60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

23 Ocak 2014 Perşembe

Gencim, Güzelim ve Tehlikeliyim !

"Kimse on yedisinde ciddi değildir.
Güzel akşamlarda bira ve limonata,
Ve gürültülü, kör eden kafeler ihtiyacın olan son şeydir.
Dolanıp durursun yeşil ıhlamurların altında.."
 - Arthur Rimbaud

* * *

François Ozon ismini uzun zamandan beri duyuyordum; ama bir türlü filmlerini izleme fırsatım olmamıştı. Sonunda Jeune & Jolie (Genç ve Güzel) ile Ozon sinemasına adım attım. Başka Sinema saolsun.

17 yaşına yeni adım atan "genç ve güzel" Isabelle'in "sancılı" bir yetişkinliğe geçiş sürecini ele alan film, aynı zamanda toplumun değer yargılarını hedef aldığından seyirciyi kışkırtarak fazlasıyla düşünmeye teşvik ediyor.


Orta sınıf kısmen varlıklı bir aileye mensup olan ve yaradılışından mı, yaşadıklarından mıdır kaynağı bilinmez bir melankoli ile baştan aşağı yıkanmış Isabelle, annesi, üvey babası, küçük erkek kardeşi ve ailesinin diğer fertleriyle beraber Fransa'nın güneyinde bir yazlıkta tatilin tadını (!) çıkarmaktadır. Gençliğin verdi ateşle kavrulan tenine söz dinletemeyen Isabelle, Alman sevgilisi Felix ile bir gece beraber olur ve cinsellik dünyasının kapıları onun için ardına kadar açılır. Şarkıcının da dediği gibi "artık o kız dünkü kız değildir". Yepyeni bir dünyaya gözlerini açmış ve dahası olgunlaşmıştır.


Genç Isabelle'in cinsel ve karmaşık ruhsal dünyasının en ince ayrıntısına kadar inceleneceğinin sinyallerini daha ilk sekansta belli ediyor kendini. Kumsalda tek başına, savunmasız ve masum bir şekilde çıplak bir halde güneşlenen Isabelle.. Ve onu dürbünle uzaktan "röntgenleyen" küçük erkek kardeşi. Olgunlaşma sürecinin sancılı olacağı her halinden belli bir hikaye !

Felix'le yaşadığı ilk cinsel deneyiminden sonra kendisinden sebepsiz yere uzaklaşan Isabelle, zamanla kendini yaşça büyük erkeklerin kollarında bulur. Yaşlı erkeklerle para karşılığı otel odalarında beraber olan Isabelle, hayatında eksik olan baba figürünü doldurmak için mi bu yola başvuruyor yoksa tamamen dürtülerin esiri mi oluyor bunun net bir cevabı yok. Ama zaten yönetmenin de burada altını çizmek istediği konu bu değil.


Film boyunca en dikkat çeken şey gençliğini yıllar önce yaşamış olan karakterlerin mevcut kutsal "değer yargıları"nın her sahnede fışkırması. Neyin masum, neyin kötü olduğuna adeta kendileri karar veriyor ve genç kızın çıktığı bu tehlikeli yolculuk çevresindekiler tarafından körü körüne yargılanıyor. Oysa bu süreçte "kötü yola sapmayan"lar sanıldığı kadar "masum" muydular ? Ya da "masumiyet" dediğimiz şey sadece iki bacak arasında mı saklıydı ? Bütün film bu soruların çevresinde dolaşıyor ve baştan aşağı melankoli kokan film oldukça tatmin edici ve bir o kadar da buruk bir finalle son buluyor.



Müzik kullanımı ise deyim yerindeyse kendisine hayran bıraktırıyor. Özellikle efsanevi Fransız şarkıcı Françoise Hardy'nin şarkılarına film boyunca sıkça yer verilmesi ve M83, Mud Flow, Citizens! gibi görece daha yeni isimlerin filmin soundtracke katkıda bulunması filmi daha da güçlü kılmış. Sahne geçişlerinde çalan şarkıların sözlerinin tamamının filmin kurgusuyla birebir örtüşüğünü de eklemekte fayda var.

Isabelle'i canlandıran dünyalar güzeli Fransız oyuncu Marine Vacth hakkında da iki kelam etmezsem kendisine ve müthiş fiziğine haksızlık etmiş olurum. Başlığı "genç ve güzel" olan bir filme Vacth gibi "genç ve güzel" bir kadının seçilmesi yerinde olmuş. Öyle ki Vacth'ın duru güzelliği, kadının film boyunca sergilediği başarılı oyunculuk performansının önüne bile geçiyor diyebilirim. Maşallah diyor, güzelliğinin baki olması için dua ediyoruz efendim :D

Gençliği yeniden hissetmek isteyenler.. İzleyin, izlettirin !

Fragman:


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder