çünkü kendisine şimdiye kadar birçok defa şans tanımıştım ve hepsi de hüsranla sonuçlanmıştı. The Velvet Rope'u ayrı bir yere koyuyorum. O albüm kelimenin tam anlamıyla başyapıttı ve ilk dinlediğim günden bugüne kadar her daim severek dinledim. Her ne kadar çıktığı dönem fazla sevilmese de benim için başucu albümlerimden biridir hala da. Eskimeyen bir efsane. Yeri gelirse albüm hakkında -tekrardan- yazmak istiyorum. Janet'ın 80'lerdeki en büyük iki albümü Control ve Rhythm Nation albümlerini de parça parça dinlerdim arada. Fakat oturup da baştan sona dinlediğimi hatırlamıyorum.

Geçtiğimiz ay 10Songs4U, Janet Jackson üzerine çok güzel ve uzun soluklu bir yazı dizisi paylaştı. Yazısına ek olarak iki tane de şarkı listesi hazırladı. "The Velvet Rope'un hatrına son bir şans daha vereyim en iyisi" diyerek o listeleri dinlemeye koyuldum. İlk başta çarpan şarkılar da oldu, önceleri "meh" deyip, ikinci üçüncü dinlemelerden sonra "baya iyiymiş" dediklerim de. Farkettim ki, ben yıllarca Janet'a haksızlık etmişim. Kendisi tek albümden ibaret değilmiş. Abisi Michael'ın gölgesinde kaldığını düşünürdüm fakat her şey Janet. albümünü tamamen dinlememle altüst oldu. Bir buçuk saate yaklaşan süresine rağmen temposu bir dakika olsun düşmeyen bir albüm. The Velvet Rope'taki kadar seksi; ama biraz daha kırılgan. Tam yağmurlu günler arabada giderken dinlemelik.


Sonrasında albümlerini sırasıyla dinledim. Janet Jackson ve Dream Street fazlasıyla sıradan pop albümleri ve ancak 80'ler gecesi tarzında özel zamanlarda açılıp dinlenecek şarkılardan oluşuyor. Fakat r&b olayına ilk göz kırptığı albüm olan Control ile pop-rock sosuna batırılmış Rhythm Nation ciddiye alınması gereken albümlermiş. Özellikle Control'daki The Pleasure Principle, He Doesn't Know I'm Alive ve Let's Wait Awhile gibi şarkılar ile Rhythm Nation'daki Lonely, State of the World ve Miss You Much şarkıları gerçekten çok hoş parçalar.


Kısmen daha yeni olan albümlerine sıra geldiğindeyse Janet şarkılarındaki r&b'nin dozu giderek artıyor ve bende bir takım rahatsızlıklara neden oluyor. Burada yedi senedir yazıyorum ve beni artık tanıdığınızı düşünüyorum. Hiphop, rap ve r&b gibi türlere fazla sıcak bakmadığımı biliyorsunuz. Elbette arada iyi örneklerini dinlerim. Mesela hiphop denince Beastie Boys, Kanye West dinlenir. Ya da r&b mevzu bahis oldu mu Mariah Carey, The Weeknd gibi isimleri tercih ederim. Fakat oturup da "hadi bugün r&b günü ilan edeyim" dediğime pek rastlanmamıştır. İşte tam da o yüzden Damita Jo ve 20 Y.O. gibi albümleriyle yıldızım barışmadı. Arada tek tük iyi şarkılar olsa bile. Eleştirmenlerden olumlu yorumlar alan son Janet albümü olan All For You için halen bir karara varamadım. İyi mi desem kötü mü bilemiyorum, zamanla bu sorunsalın üstesinden geleceğim. Discipline'e çıktığı dönemde kulak verdiğim için bu aşinalıktan dolayı ve öbür albümlerine oranla daha çok dinlediğimden midir bilmiyorum seviyorum. Elektronik havası da sevgimde etkili olabilir.


Nihayet kendisinin -şimdilik- son albümü olan Unbreakable'a ya da şöyle söyleyelim, Zihin'in, Janet'la barışma albümüne sıra geldi. 2015 yılının son demlerinde piyasaya çıkan albüm, Janet'ın All For You'dan bu yana en çok övgüler topladığı albüm büyük ihtimalle. Metacritic notunun 75/100 gibi iddialı olduğunu hatırlatırım. Geçelim şarkılara. Albüme ismini de veren, yavan pop/r&b şarkısı Unbreakable karşılıyor bizi fakat böylesi iyi bir albüme yakışmayacak bir giriş parçası olmuş; keşke direk olarak Missy Elliott destekli gaz şarkı BURNITUP! ile başlansaymış. İnsan ister istemez şarkıya bedeni ve ağzıyla eşlik ediyor. Siren sesleri ve ritmiyle Beyoncé şarkılarını anımsatsa da altında Janet imzası olduğunu her saniyesinde farkettiriyor. Elliott yine muhteşem.

Bu Mayıs ayında klipleştirilen Dammn Baby ise 2000'lerdeki Janet'ı iyi yansıtan bir parça. Hemen ertesinde gelen ve öncülünden çok daha güçlü bir parça olan The Great Forever ise ilk dinleyişte insanı fevkalade şaşırtıyor. Janet, bu şarkıda öyle bir vokal yapmış ki, merhum abisi Michael Jackson'ın mezardan dönüp şarkıyı okuduğunu zannedebilirsiniz. Ses tonu ve rengi o kadar Michael olmuş ki.. Yeri gelmişken toprağı bol olsun onun. Pop müziğin tek kralı.

Janet İstanbul'da (Courtesy of Janet Love / Darren)
2013 yazında Janet, İstanbul'a gelerek şarkı sözlerini yazmaya koyulmuştu.

Nedense Katy Perry şarkılarına benzettiğim Shoulda Known Better ve albümün ağır toplarından biri olan After You Fall'dan sonra müthiş rahatlatıcı bestesine rağmen 2009 yılında kaybettiği abisine ithafen yazdığı sözleriyle bir yandan da hüzün kokan Broken Hearts Heal geliyor. 2012 yılında Katarlı Müslüman milyoner iş adamı Wissam Al Mana'yla evlenen Janet, geçtiğimiz hafta ilk çocuğuna hamile olduğunu açıkladı (ve turnesini 2017'ye kadar erteledi). Daha öncesinde basında kendisinin de din değiştirerek Müslüman olduğu iddia edilmişti. Ne kadar doğrudur bilinmez; ama şarkıda geçen "inshaallah, see you in the next life (inşallah bir sonraki hayatımızda görüşmek üzere)" ifadesi bunun bir işareti olabilir. Ayrıca Janet, 90'lı yıllardan beri seks sembolü olarak sahnelerde kendine yer bulurken (Super Bowl faciasını unutmayalım), yeni turnesi Unbreakable Tour'da eskisine nazaran çok daha kapalı kıyafetler tercih etmekte. Öyle ki, daha öncesinde neredeyse yarı çıplak dolanan Janet, bu turnede kollarını ve boynunu bile kapatmayı tercih etmiş.

Unbreakable Turnesi (Courtesy of Alexander Tamargo / Getty Images)

"Bu sabah cennette uyandım" ifadesiyle başlayan albümün en house şarkısı Night ise hiç beklemediğim kadar iyi. Ne kadar r&b'den uzak, o kadar iyi benim için. Albümün ilk teklisi olan ve J.Cole ile beraber okuduğu No Sleeep düeti ise Sade şarkılarını andıran huzur dolu bir quite storm parçası. Take Me Away ise albümün zirve noktası. Şu soundta bir pop albümü çıkaramadı gitti kendisi. Interlude alışkanlığını bu albümde bozan Janet, ne olur ne olmaz diye araya nazarlık bir tane eklemeyi unutmamış. Bir dakikalık süresiyle "ağız tatlandırıcı" lokum niyetine sunduğu piyano eşliğindeki Promise, albümün en sağlam balladı bana sorarsanız. Keşke daha uzun olsaymış, doyamıyorsunuz. Albümün ilk yarısına göre ikinci yarısı daha sakin. Black Eagle da bu düşük tempo şarkılardan biri. Gider ayak rock balladlarını andıran mistik soundlu Well Traveled ile gönlümü çelen Janet, Gon' Be Alright ile partinin startını veriyor.

Unbreakable, benim için Janet'ın 2000'lerde yaptığı en iyi iş olabilir. Belki Janet. ve The Velvet Rope kadar heyecan verici ve karanlık değil; ama gerek Michael Jackson'a saygı duruşunda bulunması gerekse içerdiği sürpriz hitlerle bu yılın en çok dinlenmeyi hak eden albümlerinden. Beyoncé ve Rihanna'nın, "ablalarından" öğrenecek daha çok şeyi var kesinlikle.

Bunları Dinlemek Lazım: BURNITUP!,  Broken Hearts Heal, Night, No Sleeep, Take Me Away


2 yorum:

  1. Okuduğum açık ara en iyi Unbreakable eleştirisi. Çok güzel yorumlamışsın. Konuşmuştuk seninle, ben hala belli bi yere koyamadım o albümü ama favorilerimiz benzer demek ki albüm tutarlı :)

    YanıtlaSil