60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

22 Mart 2014 Cumartesi

Çocukluk Düşleri, Uçaklar, Aşk ve Savaş


"Le vent se lve, il faut tenter de vivre."

Uyku tutmadı. Ben de bir şeyler yazayım dedim.

Başlıkta okuduğunuz her şey Hayao Miyazaki'nin son (?) filmi (sanırım emekli olmaktan yine vazgeçmiş ve devam kararı almış-bu kaçıncıysa?) Rüzgar Yükseliyor'da ziyadesiyle mevcut. Vizyondan kalkmadan önce Başka Sinema'da izleme fırsatım oldu bugün çok şükür. Her ne kadar "Miyazaki filmi ya, her zamanki gibi neşeli, fantastik ve renklidir, eğleniriz" diye gittiysek de usta bu sefer güldürmedi; fazlasıyla düşündürdü.

Bir kere baştan anlaşalım. Eğer mühendisseniz bu filmi mutlaka izleyin. Anime filan diyip burun kıvırmayın (zaten anime sevilmez mi ya??). Mühendislik idealleri ve yaşantısı ince ince işlenmiş. Bütün film boyunca "aynı ben" diyip durdum.
 

Jiro Horikoshi (gerçek hayatta da varmış böyle bir adam-2.Dünya Savaşı'nda Japon ordusuna uçaklar tasarlamış), çocukluğundan beridir uçaklara hayrandır. Ama ileri derece miyop olduğundan mütevellit pilot olamayacağını bildiğinden hayıflanıp durur. Bir gün uçak mühendisi olmaya karar verir ve layığıyla hayalini gerçekleştirir. Sonrasında zamanla çalıştığı iş yerinde yükselir ve Batı'ya iş gezilerine gönderilir Ülkesinin uçak alanında ne kadar geri kaldığının farkında olan Jiro gecesini gündüzüne katarak yeni tasarımlar yapmaya çalışırken bir gün çocukken hayatını kurtardığı kızla karşılaşır. O gün kurtardığı ufaklık büyümüş, serpilip, güzel ve genç bir kadın olmuştur. Sonrası malum. Jiro, hanım kızımıza aşık olur ve olaylar gelişir.


Naif bir aşk hikayesi bir yana filmin mühendislik düşlerini ele almasını ve barışçıl heveslerin ne kadar kanlı sonuçlar doğurabileceğinin altını çizmesini önemsiyorum. İyi niyetlerle geliştirilen uçakların savaşta milyonların canına malolması ve o eserleri ortaya koyan mühendislerin yaşadığı hayalkırklığı ve dahası vicdan azabı.. Sahi biz neden bu teknolojiyi hep kötüye kullanıyoruz ? Uçak yapıp, altına bomba takmak da neyin nesiydi ? Bu canice fikri ilk kim ortaya attı ? İlk kurşunu kim sıktı ?

Miyazaki'nin şimdiye kadar Gökyüzündeki Kale, Komşum Totoro, Kırmızı Kanatlar, Ruhların Kaçışı, Yürüyen Şato ve Ponyo filmlerini izlemiş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki Rüzgar Yükseliyor, diğer filmlerine göre daha gerçekçi ve öncüllerinin arasından sıyrılmayı başarıyor. Sanırım izlediğim en iyi Miyazaki filmi buydu. Oldukça etkilendim.


6 yorum:

  1. Mühendis değil de miyop olsam olur mu? :D
    Bir Miyazaki hayranı olarak The Wind Rises da fazlasıyle merak ettiğim bir anime. Bu paylaşımdan sonra izlemek farz oldu. Emekli olmasın bence filmlere devam. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette olur :)
      Miyazaki benim de severek takip ettiğim yönetmenlerden biri. Ve bu filmi özel kılan şey "tipik Miyazaki filmi" olmaması. Daha çok Graves of Fireflies filmine benzettim ama tabii onun kadar dramatik ve gerçekçi değil elbette.
      Bir sonraki filmini dört gözle bekliyoruz o zaman :)

      Sil
  2. geçen büyülü'de kemerlerinizi bağlayınla bu film arasında kalmıştım. seansları çok ilginç saatlerde olduğu için de ferzan beyin filmini seçmek zorunda kalmıştım. keşke seanslar biraz daha çok olsa. umarım vizyondan kalkmadan gitme fırsatı yakalarız :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özpetek'in filmini beğendin mi ? Onu da ben kaçırdım sanırım :/

      Sil
  3. yorum yaptım ama yollayabildim mi emin olamadım. filmi beğendim, ben de kocaman bir gülümseme yarattı, sokaklarda döndüm durdum. şahane bir güneşli gün filmiydi fikrimce. ama filmin içerisinde ne olduğunu bulamadığım bir eksiklik vardı. onu da sağolsun bloggerdan chez- galilei 'karakterler fazlaca havada kalmış' diyerek laps diye şurda (http://chez-galilei.blogspot.com/2014/03/kemerlerinizi-baglayn.html) ifade etmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman ben de izleyeyim en kısa zamanda :)

      Sil