60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

Geçmişin ve geleceğin bugünü öldürmesin izin verme. Zıvanadan çıkmış dünyada yola çıkmalı !

5 Ekim 2016 Çarşamba

İmece Meydan Okuma (10.Gün)

Photo courtesy of Roberto Battistini

Şaka maka hallettik. Tam on günde meydan okumayı deviriverdik. Yeniden başlamak (ahahaha hızını alamayan eski toprak meydan okuma katılımcıları) veya ilk defa başlamak isteyenler tüm soruları da buradan bulabilirler. Katılan herkese teşekkürler. Süperdik bence hepimiz. Süper olan ve bana okul yıllarından beridir ilham kaynağı olan biri daha var; Serge Gainsbourg, kimisi için provokatör kimisi içinse modern Fransız şairi. "İlham kaynağı" olarak nitelendirebileceğim bir çok sanatçı var. Size onlarca film yönetmeni sayabilirdim: Fellini, Godard, Lynch, Kubrick, Kieslowski, Pasolini, Trier, Polanski, Bertolucci, Kurosawa, Bergman, Wilder, vs. Hayranı olduğum ve bana sözleriyle, kimi zaman duruşlarıyla ilham veren şarkıcılardan da bir ufak liste hazırlayabilirdim. Bowie'den falan konuşurduk. Sevdiğim yazarlardan söz edebilirdim sonra. Ama yine de bugünün kazananı vaktiyle Juliette Greco, Brigitte Bardot, Marianne Faithfull, Jane Birkin, Françoise Hardy ve Vanessa Paradis'yle şarkılar yazan, modern ozan, büyük sanatçı, Gainsbourg olurdu.


 "Gün ışığı nadir bulunur, mutluluk gibi tıpkı. Aşk yolunu kaybeder hayat boyunca."
 
Daha öncesinde kendisi hakkında çok yazdım. Şarkı listeleri hazırladım, onu tanımak isteyenler için en ideal giriş parçalarını seçtim. Fakat yine de burada kendisini özetlemem gerek. Neden ilham kaynağım seçtim ? Cevabı basit aslında, sanatçı olmanın gereğini sonuna kadar yapan birisiydi. Kesinlikle başkalarına eyvallah demeyen, biraz başına buyruk, özgür ruhlu, sınırları aşan biriydi. Nasıl ifade etmesi gerekiyorsa öyle kendisini ifade etti. Yaşamı boyunca sürekli kitleleri şok etti, söylemleriyle, yaptıklarıyla ve şarkılarıyla (yazdığı sözlerle Rimbaud ve Apollinaire'e benzetilirdi). Hiç rahat durmadı kendisi, yazdığı şarkı Eurovision'da birinci seçildi. Sonrasında şarkıcı kadına yeni bir şarkı yazdı, Les sucettes (Lolipoplar) isminde. Şarkı içinde barındırdığı cinsel göndermeden ötürü çok konuşuldu. Evli Brigitte Bardot'yla ilişkiye girdi. Ertesinde fırtınalı bir şekilde ayrıldılar. Hemen peşinden o dönemin bir başka güzeli Jane Birkin'le çıkmaya başladı. Sonrasında evlendi. Çocukları oldu (mesela Charlotte Gainsbourg). Öncesinde Bardot'yla kaydettiği ama yayınlamadığı Je T'Aime..Moi Non Plus şarkısını bir kez de Jane'le kaydetti ve şarkıdaki orgazm sesleri şarkının o dönem tepki almasına ve radyolarda yasaklanmasına neden oldu. Papa şarkıyı kınadı. Serge ise durmadı. Tüm zamanların en iyi Fransız rock albümlerinden biri kabul edilecek olan Histoire de Melody Nelson'ı kaydetti. L'Hotel Particulier'de aşk otelinden bahsetti. Kalp krizi geçirmesi bile olay oldu. Evine yetişen cankurtaran görevlilerine hastaneye götürülmeden Hermes battaniyesini de yanında götürmek istediğini söyledi. Yahudi olan Serge'in bir diğer skandalı, Nazi Almanyası temalı Rock Around the Bunker albümünü kaydetmesiydi. Albümde bulunan ilk şarkı Nazi Rock'ta Serge, queer Nazi askerlerini resmediyordu. Kamera arkasına geçtiğinde de insanları sarsmaya devam etti; bir dönemin ünlü porno yıldızı Joe Dallesandro, ünlü Fransız aktör Gérard Depardieu ve karısı Jane Birkin'i filmde buluşturdu. Aynı dönem bir diğer rock albümünü, L'Homme à tête de chou'yu çıkardı ve albüm eleştirmenlerden tam not ile geçti.


