60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

27 Şubat 2017 Pazartesi

Ayışığı Gölgesinde Sert Bir Oscar Yazısı


Töreni seyretmedim. Çünkü Akademi Ödülleri bir süredir hiçbir şey ifade etmiyor.

İyi hatırlıyorum, çocukken gazeteden takip ederdim, hangi film ne kazanmış. Sonra televizyonlarda gösterilmeye başlandı. Erken saatlerde kurulur saatler ve tören izlenirdi. Fakat bir iki senedir törene duyduğum ilgide ciddi bir düşüş var. Hatta bu sene nihayet seyretmeyi geçtim, erken kalkıp tweet akışlarını bile kontrol etmedim. Sabah kalktım, kahvaltı etmeden tesadüfen kazananları duydum. Şu kadar merak yoktu. Peki neden ? Ödül törenlerini insanlar eğlencesi için izliyor (yoksa herkes farkında, seçilen o filmlerin, her zaman yılın en iyileri olmadığını-maksat kırmızı halı). Ben de gayet bilincindeyim. Ama maalesef iki senedir eğlence yerini kısır tartışmalara bıraktı.

Geçen seneki siyahi protestosundan ve geçtiğimiz aylarda yapılan Amerika Başkanlık seçimlerinden sonra bu yılki törenin oldukça politik geçeceğini söylemiştim. Moonlight'ın kazanacağını da iddia etmiştim hatta. Herkes La La Land furyasına kapılıp "olmaz öyle bir şey" dese de son kertede haklı çıktım. Ne yazık ki öyle ! 2016 senesinin aday olan filmlerinin neredeyse tamamı ortalamanın altı filmlerdi. Kimse bunu yadsıyamaz herhalde. Akademi'de yarışan filmlerin ezici çoğunluğu sıkıcı filmlerden ibaretti. Hiçbirinden de "aman Tanrım" nidalarıyla çıkmadım. Zootpia hariç (gerçek manada samimi bir anti-ırkçı film).

Evet, La La Land, güzel bir filmdi. Rakiplerine göre. Kazansaydı çok ses etmezdik. Fakat Moonlight? Yapmayın lütfen. Ismarlama bir film olduğu her halinden anlaşılıyor. Denklem hazır. Bir tutam siyahilik, bir tutam eşcinsellik, bir tutam fakirlik... "Toplum dışına itilen ezilmiş insanların hikayesi" tamamdır. Trajedi her zaman satar. Seks gibi. Hikaye mi ? Önemli değil. Yazarız bir şeyler ona. Beş milyonuncu kez anlatınan aynı hikaye. Eh, üslubumuz da pek zayıf. Gene de çaktırmayın. Süsleriz biraz şurasından. Cafcaflı bir sinematografi ekledik. Evet, Moonlight tam olarak bundan ibaret. Afro-Amerikan boykotu sonrası kendi prestijini toplamak, Trump eleştirisi getirerek de Amerikan Rüyası'nın ölmediğini göstermek maksatlı bayrak sallamak... "Demokratlar bunu beğendi" haliyle. Yanında yardımcı erkek oyuncuyu da Müslüman bir adama verdik, oh. Bizden hoşgörülüsü yok dostlar. Hadi bir de İranlı yönetmene yabancı film ödülünü uzatalım ki "vize yasağı"na höt diyelim. Bizden duyarlısı yok. Filmi başa sarıyorum.. Yanlış anlaşılmasın sakın, burada problem LGBT bir filmin yılın filmi seçilmesi, yönetmen Farhadi'nin ödüllendirilmesi veya Müslüman bir adamın yılın aktörü seçilmesi değil ! Bunun politikaya malzeme edilmesi.

