60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

Geçmişin ve geleceğin bugünü öldürmesin izin verme. Zıvanadan çıkmış dünyada yola çıkmalı !

25 Aralık 2016 Pazar

Rogue One (8/10)


"Yapamazsın'ları dinle çocuğum.
Yapmamalısın'ları dinle, yapmaman gereken'leri, imkansız'ları, yapamayacaksın'ları.
Asla elde edilemeyecek'leri dinle, sonra da gel kulak ver bana...
Her şey Mümkündür çocuğum
Her şey Olabilir." - Shel Silverstein

Yaşamak her şeye rağmen direnmekse, yaşamak için de umut gerekliyse, direnmek ve yarınları görebilmek için de umut gereklidir. Bir Star Wars spin-off'u Rogue One da tam olarak bu noktadan hareket ediyor. Umut her şey demektir. Yedinci film, Force Awakens, rezaletinden sonra böylesi bir spin-off'tan çok beklentim yoktu aslında lakin salondan ayrılırken nefesim kesilmiş haldeydi. Bu fevkalade histerik girizgahtan sonra sürprizbozandan arındırılmış Rogue One incelememe geçelim.


Geçen sene bu günlerde Star Wars'a dair sevgimden uzun bir yazıyla bahsetmiştim. Tekrar etmeyeceğim. A New Hope'un kötü bir remakei olan Force Awakens'ı izledikten sonra kendime söz vermiştim, "bir daha Star Wars filmi izlersem iki olsun" demiştim. Seriye ve dahası takipçilerine hakaret gibi bir filmdi. Dönüp bakıyorum şimdi ve filme o zaman 5 puan verdiğimi görüyorum. Şuan vereceğim puan en fazla 4 olurdu herhalde. Neyse boşverin. O iğrenç filmi unutalım.

Rogue One, kronolojik olarak üçüncü ve dördüncü filmin arasında yer alıyor. Hatırlarsanız serinin -vizyon tarihine göre konuşursak- ilk filmi olan A New Hope (1977), hararetli ve biraz da çatıdan düşme, kopuk bir sahneyle başlıyordu. İşte Rogue One, hikayedeki bunun gibi öyküsel "eksik"leri tamamlamak üzere çekilmiş ve üzerinde ciddi bir emek harcanmış bir yapım.


Film boyunca, Death Star'ın gizli planları, Rebel Alliance'ın eline nasıl geçti sorusuna yanıt aransa da aslında serinin diğer filmlerine de ince ve yerinde göndermelerde bulunulmuş. Force Awakens gibi göze sokmak yerine daha hayranların bulması gereken easter egg tarzında hikayeye yerleştirilmiş ki şık bir hareket. Ayrıca Darth Vader hazretlerini de filmde ucundan da olsa görmek, kılıcıyla tüyler ürpertici şov yapışını seyretmek fevkalade zevklendirici. Robot K'ya selam olsun.

Filmi diğer Star Wars yapımlarından ayıran en büyük özelliği, sağlam dramatik yapısı. Space opera türünün en ünlü filmlerinden olan bu serinin bana göre en derinlikli ve en güçlü filmi olmuş. Klon Savaşları'ndaki vıcık aşk dramından sonra Rogue One'ın dramatik örügüsü çok daha inandırıcı ve daha can yakıcı. Öyle ki filmin son yarım saatinde gözyaşlarıma zor hakim oldum. "For Jedah!" sloganını izleyen sahneler ve ardından gelen o dramatik son. Galactic Empire'a karşı verilen özgürlük mücadelesi ve bu yolda yapılan fedakarlıklar hiç bu kadar güzel perdeye yansıtılmamıştı. Umut yolunda verilen umutsuz bir özgürlük mücadelesi..


