60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

17 Şubat 2012 Cuma

SERG101: Introduction to Serge Gainsbourg


"Bence Brigitte Bardot, onun (Serge) için kusursuzluğun beden bulmuş haliydi. O her zaman kendisinin çirkin olduğunu düşündü ve tahmin edebileceğimizden daha büyük bir komplekse sahipti. Gençken traş olmaya çok geç başlamıştı ve her zaman yaşına göre genç görünürdü. Başarılı olduğu zaman kızlar onu istemeye başladı. Ama o hep içten içe Robert Taylor olmak istiyordu. Serge, zihnindeki erkek idealinden çokça uzaktı. Bu yüzden de Brigitte'in onu gerçekten sevmiş olabileceği gerçeği onun için bir hayalin gerçekleşmesi anlamına geliyordu. Bu kusursuzluktu."

Böyle diyor Jane Birkin, eski aşkı Serge için. Evet, Serge hiçbir zaman Robert Taylor olamadı. Çoğu zaman fiziksel görünüşü alay konusu bile oldu. Ama doğanın ona bahşettiği güzel şeyler ise paha biçilemezdi; inanılmaz bir yetenek ve birbirinden güzel aşkları. Bugün hala Serge Gainsbourg efsanesinden söz edebiliyorsak aslında doğanın ona bilakis cömert davrandığınından bahsedebiliriz. 

Devrimden sonra Rusya'yı terk eden Yahudi bir ailenin çocuğuydu Serge. Zor bir çocukluk geçirmişti. Zulüm, genç Serge'ı ve devrimden kaçan ailesini Paris'te bir kez daha yakalamıştı. Ailesi yakalarına "sarı yıldız" takmak zorundaydı. Sürgünler, acılar birbirini takip etti. Serge'ın resme ilgisi vardı; ama geçinmek için barlarda piyano çalmaktaydı. Henüz yirmi üçünüde iken evlendi. Altı yıl sürdü ilk evlilik denemesi. Daha sonra biricik Béatrice'iyle evlendi, iki çocuğu oldu. Ama şansı yüzüne gülmemekte ısrar ediyordu. Bu evliliği de hüsranla noktalandı. Zor zamanlar Serge'ı beklemekteydi.


Dünya süprizlerle dolu bir yer. Bazen acı, bazense neşe. Ne zaman, kime, ne getireceği belli olmuyor kaderin. Herşeyin siyah göründüğü bir dönemde Serge, Brigitte'le (Bardot) tanıştı. Kısa; ama fırtınalı bir aşk yaşadılar.Beraber bir de albüm kaydettiler. Efsanevi Gainsbourg şarkılarından "Bonnie & Clyde" da işte tam bu dönemde kaydedildi. "Çirkin Kral" -Serge- için, BB yani Bardot, tam anlamıyla mucizeydi. O dönemde dünyanın en büyük seks ikonlarından biriydi BB. Peşinden binlerce yakışıklı erkek koşuyordu. Onu taşıması hiçte kolay değildi. BB gibi afet bir kadın tarafından terk edilen Serge, depresyona girecek zaman bile bulamadan yolu bir başka seks ikonuyla, Jane Birkin'le kesişiverdi. Jane o zamanlar şimdi ki kadar tanınan, sevilen bir şarkıcı/oyuncu değildi. Birkin'i Birkin yapan da zaten Serge'dı. Bu tespite kimsenin bir itirazı olacağını sanmıyorum.


 "Je T'aime Moi Non Plus" ile dünyayı yerinden oynatan aşıklar çok güzel bir on üç yıl geçirdi. Aşkları dillere destandı. Hala da bu ilişki, dünyanın en tutkulu aşklarından biri olarak kabul görmekte. Jane, BB kadar iddialı değildi belki; ama Serge onda huzuru buluyordu. Müzikal anlamda en iyi işlerini de bu dönemde verdi. "Antichrist"ın yıldızı, son dönemlerin en yetenekli şarkıcı/oyuncularından Charlotte Gainsbourg da bu aşkın en güzel meyvesiydi. 70'lerin sonunda ise Serge, fazlaca tepki toplayacak bir işe imza attı. Fransa Milli Marşı'nı, raggae düzenlemesiyle okudu.

Minik Charlotte'u görüyor musunuz ? :)

1983 yılı ise Serge için sonun başlangıcıydı. Biricik aşkı Jane'le yollarını ayırmışlardı. Artık eskisi kadar işleri rağbet görmüyordu. Alkol sorunu hat safhadaydı. Sigarayı eskisinden daha çok tüketir olmuştu. Sahneye traş olmadan çıkıyordu. Belki orta yaş krizi, belki de sanatçı duygusallığının verdiği refleksle 80'lerde garip işlere imza atmaya başladı usta müzisyen. Önce televizyon önünde Fransız franklarını yaktı. Daha sonra ise bir başka televizyon programında, konuk olan ve bir süre önce sonsuzluğa uğurladığımız Whitney Houston için "Onu s*kmek istiyorum" şeklinde fevkalade kaba bir ifadede bulundu. BB ile yaşadığı erotik anılarını sağda solda anlatır olmuştu. Ölümünün yakın olduğu bir dönemde kadın makyajıyla bir albümüne kapak oldu. Aynı albümde "ensest" bir ilişkiyi anlatan şarkısının klibinde o zamanlar on üç yaşında olan kızı Charlotte'la aynı yatağa girmişti. Serge artık sınırları aşmıştı.



2 Mart 1991 günü bir kalp krizi kapısını çaldı üstadın ve onu aramızdan aldı. Geride ise sayısız şarkı ve dünyalar güzeli iki sevgili bıraktı. Serge, hiç şüphesiz yirminci yüzyılın en yetenekli sanatçılarından biriydi. Şarkı sözleri her zaman bizlerin ilham kaynağı olmuştur, olacaktır. Rock deseniz rock değil, jazz deseniz jazz değil, pop deseniz hiç değil. Serge, o kadar fazla farklı müzik türlerinde eserler bırakmıştır ki geride, insan şaşar kalır. Caz, reggae, pop, chanson, disco, ye ye, new wave, elektronik, rock ve daha nicesi. Belki de onu tüm zamanların en "progresif" şarkıcısı olarak nitelendirebiliriz.

Rahat uyu "Çirkin Kral".

 
 
Bunları dinlemeden olmaz...
1) Je T'aime Moi Non Plus (ft.Jane Birkin)
2) Bonnie And Clyde (ft.Brigitte Bardot)
3) La Javanaise
4) 69 Annee Erotique (ft.Jane Birkin)
5) Elisa
6) Couleur Cafe
7) Sea, Sex and Sun
8) Sous Le Soleil Exactement
9) Melody
10) Initials BB

3 yorum:

  1. Yazıyı dün okudum yorum yapmak bugüne kısmet oldu.

    Öncelikle bence de tespitin doğru..İtiraz edenin de çıkacağını sanmam.

    En sevdiğim şarkısı 'No Comment'tir.' Karizmatik hali sesine de yansıyor :))

    Çok beğeniyorum ben bu adamı.Şarkılarını, hayatını, jane birkin'le yaşadığı aşkı,sıradışı yaşam tarzını...

    YanıtlaSil
  2. Pamela Popo! Bu şarkı listeyi hakediyo fazlasıyla. Ortadaki resim, hangisi olduğunu sen anladın. Harika bi yazı.

    PS: W. Houston yazını bekliyorum

    YanıtlaSil