Hollywood ve liberal tayfasının son aylarda Müslümanları ve siyahileri hatırlaması tesadüf olamaz. Mesela son 8 yıldır dünyada bir çok yer bombalandı. Yüzlerce, binlerce Müslüman kadın, çocuk öldü. Seslerini duyduk mu ? Hani şimdi New York sokaklarını inletiyorlar ya "hepimiz Müslümanız" diye. Veya "black live matters" gösterilerinde neredeydi bu burjuva aktivistler ? Yine göremedik bir kısımını. İsrail'in yerleşke politikasına ses çıkardılar mı peki ? Gene yoklar. Şimdi kalkmış bazıları, her ne hikmetse, Müslümanları, eşcinselleri ve siyahileri hatırlamış, onlara değer veriyor. Altın kaplama bir heykelcikle ! Bu kendin pişir kendin ye'ciliklere karnımız tok.

Madem insanlık sorunlarına karşı duyarlısınız, madem Trump'ın Amerikan Başkanı olmasını bu kadar istemiyordunuz, o zaman aday olarak Bernie'yi çıkaracaktınız muhterem Demokratlar.

Madem Müslümanları ve kadın haklarını bu kadar benimsiyorsunuz, Suriye ve Libya'nın parçalanmasına, binlerce Müslüman kadının ölümüne ses çıkaracaktınız.

Madem siyahilerin yaşam haklarını bu kadar gönülden savunuyordunuz, o zaman barışçıl ve demokratik siyahi gösterileri destekleyecektiniz.

Şimdi ağlamayın. Heykelciği alkışlamayın. Gerçekçi olun.

Brando'yu hatırlayın. 70'lerde, Godfather'la kazandığı ödülü reddetmişti. Amerikan yerlilerine selam ederek. Yine aynı dönemde Redgrave'i hatırlayın (yukarıdaki resim), İsrail'in politikalarını, bir Yahudi'yi canlandırdığı filmle kazandığı ödülü alırken topa tutmuştu. Gerçek duruş budur işte.

Vanessa Redgrave, Marlon Brando ve Susan Sarandon gibi cesur sanatçılara selam edelim.

Son yılların moda akımı "politik doğruculuk" bir kere de doğru saati gösterse...


6 yorum:

  1. Sanat ve "entertainment" arasındaki fark eridi belki de. Sinemanın o şuursuz balon tarafının da hastasıyım gerçi ama bir yandan gerçek hayat ağırlaşırken bir yandan da filmlerden bir tad alamazken kalkıp seyretmedim ben de töreni.
    Herkes bir Vanessa Redgrave olamıyor maalesef :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eskiden ne güzel töreni entertainment diye izlerdik. Şimdi içimden gelmiyor. Onların da çok umrundadır ya :D

      Sil
  2. Başından sonuna şahane yorumlar. Tamamen katılıyorum. Orhun'la da aynısını konuştuk:) Yazınızı yolladım "bak sanki sen yazmışsın" dedim:) Aklın yolu bir sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz mutlu etti beni :) Samimiyetle bir şeyler yapmaktansa kendi imajlarını düzeltme peşindeler.

      Sil
  3. Bir iran kadin haklari sayfasi vat.. farhadinin odulunu alan astronotun dediklerini paylasmis.. yeterince yukardan bakarsan sirin kucuk dunyayi gorursun icerikli ve ne hos konusma bak trumpa da cvp vermis diye paylasilmis ..
    Bir beyaz hristiyan amerikali kadin cevap yazmis.. bu sayfa iranda hicaba karsi cikan kadinlarin sayfasi degil mi.. ben onlarin hakkini destekliyorum.. bireysel hak cunku ama trumpin immigrasyon kararlarini da destekliyorum.. bu konulara girmeyin..
    Peh..
    Kucuk sirin iranli kadin .. hicaba karsi cik.. ama yerinde cik.. benim buyuk guzel ulkeme gelme......
    Peh...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkes "aman benden uzak olsun" kafasında diğer insanlar için. "Öteki"nin penceresinden bakmaktan aciz insanlar ve binlerce yıldır tükenmeyen önyargılar ve getirdiği sefalet.

      Sil