60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

24 Mayıs 2013 Cuma

Io e te (7/10)

Courtesy of ŞehirdeNeVanille

Bernardo Bertolucci, 70'li yıllara damgasını vurmuş, İtalyan sinemasını dünyaya taşınmasında büyük emeği geçen, tüm zamanların en görkemli yönetmenlerden biri hiç kuşkusuz. Kaç nesil onun filmlerini izleyerek büyüdü. Hala da büyümeye devam ediyor. Hangi başyapıtını sayayım ki.. Marlon Brandolu enfes Ultimo tango a Parigi (Paris'te Son Tango), Oscar tarihinde rekora imza atan The Last Emperor (Son İmparator), yönetmenin Marksist düşünce dünyasının en verimli ürünlerinden olan Il conformista (Konformist), 90'lı yılların en epik aşk filmlerinden biri olarak kabul gören The Sheltering Sky (Çölde Çay), Eva Green'in ilk başrol oyunculuk denemesi olan ve 60'lı yılların gençliğine bir ağıt niteliği taşıyan The Dreamers (Düşler, Tutkular ve Suçlar) ve daha nicesi.

Usta yönetmen, 2003 yılında çektiği son başyapıtı The Dreamers'tan bu yana adeta emekli hayatı sürmüş ve sinemadan uzak durmuştu. Bu on yıllık dönemde sağlığı kötüleşen Bertolucci anlaşılan o ki geri dönüş formulünü gene gençlerden bulmuş ve The Dreamers'ta bıraktığı gençliğe bir kez daha el uzatmış. Yeni filmi Io e te (Ben ve Sen)'in başrollerini daha önce profesyonel oyunculuk deneyimleri olmayan amatör genç oyunculardan seçmiş olması Bertolucci'nin yeni bir soluk aradığının göstergesi adeta.

Courtesy of EpicMoviesOnline

-Bertolucci, genç başrol oyuncularıyla birlikte 2012 Cannes'da poz verirken-

Io e te'nin konusu aslında selefi The Dreamers'a göz kırpmakta. Film, modern dünyanın ortasında "kaybolmuş" iki üvey kardeşin evlerinin bodrumunda kimi zaman birbirlerinin sırtını sıvazlayarak, kimi zaman da kavga ederek hayata yeniden tutunma çabalarını anlatmakta. Lorenzo (Jacopo Olmo Antinori), 14 yaşında bir delikanlı ve orta sınıf bir aileye mensup. Bir eli yağda bir eli balda bir yaşam sürmekte. Tabii bu dışarıdan gözüken kısım. Esas gerçekse bu kadar tozpembe değil. Lorenzo, tüm bu güce rağmen toplumdan kopuk yaşayan yanlız bir genç. Okulda arkadaşlarıyla, evde de ailesiyle pek anlaştığını söyleyemeyiz. Annesiyle sürekli kavga etmekte. Tek isteği odasına kapanıp biraz yanlız kalmak. Tek başına müzik dinlmek ve film seyretmek.. 

 Courtesy of Kitapdedektifi

-Lorenzo'ya merhaba deyin-

Bu isteğini ailesinin yanında gerçekleştiremeyeceğini anlayan Lorenzo, ailesine okulun kayak gezisine katılacağını söyler ve -gizlice- ailesinin gezi için ona verdiği paraya erzak almaya başlar. Lorenzo'nun tek isteği, bir hafta boyunca apartman bodrumunda tek başına yaşamaktır. Dilediği gibi müzik dinlemek, film izlemek. Ve tabii kitap okumak ! Ancak hesaplar tutmaz. "Bekar" hayatının ilk günlerinde kapısında daha sonra eroin bağımlısı olduğunu öğreneceği üvey ablasını bulur. Genç kız bitkin bir haldedir ve gidecek yeri yoktur. Lorenzo'nun yanından kalmak ister; ama Lorenzo ilk başta bu fikre karşı çıkar. "Gizli dünyasının" bir "yabancı" tarafından bir kez daha işgale uğramasına izin vermeyecektir.

