60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda göreceğin aşk, verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End) 💜🌼🐝🌈

23 Mart 2018 Cuma

Zarif Akdeniz Şehri - 4






















Nil'e veda ettim. Fakat içimden hala onun resimlerini paylaşmak geçiyor. İskenderiye gezim öncesi son bir Nil karesi. Şimdi sıra Akdeniz'in zarif şehrinde. Yani Alexandria diyarı.

İskenderiye şehri, en çok görmeyi dilediğim şehirlerden biriydi. Neden ? Birincisi, Henry Miller'ı ne kadar sevdiğimi biliyorsunuz. Onun yakın dostu olan Lawrence Durell, bir vakit şehirde yaşamış, anılarından esinle bir dörtleme seri yazmıştı. The Alexandria Quartet. Gezmeye düşkün bu insanların referans olması şehri fazlasıyla merak etmeme yeter.

Diğer sebepse şehrin tarihi. Büyük fatih İskender'in emriyle kurulmuş vaktiyle. Ve bir dönem de şehir Dünyanın Yedi Harikası'ndan birine -İskenderiye Feneri'ne- ve dünyanın gördüğü en büyük kütüphanelerden birine ev sahipliği yapmış. Gel de sevme bu şehri. Tarih var, manzara var, serin bir havası var. Ne olsun ! Mısır'daki şehirler arasında en yaşanabilir şehir Alexandria'ydı.

Image courtesy of AncientVine.com



Arka mahallelerin eskiliği karşısında biraz düşkırıklığı yaşasam da corniche denilen kordon boyunda yürüyerek başlanabilir şehre. Denize nazır. Tertemiz bir kıyı kenti. Belli olmasa da şehir içi nüfus tastamam beş milyon civarında. Fakat Kahire'de göreceğimiz o hır gürden eser bulamazsınız. Akşamları sadece biraz trafik oluyor sahil kesiminde. Bunun harici gayet huzur dolu.


























Kordon boyunda yürürken Meçhul Asker anıtını görebilirsiniz. Başında iki tane nöbetçi asker duruyor. Deniz savaşlarında hayatını kaybeden insanlar için dikilmiş kıyının yanı başına.



















Yola devam ediyorum. Sağ tarafta Akdeniz uzanıyor. Şehirde sanayi (petrol rafinerileri) gelişmiş fakat denizi hala tertemiz. Bu da bir şeydir yani. Kayıklar dizilmiş suyun üzerine sallanıyorlar. Rengarenk. Bazıları da kıyıda. Kayıtbay Kalesi'ne dek böyle manzara.

Memlük imzalı eser tam da antik İskenderiye Feneri'nin bulunduğu yerin üstüne inşa edilmiş aslında. Ve dahi İskenderiye Feneri'nden kalan bazı taşlar kullanılmış inşasında. Binlerce yıllık bir eserin kalıntılarını az da olsa görebilmek ve dokunabilmek insana güzel hissetiriyor.



1477 senesinde yapılmasına rağmen zamanla tahrip olmuş ve yeniden restorasyon geçirmiş. İçinde ilginç bir mescit bulunmakta.

Otelinize dönerken Trip Advisor'ın da şehirde önerdiği camilerden biri olan Abu al-Abbas al-Mursi camisini gezebilirsiniz. Çok farklı bir cami sayılmaz. Hele de Kahire'de göreceğiniz eşsiz örneklere oranla. Fakat ibadethane gezmeyi seven biriyim. Kilise olsun cami olsun her neresiyse içine girip görmek inançları anlamaya çalışmak hoş.






Şehrin diğer kısmını gezmekte sıra. Roma döneminden kalma yeraltı mezarları yani katakomblar, Pompeii sütunu ve modern kütüphane.

Kom El Shoqafa, yani "çömlek kırıkları tepesi", ismiyle anılıyor. Takriben ikinci yüzyılda inşasına başlanmış. Orta Çağ'ın "Dünyanın Yedi Harikası" listesinde bulunuyor bu mezarlık. İlginçtir, Mısır etkisinde inşa edilmiş bir mezarlık. Hem Medusa'yı görebilirsiniz, hem de Anubis'i.

Fotoğraf çekimi maalesef yasaktı içeride. Güzel resimler paylaşabilirdim. Lakin internette olanlarla idare edeceğiz burada.

http://www.incredibilia.it/catacombe-kom-el-shoqafa/

http://www.incredibilia.it/catacombe-kom-el-shoqafa/














Pompeii Sütunu ilginç. Monolitler (tek parça taş) arasında en eski yıkılmamış örneklerinden.

Günümüz İskenderiye kütüphanesi muhakkak gezilmesi gereken yerlerden biri. Turist olarak gelip kütüphane mi gezeceğim demeyin. İçinde birbirinden enteresan müzecikler var. Antik eserlerin içinde sergilendiği bir müze. Enver Sedat'ın anısına müze. Liste uzar gider.

Fakat kütüphanenin çalışma bölümü dahi görülmeye değer. Devasa bir alan içeriyor.





Enver Sedat'ın müzesi ise tarihi. Yakın dönem Mısır tarihini en çok şekillendiren devlet adamlarından biriydi kendisi. Tarihe merakı olanlar hemen anımsayacaktır. İsrail'le ciddi bir savaşa girişmiş, askeri alanda kaybetse de (biraz tartışmalı bir konu), masada Mısır'ın galip gelmesini sağlamıştı. Camp David görüşmeleri. Lakin İsrail'le barış antlaşması imzalaması onun hayatına maloldu sonunda. Radikaller tarafından bir tören esnasında kurşuna dizildi. Kendisiyle beraber locadan bulunan diğer konuklardan da ölen ve yaralananlar vardı. Müzede o an Sedat'ın giydiği elbiseyi ve bazı kişisel eşyalarını görebilirsiniz. Mesela kendi sesiyle radyoda okuduğu Kuran'ı dinleyebilirsiniz.





Kütüphanenin dış cephesiyle bahçesi de görülesi. Zira hemen giriş kısmında İskender'in büstü uzanmakta. Şehre ismini veren İskender burada da hiç unutulmamış. Kütüphanenin dış cephesindeyse, dünya üzerinde bilinen ve zamanla unutulan dillerin tamamına ait harfler işlenmiş. Etkilendiğimi söylemeliyim.

















Eski fakat şirin sarı renkli tramvayları görülmeye değer. Şehrin en önemli yerlerine gidebilirsiniz. Ara sokakları da görmüş olursunuz bu sayede.








Dinlenmek ve denizin tadını yeşille beraber yaşamak için şehrin bir diğer ucuna gidelim. Montaza bahçeleri sırada. Oraya bir gün ayırın. Kocaman bir dinlenme noktası. Bol yeşil. İçinde de sarayı. Restorasyon halinde şuanda. Devlet başkanlarının konutuymuş.



Şehre veda etmeden önce sonradan yapılan köprü Stanley'i ve benim göremediğim mücevherlerin sergilendiği müzeyi görmeden dönmeyin. Plajında yürüyün. Yemeklerini yiyin (özellikle yoğurtları güzel). Rüzgarında serinleyin. Kısacası keyfini sürün güzel İskenderiye'nin. Nihayet güneşi bir de buradan ufka batırın. Çaldı kalbimi.





















Canım Fairuz'dan gelsin.


8 yorum:

  1. Ay okurken bile etkilendim şehirden, ne güzel anlatmışsın.
    İskenderiye Kütüphanesi'ni çok görmek isterdim, hemen biraz gugıllıyım :)
    Bu sefer kimsenin villası yok muydu? Şöyle Akdeniz'e bakan filan?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de sakinliği ve denize nazır oluşu oldukça hoşuma gitti. İnsanlar özgürce denize giriyor (Libya, Yemen ve Suriye aklıma gelince onlar hala şanslılar diyorum), sokaklarda insanlar, her yerde kediler, yine okullarının gezisiyle zorla (?) sürüklenen ilkokul çocukları :)

      Kütüphanede çocuklar kitaplara yumulmuş çalışırken turistlerin içeriyi dilediğince turlayabilmesi baya ilginç. Türkiye'de öyle rahat geziliyor mu acaba? Derya deniz müzeler mevcut kütüphane bünyesinde. Enver Sedat'ın müzesi ile resim sergisini gezebildim.

      Valla göremedim öyle afili bir yapı :) Fakat parkın içinde özel konutlar vardı (hemen denize nazır). Yeniliyorlarmış oraları. Artık kaç pounda satarlar hiç bilemiyorum.

      Sil
  2. Merhaba, sizi en iyi 20 müzik grubu konulu yazınızla keşfetmiştim fakat şimdi o yazıya ulaşamıyorum. Sitenizden silindi mi? Eğer silindiyse benimle paylaşabilir miydiniz tekrardan?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eski öyle yazılarımın bir kısmını sildim. Çünkü bir kısmını güncellemeyi düşünüyorum bir kısmı ise şuanda gereksiz duruyordu. Sizin bahsettiğiniz yazım ileride güncellenecekler arasında. Listedeki isimler değişebilir. Fakat üç aşağı beş yukarı aynı olur :)

      Sil
  3. Bayılıyorum gezi yazılarına.Sayenizde biz de gezmiş görmüş gibi olduk.Mısır gezisi yaparsam ileride tavsiyelerinizi dikkate alacağım.O medeniyeti keşfetmeyi çok istiyorum.Teşekkürler bu güzel yazı serisi için :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim :) Genelde ülke özelinde insanlarda bir çekince mevcut. Haksız sayılmazlar. Ama öyle dramatik bir tehdit hissedilmiyor. Maalesef dünya genelinde güvenlik tehdidi var. Umarım ileride bir gün herkes özgürce dilediğince gezebilsin. Mısır ve benzeri kadim medeniyetleri güven içinde görebilelim. Cezayir, Tunus, Ürdün, Libya, Suriye.. Ah ah.

      Sil
    2. Güvenlik sorunu olmasa çoğu insan o mistik havayı solumak ister eminim.Ne yazık ki unutuyoruz o medeniyetleri bu tip sorunlarla.Umarım huzur her yere uğrar...

      Sil
    3. Patti Smith bunu en güzel şekilde açıklar Radio Baghdad'ta: "Bağdat, dünyanın merkezi. Küllerin şehri, görkemli camileriyle beraber...Işıklarınızı gönderdiniz, bombalarınızı, şehirlere gönderdiniz. Şok ve korku. Sanki çılgın bir tv şovu. Medeniyetin beşiğini soyuyor onlar..." Terör ve savaşlar, "medeniyetin beşiğini soyuyor".

      Sil