60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

26 Kasım 2013 Salı

Anneke van Giersbergen Sahnede !


Yer: Jolly Joker Ankara
Tarih: 25 Kasım 2013
Saat: 22:00

Açıkçası Anneke'nin adını bu seneye kadar duymamıştım. Sanırım bu benim eksikliğim. Zira kendisi The Gathering adında Hollandalı ünlü bir alternatif rock/metal grubunun eski solistiymiş. Olaylar olaylar yani !! Daha sonra kendisi Agua de Annique adında bir projede yer almış ve daha sonra bu oluşum şarkıcının kendi ismiyle yani Anneke van Giersbergen olarak devam etmiş.

2007'den günümüze üç solo albüm yapan Giersbergen en son geçtiğimiz günlerde Drive adını taşıyan dördüncü stüdyo albümünü görücüye çıkardı. Eleştirmenlerden ve hayran kitlesinden olmulu eleştiriler alan albümün tanıtım turnesi kapsamında sanatçı Türkiye'deki dinleyenleri unutmadı ve Ankara'da sahne aldı. (Hemen ekleyelim, yarın akşam da kendisi Jolly Joker İstanbul'da sahne alacak.)

Başta da dediğim gibi kendisine ve şarkılarına çok aşina değilim. Konserlerde de abuk abuk durmayı sevmediğim için dün gece dersime çalıştım ve kendisinin  Drive turnesi kapsamında verdiği Paris konserinin kaydını izledim. İlk izlenimim olumluydu. Bu geceki konser sonrasındaysa kanaatim olumludan "fevkalade" olumluya evrildi.

Bir kere şunda anlaşalım; bu sıcakkanlı Hollandalı ablamızın enerjisi bambaşka. Resmen kabına sığamadı ve tüm gece sahnede çılgınlar gibi tepindi. Hatta biz seyirciden (ki Jolly Joker'de izlediğim en ufak topluluktu bu geceki-200 kişi ya var ya yoktuk-şanslı azınlık ^_^) daha çok dans etti. Ayrıca sempatik hareketleriyle de gönlümüzü kazandı. Sırf onun gülücükleri ve dansları için bile konserine gidilir. Budur ! Bu kadar boş bir salona böylesi yüksek bir enerjiyle performans sergilemek cesaret ister. Başkası olsa yüzünü düşürür, tüm gece "bitse de gitsek" kafasında şarkılarını okurdu. Giersbergen'se hep güldü ve ufak şakalaşmalar yaşandı.


Konser genel gidişatıyla yüksek enerjili ve fazlasıyla gürültülüydü. Evet, Giersbergen'in soprano sesi çok güzel ve akustik slow şarkılara çok yakışıyor; ama onu gümbür gümbür gitarlar ve davul eşliğinde rockın ve metalin sınırlarında gezerken dinlemek çok daha keyif verici. Müthiş bir enerji !! Konserin başlangıcı da en az devamı kadar büyüleyiciydi. Işıklar kapatıldığında arka plandaki Anneke resmi ışıklandırıldı ve ışıklandırmalarla sanki sahnenin her yanını yıldızlar basmışcasına bir ambiyans oluşturdu. Telefonum sağolsun o yıldızımsı ışıkları alamadı -_- Arka plandaki "uzay"ımsı enstrumantal şarkı da bizleri ufak bir uzay yolculuğuna çıkardı adeta.

İlk şarkılar yeni albüm Drive'dan geldi ve gayet dinamik bir giriş yaptılar. Ama konserin en heybetli şarkılarından ilki üçüncü sırada geldi: Saturnine ! The Gathering şarkısı olan Saturnine tek kelimeyle nefesleri kesti. Bir gece önce izlediğim Paris şovunda da bu şarkı beni etkilemişti. 
  

Daha sonra Drive'a geri döndük ve My Boy, 1000 Miles Away from You (sözleri klişe olabilir ama çok etkileyici bir performanstı-sadeliğin çekiciliği olsa gerek) derken soluğu konserin en durağan bölümünde aldık.

Akustik kısımda Beautiful One ve Circles (insanlar bu şarkıyı çok bekliyormuş-ama çok ahım şahım bir tarafı yok bence) okundu sırasıyla ve yeni albümden en çok hoşuma giden şarkılardan biri olan My Mother Said geldi. Sanırım o şarkıyı bekleyen tek bendim. Neyse. Ve sıra geldi favori Giersbergen şarkısına: Forgive Me. Drive albümünün en hırçın en etkileyici parçalarından biri. Şarkı için buyrun:



Mental Jungle ise süprizi bol bir şarkıydı. Zira sanatçı aslında bu şarkıda  Hayko Cepkin'le düet yapmış; ama gecede Hayko'nun vokalleri sadece kasetten dinletildi. İstanbul konserine gideceklere duyrulur; Hayko başkan yarın geceki şovda sahne alacak ve kendisini canlı canlı dinleyebilecekler. Artık bizim de bir solo Hayko konserine gitmemiz lazım. Kaç zamandır erteliyorum nedensiz yere. Bu gece Hayko'nun sesini duymak iyi geldi bana. Evet evet ilk Hayko Cepkin Ankara konserindeyim inşallah. Özlemişim onu :)


Drive'dan üç şarkı daha (kapanış şarkısı deli dolu Shooting fot the Stars'dı elbette) okunduktan sonra şarkıcı ve ekibi sahneden indi. Ta ki bise kadar. Biste üç şarkı okudu ki ilki Wonder'dı. Soluksuz dinledim. We Live On dedik sonra ve The Best Is Yet to Come ile geceyi sonlandırdık.

Her şey bir yana, Giersbergen'in sesi çok güzel. Yani kadın kalksa Ankara'nın Bağları'nı bile okusa dinleyeni gaza getirir. Kulaklarımızın pası silindi resmen. Eh, sempatik de aynı zamanda. Daha ne bekliyorsunuz İstanbul'daki dostlarım, yarın gece ilk hedefiniz Jolly Joker olmalı :)

Not: Giersbergen'in David Bowie'nin şimşeğini anımsatan t-shirtü çok güzeldi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder