60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

9 Kasım 2016 Çarşamba

Bugünden Anladığımız


Seçimler bitti ve Amerika yeni başkanını seçti, Donald J.Trump.

İyidir, kötüdür bir şey demiyorum. Fikirlerim var elbette (bir senedir inceliyorum), ama bende kalsın.

Bugün şunları getirdi,

Kimileri medya gücünü ne kadar tek elinde tutsa da, politikacı -iyi ya da kötü- vaatleriyle emek verip seçmene inerse, bir şekilde mükafatını görür. Sadece ekranlarda, gazetelerde, dergilerde "yazılan şeyler"le zafere koşulmuyor. Sonuca ulaşmak politikacının kendi elinde. Doğrudur yanlıştır orası ayrı, fakat Trump, kendisi hakkındaki onca medya boykotlarına, hakaretlerine (ki bir adayın başına gelebilecek en kötü laflara maruz kaldı) ve münazaralardaki hayli düşük performansına rağmen halkın oyunu kaptı. Bu çok önemli. Herkes bunu görmeli. Dünyanın neresinde yaşarsanız yaşayın, yeter ki şunu anlayın: "medya her şeydir" miti bugün çöpe gitti. "Medyanın bu kitleleri etkileme gücü karşısında, elden bir şey gelmez, hiç kazanma şansımız olamaz" demeyin.

Clinton, bütün sistemin desteğini almıştı. Sermayenin, derneklerin, aklınıza ne gelirse. Yani ne demek istiyorum ? "Abi, zaten her şey kurgu, sistem karşısında vereceğimiz oyun değeri yok" diye umudunu kaybedenler bu seçimi iyi tahlil etsin. Demek ki sistem, halkın gücü karşısında bir yere kadar etkili. Eğer halk gerçekten iradesini seçimde ortaya koyarsa, para akışı gerçeği durduramaz.

Kendisi -Brexit'cilerden görerek- dün işçi sınıfına atıfta bulundu ve seçmene "Bugün Kurtuluş Günümüzdür. Bugün Amerikan işçi sınıfı tekrardan harekete geçecektir, en nihayetinde" dedi. Seçim sonuçları gelmeye başladı sabaha karşı ve çeşitli anketler, araştırmalar gösterdi ki, seçimlere küskün işçi sınıfı, bir nebze de olsa Trump'ın yükselişine katkı sağlamış (bunda tabi öbür adayın sermayeyle içli dışlı olması da etkili). Muhalefet yapıp işçileri ve öğrencileri gerektiği kadar önemsemeyen tüm dünya muhalefetine örnek teşkil etmeli bu hamle.

Toplumlar daha öncesinde denenmiş ama başarısız olmuş şeylere (kişiler, projeler,..) inanmazlar. Clinton'ın toplumun ciddi bir kesiminin sevgisine mazhar olmadığını herkes zaten biliyordu. Fakat Demokratlar seçimlerinden vazgeçmediler ve Bernie Sanders yerine bu yolu seçtiler. Şuan çıkan sonuca şaşıranlara gülüyorum. Bugünün geleceği, yarından çok belliydi.

Ne ilginç ki, dünyanın her yerinde iktidarlara muhalefet eden kişilere bugünkü umudu veren, milyarder bir insan. "Sistem insanı" olarak nitelendirmemiz gereken biri, paranın ve medyanın hüküm sürdüğü bu döngüyü bir seferlik de olsa kırdı gibi duruyor. Barış ve refah gelir mi dünyaya bilemem (rakibini ise Libya, Suriye ve Irak'taki politikalarıyla hatırlayacağız !), yarınlar gösterecek hepsini. Ama sırf şu noktalardan ötürü Trump'a kocaman bir teşekkür borçluyuz.

Trump'ın zaferinden herkesin çıkaracak dersleri var.