60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

15 Nisan 2012 Pazar

Eski Bir Dostla Yıllar Sonra

 

Bundan tam yüz yıl, on beş dakika önce (14 Nisan 1912, 23:40'da) o zamana kadar inşa edilmiş en büyük gemi sıfatını elinde bulunduran RMS Titanic, Newfoundland'ın güneyinde ilerlerken bir buz dağına çarptı ve 15 Nisan sabahı saat 2'yi yirmi geçe gemi tamamen sulara gömüldü. Faciada tam 1,514kişi hayatını kaybetti, 710 kişi de sağ kurtuldu. Ne kadar korkunç bir gece ! Hayal etmesi bile güç. Dünyanın en büyük gemisinde, en az geminin kendisi kadar büyük hayallerle yol alan binlerce insan, iki üç saat içerisinde hayatını kaybediveriyor. Kimisi donarak ölüyor kimisi bir metal parçalara çarpıpı oracıkta can veriyor. Korkunç bir sahne. Bu gece burada hayatını kaybedenleri yadetmek istiyorum. Hiçbirini tanımamış olsam bile bu faciada hayatını kaybeden herkes için tek tek üzüntü duyuyorum. Böyle bir ölümü kimsenin de hak etmeyeceğini düşünüyorum.


1997 yapımı "Titanic" filmi bu faciayı en iyi anlatan yapımdır herhalde. Naif bir aşk hikayesi ekseninde işlenen görkemli ve bir o kadarda trajik bir "facia" filmi. O zaman vizyona girdiğinde sinemada tastamam yedi defa seyretmiştim. Farklı günlerde elbette... Çok etkilenmiştim tabii. Müziğiyle, görüntüsü ve anlattığı dram ile ilgimi oldukça çekmişti. Sinema aşkımın tutuştuğu günler... Aradan zaman geçti. RMS Titanic'in batışının 100.yılı anısına film 3 boyutlu olarak elden geçirildi ve sinemalarda vizyona girdi. Bense gitmekte acele etmedim. Evet, en sevdiğim aşk filmiydi; ama beklemeliydim. O karanlık geceyi ucundan da olsa yaşamak için beklemeliydim. 14 Nisan gecesini beklemeliydim. Ve işte buradayım. Filmden çıkalı çok olmuyor ve diyebilirim ki çok farklı bir his yaşadım. Bir kere neredeyse faciayla paralel bir batış seyrettim. Birkaç saat farkla. İnsan yüzyıl önce tam da bu sıralar insanların bu şekilde can verdiğini düşününce bir garip hissediyor kendini. Düşünsenize. Bizler ellerde patlamış mısırlar, Cola'larla beyazperdeye bakarken o sıralar belki de insanlar çaresizlikten ne yapacağını kestiremiyor, çığlık atıp, dua ediyordu. Gerçekten korkunç birşey bu.


Evet, yine ağlamanın eşiğine gelmedim değil. Fakat sekizinci seferde ağlama faslı olmadı. Belki artık aynı sahneleri defalarca seyretmenin verdiği dinginlik belki de ilerleyen yılların bana kattıkları bunda etkili oldu. Büyük ihtimalle ikinci seçenek. Çünkü ben sekizinci Titanic seferimde kederden çok öfke hissettim. Dedim ya, yıllar insana birşeyler katıyor. 1997 yılında dram yönünden başka birşey görmeyen gözlerim bu sefer çok fazla farklı şeylere takıldı. En önemlisi de sınıfsal mücadele ve ikiyüzlü burjuva ahlakının yozluğu. Birinci sınıf yolcuların hayvanlarının işemesi için üçüncü sınıf yolcuların bölümüne getirilmesi, üçüncü sınıf yolcuların gemiye alınırken sağlık taramasından geçirilmesi ve Rose karakterinin -afedersiniz ama- kaltak burjuva annesi ! Her fırsatta "alt sınıfları" hor görmeye programlanmış "uyuz" İngiliz aristokratlar... Dram yönünden çok beni rahatsız eden bu oldu. Aristokrat sınıfın iğrençliği ve yoksul kesimin göz göre göre sular altında can vermesi. Gerçekten insan düşününce hem üzülüyor hem de sinirleniyor. Sırf zenginlerin güvertesi kapanmasın diye gemiye yeterli sandal eklenmemesi kadar adice bir düşünce olamaz ! İnsanın isyan edesi geliyor. Bunlar nasıl insanlar ? Akılm almıyor. İşin üzücü yanı aradan tam bir asır geçtiği halde hala böylelerinin var olduğu gerçeği... Belki aristokrasi can vermiş olabilir; ama yerini alan zenginlerin asortiklerden pek bir farkı yok sanırım. İnsanların emeğini sömürüp, iliğini kemiğini kurutana kadar çalıştıran "büyük patronlar".

Aslında hepimiz bu Titanic'in birer yolcusu değil miyiz ? Tek fark, o gece sistemin kurbanları buz gibi suda donarak can verirken bizler, sistemin yeni kurbanları, sıcak evlerimizde son nefesimizi veriyoruz.



* * *

Filme dair birkaç birşey söylemek istiyorum. Ne yalan söyleyeyim, Star Wars: The Phantom Menace 3D faciasından sonra pek bir ümidim yoktu Titanic 3D için. Gene alelade bir derinlik katılır bize kakalarlar diye içimden geçiriyordum. Kısmen yanılmışım. Zira filmin başındaki denizin altındaki sahneler ve geminin buzdağına çarptıktan sonraki sahnelerinin birçoğu oldukça gerçekçi bir şekilde boyutlandırılmış. Özellikle kaptanın köşkünde gemisine veda ettiği "malum sahnede" suların içinde kaldığımı zannettim bir an için olsun. Korkunç bir deneyim olsa da...

İlginçtir film bittiğinde dışarıda yağmur yağıyordu inceden inceye. Kim bilir belki de Titanic'in su damlalarıydı yüzümüze değen gece vakti.


* * *
Gitmeden size bu filmin en sevdiğim sahnesinden bahsetmek istiyorum. Birçok sahnesi benim içime işlemiş olsa da on beş yıldır unuttamadığım bir sahne var; Titanic batarken gökyüzüne hava fişek atılıyor ve fişek patlarken kamera gemiyi uzaktan çekiyor. Koskoca gemi, batmaz denen devasa şey uçsuz bucaksız bir denizde bir hiç ! Ufacık bir kum tanesi gibi görünüyor. Bu sahne beni çok etkilemişti ilk izlediğimde. İnsanın aslında doğa karşısında ne kadar aciz ve yanlız olduğunu gösteren muhteşem bir sahne ! Yazarken dahi tüylerim diken diken oluyor.

9 yorum:

  1. Titanic is a good film...I really want watch it in 3d film!
    btw if u like lets follow each other
    jessillesilv.blogspot.com

    YanıtlaSil
  2. ay okurken içim karardı ve filme gitmek istedim şimdi. Ki filmin defalarca giden Titanic fanlarından olmamama rağmen.
    "Bizler ellerde patlamış mısırlar, Cola'larla beyazperdeye bakarken o sıralar belki de insanlar çaresizlikten ne yapacağını kestiremiyor, çığlık atıp, dua ediyordu. Gerçekten korkunç birşey bu." demişsin ya tüylerim diken diken oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cidden çok etkileyici bir film. Hele de dün akşam daha farklı şeyler hissettim :((

      Sil
  3. Awesome pictures:D
    Very inspiring!<3
    U have a very nice and comfy blog, btw:D

    Following ya:)
    It'll be so nice, if you follow me back:)

    Have a sparkling day!
    xoxo.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. I really tried a lot to make this blog comfy and warm. Thank you for your kind feedback :)

      Besides, I'm following you from now on ;) It's nice to see "a mermaid behind the virtual world".

      Have a nice day !

      Sil
  4. Defalarca izledim,hala da izleyebilirim.Her izlediğimde de hüzünlenirim duygu patlaması yaşarım.Böyle filmler nadirdir.Efsanedir.Titanik çok farklı.Tam bir efsane.
    Ve eminim ki bundan bir yıllar yıllar sonrada hatırlanacak,kıyıda köşede kalmayacak filmler arasında.

    Henüz gidip 3Dlisini izlemedim.Olumlu olumsuz bir çok yorum dinledim,okudum.Sende son noktayı koymuş oldun.
    Yine ilk izlediğim günki heyecanla gidip izleyeceğim :))

    YanıtlaSil
  5. "Aslında hepimiz bu Titanic'in birer yolcusu değil miyiz ? Tek fark, o gece sistemin kurbanları buz gibi suda donarak can verirken bizler, sistemin yeni kurbanları, sıcak evlerimizde son nefesimizi veriyoruz."

    Ne güzel demişsin..Malesef sistemin yeni kurbanları bizler gelecek kurbanı çocuklar.

    Asıl Mim'in var ben de onun için geldim :)

    YanıtlaSil
  6. Love this! I just want to go watch Titanic now... :)

    http://escapingthewindow.blogspot.com

    YanıtlaSil