"Ne zaman olursa olsun, rüzgar ne taşırsa taşısın; yokluğun tutarsızlığından iyidir."

Kıta Avrupa'sından sıkılan Serge, 1979 yılında Jamaika'ya gitti ve reggae albümü kaydetti. Fransa Milli Marşı olan La Marseillaise'yi albümde reggae şeklinde yorumlayan Serge, ardı arkası kesilmeyen tepkiler aldı ve birçok ölüm tehdidinin hedefi olmayı başardı. Sadece milliyetçiler değil, neredeyse bütün Fransa tepki gösterdi. Hatta kendisinin Strazburg gösterisi öfkelenmiş askerlerin mekana dalmasıyla iptal edildi, fakat Serge sahneye çıktı ve milli marşı selam çakarak okudu. Marş karşısında sessiz kalamayan askerler de Serge'e eşlik etmek zorunda kaldı. Manşetlere çıkansa yine kendisi oldu. Özel yaşamı allak bullak olmuştu ve boşanmak üzereydi. Sonrasında alkol ve içki bağımlılığıyla boğuştu. Fakat alkol ve sigarayı hiçbir zaman terkedemedi. 80'li yılların ortasında yeni bir skandal kayıtla sevenlerine merhaba dedi. New wave gibi dönemin popüler müzik türünde kaydedilen ama funk ve elektonik öğelerle zenginleştirilen Love On the Beat'in kapağında elinde her zamanki gibi sigarasıyla makyajlı bir Serge oturuyordu. Cinsel temalar tekrardan albümde önplandaydı (Beat kelimesi Fransızca telaffuz edildiğinde erkeklik organı anlamına geliyordu) ve dönemin tabusu eşcinsellik temalardan birisiydi. Fakat hiçbiri albümdeki Lemon Incest kadar tartışılmadı. Serge ve çevresindekiler, şarkının "baba ve çocuğu arasındaki özel ailevi bağ" üzerine olduğunu iddia etse de Fransız toplumu için bile bu kadarı fazlaydı. Yıllar sonra, o dönem şarkıda babasıyla düet yapan Charlotte, şarkının hiçbir şekilde ensestle bağlantılı olmadığını söyledi. Çıktığı bir televizyon programında yanındaki Whitney Houston'ı kastederek sunucu adama "I want to fuck her" demesi ve bir diğer programda Bardot ile yaşadığı "özel anları" paylaşması bardağı taşırdı. O artık herkes için önü alınamaz bir "alkol müptelasıydı". Jane, boşanmasına ve yeni bir adamla hayatına devam etmesine rağmen Serge'i hiçbir zaman unutmadı ve Serge'i son yıllarında konserlerine davet etti. O ise her zamanki gibi ağzında sigarasıyla "tüttürerek" geldi ve oturdu. Kapanışı ise yine görkemli oldu ve son albümü You're Under Arrest'in kapağında gözaltına alınmış bir Serge fotoğrafı bizlere bakıyordu. Dönemine göre fazlasıyla başarılı olduğunu düşündüğüm albümün son şarkısı bir Edith Piaf yorumuydu. Bir farkla, Mon Légionnaire, Serge'in elinde homoerotik bir disko/new wave parçasına dönüştürülmüştü. Albümün en farklı şarkısı ise uyuşturucunun ne denli kötü olduğunu anlattığı buhranlı şarkı Aux Enfants De La Chance'dı.


 "Vedam için geldim, artık gözyaşların işe yaramaz. Verlaine'in dediği gibi, 'hain rüzgarlarla'."

Evladı Charlotte'a göre babası sıkı bir alkolik ve sigara bağımlısı olmasına rağmen hiçbir zaman bağımlılık yaratacak maddeler kullanmamıştı. Herkesin ona anlattığı gibi babası bir canavar değildi. 1991 baharında Serge kalp krizi geçirdi ve sonsuzluğa gitti. Evde ölen babasının gitmesini reddeden Charlotte, dört gün boyunca cesedin evden çıkmasına mani oldu. Tüm ülkede ulusal yas ilan edildi ve Devlet Başkanı Mitterrand, Gainsbourg için taziye yayınladı. Fransız halkıyla bir dargın bir barışık yaşayan Serge, nihayet son kertede herkesle barıştı ve ismi tüm zamanların en etkileyici Fransız şairlerinden biri olarak tarihe yazıldı. 1950'lerin sonunda müzik hayatına Boris Vian'ın desteğiyle başlayan ve o dönem caz söyleyen Gainsbourg, zamanla birçok türden eser bıraktı. Pop, ye-ye, rock, funk, disko, new-wave, reggae, hint geleneksel müziği ve psychedelic pop gibi. Yeri geldiğinde filmler için müzikler besteledi. Klasik eserlerden ilhamla. Belki onda en sevdiğim şey de buydu. Çeşitliliği ve tükenmez yaratıcılığı. Her zaman burunun dikine gitti ve çevresindekileri dinlemedi. Sınırlarını zorlamaktan korkmadı. Onun için bana göre ilk punk figürlerinden biriydi denebilir. Şansını zorladı, fiziksel çekiciliği olmamasına rağmen dünyanın o dönem en popüler kadınlarıyla çıktı. "Tüm zamanların en meşhur sevgilisi" olarak da bilinmesinin sebebi buydu. Kimi zaman çekilmez olsa da Serge'in tüm olayı da buydu zaten. Kendisi olması ve yeri geldiğinde kendisiyle alay edecek cesareti dahi bulabilmesiydi. Gelelim skandal on şarkısına.

 Canlı yayında vergileri protesto ederken



Kaynaklar:
[1] https://www.theguardian.com/music/musicblog/2011/feb/28/serge-gainsbourg-20-scandalous-moments

[2] http://www.vanityfair.com/news/2007/11/gainsbourg200711
[3] https://www.theguardian.com/music/2003/feb/05/artsfeatures.popandrock1

10 yorum:

  1. Jane Birkin'i çok beğenirim ama Serge Gainsbourg hakkında böyle kadar ayrıntılı bilgi okumamıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşık olduğum kadınlardan biri Jane ve İstanbul konserlerine gidemediğim için hayıflanıyorum.

      Sil
  2. Çok teşekkürler Zihin. Senin sayende bir meydan okumayı daha bitirdik. Yeni sezona, yeni listelerinle merhaba demeyi düşünüyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esas ben teşekkür ederim :) Güzel bir katılım oldu. Şarkılar not aldık.

      Sil
  3. Ne hayat ama! Tutkulu ve eşsiz olduğu kesin. Bilmediğim pek çok detayı da öğrenmiş oldum.

    Çok güzel bir meydan okumada sona gelindi böylece :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence adamın evini acilen müze yapmaları lazım :)

      Teşekkürler, güzel oldu :)))

      Sil
  4. Yalnız ilham alınanlar listesi müthiş:)

    YanıtlaSil
  5. Yaa şu kadınların serseri ruhlu erkeklerde ne bulduğunu hiç çözemiyorum (kesin çözemiyorumdur :P ) mazoşistlik var sanırım biz de :)
    Bir sonraki meydan okuma ne zaman o da kısa olsun böyle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahaha :D

      Konu bulursak aslında 2017'nin hemen başında yapabiliriz. Dur bu konuyu gündeme taşıyayım yakında. Fikirler biriksin :))

      Sil