Zihnin Arka Sokakları | 60'lar, 70'ler ve 80'ler

"Ve en sonunda göreceğin aşk, verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)🎵🐝💕🌻🌍🐾🍉

21 Kasım 2017 Salı

İnsanlarla Uğraşmak


Valla en uğraştırıcı şey bu insanlari eğitmek herhalde. Çünkü eğitilmezler.

Su istettim. Gelmiş adam fakat zil bozuk olduğundan biraz uğraştırıyor. Hemen o sırada uzaklaşmış. İki dakika beklese veya damacanayı kapıya koysa patlar. Ben de saf gibi bekliyorum evde. Tekrar arandığında karşılık şu, "Boz sozon ovonozo golmoştok". Yahu anlıyorum da benim elimde olmayan sebeplerden kapıyı açamadım. İlla dayılanacak. Herkeste bir gerginlik olayları. Sakin olun.

Dün bürokratik bir şey için uğradığım dairede de benzer sahne.

Zihin: Merhaba, şu Bey yerinde ise konuşmak istiyorum.
Görevli, yetkili, etkili: (el kol hareketleri bonusuyla-tespih elde) Sen ne yapacaksın, şu Bey şuanda yok, söyle hele ne istersin.
Z: Eeee üüüü şey işte...
GYE: Ney...söyle ne istersin sen.


Profiterol demek isterdim orada. Diyemedim tabii. Kaç aydır ağzıma tatlı sürmüyorum, ölüyorum. Neyse konuyu bir şekilde hallettim "beyefendiyle" (muğlak da olsa cevapladı).

Geçenlerde de kitapçıda bir tartışma yaşadım. Fakat orada sinirlenen insanlar kategorisinde ben de vardım. Sabrım taştı ve bangır bangır böyle stereo bağırdım. Ha, şunu bilmiyorlar ki ben yapılan terbiyesizlikleri asla unutmam. Meşhur bir "mağaza zinciri"ni neredeyse iki seneyi aşkın süredir kullanmıyorum. Batsalar sevinirim. Şimdi o kitapevinden de alışveriş yapmayacağım. İster kin diyin isterse başka bir şey. Söylenen lafı ve edilen davranışları unutmam. Keşke ülkede şikayet sistemi yerine otursa da geribildirimlerle böyle elemanlar düzeltilse.

Hangi pozisyonda olursanız olsun karşınızdaki bir insana güleryüzle yardımcı olmak zorundasınız. Ne iş yaptığınız önemsiz. Memlekette herkesin yüzü beş karış aşağıda iş yaptığından haliyle kimse karşısındakini düşünmüyor. Çoğu çalışan karşıdakini defedilecek bir mal olarak algılamakta. Bazen oluyor, çalışan bana güleryüzle soruyor, ona sarılasım geliyor hemen.

Hayvanları seviyorum çünkü onlar laftan anlıyor. Allah'tan güzel müzik var, sakinleştiriyor sinirleri.

6 yorum:

  1. Tahmin ettiğim mağazalar zincirinde şöyle bir şey geldi başıma, CD reyonuna bakıp dönerken kenarda bir şeyleri düzelten boylu-boslu bir kızcağıza çantam değdi. Tam ağzımı açtım "Pardon" diyecektim ki çocuğum yaşındaki kızdan "oha!" diye bir nida yükseldi. O an panter olup üstüne atlamak geldi ama kendimi tuttum. Kasada ödeme yaparken arkada duruyordu, kasadaki kıza "elemanlarınıza müşterilerden biri size çarparsa "oha!" diyerek karşılık vermelerini mi tembih ediyorsunuz" dedim. Sözkonusu kız kıpkırmızı ama fena halde zeytinyağı, hemen atladı "Siz de özür dileseydiniz, çarpmasaydınız" demez mi? "Kızım özür dilemeye fırsat mı verdin, anında ohayı bastın, oha dediğin için bir de teşekkür etseydin keşke" dedim ama neye yaradı, kasadaki kız onun adına özür diledi ama onun dil lâl ve havası binbeşyüzdü hala. Ama el mahkum yok bu memlekette kitapçı, lanet olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En sevmediğim şey de insanların hemen üste çıkması. Oysa dediğiniz gibi bir açıklama fırsatınız olsa mesele kapanacak. Yok. İlla cazgırlık yapacaklar. Bir güleryüz görmek bile lütuf oldu. Sonumuz hayrola.

      Sil
  2. Mağazacılık sektöründe çalışırken bunun tam tersi, müşterinin manyak (evet, bildiğimiz manyak) olduğu şeklini çok acayip örneklerle yaşadım. (Neden bununla ilgili yazmadım hiç...) Müşteri hizmetlerinde sakin sakin anlattığım kişinin beni bağırmak suretiyle azarlamasının ardından mağaza içinde arka reyondan şunu dediğini duydum "oh be, bağırdım rahatladım, iyi oluyo böyle!" o.O

    Kadın haklı beyler! Psikolog çok pahalı... :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O da manyak tabii :D Haksız yere bağıran, ses yükselten kim varsa yallah psikoloğa.

      Sil
  3. Güzel ülkemin insanları cidden surat bir karış geziyor. Ama gülümseyen insanlar da var. Mesela geçenlerde Harry Potter konseri için gittiğimiz ''elit'' bir semtin avmsinde vakit geçirmek için vitrinlere bakarken mağaza personeli içeri girmesek bile gülümseyerek hoş geldiniz diyordu. Sanırım oranın kuralı da bu. Malum çok fazla tanınmış insanı ağırlıyorlar vs. :)) Surat bir karış personele o kadar alışmışız ki, onların gülümseyerek bizi karşılaması tuhaf gelmişti. Bir de benim evimin yakınlarındaki kitap takası yaptığım kedili bir kitapçı var, iki kız kardeş bakıyor. Onlar da acayip güler yüzlü. Ne varsa eski sokak arası kitapçılarda var bence. ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülümseyen çalışan görünce sarılmak istiyorum kendisine :) Teşekkür etmek. Kedili bir kitapçı buldum geçenlerde Ankara'da. Bakalım yeni kitapçım hayırlu uğurlu olsun :D

      Sil