60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

23 Şubat 2014 Pazar

Sinister (9/10)


Son beş yıldır korku sinemasının kısır bir döngüye girdiğini düşünüyorum. Yönetmen ve senaristler yaratıcı fikirlerin peşinden koşmak yerine ya kült korku klasiklerini yeniden çekmeye yelteniyorlar ya da yeni kadrolarla eski fikirlere (hayaletli ev, bedeni ele geçirilmiş çocuk, vs.) talim ediyorlar. Yeni bir şeyler ortaya koyulmaması bir yana bu yeniden çevrimler ya da klişe bombardımanına tutan "yeni" filmler bekleneni de vermiyor. Nedir beklenen ? İzleyeni korkutmak. Elbette aralarından sıyrılan iyi yapımlar yok değil. Ama sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Örneğin geçen sene sinemalarda izlediğimiz Evil Dead'in yeniden çevrimi oldukça başarılıydı. Ya da klişe fikirler üzerinden yola çıkmasına rağmen insanı fevkalade korkutmayı başaran Insidious ve Conjuring gibi. Sinister da bu nadir başarılı korku yapımlarından biri ve iddia ediyorum kendisi son on yılın en iyi iki üç korku filminden biri. Başroldeyse geçen yıl iki korku filmiyle (The Purge ve Sinister) sinemalarımıza konuk olan ve bu tercihiyle hepimizi şaşırtan Ethan Hawke var.


Ellison Oswalt (Hawke) başarılı bir polisiye yazarıdır ve zamanında yazdığı -gerçek olaylardan esinlenen- romanlarıyla ülke çapında büyük bir üne kavuşmuş, eserleri çok satanlardan inmek bilmemiş. Ama o görkemli günleri geride kalmış ve yaşanmış cinayetlerden ilham almak için ailesiyle birlikte şehir şehir taşınan "başarısız" bir yazara dönüşmüştür. Ellison, son olarak ailesini, bahçesinde feci bir aile katliamının yaşandığı eve sürükler. Gece boyu odasına kapanır ve taşındığı evde bir zamanlar yaşanan bu trajik olaydan yola çıkarak "başyapıt"ını yazmaya koyulur. Ancak taşındıkları gün tavan arasında bulduğu 8 mm film makaraları ve projektor ilgisini çeker. Filmleri izlemeye koyulan Ellison tam anlamıyla dehşete kapılır.


Sinister, her ne kadar klişe olarak nitelendirebileceğimiz bir noktadan hareket etmesine ve senaryosundaki eksiklere rağmen tekinsiz atmosferi ve insanı gerim gerim geren rahatsız edici müzikleri ile benzerlerinden sıyrılmayı daha ilk dakikalarında başarıyor. Öyle ki uzun zamandır bir filmde bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum.  Korku sinemasını yakından takip eden ve fırsat bulabildiği ölçüde o yılın korku yapımlarını takip etmeye çalışan biri için bu kadar rahat korkmak takdir edersiniz ki zor bir hadise. Sinister bunu fazlasıyla başarıyor. Özellikle filmin müziklerini çok başarılı buldum. Sesin ve müziğin korku filmlerinin vazgeçilmez unsurları olduğu bir gerçek. Sadece ses oyunları ve gerilim dolu müziklerle en vasıfsız korku filmini bile bir noktaya çekebilir, onu adam edebilirsiniz.


Açılış sekansıyla sizlere tam anlamıyla korku şöleni yaşatacağının sözünü veren Sinister, son yılların en kan donduran korku filmlerinden biri olmaya aday. Gişe başarısı gösteriyor ki devam filmini ya da filmlerini gelecek yıllarda sinemalarda izleyeceğiz. Eğer 70'lerin kült korku filmlerini tercih ediyor ve günümüz gençliğinin torture-porn furyasından hazetmiyosanız Sinister tam ağzınıza layık !

ÖNEMLİ UYARI ! Filmin fragmanını izlememenizi öneririm. Çünkü film hakkında fazlasıyla "süpriz sahne" içermekte. Şükürler olsun ki ben fragmanı izlememiştim. Ayrıca Google görsellerde de dolanmamanız hayrınıza olacaktır. Filmden dört dörtlük bir zevk alabilmek için.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder