60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda göreceğin aşk, verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End) 💜🌼🐝🌈

21 Mart 2018 Çarşamba

Sudan'a Beş Kala - 3


Ülkenin güneyine doğru indikçe insanların tenleri giderek esmerleşiyor ve iklim de ısınmaya başlıyor. Nil boyunca, akıntının tersine yani Sudan'a doğru ilerliyoruz gemiyle. İlk durak Edfu.

Her ne kadar Mısır'a dair ilgim olsa da bu tapınak hakkında aslında çok şey duymamıştım. Ne yalan söyleyeyim. Şahin başlı tanrı Horus'a ithafen inşa edilmiş. Malum amcası Seth'in peşine düşüyordu kendisi. Babası Osiris'i öldürdüğü için ondan intikam almaya ant içmişti. Bu hikayenin tüm detayları duvalara işlenmiş. Seth kaçıyor Horus kovalıyor. Sonunda da hipopotam şekline bürünmüş Seth'in kafasına mızrağı geçiriyor. Bu mücadele sırasında da bir gözünü kaybediyor Horus. Daha sonra da tanrılar ona yenisini veriyor (meşhur Horus gözü işte).


Masal ne kadar heyecanlıysa tapınağın ön yüzü de bir o kadar heyecan verici. Hatta nefes kesici. Daha sonrasında gördüğüm hiçbir anıt, tapınak bu kadar şaşırtmadı. Piramitlerden bile gösterişli bana kalırsa (pylonu!). Hemen girişte iki adet şahin Horus figürü var. Bir tanesi hala sapasağlam.

Greko-Roman döneme ait yapılar düşünülürse içlerinde en ihtişamlısı oydu diyebilirim. Mariette beyefendinin katkılarıyla eser kum yığınlarından kurtarılmış (günyüzü görmediği için öylece yapıldığı günkü kadar korunabilmiş). Bu isimden daha sonra bahsedeceğim. Not edelim. Çok kıymetli bir adam bence. Mısır'ın kalbinde gömülü zaten kendisi de.








Nil boyunca ilerliyoruz. Dört bir yanımız ağaçlar, sazlar ve bitki örtüleri. Nil bu topraklar için kocaman bir şans. Fakat nehirden bahsederken bir noktayı kaçırmayalım, meşhur timsahları, evet onlar nerede peki ? Büyük baraj yapıldıktan sonra nüfuslarında azalma olmuş. Ve bugün eskisi kadar çevredeki insanları ürkütmüyor. Lakin vaktiyle timsahlar çok canlar yakmış. Hatta sonunda Mısırlılar "timsah başlı tanrı" -Sobek- için tapınak ördürmüş.



Kom Ombo Tapınağı, Sobek adına yapılmış. Bir nebze olsun timsah saldırılarını durdurmak ümidiyle. İlginç bir yer diyebilirim. Mesela takvim yapmışlar kayalara kazımak suretiyle.

Hemen yanında bir tane de timsah mumyalarının yattığı müze var. Açıkçası bana ürkütücü geldi içerisi. Buralarda gördüğümüz timsahlara oranla oranın timsahları "tekne"den halliceymiş. Suda yüzerken görmek istemeyeceğimiz cinsten hayvanlar. Fotoğraf çekimi yasaklanmasa güzel kareler paylaşabilirdim. Cenin haldeki timsahlar bile "ölümsüzleştirilmiş".

Bu tapınakların üstüne oturduğu şehirlerden bahsetmek isterdim ama Luxor'a göre çok daha küçük ve haliyle bakımsız durumdalar.

Ebu Simbel'le beraber en ünlü tapınaklardan biri olan Philae'deyim şimdi. Aswan'a demirledikten sonra küçük teknelere binip tapınağa ulaşıyorum. Isis'e ithaf edilmiş. Osiris'in eşi. Kendisi baya çilekeş zira kocasının bedeni on dört parçaya bölündüğünde onların peşine düşer. Tekrardan hayata döndürmek hayali ile. Aşklarının büyüklüğünü hiyeroglif ve tasvirlerden anlayabilirsiniz. Kocasını kanatlarıyla sarıp sarmalar.



Aswan şehrini geziyorum üstüne. Nüfus neredeyse üç yüz bin dolayında. Kocaman bir şehir. Souk'u daha geniş. Tren istasyonu var. Meydanları var. Dört bir yanda başkanlık seçimiyle ilgili bildiriler. Mart ayı sonunda ülkede seçim yapılacakmış çünkü. Gece oluyor. Şenleniyor sokaklar. İnsanlar akıyor. Ve tabii seyyar satıcılar. Güzel hediyelikler alıyorum. Giderek bir pazarlık canavarına dönüşüyorum. Öğreniyorum. Yakında burada her şeyi bir iki dolara alabilirim.



Bölgenin en ünlü yapılarından barajı geziyorum. Nasır Gölü üzerinde. Elimi sokuyorum belki timsah bulurum umuduyla. Sudan'dan buraya akan Nil'in akışını kesiyor bu devasa yapı. Müthiş korunaklı ayrıca. Zira müthiş bir su kütlesini koruyor. Sovyetler zamanında inşa edilmiş. Ruslarla Mısırlıların ebedi kardeşliğini dünyaya anlatan yüksek bir de anıt dikilmiş. Bir yanda Enver Sedat, diğer yanda gözüm yanıltmıyorsa Kruşçev.


Peki ya Ebu Simbel ? Valla Ebu Simbel, bulunduğum Aswan şehrine biraz uzaktı. 300 kilometre kadar. Onun uğruna Aswan İskenderiye biletim yanabilirdi. O yüzden gitmedim. Tapınağı öyle bir yere taşımışlar ki evlere şenlik. Zorlasalar tapınak Sudan sınırına dayanırmış. Uçakta ilginç bir şey yaşıyorum dostlar. Daha önce görmediğim bir hadise yaşanıyor. Uçakta kalkış öncesi dua anonsu yapılıyor (burada bulabilirsiniz).

Ülkenin en çok değer verdiği sanatçısı Ümmü Gülsüm'de sıra. Her ne kadar onlar kendisinin ismini çok farklı ("uğm kültüm") telaffuz etse de.


2 yorum:

  1. Ayla ilgili en güzel efsane Horus efsanesi: sag gözü güneş sol gözü ay olan şahin başlı tanrı... anlattığın gibi amcasıyla babasının intikamı ve tahtı icin kapışır. Kavga esnasında sol gözü yani ay olan ciddi hasar görür. Ayın safhalarının mitolojik açıklamasıdır. Horizon yani ufuk kelimesinin de Horus’dan geldigi söylenir.

    Fotograflar, müzikler yazılar hepsi birbirinden güzel; hem çok imrendim hem de heveslendim.
    peki yerel halk? insanlar ne haldeler? ne konuşuyorlar; nelerden şikayet ediyorlar veya etmiyorlar? Hiç fırsatın oldu mu muhabbet etmeye?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Horizon'ın o efsaneye dayandığını bilmiyordum. Her yeni gün farklı şeyler öğrenilıyor :) Teşekkürler güzel bilgi için.

      Halkla baya iç içe oldum. Cana yakınlardı çünkü. Laflarını hiç esirgemiyorlar. Genel gözlemim, ülkenin en büyük sorunu ekonominin içinde bulunduğu durum. Asgari maaşlar bir hayli düşük seviyede. Zaten sokaktaki adam perişan. Ayda 50 Dolar geçse eline insanlar seviniyor.

      Siyasete de girdik kendileriyle. Mevcut başkanları hakkında pek renk vermiyorlar. Memnun gibiler (veya görünmek durumundalar) fakat bir şekilde de laf Mübarek'e geliyor. O yıllarda daha zengin yaşadıklarına inanıyorlar. Bence de Mübarek yılları en azından turizm cephesinden daha kazançlıydı. Diğer dinamikleri bilemem tabi. Şuan memlekette turizm neredeyse en alt seviyede. Rusya'nın bahar döneminde tekrardan uçuşları başlatmasını özlemle bekliyorlar. Zira Batılı turist çok az iken eskiden Rus turist buralara akıyordu. Ta ki o uçak faciasına dek.

      Eskiyi özlemle anıyorlar. Fakat bugünün farkındalar. Dünya değişiyor. Tarihlerine çok bağlılar kesinlikle. Kitap okuyan insanlar çok. İsrail ile girdikleri savaşları övünçle anlatıyorlar. Kavalalı'yı çok seviyorlar. Modern Mısır'ın mimarı diyorlar hatta. Türkiye'den geldiğinizi duyarlarsa ilk diyecekleri "Hasan Şaş yavaş yavaş" oluyor. Birisi ekşi sözlükte "Mısır atasözü" demişti bu tabirden bahsederken. Gerçekten halkın ağzına iyice yerleşmiş diyebilirim. Yüzlerce kere maruz kalıyorsunuz :) Bir yerden sonra hoşunuza gitmeye başlıyor. Siz onlar söylemeden başlıyorsunuz "yavaş"lamaya. Bazıları Türkiye'yi duyunca "kardeş" diyor kırık bir Türkçeyle.

      Nargile tüketimi fazla. Çok seviliyor ülkede. Sigara içenler de çok azdı diyebilirim. İlginç aslında. Kuşburnu ve hatmi çiçeğini seviyorlar. Çay ve kahve tüketiyorlar ayrıca. Zeytin yeme kültürü kahvaltılarında yok maalesef. Turşu gibi salamuralı sunuyorlar. Hoşuma gitti ama o şekli de.

      İnternette mutlaka okumuşsunuzdur. Bazı adamların kafalarının ortasında siyah renkte nasırlar var. Sordum bunu. Namaz kılmaktanmış. Muhtemelen alınlarını oraya sürtüyorlar.

      Dükkanların bazılarının önünde Suudi Arabistan bayrakları asılı. Hacca gidenler döndüklerinde asıyormuş.

      Yazılarımda da belirttiğim gibi fotoğraf çektirmeyi çok seviyorlar. Selfie istiyorlar. Özellikle çocuklar. İngilizce'yi yeni öğrenenler hemen isminizi soruyor pratik yapmak için :)

      Ülkede dört kadınla beraber evlenmek serbestmiş. Şaşırdım. Fakat yaşlılarda daha yaygın. Bazen soruyorlar peki senin kaç "karın" var diye.

      Muhafazakar bir ülke olmasına rağmen kılık kuşamları bizim gibi. Açık elbiseler giyenler var, örtünen de, yeni kuşak muhafazakar giyimi tercih eden de.

      Genel olarak renkli, neşli ve olumlu buldum insanlarını. Çok büyük fakirlik yaşamalarına rağmen.

      Sil