60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

30 Mart 2012 Cuma

Madonna - MDNA



Madonna 80'lerin başında müzik dünyasına girdiğinde "çılgın" bir imaja sahip, döneme göre iyi dans parçaları yapan deyim yerindeyse tıfıl bir şarkıcıydı. O zamanlar tabii ses ve müzik iş yapıyordu, sansasyonel eylemler değil. Michael Jackson'lar, Prince'ler ortalığı kasıp kavuruyordu. Cyndi Lauper da pop müziğin öncülerinden biriydi. İmajı başta Madonna olmak üzere birçok şarkıcıya ilham kaynağı oldu yıllar boyunca.Cher deseniz henüz bitmek bilmeyen "veda turneleri"ne başlamamıştı. Malum mega hiti "Bang Bang"i rock formatında dinleyiciye kakalamaya çalışıyordu. Hoş, rock versiyonunun da ayrı bir güzelliği vardı.

Madonna (nam-ı diğer Maddy) ise, 1983 yılında ilk teklisi "Everybody" ile listelere bomba gibi düşmüştü. Öyle ki parça Amerika dans listelerinde haftalarca ilk onda kaldı. Bu, disko kraliçesi Madonna'nın ayaksesleriydi. İlginç bir anıdan bahsetmek istiyorum burada. O zamanlar daha televizyonlarda boy göstermeyen Maddy, dinleyici tarafından ilk teklisi radyolarda dönmeye başladığında zenci sanılmış. Daha sonra klip ve albüm kapağıyla onun zenci olmadığı anlaşılmış. İlginç.

 
Daha sonra rock sosuna batırılmış bir başka dans parçası vitrinde görücüye çıkarıldı; "Burning Up". Sonuç aynı. Madonna yine dans listelerinde zirvede. Ki üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen bu şarkı beni hala fevkalade heyecanlandırır. Ama Kraliçe için dönüm noktası olarak görebilceğimiz ilk hit, "Holiday" olmuştur. Öyle ki artık Maddy'nin şarkıları sadece dans listelerinde değil Billboard Hot 100 gibi genel listelerde de zirveleri zorlamaya başlamıştı. Velhasilikelam Madonna, ilk albümüyle diskolarda hatrı sayılır bir yer edindi. Ayrıca o dönemki hitleri 80'ler temalı partilerin olmazsa olmazı halini aldı.

Ancak Maddy'nin tahta çıkışı ve popun kraliçesi olması ikinci albümü, "Like a Virgin" ile gerçekleşmiştir. "Material Girl" ve özellikle "Like a Virgin" teklileri deyim yerindeyse piyasanın göbeğine bomba gibi düşmüştü. Artık her yerde Madonna çalıyordu. Genç kızlar Maddy'nin "Like a Virgin" klibindeki imajını (ve aslında dolaylı yoldan Cyndi Lauper'ın imajını) taklit etmeye başlamıştı. Kraliçe'nin giydiği abartılı küpeler, taktığı dini figürlerle bezeli sayısız kolyeler ve eldivenler modayı belirlemişti. O zamanlar Madonna modaya uymaz, moda Kraliçe'ye uyardı. Tıpkı Michael Jackson gibi o da 80'lerin en önemli popüler kültür figürlerinden biriydi.


İkinci albümle fevkalade başarılı bir albüm satış grafiği elde eden Madonna, daha sonrasında üçüncü albümü "True Blue" ile artık dünya çapında bir megastardı. Albüm yirmi milyondan fazla satarak tüm zamanların en fazla satılan albümlerinden biri haline geldi. Ayrıca Maddy, o dönem stadyum konserleri veren sayılı sanatçıdan biriydi. Öyle kolay işler değil bunlar. Düşünsenize, o dönem Michael Jackson'lar, The Rolling Stones'lar, Tina Turner'lar var stadlarda. Peki şimdi soracaksınız, "MDNA" incelemesinde bu background bilgilerin işi ne diye. Cevabı yazımın devamında saklı.

Malumunuz Kraliçe dört yıldır sessizliğini koruyordu. En son 2008 yılında "Hard Candy" adında, r&b tadında bir pop albümü ile bizlerin karşısındaydı. Arkasında da dönemin en ünlü yapımcıları ve ekran yüzleri... O dönem bu albüme ağır eleştiriler getirdim. Memnuniyetsizliğimi her fırsatta dillendirdim ve albümün başarısızlıkla sonuçlanacağını yazdım. Bu soundların Madonna'ya yakışmadığını ifade ettim. Ve yanlış hatırlamıyorsam da albüme iki yıldız vermiştim. Tarih beni haklı çıkardı ve "Hard Candy" zar zor üç milyon sattı ve kendileri şimdiye kadarki en az satan Madonna albümü olarak tarihe geçti.



O dönem her ne kadar albüme esip gürlesem de o yazın albümü "Hard Candy" olmuştu benim için. Kendisine yakıştırmasam da dinlenmeyecek de bir albüm değildi. En azından kendini dinletiyordu. Belki heyecanı azdı, ama içinde "Devil Wouldn't Recognize You" ve "4 Minutes" gibi ayakları yere sağlam basan parçalar da yok değildi. Ayrıca albümü bir oturuşta sıkılmadan dinleyebiliyorduk. Kopukluk yoktu şarkılar arasında. Şimdi huzurlarınızda tarihi bir hatayı düzeltmek istiyorum. "Hard Candy", iki yıldızdan daha fazlasını hak eden bir albümdü. Bunu görmem için "daha fena" bir Madonna albümünün gelmesi gerekiyormuş sanırım; "MDNA". Sırf bu sebepten ötürüdür ki "Hard Candy"nin notunu ikiden dörde yükseltiyorum. Fazla radikal bir çıkış olarak görebilirsiniz; dile kolay notunu iki katına çıkardım. Ama bir sebebi var.

"Hard Candy", Maddy'nin daha önce pek yüzmediği sularda yüzmeye çalıştığı bir albümdü. Evet, 90'da r&b ile raks ettiği dönemler oldu; ama hiphop'a kayacak kadar da radikalleşmemişti (Did You Do It?'i saymıyorum). Bu yüzden şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; o dönem Maddy bilmediği sularda kayboldu ve bu o kadar da eleştirilecek bir durum değil. İlk denemesi sayılır. Görmezden gelinebilir. Bu yüzden de notunu yükseltme gereği hissettim. Peki ya şimdi ? MDNA ? En iyi bildiği işte yani dans müziğinde deyim yerindeyse çuvallıyor !


Albümün kılcallarına inmeden evvel albümün gelişim döneminden bahsetmek istiyorum. Daha öncede ifade ettiğim gibi Madonna dört yıldır stüdyoya uğramaz olmuştu. Sadece bir ara "Celebration" ve "Revolver"ı kaydetti o kadar. Önce 20'lik bir model sevgili buldu kendine. Daha sonra onu bıraktı, şansını sinemada denemeye kalktı. Birbirinden vasat filmlere imza attı. Sonra yine bir sevgili edindi, gene bıraktı. Bunlarla yetinmedi gitti fitness salonları açtı. Kısacası dört yıl boyunca müzik harici herşeyle uğraştı. İlk başta buna tepki göstersekte sonradan "herhalde dinleniyor, kafasını topluyor, iyi bir dönüş yapacak" demeye başladık. Sonra menajeri Guy Oseary, Temmuz başında Twitter üzerinden müjdeli haberi verdi; Maddy yeni albümü için stüdyoya girmişti. Dikkat edin "Temmuz 2011". Yani ? Albüm kaşla göz arasında tamamlandı. Öyle ki hayranları bile şaşkınlıkla izlediler gelişmeleri. Peki bu acele neden ? Nedeni basit. Live Nation'la imzaladığı kontrat gereği artık acilen bir albüm çıkarması gerekiyordu.O yüzden de apar topar stüdyoya girdiler. Şimdi hayranları diyecek "albüm aceleye gelmedi" filan. Geçin bunları hocam. Albüm buz gibi de alelacele hazırlandı. Üzerinde düşünülmeden paldır küldür albüm kaydettiler. O dört senelik ara hiçbir işe yaramadı ve karşımıza vasat mı vasat bir pop/dans albümü çıktı. Bu albüm Ke$ha ya da Britney'den filan gelseydi "iyi" olarak nitelendirebilirdik; ama konumuz Madonna. Disko kraliçesi Madonna. Her daim dönemdaşlarından bir adım önde olan kadın. Ne yazık ki şuan dönemdaşlarıyla aynı seviyede bir albüme imza atmış. "MDNA" kötü bir albüm olmasa da Madonna'ya yakışmayan bir albüm. Burada bir anlaşalım.


Bir kere albümde "heyecan" yok. Hani bir kere dinledikten sonra "yahu dur bir şu şarkıları bir daha dinleyeyim" diyeceğiniz şarkı sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Tek atımlık şarkılarla dolu bir albüm. Ve daha ilginci Madonna gibi bir hit makinesi bu albümde bir tane bile hite imza atamamış. Nerede "4 Minutes"ler "Give It 2 Me"ler. Özellikle "Hard Candy"den örnek veriyorum; çünkü ondan önceki albümlerden örnek versem onlara haksızlık etmiş olurum. Yani "Hung Up" gibi bir mega hitle "Give Me All Your Luvin"i karşılaştırmak tam bir saçmalık olur. Şarkının demosu internete sızdığında dinlemiştik herkes gibi ve ilk tepkim "Yahu bu basbayağı Avril Lavigne" olmuştu. "L-U-V Madonna" şeklindeki tezahüratlarla açılan bir bubble-pop şarkısı. Anaokulundan hallice.... İşin komiği şarkının bence elle tutulur tek yanı Nicki Minaj'ın rap kısmıydı. "I'm barbarian, I'm Conan"... Keşke parçanın tamamını da o okusaymış dedirtiyor insana. Gerçekten o derece eğlenceli bir bölüm. Ama ne yazık ki şarkının hantallığı altında ezilmeye mahkum oluyor. Sen dört yıl müziğe ara ver, sonra da kalk geri dönüş şarkısı olarak "Give Me All Your Luvin"i seç ! Akıl alır gibi değil. Madonna gibi bir tilki nasıl böyle ticari bir hataya düştü, anlamak mümkün değil. Bir de Super Bowl faciası yaşadık yakın zamanda, unutmamak lazım !



İkinci tekli "Girl Gone Wild"dan oldukça umudum vardı. Şarkıyı ilk dinlediğimde "İşte budur!" demiştim ve albüm hakkında iyi şeyler düşünmeye başlamıştım; ama ne yazık ki Madonna bir kez daha çuvalladı ve yıllar önce yaptığı gibi yine "gay ticareti"ne başladı. Tıpkı Lady GaGa gibi. Eskiden GaGa, Maddy'i taklit ederdi; şimdi ise Maddy, GaGa'yı taklit etmeye başlamış anladığımız kadarıyla. "Girl Gone Wild" klibi tek kelimeyle fiyasko ! Alın GaGa'nın "Judas" klibini, biraz "Erotica"ya benzetmeye çalışın, araya "Vogue" sokuşturun; ama başarılı olamayın işte size "Girl Gone Wild". Şarkı her ne kadar catchy olsa ve piyasada iyi bir yer edinecek potansiyele sahip olsada fazlaca eklenen GaGa esintileri şarkıyı mahvetmiş. Hele bir de şarkının başındaki monolog yok mu... Birazdan The Monster Ball Tour izliyecekmişim hissine kapıldım. Keşke böyle ucuz bir klip çekilmeseydi ve baştaki monolog albüm versiyonuna eklenemeseydi diye içimden geçiriyorum. Tam anlamıyla yazık oldu şarkıya.


Tek tek şarkıları incelemeye geçmeden önce son birşey daha eklemek istiyorum; albüm fevkalade uçurumlarla dolu. Yani bir yanda gerçekten güzel şarkılar barındırırken diğer yanda da fevkalade berbat şarkılar barındırıyor. Şimdi gelin, beraber buna açıklık getirelim sırasıyla;

Girl Gone Wild: Gayleri yeniden kazanacağım ve GaGa'ya golü doksandan atacağım derken içine edilmiş talihsiz bir şarkı. Gerçekten hit potansiyeli olan nadir "MDNA" şarkılarından biri. Keşke kliplendirilemesydi. Yazık edildi. Ha unutmadan, keşke Maddy, Cyndi'nin imza şarkısı olan "Girls Just Wanna Have Fun"dan bir dize de olsa araklamasaymış. Sanki iyi olurmuş.

Gang Bang: Ünlü magazin insanı Perez Hilton, albümün çıkmasına yaklaşık iki hafta kala sitesinde "MDNA"daki şarkılardan yaklaşık birer dakikalık tadımlık bölümler yayınlarken "Gang Bang" ilgimi çekmişti. Bir kere Madonna (kendisi açısından) yeni bir sound denemişti. Son dönemlerin moda akımlarından olan dubstep akımına kapılan enteresan bir şarkıydı "Gang Bang". Şarkı önizlemesinde hoşuma gitse de tamamını dinlediğimde biraz hayalkırıklığı yaşadım. Evet, sirenler, silah sesleri, uçuşan küfürler ve araba vızıltıları filan hoşluk katmış şarkıya ve şarkının fevkalade karanlık soundunu da beğendiğimi belirtmek isterim. Ama sizce de şarkı fazla uzun olmamış mı ? Hani ilk üç dakikası iyi de sonra "Ee, hadi ne olacaksa olsun artık" deyiveriyor insan. Keşke editleyerek ekleselermiş şarkıyı albüme. Emin olun bu şarkı üç buçuk dört dakika olsa, çok daha makbul olacakmış. Fakat yine de şunu söylemeden de edemeyeceğim; şarkı albümün en iyilerinden biri. Uzun olsa da en azından kendini dinlettiriyor. Umarım Tarantinto, Madonna'nın teklifine sıcak bakar ve bu şarkıya sıradışı bir klip çekilir. Beklentim büyük.


I'm Addicted: "Gang Bang"ten sonra önizlemeler sırasında beni heyecanlandıran bir başka şarkı daha. Hem bu sefer şarkının tamamı, önizlemesine göre çok daha heyecan verici. "I'm Addicted" de Gang Bang" gibi karanlık bir sounda sahip. Arpejlenmiş synth melodisi ile kulağa hitap eden hoş bir elektronik dans parçası. Albümün açık ara en iyilerinden. Ayrıca parçanın son bir dakikasında Kraliçe'nin dans pistinde kendinden geçtiğini hissediyoruz. "I need to dance" komutundan sonra başlyana histerik hava yerini "M-D-N-A" tezahüratlarına bırakıyor. Dinlerken insanın kendinden geçesi geliyor. Özellikle parçanın son kısmına bu yaz stadyumlarda on binlerce kişinin aynı anda eşlik edeceğine şüphe yok. Turnenin en eşsiz anlarından biri olabilir.

Turn Up the Radio:
Bu şarkıya övgüler ta önizlemeler sırasında yağdırılmaya başlandı. Öyle ki albümün favorilerinden biri olarak lanse edildi ve herkes şarkı için ölüp bittiğini dile getirdi. Oysa ben ne önizlemede ne de albüm çıktıktan sonra şarkı adnıa bir heyecan hissetmedim. Öylesine sıradan bir pop şarkısı ki... Britney bile yapmaz böylesini. Aptal saptal bir "dıptıs dıptıs" şarkısı, hepsi bu. Tutupta Madonna bu şarkıyı tekli yaparsa, pes derim doğrusu. 

Give Me All Your Luvin':
Yazımda daha önce bahsettiğim gibi bu tam bir anaokulu şarkısı. Bütün ponpon kızlar toplanmışta liderlerini yağlıyıp yıkıyorlar sanki. "Seni seviyoruz kaptan" mesajları veriyorlar. Bunu yaparkende Avril Lavigne'e selam çakmayı ihmal etmiyorlar. Bu şaşkın şarkıya ne gerek vardı diye sormak istiyorum ? Her ne kadar klibi eğlenceli olsa ve şarkıda Nicki Minaj harka bir performans sergilese de şarkı hantallığından kurtulamıyor. Şarkı üç dakika boyunca dönüyor dönüyor; ama bir yere varamıyor sanki. Bütün sevgimizi sana verdik de ne oldu Madonna ?

 
Some Girls: Balık baştan kokar derler. Hakikaten doğru bir tespit. "Some Girls"de kokmaya daha ilk saniyesinden başlıyor. Albümün çoğunluğunda hakim olan "aptal aşk sözleri" bu şarkının içinde de geçiyor. Tamam pop müzik zaten basit melodiler ve (genelde aşk üstüne olan) basit sözler üzerine kuruludur. Ama bu kadar da ucuz sözler yazmamalı bence insan. Hele bir de kendine Kraliçe diyorsa.

Superstar:
Sadece albümün en kötülerinden biri değil, aynı zamanda Maddy'nin kariyerindeki en kötü şarkılarından biri. Şarkı neyi anlatmaya çalışıyor belli değil. Anlamsız sözler ve melodiler bütünü. Bir de yetmezmiş gibi vokale kızını koymuş Maddy.  Tek akılda kalansa "uu la la" kısmı. O da kabus niyetine akılda kalıyor. Beğenildiğinden değil. Kötü bir anı olarak kalmasını diliyorum bu şarkının. Ben böyle basit ve ucuz bir pop şarkısı daha görmedim.

I Don't Give A:
..ve geldik albümün en iyi şarkısına. Evet yanlış duymadınız; albümün en iyisi bir Nicki Minaj düeti. Zaten işin ilginci albümün en eğlenceli, en güzel anları Nicki'nin devreye girdiği dakikalar. Gerek bu şarkıdaki performansı gerekse "Give Me All Your Luvin"deki rap bölümü. Gerçekten albümde övgülerimi Madonna'dan çok Nicki topluyor ki traji komik bir durum bu. Misafir sanatçı ev sahibinden daha çok övgüye mazhar oluyor. Peki neden bu kadar çok beğendim bu şarkıyı ? Neden yere göğe sığdıramıyorum ? Nedeni basit:  tipik bir Madonna şarkısı ! Yani tek düzelikten uzak, her an her saniye bizleri yeni süprizlerin beklediği bir şarkı. Öyle "Superstar" tarzı dıptıs dıptıs halet-i ruhiyesinde bir şarkı değil. "I Don't Give A", eğlenceli bir hiphop şarkısı olarak başlıyor, nefis bir orkestral finalle yükselerek bitiyor. Gerek Nicki'nin Madonna'ya GaGa'dan daha orjinal olduğunu hatırlatması, gerekse orkestral finalden hemen önce ona olan bağlılığını bildirmesi ve deyim yerindeyse GaGa'ya haddini bildirmesi şarkının akılda kalan en güzel anları. Keşke albümün outrosu olarak bu şarkı seçilseymiş. Bu şarkıdan daha iyi bir kapanış şarkısı olabileceğini sanmıyorum. Enfes !



I'm a Sinner:
Albümde beni rahatsız birkaç şeyden biri de kullanılan Madonna sampleları. "I'm Sinner" ve "Beautiful Killer"ı dinleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız. İlki "Beautiful Stranger"dan ikincisi de "Die Anothder Day"den alıntılar taşımakta. Hem de az buz değil. Basbayağı eski şarkıların altyapıları birkaç ufak değişiklikle aynen kullanılmış. Eee nerede kaldı Madonna ve yaratıcılık ? "E olur o kadar, hem o kadar da benzemiyor" demeyin. Basbayağı hatun eski şarkılarını "kopyalamış". Sadece sözleri değiştirmiş. Hadi bunu geçtim de yahu "I'm a Sinner"daki Madonna vokali nedir yahu ? Kaydettikten sonra hiç mi dinlemediler ? Kadının sesi bariz kulak tırmalıyor. Siren gibi. Tamam, Maddy'nin sesi hiçbir zaman güçlü olmadı; ama rahatsız edici bir sese de sahip olmadı. Lütfen kalkıp bana Live 8 performansını örnek vermeyin. Kadın basbayağı orada da kulak tırmalıyordu. Kabul edin, Madonna'nın sesi asla Cyndi Lauper'a rakip olamadı. Maddy, insanı rahatsız etmeyen vasatın üstünde bir sese sahip. Fakat bu şarkıda öyle bir vokal yapmış ki.. Kulaklara zarar ! Vokali ve çakma altyapıyı saymazsak orta karar, eğlenceli bir şarkı.
 
Love Spent:
Geldik beni ters köşe eden şarkıya. Önizleme sırasında "Bu ne yahu?" demiştim kendi kendime.Açıkçası hiç umudum yoktu şarkıdan. Ama tamamını dinleyince keyfim yerine geldi. Parçanın başındaki tatlı gitar dokunuşları ve Madonna'nın dinamik vokali gerçekten biribiriyle çok uyumlu. Tastamam "olmuş" bir parça. Albümün iyilerinden. Hele bir de turnede buna rock altyapısı eklerlerse "Borderline"a yaptıkları gibi.. Tadından yenmez !

Masterpiece:
Albümün en aklı başında şarkısı.Açık ara favorilerimden biri. Maddy'nin altın çağı yani 90'lı yıllardan fırlamış gibi duran efendi bir ballad parçası. Ama aynı zamanda albümün içinde en çok sırıtan parça da yine "Masterpiece". Öylesine elektronik öğelere boğulmuş bir pop albümünde böyle slow bir parçanın işi ne diye sormak istiyorum. Mesela "Devil Wouldn't Recognize You" da "Hard Candy" için fazla slowdu; ama fazlasıyla başarılı şekilde albümün içine yedirilmişti. Tamam "Masterpiece"e ve huzurlu Madonna vokaline canım minnet; ama albüme gitmemiş sanki. Herşeye rağmen dinlemekte fayda var.

 
Falling Free: Madonna'yı Madonna yapan albümlerden olan görkemli albüm, "Ray of Light"ın altında imzası olan dahi adam William Orbit'ten yeni bir şaheser daha. Her ne kadar albümdeki diğer dokunuşları felaketle sonuçlansa da... Bir kere "Falling Free"nin elektronik/orkestral karışık altyapısı çok leziz. Piyano dokunuşlarını mı öveyim, yaylıların ara sıra insanı duygulandırışını mı ? Ve tabii Orbit'in uzay efektlerini unutmamalı. Albümün en iyilerinden biri. Eğer bu albümü alacaksınız "Falling Free" bunun için iyi bir sebep olabilir. Ayrıca Madonna'nın harika vokaline dikkat çekmeden edemeyeceğim. "I'm a Sinner"la bu şarkıyı kaydeden aynı insan olamaz. Son söz, şarkı "Mer Girl"ü fevkalade anımsatıyor; ama Allah'tan altyapısı filan ondan çalıntı değil.

Beautiful Killer:
Deluxe edition'ın gurur kaynağı. Şu şarkı olmasa ben ... alırdım deluxe basımı ! "Die Another Day" altyapısı yerine kendine özgü bir temeli olsa, çok daha iyi olabilirmiş. Ama ne yaparsın, buna da şükür. Zararsız bir pop şarkısı.

I Fucked Up:
Orta şekerli şarkılardan biri daha. Maddy, gene ilişkilerinden bahsediyor albümün geri kalanında olduğu gibi. Orta tempodaki bu şarkı da tıpkı öncülü "Beautiful Killer" gibi potansiyele sahip bir şarkı. İyi bir düzenlemeyle daha iyi olabilirmiş.

B-Day Song:
Aman yarabbi ! Yorum dahi yazamıyorum. Çok kötü çok !! MIA kötü, Madonna ondan kötü.

Best Friend:
Nedense bu şarkı bana Justin Timberlake şarkılarını anımsattı ki bu kötü birşey. Dinlerken acı çekiyorum resmen. Anlamsız beatler havada uçuşuyor. Sözler deseniz üçüncü sınıf. İtinayla uzaklaşınız.

Give Me All Your Luvin' (Party Rock Remix):
Remixlerden oldum olası hazetmedim. Bundan da en ufak bir enerji alamadım. Çöpe...



* * *
Son sözler... "MDNA" ne yazık ki Kraliçe'ye yakışmayan bir albüm olmuş. Yani dört yıl aradan sonra sanki daha iyisini hak ediyorduk. Sonuçta bahsettiğimiz kadın pop dünyasının son yirmi beş yılına yön vermiş devasa bir şarkıcı. Bir megastar. Böyle bir albümü GaGa'lar, Britney'ler yapsa yadırgamazdım. Verirdim üç buçuk, dört yıldızı yollardım. Ama Madonna bu ! 2000'lerin ortasında yine disko yıllarına dönmek istemiş ve bunda da fevkalade başarılı olmuş bir kadın (bknz. Confessions on A Dancefloor) Ne yazık ki "MDNA" ne bir "Lucky Star" ışığında bir şarkıya sahip ne de "Music" kadar insanı kendinden geçirecek eğlenceye sahip bir albüm. Normal bir pop albümü. Bir yaz dinlenip unutulacak cinsten. Zaten listelerde de görüyoruz Kraliçe'nin son başarılarını (!).

Bunları Dinlemeden Olmaz:
I Don't Give A (ft.Nicki Minaj), I'm Addicted, Masterpiece, Gang Bang, Falling Free, Beautiful Killer

5 yorum:

  1. Zihin,
    Yazıya hayran kaldım :)) Uzun fakat okudukça okuyası geliyor insanın..
    Yalnız ben albümü beğendim.Dinledikçe dinlemek isteyebileceğimiz albümler..Evet haklısın Madonnalık bir albüm olmamış. :))

    Girl Gone Wild
    Güçlü bir dans parçası olma özelliği taşıyor

    Gang Bang
    Albümdeki favori parçam :)) Guy Ritchie‘ye olan bariz öfke ve intikam arzusu bu şarkıda tahmin edemiyeceğiniz kadar kendini gösteriyor.

    I’m Addicted
    Güçlü bir tekno parça olan bu şarkı,yalnızca bir isme nasıl bağlanabildiğinden tut o ismi duyduğunda neler yaşadığını anlatıyor..

    Turn Up The Radio
    Albümde dilime dolanan tek şarkı oldu :))

    I Don’t Give A
    Nicki Minaj ile düetini sevdim.Sanırım Madonna bugüne kadar yaptığı en otobiyografik şarkısını bize sunuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ee, güzel yazıyorum demiştim :p Ahahaha. Beğendiğine sevindim :)

      Gang Bang'e klip gelirse zevkten ölürüz artık. Hele bir de Tarantino çekerse.. Allaaaaah :D

      I'm addicted'ı konserde nasıl okuyacak merak ediyorum. Potansiyeli fazla bi şarkı. Hani on binleri coşturması muhtemel.

      Heeey I Don't Give A'yi sen de sevmişsin :) Güzel şarkı cidden.

      Sil
  2. bu arada albümü tam olarak sindirince diğer parçalar hakkındaki düşüncelerimi de blogumda yazacağım.

    YanıtlaSil
  3. masterpiece ismi gibi olmuş...bu parça yeterde artar bana:)hala popun kraliçesidir gözümde...

    YanıtlaSil