Ayrıca bu filmde "ışınkılıçları savaşları"nın yerini tamamen lazer silahları, sopalar, ve yakın dövüş almış. Bence yerinde bir karar olmuş. Force Awakens'ta, "eline lightsaber alan herkes"i film boyunca deli saçması şekilde dövüşüyordu. Sith'ler Jedi'lar ayaklar altına düşmüştü. Rogue One'daki bazı sahnelerde Star Wars evreninden çıkıp kendinizi sıradan bir bağımsızlık mücadelesi filminde buluyorsunuz ki bu da bence inandırıcılığı yükseliyor.

Kurgusu ve müzikleriyle de tam not alan filmin oyunculukları da göz dolduruyor. Felicity Jones konusunda şüphelerim vardı aslında fakat kendisi dört dörtlük oynamış. Yan rollerde Mads Mikkelsen ve Forest Whitaker gibi kıdemli oyuncularla kadroyu sağlama alan filmin sürprizi ise Ip Man'den Donnie Yen (ki bu yaratılan "Force inançlısı" karakteri çok sevdim-not edelim).


Hataları yok mu peki ? Elbette var. Beni rahatsız eden nokta, eski serideki karakterlerin bilgisayar desteğiyle yeniden canlandırılmasıydı. Fikir güzel ama 2016 teknolojisi çok daha görkemli bir şeylerin çıkmasına el verdiği halde sonuç felaket. Tarkin ve Prenses'i "yapma surat"lar, "şaşı gözler"le yansıtmaktansa ufak tefek sinemasal numaralarla çok daha şık geçiştirilebilirdi. Yeri gelmişken Prenses Organa'yı canlandıran Carrie Fisher geçtiğimiz gün Los Angeles uçağında kalp krizi geçirdi ve durumu kritikmiş. Şifa diliyorum. Ne kadar doymak bilmez lanet bir seneymiş meğer.

Bulunduğumuz dünya her geçen yıl farklı umutsuzlukları beraberinde getiriyor ve bizlerin yaşama sevincini giderek örseliyor. Savaşlar, katliamlar, terör saldırıları, açlık, kürsele ısınma gibi problemler neticesinde umudumuz giderek sönüyor. İşte böylesi karanlık günlerde umut dolu bir filme (her ne kadar serinin en karanlık filmlerinden olmasına rağmen) herkesin ihtiyacı vardı bence.

Saganın en dramatik yapımını sakın kaçırmayın. Adettendir, filmleri iyiden kötüye sıralayalım şöyle:

1) The Empire Strikes Back
2) Return of the Jedi
3) Revenge of the Sith
4) Rogue One
5) A New Hope
6) The Phantom Menace
7) Attack of the Clones
8) The Force Awakens

Gelsin şarkı.


2 yorum:

  1. Ne yalan söyleyeyim ben de korkarak başladım izlemeye içimden umarım güzeldir umarım güzeldir dedim durdum açıkçası bunu özellikle kendim için istiyordum çünkü spin off bile olsa bir şekilde serinin devam etmesini istiyorum , neyseki bu sefer düş kırıklığına uğramadım kendini tekrar eden kısımları saymazsak özellikle son darth vaderlı nefes kesen sahneyi de dahil edersek beklentimi karşıladı force awankes gibi gereksiz histerik sahnelerden özellikle kaçınılmış olması da ümit verici ama yine de bazı birbirinden ayrık kopuk sahneler de yok değildi şimdi burada ayrıntısına girmeyeyim bir de son eleştiri olarak Felicity Jones 'ı inferno ve the theory of everything de sevmiş olmama rağmen rogue one 'da oturmayan bir performansı vardı bir tek ben mi öyle hissettim bilmiyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen. Ben de çok tedirgin gittim çünkü Force Awakens seri için kara bir lekeydi. Ve dahası bu spin-off olduğundan ne kadar ciddiye alınacağından şüpheliydim. Neyse ki güzel çekmişler.

      Özellikle o ikinci yarısındaki mücadele (baya heyecanlandım), bahsettiğin Darth Vader sahnesi ve sonunu A New Hope'a bağlaması çok şık.

      Inferno'yu seyretmedim fakat Felicity Jones'u normalde pek sevmezdim. Ama bu filmde nedense şirin göründü gözüme.

      Sil