Courtesy of gqitalia

-Lorenzo'nun üvey ablası Olivia (Tea Falco)-

Olivia kalmaya kararlıdır. Lorenzo'yu yerini ailesine ihbar etmekle tehdit eder ve bodrumda kalma hakkını kazanır. Birbirlerini pek fazla tanımayan bu iki üvey kardeş, zamanla birbirlerini tanımaya başlarlar ve aslında çokta farklı olmadıklarını görürler. İkisinin de aileleri ve toplumla dertleri vardır. Io e te, sevgiye muhtaç iki yanlız kalbin hayata tutunma öyküsüdür aslında. Lorenzo, üvey ablasının eroin bağımlılığını -kendi 1 haftalık kaçamak tatilini feda etmek pahasına- tedavi etmeye çalışırken aslında Olivia'da Lorenzo'nun topluma yeniden karışmasını teşvik etmektedir. Öyle ki Lorenzo, bir gece uyku hapları biten Olivia için herşeyi göze alıp bodrumdan dışarı çıkıyor ve uyku haplarını ödünç almak için hastanede yatan sevgili babaannesinin (Veronica Lazar) yanına gidiyor.

Courtesy of ArtPartofCulture

Bu "iyileşme" sürecinin çokta kolay olduğunu iddia edemeyiz. Sonuçta kapalı bir bodrumda yaşayan iki "sorunlu" yabancının hayata dönüş sürecinden bahsediyoruz. Yeri geliyor Olivia, küçük kardeşinin alışkanlıklarıyla (baş aşağı yatarak kitap okumak gibi) alay ediyor, yeri geldiğindeyse şiddetli tartışmalar yaşıyorlar. Olivia, geçirdiği uyuşturucu nöbetlerinde kardeşinin yanında olmasını istemiyor. Ayrıca genç kız, Lorenzo'nun annesinden nefret etmekte. Onun babasını ayarttığını düşünüyor ve dolaylı yoldan bu nefretini Lorenzo'ya yansıtıyor. Öyle ki geceler ilerledikçe, Olivia'nın aslında bir yaz Lorenzo'nun annesini öldürmeye teşebbüs ettiğini öğreniyoruz.

Courtesy of TheMagger

Tüm bu danslar, gülüşmeler ve kavgalar içinde geçen bir haftanın son gecesinde Lorenzo ve Olivia, son dansa kalkıyorlar. Arka fondaysa David Bowie'nin İtalyanca okuduğu ve sözleriyle sahneye cuk oturan "Ragazzo Solo, Ragazza Sola (Yanlız Oğlan, Yanlız Kız)" çalmakta.

"..söyle bana çocuk, nereye gidiyorsun ?
Neden bu kadar acı?
Şüphesiz çok büyük bir aşk kaybettin;
Ama şehir aşkla dolu.
Hayır yalnız kız, hayır hayır hayır,
bu sefer yanıldın.
Sadece büyük bir aşkı kaybetmedim,
Dün gece o kızla beraber her şeyi kaybettim
..
Yalnız oğlan, şimdi nereye gideceksin?
Gece büyük bir deniz.
Eğer yüzmek için yardımıma ihtiyacın olursa..
Teşekkürler, ama bu gece ölmek isterdim, 
çünkü biliyorsun gözlerimin içinde bir melek var, 
bundan böyle uçmayacak olan bir melek..."



Tüm güzel sinematografi, yerinde şarkı seçimi (film maindar bir şekilde Space Oddity'le kapanıyor daha ne olsun) ve harika atmosfere rağmen Io e te, biraz tutuk bir film. Dişe dokunur bir şeyler anlatmaya çalıştığı su götürmez; ama bunda ne kadar başarılı olabiliyor tartışılır. Sonuçta Bertolucci'nin bundan daha karmaşık filmleri anlatırken hiç zorlanmadan başardığını biliyoruz. Her nedense Io e te, tempo sorunu yaşıyor. Yeri geliyor sahneye soluksuz odaklanıyorsunuz (filmin son sahneleri gibi), yeri geliyor yavanlıktan "Bu Bertolucci filmi olamaz" diyorsunuz. Sanırım filmin temel eksiği Bertolucci'nin erotik dokunuşunun ve şiirsel anlatımının eksik olması. Lorenzo'nun perdeye dolandığı sahne, dans sahnesi ve sürrealist rüya sahnesi filmin "en Bertolucci sahneleriydi"

Bu filmi başka bir yönetmen çekmiş olsaydı onu övgülere boğmam kaçınılmaz olacaktı; ama Bertolucci'nin bundan çok daha şiirsel çok daha görkemli işlere imza attığını biliyoruz. Bertolucci için "sıradan"; ama son kertede ortalamanın üstünde bir film.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder