60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

7 Mart 2014 Cuma

Bozulan Kitapevleri, Dostoyevski ve Öteki

Birkaç ay önce Ankara'nın simgelerinden biri kabul edilen ve Kızılay'ın en çok ziyaretçi çeken mekanlarından olan yılların Dost Kitapevi'nin günden güne bozulduğundan bahsetmiştim. Sanırım bu genel bir sorun olacak ki geçtiğimiz günlerde yine Kızılay'da bulunan İmge Kitabevi'nde başıma benzer bir olay geldi.

O gün bir yere yetişmem gerekiyordu; ama kendime zaman ayırıp evden biraz erken çıktım. Sırf kitapevlerini gezmek için. Dost'ta şöyle bir bakındıktan sonra kısmen daha nezih bir kitapevi olan İmge'de aldım soluğu. Sonra bir kitap beğendim. Arkasını çevirdim fiyatına bakmak için; ama yazmıyordu. Ben de orada bilgisayar başında oturan görevlinin yanına iliştim ve kitabın fiyatını sordum. Kitabı eline aldı ve arkasını çevirdi. Farketti ki yazmıyor. "Şimdi bakarım" dedi, kitabı masaya fırlattı ve işine döndü. Anlaşılan kataloglama gibi bir şey yapıyordu bir yandan. Kitabın fiyatına bakacağı yerde sırtını dönerek işine koyuldu. "Neyse herhalde işi yarım kalsın istemedi, birazdan bakar" diye düşünüp biraz bekledim. Bekledim. Bekledim. Adam oralı olmadan işine devam etti. Tabii benim de tepem attı. Hiçbir şey demeden hızlı adımlarla terkettim kitapevini. Dışarı çıktığımda adama baktım. Hala bilgisayar başında bir şeyler yapıyordu.

Bu davranış kabul edilemez. Kimse kusura bakmasın. Anlamsız bir kapris yaptığımı filan düşünmeyin. Görevlinin her durumda müşteriyle ilgilenmesi lazım. Bu onun görevi arkadaş. Nasıl benim önüme gelen projeyi elimin tersiyle itip "birazdan bakarım" deme lüksüm yoksa onun da müşteriyi bekletme, dahası kale bile almama hakkı yok. Müşterinin önceliği vardır. Kaldı ki istediğim makul bir şey: fiyatı yazmayan bir kitabın fiyatını sormak. Tek yapması gereken önündeki bilgisayara yazarın ve kitabın ismini yazıp "enter"a basacak. Çok mu zor allasen ? Hepi topu otuz kırk saniyelik bir iş. Bunu uzatmanın alemi ne ? Müşteri önceliklerinde değil demek ki. Paraya doymuşlar.

İnsanın şevkini kırıyor böylesi insanlar. Artık kitapevlerine adım atmak bile gelmiyor içimden. Bu ne ya ? Bir değil iki değil. Eskiden kitapevlerine gidip oradan çıkmak istemeyen biri olarak artık oralarda vakit geçirmek zulüm geliyor bana. Güler yüzlü, yardımsever çalışanları ve kitap araması için "müşterlerin kullanımına" sunulan bilgisayarıyla Arkadaş Kitabevi kaldı işini hakkıyla yapan. O da bozulursa halimiz duman !

Ayrıca kitapevleri sadece kitap satılan yerler olmamalı. İçinde oturup kitapları göz gezdirebileceğimiz, dahası vakit geçirebileceğimiz yerler de olmalı aynı zamanda. Arkadaş Kitabevi haricinde içinde oturmak için yer bulunan bir başka kitapevi yok. Reklam yapar gibi oldum ama durum budur !

* * *


Fyodor Dostoyevski'yi bilmeyen yoktur. Herkes iyi kötü ismini duymuş ve Suç ve Ceza'sını (ister tam metin olsun isterse kısaltımış halini) okumuştur. Yeraltından Notlar ile beni iliklerime kadar sarsan bu adamın külliyatını okumak için uzun zamandan beridir can atıyordum. Sonunda vakit bulup icraate geçtim ve işe novella'larından başladım. Hepsini tek tek burada yazmak isterim tabii; ama şimdilik en son okuduğum ve beni oldukça etkileyen Öteki'den ayaküstü bahsetmek istiyorum.

Öteki, diğer büyük Dostoyevski eserleri gibi içinde bolca psikolojik öğeler ve ikilik kavramı içeren varoluşçu bir eser. Yazarın da aynı zamanda İnsancıklar'dan sonra yazdığı ikinci kitabı. Her ne kadar yazıldığı dönem olumsuz eleştirilere maruz kalsa da zamanla Öteki'nin değeri kitlelerce daha benimsenmiş. Yine de günümüzde hala yazarın kıyıda köşede kalmış kitaplarından biri olduğu da bir gerçek.

Kitabın ana kahramanı Bay Golyadkin, kendi halinde yaşayan ve kendince erdemli bir dokuzuncu seviye memurdur. Geçmiş yaşantısı hakkında fazla bilgiye sahip olmasak da tahminimce hayatı boyunca yanlız yaşamış ve ötekileştirilmiş bir kimse (belki de bu dışlanmışlık yüzünden akıl sağlığı günden güne kötüleşmektedir). Golyadkin, bir gün davet edilmediği bir partiye katılır ve oradaki topluluk tarafından alay konusu yapılır. Kapı dışarı atılan Golyadkin, fırtınalı akşamda evine dönerken sokaklarda kendisine benzeyen gölgeler görmeye başlar ve eve vardığında "öteki ben"in varlığını sezer. Öteki ben'in maddesel haliyle karşılaşması ise Golyadkin'in çalıştığı yerde gerçekleşir. Golyadkin bir sabah kendisinin tıpatıp aynısını karşı masasada otururken bulur. Öteki Golyadkin, bizim Bay Golyadkin'e başta çaresiz ve yardıma muhtaç bir kimse gibi yanaşır. Ancak zamanla öteki, Bay Golyadkin'in nefret ettiği tüm şeylerin beden bulduğu bir varlık haline dönüşecektir.

Ünlü Amerikan-Rus yazar Vladimir Nabokov, çeşitli psikolojik okumalara açık olan ve içinde şizofrenik öğeler barındıran Öteki'ni Dostoyevski'nin yazdığı en iyi eser olarak nitelendiriyor. Yazarın Yeraltından Notlar'ını beğendiyseniz bu kitabını da okumakta fayda var. Özellikle kitabın belli bölümlerinde Dostoyevski'nin kimlik üzerine  yaptığı tespitler oldukça önemli.

2 yorum:

  1. Ben uzunca bir süredir Arkadaş'a gidiyorum ve çok memnunum bulamadıklarımı not alıp arıyorlar ayırıyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bundan sonra ben de bir şeyler alacağım zaman direk Arkadaş'a gideceğim. Eskiden "kim gidecek Kentpark'a kadar" diyordum. Ama şu son olanlardan sonra gerçekten diğer kitapevlerinden soğudum. Arkadaş eskiden Kızılay taraflarındaydı ne güzel. Keşke oradaki şubeyi koruyabilselerdi.

      Sil