60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda göreceğin aşk, verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End) 💜🌼🐝🌈

22 Haziran 2018 Cuma

Mezeler ve de Müzeler - 2


Ortadoğu'ya gelip de yemekleri tatmamak olmaz. Hele de mezeleri. Zaten etle aram olmayınca mezelerle zaman geçirmek kaçınılmaz haliyle. Fakat yemeğe geçmeden müzelerden konuşalım.




Şehrin en çok övülen müzeleri Beit Beirut binası, Mim Mineral Müzesi ve Ulusal Beyrut Müzesi. İç savaş boyunca Yeşil Hat olarak adlandırılan ve bir dönem şehri ikiye ayıran hat boyunca yürüyüşe koyuluyorum. O dönem iki parça olan şehrin ortasından geçen caddenin isminin de Şam olması ne acayip. Bugün Suriye can çekişmekte. Nasıl bir kader yarabbi.


Çiçeklerin açtığı Şam caddesinde yürüyorum. Bir zamanlar (linke tıklayın) bu sokakta yürüyenlerin durduk yere vurulup öldürüldüğünü düşününce içim ürperiyor istemsizce. Bu arada kafama güvenirim yol bulmada fakat nedense Beyrut'ta birkaç defa kayboldum. Sorun mu ? Tabi değil. Güzel noktalar keşfettim böylece. Sonra da birilerine sorarak yolu buldum. İngilizce çok da yaygın sayılmaz. Fransızca'yla işinizi rahatlıkla halledebilirsiniz. Tabii Arapça bilen arkadaşlar en rahatı :)

Beit Beirut, şehrin en çok can alan noktasıymış. Günümüzde ise bir iç savaş müzesi. Psikolojiniz el veriyorsa içeriyi gezin. Hala yıkıntılar duruyor. İbreti alem olsun savaş çığırtkanlarına.










Devam ediyorum. Beyrut sokakları çok sessiz.


Kimisi der ki, savaşın bile kuralı vardır. Hayır. Yoktur kuralı veya ahlakı. Henry Miller ne der ? "Savaştır ahlaksız olan sevişmek değil." Beyrut'u gezerken farkediyorsunuz, kurşun delikleriyle kiliseler ve müzeler. Oysa ibadethaneler dokunulmaz değil midir ? Nerede kaldı "savaş ahlakı" ? Hiç olmadı mı yoksa ? Şu güzelim müze bile savaşta taranmış. Mısır etkisindeki fasadıyla müzemiz:






Sidon şehrinden getirilmiş eserlerin önemli kısmı. Zaten bu şehir kıymetlimizdir. Bir çok eserin özüdür. Mesela şuan İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen "İskender Lahdi" diye kabul gören fakat ona ait olmadığı bilinen lahit de yine bu şehirden götürülmüştür. Lübnan tarihini merak ediyorsanız buraya uğrayın. Fenikeliler, Osmanlılar, Romalılar, Mısırlılar ne ararsanız var.

Lahit demişken, burada Aşil Lahdi diye anılan bir tane eser var, çok hoşuma gitti üstündeki tasvir.



Figür olarak hep etkileyici bulduğum meşhur boğa figürü de çıkıverdi karşıma yine. Hathor ve Persepolis'e selam edelim.




Bunların haricinde hatrı sayılır bir mozaik koleksiyonu var ve bozulmamış. Malum mozaik restorasyonu ciddi bir iştir. En ufak insani hatada şablon bozulur heba olur. Şükür ki buradakiler saklanabilmiş.
































Lakin serginin en özel noktası bence bodrum kattaki anthropoidlerdi. Yani insan figürlü lahitler. Fotoğraflamak yasak olmasaydı güzel paylaşımlar yapabilirdim.



Normalde doğa tarihi müzelerini gezerken sergilenen minerallerde fazla zaman geçirmem. Meraklısı değilim. Fakat Beyrut'takinin çok meşhur olduğunu duyduğum için şansımı denedim böylelikle. Yine fazla bir şeyler anlamadım ama göz banyosu yaptım. Renk renk. Tam anlamıyla bir renk cümbüşü. Ve tahminimden daha çok zevk verdi. Yerin altında ne güzel bir hayat sürmekte.











Özellikle bu karanlık sergide oturup biraz dinlenin bence. Sonra fosillere uğramayı unutmayın.

Yine düşüyorum Beyrut sokaklarına. Geniş kapılı evlerin oldum olası ilginç bulmuşumdur.








Eski bir sinema salonu.


Tavuk çok tercih edilen bir besin Beyrut ve ülke çapında (tawok diye restoran gördü bu gözler). Açıkçası yemediğim için hiç denemedim. Fakat şavurma denen şey burada çok popüler. Dürüm gibi yapılıyor. Tavuk dolduruyorlar içine. Çöp şiş yine popüler. Her restoranda rastlamak mümkün.

Gelelim mezelere. Meze büyük bir kültür. Hele de Levant bölgesinde. Zira Ermeni, Yahudi ve Arap mutfağının birbiri içine geçmesi ve Akdeniz'in zerafetini tek vücutta toplaması ortaya muazzam şeyler çıkmasını sağlıyor. Sıcak bir Beyrut günü serin mezeler yemek etten daha mantıklı bana kalırsa. Tercih sizin tabi. Yerel mezeler şu şekilde:

- En popüleri yakından bildiğiniz tabobouleh (tabule). Çocukken ben annem evde yapardı. O yüzden anılı bir yemektir benim için. Bulgur, nane, bol maydanoz, domates, limon ve bazen nar.

- Humus. Bunu zaten sevmemek için bir neden göremiyorum. Hala en güzel örneğini Mersin'de yemiş olsam da Mısır ve Lübnan'da da güzel örneklerini tattım. Lübnan'da bazen üzerine karamelize soğan ekliyorlar. Güzel detay.

- Baba Ghanoush (babagannuş). Açıkçası oradayken hiç denemedim. Fakat mutlaka güzeldir. Patlıcanlı her şey güzel olur.

- İlk kaşıkta "aman Allah o da ne" dediğim ve tabağı sıyırtan fatteh. Mısır'daki Oumm Ali tatlısından sonra yediğim en güzel yerel yiyecek diyebilirim. Bol yoğurt, kızarmış lavaş (cips tarzında kızartmışlar), nohut, pul biber, tadımlık maydanoz, az kimyon, isteğe bağlı sarımsak. Gerçekten dehşet bir şey. Evde mutlaka deneyeceğim. Vejetaryen dostu. Sunumu yapan garson özellikle bana sordu sevip sevmediğimi, sevdiğimi, hatta en güzelinin de o olduğunu söyledim. Kendisi de aynı fikirdeymiş. Sıcak havada yenebilecek en ferah şeylerden biri.


- Fattoush ise en popüler salataları galiba. Envai çeşit yeşillik ile ekmek (pide tarzı).

- Turşu gibi saklanan patlıcan dolması makdous. Çok farklı bir lezzet. İçinde sadece ceviz ve kırmızı biber var. Pirinç veya et yok. Soğuk tüketiliyor. Kahvaltılarda da görmek mümkün. Hafif ama tuzlu biraz.

- Pide ekmeği dedikleri bir şey var. Aslında krep kadar ince. Kahvatıda arasına peynir zeytin koyup yemelik. Fakat çok matah değil.

- Acılı ezmeleri kahvaltıda iyi gidiyor. Her ne kadar ismini öğrenemesem de.

- Hellim peynirini hunharca tüketiyorlar. Kızartıyorlar veya bazen salata haline getiriyorlar.

- Hiçbir zaman alışamadığım ful mudammas burada da mevcut. Tahinli fasulye/bakla.

- Gönlümün efendisi falafel.

- Yaprak sarması güzel. Zeytinyağlı. İçinde farklı baharatlar var, ekişili. Yoğurtla sunuyorlar burada.

- Şekerle aram olmadığından sadece basbousa'dan (revani) tattım. Bizim revaniden tek farkı şerbeti yok. Kek gibi. Ermeni lokantalarında da böyle. Normalde şerbetli tatlılar ağır gelir bana fakar bu tatlı şerbetsiz biraz yavan oluyormuş. Hafif ama tabii.

- Café Younes da oranın yerel kahve zinciriymiş. Kakuleli Türk kahvesi içmek için ufak bir zaman yaratın.


* * * 

Dehşet güzellikteki Baalbek Tapınağı ile şirin sahil kasabası Byblos ve diğer yerleri de haftabaşına bırakıyorum. Siz siz olun Ortadoğu'ya kötü ithamlardan bulunanlara inanmayın. Politik iklim ve son yüzyılda olup bitenler ile yargılamayın. Mutfağı da insanı da kültürü de muazzam. Gidin, yerinde görün. Ortadoğu'ya "lağım çukuru" diyen beyni çürümüşlere duyrulur.

Sabaha bir Fairuz şarkısı bırak. Lübnan'dak ismiyle "yıldızların elçisi" Fairuz.

6 yorum:

  1. Karnımı acıktırdın Zihin kardeş. Tam benlik yiyecekler, geçen yıl Hatay'a gidip neredeyse hiç et-kebap yemeden, mezeyle beslenerek dönen bir şahıs olduğum için ağzım sulandı :) Gecikmeli bir afiyet olsun göndereyim :)
    Not: O fatteh denilen şeyin içinde çam fıstığı da mı var, benzettim sanki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Benim de en sevdiğim şehirlerimizden biridir. Hep söylerim. Oranın havası bambaşka kesinlikle. Keşke bu felaketler yaşanmasaydı da rahatlıkla Suriye'yi de gezebilseydik.

      Teşekkür ederim! Bazıları çam fıstığı da koyuyormuş evet fakat benim yediğimde kaju vardı :))

      Sil
  2. Bükreş'te mineral müzesine gitmeye çalıştım, kimse benimle gelmek istemedi, gözlerini devire devire kaçıştı herkes :/ Fosillere de gitmeyecektik, bir arkadaşlarının 7 yaşındaki oğlu bana arka çıkınca gidebildik. Çocuğa kartpostal filan atıyorum, beni unutmasın da bir dahaki sefere minerallere de gidelim. Küçük hesaplarla yaşıyorum.
    Valla ömrümün sonuna kadar şu meze menüsüyle beslenebilirim, ne güzel allahım her şey!
    Baalbek ve Byblos'u merakla bekliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mineral deyip de geçmemeliymişiz. Onu burada anladım ve saygı duymaya başladım taşlara karşı. Hele bir de radyoaktif olanları bir özel yere koymuşlar. Işığı kapatıyorsunuz ışıldıyor zifiri karanlıkta. Çocuk gibi heyecanlanmıştım :)

      Valla gerçekten meze kültürü başka bir evren <3

      Baalbek'e mutlaka gitmelisini diyorum. Piramitler için bu kadar iddialı olmam fakat burası gerçekten acayip.

      Sil
  3. Ben de anlamam ama anlamasam da gezerdim o mineral müzesini. İlginç görünüyorlar.
    Son cümlelerinde çok haklısın. Lağım çukuru deyip aşağılamak değil de nasıl bu hale geldiğine, getirildiğine şaşmak, üzülmek var bende.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok önceden medeniyetin beşiği şeklinde anılan şu bölgenin bugünkü halini görmek iç acıtıcı. Tabi ki nedenleri var. Dünden bugüne neler değişti uzun uzun konuşabiliriz. Fakat yine de bazı insanlar haksızlık ediyor. Son kertede hala medeniyet ve kültür bir şekilde yaşıyor bu topraklarda.

      Dün mesela birisiyle tartıştım. İddiası şu ki, Berberilerin ve Arapların kültürü yokmuş. Gülüp geçebilirdim :) Olmadı, tartışmayı seçtim. Kafalarının içinde nasıl önyargılarla yaşıyor bazıları hayret doğrusu. Kültürleri olmadığından ötürü onların yabancı dilleri benimseyip sömürüldüğünü iddia etti.

      Sil