60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

29 Mart 2013 Cuma

Dünün Ganimetleri

Yorucu ve fevkalade uzun bir günün ardından dün akşam kendimi Ankara sokaklarına attım. Uzun zamandır uğrayamadığım yerlere tek tek uğradım ve bazı ufak tefek değişiklikler fark ettim. Ben görmeyeli bazı şeyler çok değişmiş. Ama normal tabii.. Sen üç dört ay oralara uğrama sonra da "Eneee bura değişmiş" de kendi kendine. Olmaz :D

Neyse işte dün dolanırken yolum Tunalı'ya düştü her Ankara'lının başına geldiği gibi. Kuğulu Park vardır orada. Herhalde Ankara'lı olmayanların bile bildiği yegane mekanlardan. Yanlız ben görmeyeli baya değişmiş. Eskiden üst kısımdaki havuzlar akmıyordu ve çevre düzenlemesi dökülüyordu; ama belediye (sonunda) paraya kıymış ve güzel bir düzenleme yapmış. Çocukluğumuzun Kuğulu Park'ı. Her Ankara'lının çocukluğu sanırım bu parkta geçmiştir. En azından benim ve çevremdeki herkesin öyle.

Kuğulu Park'ın karşısındaki kocaman D&R'a daldım öylece ve iki adım atmadan karşımda duran tezgahta James Dean'i gördüm o_O Yanlış anlaşılmasın; adamın kendisini değil ama adam hakkında yazılmış en iyi biyografi kitabı olarak kabul edilen "Mutant Kral"ı gördüm. Hem de uygun fiyata !! Tabii düşünmeden aldım. Geçen sene de bu kitap indirime girmiş ama ben alamadan stoklar tükenmişti :/ Kısmet işte.

Sonrasındaysa yollara vurdum kendimi. Kitapçılar, sahaflar, plakçılar derken baya gündemden koptum; kendi gündemimi yarattım. Dış dünyadan kopmak güzel bir şey. İşte dün o kopma anlarından birinde The Velvet Underground'un albümlerine rastladım ve ağzımdan akan sular eşliğinde albümlere yumuldum. Malum grubun dört tane stüdyo albümü var ve dördü de efsane mertebesinde. Bunların üçünü aynı anda bulunca şeker tansiyon ne varsa bünyede yerinden oynadı sanırım. Tabii param da tükenme noktasına gelince paşa paşa otobüsle evime döndüm :D Sanki daha önceleri uçakla eve dönüyordum :p


Böyle kaçamakları seviyorum. Arkadaşlardan, aileden ve dünyanın geri kalanından uzaklaşmak güzel bir şey. En azından bir süreliğine. Bu arada dünkü kaçış ritüelimin finalini evde yaptım. Hemen grubun en sert albümü, White Light/White Heat' i (sağdaki siyah kaplı albüm oluyor kendileri :D) müzik setine taktım ve Lou Reed ustanın dediklerine kulak kesildim. Distortsiyonlardan geçilmeyen gürültülü; ama bir o kadar başarılı bir albüm. Punkın ayak sesleri adeta. Her daim sevilesi.. Bunu hep söylemişimdir; The Velvet Underground şarkılarında ayrı bir büyü var. Dinlerken insanı içine çekiyor ve adeta hipnotize ediyor. Başka hiçbirşey düşünemiyorsunuz o an. Dün bunu bir kez daha deneyimledim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder