60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

14 Mart 2014 Cuma

İngiltere, Türkiye ve Ortak Acı Ölüm


Bugün İngiltere solunun önde gelen figürlerinden, yarım asırlık Labor Party (İşçi Partisi) milletvekili Tony Benn, 88 yaşında yaşamını yitirdi. Kendisini tanımam etmem. Peki vefat haberinden neden bahsediyorum durduk yere ? Durumu ilginç kılan şey, Benn'in arkasından sadece İşçi Partisi'den değil, rakibi Conservative Party (Muhafazakar Parti) cephesinden de başsağlığı mesajlarının yayınlanması. Hatta Muhafazakar Parti çıkılı mevcut başbakan David Cameron bile Benn hakkında tweet attı. Onun ne kadar iyi bir yazar olduğundan ve hitabetinin gücünden bahsetti.

Türkiye'ye bakıyorum ve içim bir kez daha acıyor. Son durak olan ölümde bile kamplara bölündüğümüzü, acıları komşularımızla paylaşamadığımızı görüyorum. Hepimizin bir gün tadacağı bu ölümü, bu ortak acıyı da paylaşamayacaksak yekpare bir toplumun varlığından nasıl söz edebiliriz ? Demek ki bu ülkede "toplumlar" var. Bir toplum yerine. Acılar bölündüğüne göre. Şu üç resme iyi bakın:


Berkin Elvan ölüyor, birileri ağlıyor öbürleri susuyor. Burakcan Karamanoğlu ölüyor, Ahmet Küçüktağ şehit düşüyor bu sefer başkaları ağlıyor, öbürleri susuyor. Bunu hangi vicdan kabul eder ? Ölümün tarafı olur mu yahu ? Dili, dini, rengi, ideolojisi olur mu ? Bir yanda 15 yaşında bir çocuk. Öbür yanda 22 ve 30 yaşlarında iki gencecik delikanlı. Hepsi pırıl pırıl. Hepsi ana kuzusu. Bu acılar kıyaslanır mı ? Acılar kıyaslanmaz, paylaşılır. Paylaşılır ki acılar dinebilsin. Ağıt tutulur, dualar okunur. Ardından slogan atılmaz veya intikam yeminleri edilmez. Hele hele nefret tohumları ekilmez. Ölüden bahsederken söze "ama" ile başlanmaz. "Sokakta ne işi vardı", "ama o da iktidar yanlısıydı, iktidar karşıtıydı" denmez; susulur. Ölüye saygıdan susulur.

Ne yazık ki toplum olarak öylesine gerginleşmiş öylesine kutuplaşmışız ki bir "insan"ın ölümünde bile safları sıklaştırmanın, tarafımızı belli etmenin derdindeyiz. Bir "Allah rahmet eylesin"i bile çok görüyoruz. İktidar cephesinin Berkin'in ardından sessiz kalması, Burakcan'ın ardından da muhalefetin bir kısmının sessiz kalması.. Vicdan yaralayıcı bir tablo. Gencecik insanların ölümleri karşısında susmak..

Biliyor musunuz Berkin'in babası, Sami Bey, Burakcan'ın babası Halil Bey'i olaydan sonra aramış ve "senin evladın benim evladımdır" diyerek başsağlığı dilemiş. Halil Bey de İstanbul'a dönünce Sami Bey'i ziyaret edecğini söylemiş. Satırları yazarken bile tüylerim diken diken oluyor. Temiz yürekli insanların her şeye rağmen varolduğunu görmek güç veriyor. Bu babaların ellerinden öpülür.

Lütfen herkes sağduyulu davransın. Bu acılı babaların dayanışması herkese ders olsun. Siyasi hesaplar uğruna sokaklara dökülüp daha fazla canının yitmesine izin vermeyin. Çünkü öteki beriki birileri bu temiz insanların acısını kullanarak sokakları karıştırmaya çalışıyor. Son günlerde yaşananlar da bunu gösteriyor. Sandık yakında. Hepimiz hesabı orada görelim. Mehmet'in, Ali İsmail'in, Berkin'in, Burakcan'ın ve nicesinin acısını kullanmalarına izin vermeyelim. Onların hepsi bu toprakların çocukları.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder