60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

9 Haziran 2012 Cumartesi

Bir Hayalin Gerçekleşmesi


İlk hayranı olduğum sanatçı...
Daha ortaokul sıralarında tanıştığım eski bir dost..
Her daim modayı peşinden sürükleyen yenilikçi bir müzisyen...
Sıradışı bir şov insanı..
Kışkırıtıcı ve provokatif !
Kirli..
Herşeyden öte Pop'un Kraliçesi !
Kim mi ?
M-D-N-A yani..
Madonna !

* * *

Beni tanıyanlar bilirler. Ortaokuldan beridir yani kadını tanıdığımdan beridir hep şu sözlerle hayıflanır dururum; "Of yaaa bir izleyemedim şu Madonna'yı. Ama ne yapabilirim ki, kadın İstanbul'a (1993'te) geldiğinde yaşım tutmuyordu izlemeye :((". Yıllarca da bıkmadan usanmadan bu repliği tekrar edip durdum her fırsatta. Ama heyhat kadının gelmeyeceği tuttu da tuttu. Her turnesinden önce gazetelerde yalan yanlış haberler çıkıp durdu ve her defasında yüreğimi ağzıma getirdi. "Madonna XX tarihinde YY stadyumunda ZZ fiyata konser verecek".. Bu haberleri duymaktan bıkıp usanmıştım. Sadece ben değil, vakti evvelinde üyesi olduğum MadonnaTurk hayran sitesindeki insanlar da bu haberlerden bıkmıştı. Kadın bir türlü gelmiyordu.


Sitenin bazı üyeleri şanslıydı ve imkanları elverdiğinden kadını yurtdışında izleyebilmişlerdi. Bir ara ben de bir gazetede ilan görmüştüm. "Roma tatili...Madonna konserine de katılma şansı" Sonra fiyatı görür görmez "ohanesburgen" deyip kenara çekilmiştim. Bu talihsiz bekleyiş yıllarca sürüp gitti. Okullar bitirdim, sıralar eskittim. Sayısız insanla tanıştım. Ama kadın gelmemekte ısrar etti. En son 2008'de "Sticky and Sweet Tour" kapsamında gelmeye yeltendi, hatta anlaşmalar bile imzalandı (gazetelerin yalancısıyım) ama son anda iş yattı. Neden ? Ramazanla çakıştığı için. Mantığını bugün bile anlayabilmış değilim. Ramazanda neden konser düzenlenmesin ki ? Hani "The Girlie Show" turnesiyle gelse kadın bir nebze anlarım da 2008 turnesinde ne erotizm vardı ne birşey !


Ya 2011'in sonlarıydı ya da bu senenin başlarıydı tam hatırlayamıyorum; ama bir arkadaşım bana "Oo Zihin, Madonna geliyormuş eh artık gidersin" demişti. Ben de ona acı acı gülüp "yalandır yahu" deyiverdim. Haksız da sayılmam. Yıllarca bu yalan haberlerle büyümüş bir insan olarak başka türlü düşünmem düşünülemezdi herhalde ?

Velhasılıkelam söylentiler doğru çıktı ve Madonna'nın İstanbul'a 19 yıl sonra tekrardan konser vermeye geleceği gerçeğiyle başbaşa kaldık. Heyecan dorukta ! Yıllardır beklediğim an gelmişti. Geriye iki şey kalmıştı: uygun bir bilet bulabilmek ve konser tarihinin işlerimle çakışmaması için Allah'a yana yakıra dua etmek. Bilet konusunda ciddi endişelerim vardı, zira yurtdışında satışa çıktığı an birkaç saat hatta bazen birkaç dakika (15 dakika kadar az bir süreden bahsediyorum) içinde sold out (bütün biletlerin bitmesi) olan bir süperstardan bahsediyoruz. Bereket versin Doritos Akademi hızır gibi yetişti biz Madonna hayranlarına ve biletler genel satışa çıkmadan iki gün önce stadtaki yerimizi kapmış olduk. Böylece ilk engel atlatılmıştı. Sırada ikinci engel yani işlerin çakışıp çakışmaması vardı ki o da şans eseri atlatıldı. Artık geriye beklemek kalmıştı.

* * *

Tarih: 07 Haziran 2012
Saat: 05:00 suları

Ankara'dan bir araba İstanbul istikametine doğru yola çıkmakta. İçinde de Bay Zihin. Uykusunu daha alamamış. Dört saatlik bir uykuyla yola çıkmış (korkmayın direksiyonda ben yokum). Neden sabahın kör zamanında yola çıktın be adam diyecek olursanız sebebi basit. Aldığımı duyumlara göre bazı hardcore Madonna fanları akşamdan sıraya gireceklermiş. Eh, bende de saha içi bilet olduğundan en azından saha içinin en önünden izlemeyebilmek için stada olabildiğince erken varmayı kafama koydum. Yol bitmek bilmedi desem yeridir. Zihin'in zihninde sayısız tilkiler dolanmakta. Sürekli bir tedirginlik hissi içinde.. Ya araba bozulurusa, ya da bir aksilik olursa. Evet oldukça obsesif bir herifim. Ne yaparsın !

Neyse işte saat 9 gibi İstanbul'a vardım ve biraz soluklanmak için bir tanıdığıa uğradım. Biraz çay içtim. Malum yola çıkmadan önce evde bir kaç birşey yemiştim; ama o saatte takdir edersiniz ki insan kayda değer birşeyler yemek istemiyor. Sadece yolda kuru bir simit yedim, hepsi bu. O simit hayatımı kurtardı diyebilirim. Zira ancak saatler sonra bir yeni simit (daha) yiyebilme fırsatına erişebildim. Ancak o gün tükettiğim simit miktarını düşününce gerçekten bir süre simitin adını bile duymak istemiyorum arkadaş !

 Saat 11:30 civarında Aslantepe'ye vardım ve sıradaki yerimi aldım. Normalde etkinlik alanı (stadyumun dışı ile metro girişinin arasındaki bölge)nın açılış saati 12 olarak görünüyordu; ama "harika" organizasyonun sonucu olarak etkinlik alanının kapıları ancak 2 buçuğa doğru açılabildi. Tabii bu süre zarfında sırada beklerken güneşten telef olduk. Allah'tan sıranın en önünde arkadaşlarım vardı (maşallah onlar da sabahın köründe sıraya girmişler, helal olsun) da bana önden su gönderdiler. Yoksa orada can verebiliridim. Ayrıca sıraya benim gibi erken girenlere Madonna maskeleri dağıtıldı ki o da ilerleyen saatlerde yelpaze veya şapka görevi gördü bizler için. Etkinlik alanına geçmeden birkaç detay daha vermek istiyorum. Malum konser alanlarına dışarıdan yiyecek ve içecek sokulmuyor ki içeride hepimize kol gibi faturalar çıkarabilsinler. Bu sebepten dolayı herkes kapıdan geçmeden elindeki yiyecek içeceği bitirme derdindeydi. İşte o anda güzel bir dayanışma sergilendi ve herkes elindeki yiyecekleri, içecekleri karşılık beklemeden yanındakiyle paylaştı. Elden ele dolanan bir ceviz vardı ki akıbeti ne oldu bilemiyorum artık :D Bir ara kafamın üstünden krakerler uçuşuyordu.

Saat 2 buçuk gibi ilk kapılar açıldı ve bir anda kendimizi koşarken bulduk. Ama ne yazık ki bu spor fazla uzun soluklu olmadı. Çünkü etkinlik alanı denen yere girebilmek için bir kapıdan DAHA geçmemiz gerekiyormuş. Zar zor frenleyen hayranlar ikinci geçiş noktasındaki yerlerini aldılar. Neyse ki burada fazla bekletilmedik ve beş dakika gibi kısa bir sürede buradan da geçtik. Gerçek maraton o andan itibaren başladı ve herkes giriş kapıları önündeki yerlerini alabilmek için depar atmaya başladı. Ben de biletimde yazılı olan giriş kapılarına yöneldim ve bu sırada Madonna'nın offical ürünlerinin satıldığı standa rastladım. Nasılsa yolumun üstü diyerek birkaç dakikalığına da olsa orada durup soluk aldım. Sadece soluk mu aldım dersiniz ? 50 tl bayılıp bir de MDNA Tour t-shirtü aldım. Baktım orada bir de rozetler var. Bir de ona para bayıldım. Baktım param bitme noktasına gelmiş, kendimi frenledim ve topuklayarak sırama koştum.

Artık üçüncü ve son kapıya gelmiştim. Saatler 14:30 civarı. Metal yığını zigzag bir sıranın içindeki yerimi aldım ve o an kendimi mülteciler gibi hissettim. Saatlerdir birşey yememiştim ve güneşin tam altında kaderimi bekliyordum. Zaten güneş saolsun bana hala etkilerini hissettiğimi amele yanıkları hediye etti o gün. Kollarım hala kıpkırmızı :(( Allah'tan şapkayla gelmiştim. Yoksa mazallah suratımda maymun kıçına dönecekti kıpkırımızı vaziyette ! Bir ara yiyecek bulmak için sıradan çıktım; ama tabii sıramı emanet ettim oradakilere :)) Etkinlik alanı etkinlik alanı deyip övdükleri yeri dolandım boydan boya ve karşıma gene o çıktı; simit ! Ağlamak istedim o an. Öyle böyle değil. Ne yaparsın, boynu bükük vaziyette simidimi aldım ve iyiden iyiye uzayan sıraya yavaş yavaş döndüm. Tam o anda bir feryat koptu sıranın başında (korkmayın ben de sıra başına yakın bir yerdeyim). Bir kadın elinde bir iPad'le sırayı dıştan dolanıp duruyordu. Seyircilerde iPad'e dokunmak için birbirini eziyordu. İlk anda ne olduğunu anlayamadım (malum saatlerdir adam gibi birşey yemeyince mala bağlıyor insan) ama iPad'in bana yaklaştığını görünce anladım. Bu golden triangle olarak adlandırılan sahnenin ortasındaki bölge için çekilen kuradan başka birşey değildi. Şans bu ya iki defa tıklamama rağmen bana çıkmadı. Hatta görevli kadın iki defa bastığımı fark edip "nice try" diyerek güldü.

-Golden triangle-

Normalde saha içi kapılar 18:30'da açılacaktı; ama Madonna saolsun provasını bir türlü bitiremedi. Biz de prova seslerini canlı canlı dışarıdan dinledik. "Girl Gone Wild"ı elli defa tekrarladılar. Çan sesleri duymaktan bö geldi yani. Neyse işte saat kaçtı tam hatırlamıyorum sanırım 19-19:30 arası birşeydi, sesler kesildi ve kapılar açıldı. Hoop bir koşu daha ! Üçüncü ve son koşu. Kendimi attım tribünlerden aşağıya. Like a rolling stone ! Haldır haldır koşuyorum sahneye doğru. Bir adama bile çarptım yolda. Ölüyordu :D Ve sonunda yerimi aldım. 8 saatlik bekleyişime değidi ve saha içi bölümünün en önündeki yerimi aldım.


Bu sırada komik birşey oldu. Catwalkta birileri duruyordu. Herhalde dedim kadının dansçıları ve sahneyi temizleyen ekipten kimseler. Zira ben yerimi aldığım sırada "Turn Up the Radio"nun provası yapılıyordu daha. Sonra bir anda golden triangle'dakilrin coştuğunu ve bağarıp çağardığını fark ettik. Brezilya bayrağı felan sallıyorlardı. "Ulan kadın daha sahnede yok neye kopuyor bunlar böyle" diye geçirdim içimden. Sanırım saatlerce güneş altında beklememizden dolayı hepimizin beyinler haşlanmış olacak ki sahnedeki Madonna'yı dakikalarca fark edemedik. Evet evet, yanlış duymadınız. Temizlikçi ya da dansçı zannettiğim kadın etiyle kemğiyle Madonna'dan başkası değilmiş. Onu da gene ben fark etmedim. Yanımdaki kız "Madonna buuu" diye bağarınca döndüm ve eşofmanıyla, şapkasıyla karşımızdakinin Madonna olduğunu fark ettim. O an "oha lan harbi o" çektim içimden ve hatunu izlmeye koyuldum. Makyajsız, sade bir kraliçe. Öndekiler ne söyledi bilmiyorum, ama kadın sahne önündekilere "sakin olun" der gibi bir hareket yaptı ve sahneyi yavaş yavaş terk etti. Bu arada da eşofmanının arkasında pembe gri yaldızlı "Queen" yazısı dikkatlerden kaçmadı.


Konser öncesi öngrup olarak kimin sahne alacağı tartışma konusuydu. Ortaya bir sürü saçma sapan isimler atıldı. Ama hayaller hep Benny Benassi'nin sahne almasından yanaydı. Prova ertesinde Madonna ve ekibi sahneyi terk ettikten sonra sahnenin ortasına bir bölüm hazırlandı ve bu bölümün arkasına bir dj geçti. Elektronik müzikten pek hazetmediğimden dolayıdünyaca ünlü bir dj'yi ilk defa o gece izlemiş oldum. Pekte memnun kalmadım. Zira bir saat boyunca aynı hareketleri yapıp durdu ve rezil bir müzik ziyafeti çektirdi bizlere. Ekranda bir ara Solveig yazısı görünce şaşırdım. Zira karşımızda uzun saçlı bir kadın duruyordu. Kadın mı dedim ? Pardon. Sonradan fark ettim ki bu İsrailli dj Offer Nissim'miş. Birşey itiraf edeyim mi ? Ben yıllarca Nissim'i kadın zannederdim. Resimlerinden en azından öyle zannediyordum. Meğer erkekmiş :s


Madonna, son zamanlarda bozulan Türkiye-İsrail ilişkilerini düzeltmek için son dakikada konserine davet etmiş Nissim'i. Keşke etmeseymiş dedirtti hani. Rezalet bir müziği var. Oysa kendisinin sahnesi bittikten dakikalar sonra çalan "Smooth Criminal" ve "Don't Stop Till Get Enough" ile merhum süperstar Michael Jackson seyircileri Nissim'den çok daha fazla coşturdu ve baya alkış topladı. Ruhu şad olsun Kral'ın.

.. ve 45 dakikalık bir gecikmeyle 22:15 civarında Kraliçe sahnedeki yerini aldı !

* * *

Tek tek performansları değerlendirmeye başlamadan önce şovun geneli hakkında birkaç söz söylemek istiyorum. MDNA Tour'u birkaç kelimede anlatmak gerekirse; kışkırtıcı, karanlkık, ürkütücü, seksi ve enerjik bir şov. Bol kanlı, seksi bir sirk izledik adeta ! Evet, sahne belki bir önceki turneleri kadar büyük ve görkemli değildi; ama Kraliçe bu açığı teknolojinin tüm nimetlerinden sonuna kadar faydalanarak kapatmayı bilmiş. Öyle ki sahnenin her bir metre karesi oynuyordu. Catwalk'un platformu inip kalkıyor, ana sahneden dikdörtgenler prizması şeklinde sütunlar bir inip bir çıkıyordu. Aslında bu biraz da izleyenleri yordu tahminimce zira tam soldaki dansçılara bakıyorsunuz, sağ tepeden biri iniyor. Ona bakıyorsunuz Madonna hop bir o yana zıplıyor. Madonna'nın en dinamik ve en teknoloji harikası sahnesiydi sanırım.

Herşeyden öte biz o akşam bir şov izledik aslında. Konserden ziyade bir şovdu Madonna'nın yaptığı. Bir gövde gösterisi. "Ben hala ölmedim" dercesine bir o yana attı kendini bir bu yana. Yerlerde süründü. Çılgınlar gibi dans etti. Eline tabanca aldı, bütün dansçılarını tek tek vurdu. Yetinmedi ipte yürüdü. Dansçıları tarafından havalarda gezdirildi. Zincirlere vuruldu elleri ayakları. Ama beni en çok etkileyen şey tüm bunları yaparken şarkılarını canlı okumasıydı. Malum artık Madonna yaşını almış bir sanatçı ve bu kadar hoplayıp zıpladıktan sonra şarkıları canlı okumak yürek ister. Demek ki Kraliçe'de bu yürek fazlasıyla varmış ve konserin büyük çoğunluğunda şarkılarını tüm yorgunluğa rağmen canlı canlı okudu. Evet, ara sıra çuvalladığı oldu ufak tefek. Ama artık yaşına veriyorum ve gayet normal karşılıyorum o kadarını. Darısı kendisinin yarısı yaşında olupta playback yapan zavalılara ! Böylelikle Super Bowl'da tamamen playback yaptığı için sövüp saydığım kadın bana tüm kullandığım olumsuz lafları birbir yedirmiş oldu. Afiyet olsun bana !

Gelelim şova...

* * *

Girl Gone Wild: MDNA albümündeki en sevdiğim parçalardan biri olan GGW ile açıldı konser. Madonna, sahneye çıkmadan önce sahnesi devasa bir tütsüyle kutsandı ve çan sesleri eşliğinde Kraliçe sahneye davet edildi. İlk çandan sonra bir gökgürültüsü sesi duyuldu sahnede. Işıklarsa yıldırım gibi çaktı. Hemen arından da İbranice bir dua okunmaya başladı üç vokalist tarafından. Biraz sonra da arka fonda gargoyle taklidi yapan dansçılar belirdi. Çanı çalan kırmızı pelerinli rahipler sahneye çıktığında yakınımdaki bir seyirci espriyi patlattı: "İyice 'Eyes Wide Shut'a bağladılar bunlar da." Ve Kraliçe camlı bir kilise figürü içinde uzaktan belirdi. Arka fonda bir ışık huzmesi.. Ruhani bir andı diyebilirim. Ama tabii Madonna Hanım dini şeyleri pek sevmez. İndiriverdi içinde bulunduğu kilisenin camını ve bir elinde taramalı tüfeği başında ise tacı atıverdi kendini sahneye. Harika bir koreografiyle dakikalarca bir o yana bir bu yana zıplayıp durdu. GGW'ın klibindeki dansı yaptı ve ana sahnede inip kalkan platformların tepesine çıktı. Bu sırada arka fondaki kilise yerini cehenneme bıraktı. Tabi bu geçiş anında ekranlarda dolanan Masonik öğeler gözlerden kaçmadı. Şarkıyı ise "Material Girl" ve "Give It 2 Me" sampleları eşliğinde bitirdi.



 
 

Revolver: Bu konserde kan akacağı daha ikinci şarkıdan kendini belli etti ve sahnedeki herkes eline bir silah alarak soluğu catwalkta aldı. "My love's a revolver, my sex is a killer do you wanna die happy bang bang" diye eşlik ettik hep beraber. Şarkının sonlarına doğru arka ekranlarda rahip kostümlü Lil Wayne belirdi ve şarkıdaki rap bölümün okudu.

 

Gang Bang: ..ve konserin en bomba performanslarından biri yoğun siren sesleri eşliğinde başladı. Sahnenin ortasına bir otel odası dekoru geldi. Hatun içkisinden bir yudum alarak silahını eline aldı ve "Gang Bang"i okumaya başladı. İlginçtir şovun en iyi gösterileri MDNA albümündeki şarkılarda yapıldı ve bence kadın amacına ulaştı. Albümü tanıtmak için en iyi yol bu olsa gerek. Bu performansta Madonna tek tek dansçılarını vurdu ve bu esnada arka fonda vurulan her dansçı için ayrı ayrı kan efektleri gösterildi. Söylemeden edemeyeceğim, şarkının orta yerinde tepeden eli silahlı bir dansçı Madonna'yı vurmak için iple sarkarken arka fonda bir helikopter sesi duyuldu. Ama o kadar yoğun ve gürültülüydü ki bazı seyirciler saf saf stadın tepesine baktılar acaba gerçekten helikopter mi inecek diye :D

Papa Don't Preach: Kısa ve özdü. Hepimizin kalbine dokundu. İyi ki de okundu ! Günahkar seri katil (!) Maddy, sahnede affedilmek istemediğini ima etti. Yerlerde süründü.

Hung Up: Madem af dilemiyordu, cezalandırılması gerekirdi ! Ana sahneden catwalka doğru voodo büyücüsü kılığında dört dansçı yaklaştı. Kraliçe'yi dört bir yandan yakaladılar ve ellerine kollarına zincir vurarak el üstünde "günahkar kadın"ı ana sahneye taşıdılar. Bu sıradaysa arka fonda çan sesleri inliyordu. Madonna ise kaçmaya çalışıyor, debeleniyordu. İşte tam da bu yüzden konserden çok bir şov izledik diyorum. Çünkü adeta filmden bir sahneydi bizlere sunulan şey. Elleri ve kollarındaki zincirlerden kurtulan Madonna, ana sahnenin ortasında boylu boyunca uzayan ipte yürüdü ve ekranlarda cehennem tasviri belirdi. Kan kırımızı ışıklar stadın her yerini aydınlatıyordu.Arka planda başka bir kilise yükseliyordu...


I Don't Give A: Günahı, sevabı pek iplemediğini gösteren Madonna kaptı gitarını ve soluğu catwalkun en ucunda aldı. Platform hızlıca yükseldi ve Kraliçe rahiplere ve voodoo büyücülerine "I don't give a" deyip seyircilere el hareketi çekti. Ama daha herşey yeni başlıyordu. Bir anda arka ekranlarda Nicki Minaj belirdi. Bir tahtın içinde, üzerinde rahibe kostümüyle şarkıya eşlik etmeye başladı. O anda gerçekten tüylerim ürperdi ve zaten stadta deyim yerindeyse coştu. Artık tam da "daha ne olabilir ki" dediğimiz bir anda Nicki "There's onlu one queen and that's Madonna BITCH" diye haykırdı ve arka fondaki kilise yavaşça çöktü. Madonna ise kırmızı bir platform üstünde ana sahnede yükselmeye başladı. Bütün ışıklar ona döndü ve arkada kırmızı bir haç belirdi ve şarkı bitiminde haç paramparça oldu. Kesinlikle konserin en iyi performansıydı ve diyebilirim ki kadının tüm kariyeri boyunca yaptığı en iyi şovlardan biriydi ! Kadına bir defa daha hayran oldum. İlk bölüm böylece efsanevi bir şekilde bitmiş oldu.


 
Best Friend: Albümde en nefret ettiğim şarkıların başında gelse de "Best Friend", "Heartbeat"le öyle iyi harmanlanmış ki şarkıyı bir anda seviverdim. Tabi bunda gaz maskeleriyle dans eden "kemiksiz" elastik dansçıların yaptığı manyak şovda etkili olabilir. Arka plandaki video da oldukça ürkütücüydü. Mezarlıkta dolanan ve bir tabut taşıyan tipler. Videonun sonunda beliren mezar taşında yazılı olan cümle çok hoştu. Aşk herşeyin üzerindedir.



Express Yourself: Hatun pelerinli bir kostüm ve elinde bir sopayla çıktı ve şarkıyı kütür kütür okudu. Lady GaGa'ya atıfta bulundu "Born This Way"den bir bölüm okuyarak sonunda hep beraber "she's not me" dedik. Gerçekten de öyle. Madonna'yı izleyince daha iyi anladım yerinin dolmayacağını.Özellikle bu ikinci bölümde kadın deliler gibi dans etti ve bir yandan da canlı canlı okudu şarkılarını. Biz bu yaşımızda yapamayız bu kadının yaptıklarını. Süperman gibi birşey kadın. E bakın pelerini de var zaten :))

 
 
 

Give Me All Your Luvin': Sonunda L-U-V Madonna sırası geldi. Sahnenin ortası iki yana açıldı ve tepeden ellerinde trampetleriyle dansçılar indi. Bir süre havada eşlik ettiler Kraliçe'ye sonra herkes aşağı indi ve catwalkun orası karnaval yerine döndü. Bir ara hatun geri gidip ponponlarını aldı ve her zamanki genç kız havalarına büründü. Eğlenceliydi; ama trajikte bir tarafı vardı. Onu öyle genç kızmış gibi davranırken görmek gülünçtü ne yazık ki. Şarkıya gelince. Albüm versiyonu ne kadar dökülüyorsa canlı hali de bir o kadar iyi ve enerjikti. "Supersonic, bionic" diye diye yarıldım valla.

 
 
 
 

Turn Up The Radio: Güldük, eğlendik. Gene malum gitarıyla eşlik etti kadın bu şarkıda.

Open Your Heart: İyidi ya. Bu şarkının sonunda bir de "I open my heart to you, do you open your heart to me ?" diye sorunca stad alkışlarla inledi bir anda ve kadının keyfi yerine geldi.

Sagarra Jo: Sözlerini anlayamadık ama eşlik etmeye çalıştık en azından :D Ya bu şarkıda ya da bir sonrakinde bir ara Madonna oğlu Rocco'yu sahneye çağardı. Çocukcağız da gelip, sahne ortasında tepinip durdu sonrada gitti :D

Masterpiece: Hep beraber bu slow şarkıda bir soluk aldık. "Nothing is indestructible" dizelerinde donup kaldım. Çok iyidi. Böylelikle enerjik ikinci bölüm tamamlandı ve yerini erotik üçüncü bölüm aldı.



Justify My Love: Şovun en ürkütücü ve en kışkırtıcı videolarından birini seyrettik. Maskeli sirk kaçkınları tarafından psikopat gülüşler eşliğinde kovalanan Madonna kendini bir odaya kapatır ve odayı incelemeye başlar. Ama konu Maddy olunca rahat durmak olmaz değil mi ? Saniyeler geçtikçe videoda soyunan Kraliçe yavaş yavaş bizlere vücudunu sergilemeye başladı ve herkesin aklına tek birşey geldi "Dita geri döndü!" Seyirciler bu videoyla terlemeye başladılar desem yeridir. Ee, Madonna Hanım sansasyonların da kraliçesi aynı zamanda. Karanlık ve kirli...


Ha bu arada videonun bir yerinde Madonna "for you" derken catwalktaki maskeli, ürkütücü dansçılar seyircilere doğru parmaklarını çevirip bizleri gösterdiler. Korkmadık ve tahrik olmadık değil hani :D


Vogue: Heyt be sonunda Vogue'u da canlı izleyebildim :)) Deklanşör sesleri altında sahneye birbirinden uçuk kıyafetli kadınlar ve erkekler çıktı bir anda. Malum üçüncü bölümün adı "Masculine/feminine". Erkekler ne kadar kadınsı giyindilerse, kadınlarda o kadar erkeksi giyinmişti. Androjen dansçılar bir yanda poz vere dursun, sahnenin ortasında yukarıdan bir platform belirdi ve Madonna tipik Vogue hareketleriyle belirdi. Ne diyebilirim ki. Nefesimiz kesildi. Görsel bir şovdu adeta. Arka fonda da biribirinden efsane isimlerin resimleri dolanıp durdu. Greta Garbo, Marilyn Monroe, Marlene Dietrich, Fred Astaire, Marlon Brando, James Dean,... ve daha nicesi. Hepsine saygı duruşunda bulunuldu. Modanın gerçek belirleyicilerine.


 

Candy Shop: Madonna tarihinin en kötü şarkılarından biri bu kadar mı güzel remixlenip önümüze sunulabilir arkadaş ya ! İlk bu şarkının setlistte olduğunu duyduğumuzda az küfür etmemiştik Ama bu ezik r&b şarkısı bir anda retro bir havaya bürünmüş ve erotizmin dibine vurulmuş. Madonna'nın sahnenin ortasında beliren bir kadına para vermesiyle 2012 model Girlie Show'da başlamış oldu. Dekor bir anda değişti ve genelevimsi bir hava yaratıldı. Tepede devasa bir avize. Pembe mor ışıklar... Hepsi bu kadar mı dersiniz ? I ıh. Bir anda "put your hands all over my body" dizeleri dökülüverdi kadının ağzından ve bir otuz saniyede olsa "Erotica"yı okuduk hep birlikte. "Erotic erotic put your hands all over my body" dizesinin hakkı da verildi anında. Erkek dansçı Madonna'yı, Madonna da dansçısını "nazikçe" okşadı. Şov kızışmaya başlıyordu iyiden iyiye. Gitti kadın dansçılardan biri öper gibi yaptı, sonra da yetinmedi erkek dansçısını öptü.



(Yukarıdaki videoda 03:50'den sonrası Human Nature...)

Human Nature: Devasa aynalarda estetik bir şovla başladı şarkı. Ama şüphesiz zirve noktası şarkı sonunda gelen "süpriz"di.



Ne o ne de biz pişman değiliz :D Şey çok komik ya, İstanbul'dan önceki şovlarda sütyenini biraz indirip gösterir gibi yapıyor. Ama burda önce biraz açıyor. Sonra millet coşunca lap diye gösterdi sağ göğsünü :D Tabi o anda stad koptu. E doğal. Sonrada kadın döndü arkasını, sırtındaki "No fear" dövmesini gösterdi.


Like a Virgin: Daha iyi sergilendiği zamanlar olmadı değil; ama bu performans da fena değildi. Özellikle bir yerde dansçısı Madonna'ya korse giydiriyor ve yavaşça kadını sıkıyor sıkıyor ve sıkıyor. Bir anda kadın birkaç beden küçlüyüor gözlerimizin önünde ve bu sırada şarkıyı söylemeye devam ediyor. Helal olsun dedik yani. Anlayacağınız üçüncü bölüm biraz "sıcak" geçti.

Nobody Knows Me: Hiç beğenmedim; çünkü samimi değil. Bu video oynarken arkadan biri şöyle dedi "Ay bu kadını gördükçe politika yapasım geliyor".

I'm Addicted: Sözü Tel Aviv görüntülerine bırakıyorum arkadaşlar...



Hala bu kadın için "şovu iyiydi, ama müziği kötüydü" diyen varsa ölsün şurda !


I'm a Sinner/Cyberraga: Tren şovu iyiydi; ama şarkıyı hala sevemedim. Ha eşlik ettim o ayrı :D
 
Like a Prayer: İşte bütün seyircilerin ayaklandığı, alkış tuttuğu, eşlik ettiği tek şarkı. Bütün stadyum aynı anda dağaldı desem yeridir. Herkes bu anı beklemiş. Gerçekten bu bir "an"dı. Işıklandırmayla, koroyla filan insanın aklını yerinden aldı götürdü valla. Buyrun efendim:



Celebration: Kudurduk ! :D



* * *

Böyle işte. Yazacak şeyim çok. Ama şimdilik bu kadar olsun :)) Ha unutmadan. There's only one queen and that's Madonna..BITCH !

Fotoğraflar: Madonna Türkiye Offical, İnci Erdoğan

Not: MDNA Tour aslında kadının bütün kariyerinin bir özeti niteliğinde. Blond Ambition ve Girlie Show turnelerinden sonra herhalde en çok "şov"a başvurduğu turnesi bu olmuş. Vogue'da geçmişte taktığı konik sütyenlere selam çakmış. Candy Shop'ta ise Girlie Show'un avizelerini hatırlatmış bizlere. Şovun üçüncü bölümü zaten Girlie Show'u andırıyor.

9 yorum:

  1. Teşekkürler, güzel bir konser yazısı olmuş. Ayrıca konsere gidebilmene sevindim. Umarım herkes birgün hayran olduğu sanatçının konserine gider. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu güzel dileğe cevap yazmak istedim inşallah "en kısa süre de " herkes bir gün hayran olduğu sanatçının konserine gidebilir :)

      Sil
    2. İnşallah herkes hayranı olduğu sanatçıya kavuşur bir gün :)) Ben Bob Dylan ve Madonna'yı izledim ya artık ölsem de gam yemem :D Ama tabii hala aklımda bir Rolling Stones fikri de var. Kısmet.

      Sil
  2. Madonna'yla aram pek iyi değildir ama böylesine hayranlık duyduğun birinin konserine gitmiş olmana çok sevindim bi de taksirli olarak öldürmeye çalıştığın adama ne oldu merak ediyorum böylesine bir çoşku karşısında hala yaşıyor mu acabaa:P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "taksirli olarak öldürmeye çalıştığın adam" kimdi yahu :D iyice bunadım ben.

      madonna'yla aranı iyi etmek için bir albüm öneriyorum; bedtime stories. bence en iyi albümü kadının.

      Sil
    2. Madonnayı madonna yapan yolda yaşadıklarını okumuştum bir yerde biraz soğuttu beni ayrıca pop tarzı dinlemiyorum o yüzden düzelmez gibi geliyor

      Sahneye koşarken çarptığın adamdan bahsetmiştimmm :))

      Sil
    3. Madonna'nın kendisinden ben de hazetmiyorum hiç. Ama tıpkı Michael Jackson gibi o da nadir iyi müzik yapan popçulardan biri. Öneririm :)) Teklif var, ısrar yok. Normalde ben de poptan hazetmem.

      Valla o adamın hali harap bence :D

      Sil
  3. senin adına sevindim... bir gün kendi adıma da sevinirim inşallah :)))

    YanıtlaSil