60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

27 Temmuz 2013 Cumartesi

"Scream For Me İstanbul !!"

Dün oldukça uzun ve yorucu bir gün oldu benim için. Çünkü sabahın 4'ünde kalkıp İstanbul yollarına döküldüm. Hedef belliydi: İnönü Stadyumu'nda verilecek son konser olma özelliğini taşıyan Iron Maiden konseri. Belki şuan uykusuzluktan ölüyor olabilirim; ama inanın bana bu fiziksel yorgunluğun karşılığını misliyle aldım.

Maiden'ın öyle sıkı bir hayranı olduğum söylenemez. Dinlediğim gruplardan birisiydi sadece. Ta ki düne kadar. Düne kadar diyorum; çünkü dün gece izlediğim enerjik ve görkemli şovdan sonra adamlara hayran olmamak elde değil. Bruce reisin tükenmek bilmeyen enerjisi, tüm konser boyunca oradan oraya koşup, hoplayıp zıplaması ve tabii unutulmaz çığlıkları !

"Scream for me İstanbul. Scream for me Turkey !"

Maiden'ın ön grupları taze metal grubu Voodoo Six ve thrash metalin Big Four diye tabir edilen dört büyük grubundan olan Anthrax'tı. 80'li yılların gözde metal gruplarından aynı zamanda.

Performanslara geçmeden önce dün başıma gelen ilginç bir olaydan söz etmek istiyorum. Pozitif Live'ın muhteşem (!) organizasyon anlayışına daha önceki konserlerde tanıklık etmiştik. Bknz. RHCP faciası.. Dün firma yine formundaydı. Konser bitiminde stadın ışıkları yakılmadı ve herkes kör karanlıkta tribünleri terketmek zorunda kaldı.

Neyse ki organizatörler, biletlerini bizim gibi eski açık tribünün üst katlarından alanlara bir kıyak yapmayı ihmal etmediler. Düşük bilet satışları yüzünden bizleri çok satılmayan 6.kategoriden, görüş alanı daha iyi olan 4.kategoriye taşıdılar. Böylelikle 110 lira verdiğimiz halde 170 liralık yerden konseri izleme şansı elde ettik :D :D Malum, konserin bilet fiyatları oldukça yüksekti ve biz de bir Ali Ağaoğlu değiliz.

* * *

Voodoo Six, yeni bir grup olmasına rağmen köklü grupları aratmayacak derecede seyirciyi avcunun içine aldı ve son şarkıya kadar da bizleri eğlendirmeyi başardı. Gelecek vadediyorlar kesinlikle. "Falling Knives" şarkısıyla başlayan sekiz şarkılık mini-konserlerinde en çok hoşuma giden detay grubun The Great Escape filminin müziği eşliğinde sahneye çıkmasıydı. Yolunuz açık olsun beyler.

-Muhteşem telefonumla Voodoo Six'in performansı öncesi çektiğim bir kare-

Setlist:

Falling Knives
Sink or Swim
Stop
Something for You
Take the Blame
Your Way
All the Glitters
Long Way From Home

* * *
 
Sadece Indians ve Madhouse şarkılarını bildiğim -ki Allah'tan onları da okudular dün akşam- ve yaptıkları müziğe soğuk baktığım Anthrax'sa şüphesiz gecenin en büyük süpriziydi. Zira adamlar beklemediğim kadar keyifliydi. İmajı, kıyafeti ve hareketleriyle Alice Cooper'ı andıran solistleri Joey Belladonna, kesinlikle tastamam bir frontman. İnsanları eğlendirmeyi çok iyi biliyor. Indians'ta gerçekten çok eğlendim. Dakikalar boyu "cry for the Indians, die for the Indians" dedirtti adam bizlere.

Ama performanslarının zirve noktası hiç şüphesiz "Şimdi sizlere bana göre dünyanın mevcut en büyük rock grubu olan AC/DC'den sizin de iyi bildiğiniz bir şarkıyı okuyacağım. Eşlik etmesi de oldukça kolay" diye anons ettiği AC/DC coverı T.N.T'ydi. Stadın enerjisi bir anda yükseldi. Demek ki AC/DC'nin kendisinden dinlesek bu şarkıyı kim bilir nolcak !

Belladonna'nın sahneyi şu sözlerle terk ettiğini de not düşmek isterim: "Müziğe tapmaya devam edin. Barış sizinle olsun".


Setlist:
Caught in a Mosh
Madhouse
Indians
T.N.T (AC/DC cover)
Got the Time (Joe Jackson cover)
Fight 'Em 'Til Tou Can't
I Am the Law
Medusa
Antisocial (Trust cover)

* * *

Maiden sahneye çıkarken her ne kadar tribünlerdeki boşluklar göze batsa da saha içindeki kalabalık tatmin ediciydi. Yaz dönemindeki çoğu konserin iptal olduğu düşünülürse buna da şükür ! Konser, aynı zamanda Seventh Son of a Seventh Son (favori Maiden albümümdür-ki dün gece albümün neredeyse tamamını çaldılar) albümünün de açılış parçası olan Moonchild'la başladı. Ekranlarda dönen "buzulların erimesi, dini figürler, böcekler ve çocuklar" gibi ilginç görüntülerden sonra şarkının ilk dizelerini duyduk:

"Seven deadly sins. Seven ways to win. Seven holy paths to hell. And your trip begins !!"

Hakikaten de dün gece Iron Maiden bizleri metal yolculuğuna çıkardı ve Maiden'ı Maiden yapan bütün 80'li yıllara ait hitlerini ardıardına çaldılar. "Best of" tadında bir geceydi.

Gecenin ikinci parçası yine aynı albümde bulunan Can I Play With Madness'dı. Nedense pek eşlik edeni olmadı. Zaten sözlüklerde ve sosyal medayadan takip ettiğim kadarıyla konserin setlistinden çoğu kimse memnun değildi. Nedenini bir türlü anlayamadım. Herhalde konsere gidenlerin büyük çoğunluğu daha ergen lise talebesi. Maiden'ın 80'lerdeki şarkılarından bir haberler. Ondan mızmızlandılar. Ama unutmasınlar ki bu turne -Maiden England Tour- 80'lerdeki bir Maiden turnesinin remakei. Setlistteki ufak tefek değişiklikler harici bütün şovlar, dekorlar o yıllardakinin aynısı.

Ardından gelen The Prisoner ve The Trooper şarkıları ise alandaki seyircinin ayıldığı ve kendine geldiği ilk şarkılardı. Özellikle son dönemde ülkemizde yaşanan olaylardan ötürü bu şarkılara özel anlamlar yüklendi ve tahmin edildiği üzere fazlaca alkış aldı. Zaten şarkıya girmeden önce Bruce Dickinson iptal edilen konserler hakkında "Duyduğuma göre gruplar Türkiye'deki konserlerini iptal etmişler. Biz hiçbirşeyden korkmayız çünkü biz Maiden'ız" yorumunu yaptı ve seyirci de bunun üstüne "her yer Taksim her yer direniş" sloganları atmaya başladı.

Ertesinde gelen 2 Minutes to Midnight ve Afraid to Shoot Strangers (inanılmazdı!!!) ise tek kelimeyle enfesti. Nefesler tutuldu.

The Number of the Beast sırasında sahnenin sağ tarafında bir Baphomet figürü belirdi ve Şeytan, tüm stadı yavaş yavaş kırmızı gözleriyle süzdü.

Benim içinse gecenin en özel performansı The Phantom of the Opera'ydı. Tüylerim diken diken dinledim tüm şarkıyı ve Maiden'a bu şarkı seçiminden ötürü minnet duydum. Belki Türkiye'de şarkının pek karşılığı yok ama yabancı videolarda gördüğüm kadarıyla yabancılar da en az benim kadar bu şarkıya deli oluyorlar.




Bir ara şarkıyı böyle kameraya çekeyim dedim ama o anı bozmak istemedim. Kıyamadım şovu minicik ekranda izlemeye.

Gecenin bir diğer unutulmaz performansı ise hiç şüphesiz Run to the Hills'dı. Kırmızı kırmızı parlayan gözleriyle devasa Eddie, sahneyi ilk defa bu şarkıda ziyaret etti ve elindeki kılıçla sahnede dolanıp durdu.

Wasted Years'la kulaklarımızın pasını silindikten sonra sıra favori Maiden şarkıma geldi. Bruce'un komik saç modeli ve sahnenin tepesinde beliren kocaman bir Eddie heykeli eşliğinde gecenin en teatral şovu, Seventh Son of a Seventh Son başladı. Sanırım gecenin zirve noktasıydı ve tüm o görsel şölen bittiğinde çılgın bir alkış tufanı koptu. Gerçekten de harika bir performanstı. On dakikaya yakın bir süre herkesi başka bir evrene, zamana ışınladılar.



Bu efsane performansın üstüne bir de The Clairvoyant dinledik ve hemen ardından sıra Maiden milli marşına, Fear of the Dark'a geldi. Tüm stadın hep bir ağızdan şarkıya eşlik etmesi unutulmazdı. Her ne kadar bazıları bu şarkıya da laf etse de bence Maiden'ın stadlara eşlik etmeye en müsait şarkılarından biri.



Müzik gerçekten de insanları bir araya getiren nadir şeylerden biri. Ayrıca ileri yaşına rağmen Bruce'un hala eskisi kadar güçlü vokaller yapması cidden takdir edilesi. Onun çığlıkları ve çıktığı yüksek notalar cesaret ister.

Encore öncesi son şarkıysa grupla aynı adı taşıyan Iron Maiden'dı.

İlginçtir, kulise giden grubu tekrardan sahneye çağırmak için "Maiden Maiden" tarzı sloganlar yerine "Her yer Taksim her yer direniş" sloganları atıldı ve grup hayli enteresan şekilde tekrardan sahneye davet edildi.

Encore ise üç muhteşem şarkıdan oluşuyordu. Önce Chuchill'in konuşmasından parçalar içeren kayıt (Churchill's Speech) başladı . Ekranlarda ise İkinci Dünya Savaşı'na ait görüntüler dönüp durdu ve bitiminde Aces High'ın ilk notaları duyuldu. Sözün bittiği yerdi diyebilirim. Bütün stad zangır zangır titredi. Bruce'un pilot başlığı takması ise hoş bir detaydı.

The Evil That Men Do ve Running Free dedikten sonraysa bu muhteşem gece tamamlandı.

Akıllardaysa ateş gösterileri, Bruce'un muhteşem vokali, popçuları kıskandıracak derecede sürekli kıyafet ve saç şeklini değiştirmesi, tüm konser boyunca tıkanmadan oradan oraya koşup zıplayarak şarkılarını okuması ve tabii Eddie kaldı :))

Bir gün eğer gene konser vermeye gelirlerse -ki bence gelecekler- mutlaka gidin ve bu müthiş grubu dünya gözüyle izleyin derim. Ne de olsa günümüzde eski sağlam rock gruplarından fazla kimseler kalmadı.

 -Hafif Müzik sitesinden harika bir kare!-

6 yorum:

  1. Fear of the Park mı dedi sanki şarkının başında?! İşler patladı gelemedik biz İstanbul'a, iyi ki çekmişsin videoları, heyecanlandık seyrederken.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Videoları ben çekmedim ne yazık ki. Düşündüm; zaten birileri çeker koyar Youtubea, boşuna konsantremi bozmiim :D Evet şarkının bir yerinde park dedi :)) Anthrax çok komik gruptu yanlız. Para verip izlenesi tarafları yok ama ön grup olarak çok eğlendirdi beni :D

      Sil
  2. iron maiden çok sevmememe rağmen gidilmesi gereken bir konser olduğunu anladım yazdıklarından. Sırf Bruce için bile gidilirmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle olayı Bruce götürüyor. Yani şu yaşımızda biz öyle bir buçuk saat aralıksız koşamayız; adam habire zıplayıp durdu ve şarkılarını da falso vermeden okudu. Helal olsun demek düştü bizlere.

      Bir sonraki turnede izlemenizi öneririm :)

      Sil
  3. Vay be Maiden parçalamışsın :)
    Çok isterdim gideyim ama konser yolları kapalı, bir gün kendi paramı kazanıp canına okuyacağım konser dünyasının! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de ucu ucuna gidebildim. Çok anlamsız şekilde pahalıydı biletler :S Zaten konser günü rezalet yaşandı. Dünya kadar para verilen yerler yok pahasına satıldı filan :/

      Bir sonraki turnede artık kendi paranla izlersin. İlk maaşını bir yere ayır derim, zor zamanlar için :) Malum adamlar iki senede bir gelir oldular.

      Sil