60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

20 Nisan 2014 Pazar

Kuşlar Da Gitti

Anadolu'nun sesi, Türk edebiyatının çınarı, usta kalem Yaşar Kemal'in 1978'te kaleme aldığı Kuşlar Da Gitti adlı uzun öyküsü şans eseri karşıma çıktı. Bu kısa kitabın içini biraz karıştırmamla, alıp okumam bir oldu. Toplumdaki hızlı değişim, adetlerin unutulması, insanların giderek yanlızlaşması ve duyarsızlaşması, İstanbul'un yapılaşma sorunu ve doğanın giderek yok oluşu gibi belli başlı önemli noktalara değinen bu harika kitabı herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Bir çırpıda okuduğum bu novella değim yerindeyse yüzüme tokat gibi patladı. Okurken sürekli içimden "işte tam olarak hissettiğim, düşündüğüm şey bu" diye geçirdim. Usta, öylesi can alıcı tespitlerde bulunmuş ki etkilenmemek mümkün değil. Günümüz Türkiyesi ile 1978 Türkiyesi arasında aslında ne kadar çok benzerlik olduğuna siz de şaşıracaksınız. Dilerseniz kitapta beni sarsan birkaç alıntıyı burada paylaşayım:

"Dün ben bütün şehri dolaştım, bir Allahın kulu çıkıp da bir tek kuş salıvermedi havaya... İstanbul göğüne. Bu insanlar değişmiş. Din iman, vicdan, Allah kitap kalmamış bunlarda..." (Yapı Kredi Yayınları 11.Baskı sf.19)

"Azgın suratlı, bereli adamlar, gözleri velfecr okuyan, camiden Allahla yaman bir dövüşten çıkmışçasına, yüzlerinin olanca nurunu orada, içerde bırakmış çıkan insanlar, mümin mi bunlar, bu öfkeden bastıkları yeri çatlatanlar, bunlar mı mümin? Kuşlar da başlarını alıp gittiler çoktaan... Şu Taksim alanında birbirlerini ezenler, o kadar insanın içinde hak tu, diye ortalığa tükürük savuranlar, sümkürenler, sümüklerini ağaç gövdelerine sürenler, hasta yüzlüler, vıcık vıcık boyalılar, suratlarından düşen bin parça olanlar, düşman gözlüler, gülmeyenler, birbirlerine düşmanlar gibi, birbirlerini yiyeceklermiş gibi, birbirlerinin gözünü oyacak, kuyusunu kazacaklarmış gibi bakanlar, korkanlar, utananlar bunlar mı, korkanlar, ben ben, ben, diyenler, bunlar mı? Kuşlar da gitti... Giden kuşlarla..." (sf.39)

"Şimdi, şu İstanbul'da herhangi bir güzellik, iyilik, sevinç verecek bir olay üstüne böylesine ağız dolusu bir sevinçle gülecek bir kişi var mı? 'Dur Mahmut, sen de onlar gibi oluyorsun.' Var, var, tabii var, olmaz olur mu? İnsanlıktır bu... Kat kattır, en sağlam, en güzel mücevheri en alttadır, soydukça insanlığı, kabuğundan soydukça, bir kat, iki, üç, dört, beş kat, gittikçe aydınlanır insanlık, güzelleşir. Çirkin olan insanlığın en üst kabuğudur. Adam olan hem kendi kabuğunu, hem insanlığın kabuğunu durmadan soymaya çalışır. Soydukça ortalık aydınlanır, soydukça...'Dur, Mahmut dur.' 'Duramam,'diye bağırdı, 'insanlara söz ettirmem. Olmaz. Bir yerlerde bir şeyler kalmıştır. Durmam, vardır. Parlıyordur. Biz onu bulamıyorsak gücümüz yoktur. O parlak ışığı göremiyorsak, gözümüz içimizin karanlığındadır.' Umutların öldüğüne iyice inandığın bir anda insanlık, binbir yönden açan bir ışık-umut çiçeğiyle birden aydınlanıverir..." (sf.54) 

"İstanbul yeni kurulduğunda burası, şu ormanın yeri, Yeşilköyün, Şenlikköyün, Bakırköyün yeri, Floryanın koyağı belki de böyle, sonsuz, uçsuz bucaksız dikenlikti, o uçsuz bucaksız ovada doğmuş milyonlarca kuş bir ışık, renk yağmuru gibi dikenliğe yağardı. Belki de bir dikenli yamaçta, belki de ormanda doğmuştu bu kuşlar... Belki de... Günler yıllar geçtikçe dikenler küçüldü...Floryanın o güzelim menekşe dolu koyağına çirkinin çirkini beton apartmanlar yığdılar. İşte kuşlara bu küçücük yer kaldu, denizle orman arası..Ve kuşlar her yıl gelip bu küçücük dikenliğe sığınıyorlar. Geçen yıl bu dikenliğin sahibi de burasını parselledi, metrekaresini üç yüz, beş yüz liradan okuttu zenginlere...Altına hücum gibi, arsaya hücum başladı İstanbulda...Gelecek yıl işte burada, şu bakır rengi dikenliğin yerinde için bulanmadan bakamayacağın çirkin beton apartmanlar, villalar yükselecek. Sokaklarında yanlız birbirlerine gösteriş yapmak, para para, yanlız para kazanmak için yaşayan, insanlıklarını unutmuş yaratıklara caka satacaklar...Belki kuşlar çok derin, eski bir içgüdüyle buraya, o zaman kesilmiş olacak olan şu ulu çınarın üstüne, göğüne uğrayacaklar, bir an duraksayıp bir şeyler arayacak,..beton yığını evlerin üstünde küme küme dolaşacak, konacak bir yer bulamayıp bir uzak keder gibi başlarını alıp gidecekler" (sf.56) 

"Cehennem yerinde hiç ateş yoktur, herkes ateşini buradan götürür" (sf.68)

"Uzaktan, İstanbuldan uğultular geliyor, kızıl kanatlı yırtıcı kuş Menekşenin üstünde, göğsünü esen yele verip kanatlarını germiş süzülüyor, önümde İstanbul şehrinin acımasızlığının, yitmişliğinin, kendi kendini, insanlığını unutmuşluğunun, çok şeyler yitirmişliğinin bir anıtı,.. duruyordu" (sf.79)

6 yorum:

  1. Ne hoş bir tesadüftür :) Dün kaç kez elime alıp alıp bıraktım sonra da dedim ki bu seri indirime girer girmez arar mısınız tamamını alacağım :) YKY indirimi beklemedeyim. Ama yok olmazsa da kesin alacağım tavsiye de gelince

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir rastlantı olmuş öyle :) Aslında benim de öyle bir projem var. Bu da Zihnin ılgın projesi. Okkalı bir indirim olsa da Yaşar Kemal'in kalan kitaplarını toparlasam.. Orhan Pamuk da YKY'ye geçti. İyi oldu. Eksikleri tamamlarız ilk indirim furyasında :)

      Gerçekten kitap çok hoşuma gitti. Kısa ama öz. Nice hacimli kitaptan daha büyüleyici daha sarsıcı.

      Sil
    2. Ama ama şimdi çokk yeni aldım koca beni atacak evden :)) En iyi ihtimal 1-2 aya çok merak ettim ne yalan söyleyeyim.
      Kitap için kurumlar bütçe ayırsa personele 100 lira bile olsa olur :))

      Sil
    3. Ah keşke. Rüya gibi olurdu :)

      Sil
  2. :) güzel bir paylaşım :) teşekkürler kitabı alıp okumalıyım dedim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Gerçekten çok etkilendim kitaptan :)

      Sil