60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

19 Eylül 2016 Pazartesi

Nick Cave - Skeleton Tree (2016)

 
Avusturalya'nın vahşi oğlanı Nick Cave ve şürekası Bad Seeds'in onaltıncı stüdyo albümü olan Skeleton Tree, geçtiğimiz haftalarda satışa sunuldu. Nick Cave'in 2015 yılında uçurumdan düşerek hayatını kaybeden 15 yaşındaki oğlunun ardından çıkardığı ilk albüm olma özelliğini taşıyan Skeleton Tree, beklendiği gibi melankoli yüklü bir çalışma. Daha raflardaki yerini almadan neredeyse bütün eleştirmenlerden tam not almayı başaran albümün yıllık puan tablolarındaki mevcut durumu da hayli başarılı. Çok şaşırtıcı bir durum değil aslında, çünkü albüm ilk dinleyişte sizi çarpmayı başarıyor ve Cave'in son on, belki de on beş yılda çıkardığı en iyi iş olarak kendini hissettiriyor. Synthesizer ile vibes yüklü bu albüm, dinleyenlere hem deneysel bir sound sunarken hem de ana akımdan da çok uzağa düşmemeyi gayet iyi başarıyor.

Skeleton Tree'nin açılışı Arthur'a saygı duruşuyla, Jesus Alone'la yapılıyor. Nakaratında genç yaşta kaybettiği oğluna seslenen Nick, yaylılarla desteklenen şarkıda yürekleri dağlıyor; "Gökten düşüverdin, mecburi iniş yaptın alana. Adur nehrinin yakınına; çiçekler fışkırdı topraktan".

Karısına ithafen yazdığı, düzenlemeleriyle drempop şarkılarını, vokaliyle rap şarkılarını çağrıştıran Rings of Saturn, Nick'in yaptığı en farklı işlerden biri hiç kuşkusuz; "Yağmurlu saçların arasından bakan gözleri, iki yuvarlak delik, havanın büküldüğü ve içine daldığı. Vücudu, ay mavisi, denizanasıydı ve ben derin derin soluyordum ve oradaydım ve (ayrıca) orada değildim."

Efsanevi albümü No More Shall We Part'taki şarkıları hatırlatan Girl in Amber, kapana kısılmışlık üzerine yazılmış en güzel şarkılardan biri; "Bazıları gider ve bazıları da kalır. Bazıları ise hiç kıpırdamaz. Kehribardaki kız, sonsuza dek esir kalmış, holde öylece yavaşlar durur." Arka fonda Nick'e eşlik eden can alıcı piano nağmeleri cabası. Modern bir ağıt kendisi.

Çoğunluk tarafından sevilmese bile bence Nick'in diskografisinde iyi bir yerde duran bir önceki stüdyo albümü Push the Sky Away'in soundu bu albümde de bir nebze devam ettirilmiş. Kafası çizik Magneto da bunun en güzel örneklerinden; "Banyo yerinde elektrik fırtınasıydım, çanağı kavramıştım." Dronelarla öyle tekinsiz bir atmosfer yaratılmış ki, sanki her an kötü bir şeyler olacakmış gibi hissettiriyor. Paranoya zirvede. Sessizce geri planda takip eden piano nefes kesici.

Karmakarışık bestesiyle albümün en zayıf halkası Anthrocene, müthiş sözleri ile diğer şarkılardan biraz ayrılıyor; "Sevdiğimiz her şey, sevdiğimiz, sevdiğimiz, kaybettiğimiz; düşen bedenlerimizdi kalkmaya çabalarken. Ve bir yerlerde aşkı aradığını duyuyorum, arkama otur ve senin için adını koyayım; sıkı dur, sıkı dur"

David Lynch'in gerilimli atmosferine bol bol synth ekleyin ve altı dakikaya yakın bir sürede çalın; işte size I Need You veya diğer tabirle albümün en iyi şarkısı. Tüyler diken diken olmadan tek bir saniyesini tamamlayamadım; "Hiçbir şeyin önemi yok; avcumuzdaki çizgileri takip ediyoruz."

Peri kızı sesiyle Nick'e eşlik eden Danimarkalı soprano Else Torp'un desteğiyle kaydedilen müthiş Distant Sky adeta Push the Sky Away şarkısının bir ardılı; "Şimdi gidelim, benim tek gerçek aşkım. Havagazı görevlisini çağır, bütün elektrikleri kes. Yola çıkabiliriz, uzak ufuklara yola çıkabiliriz. Güneşi seyret, gözlerinde doğan güneşi seyret."

Bütün albümün ruhunu tek şarkıda özetleyen Skeleton Tree kapanışı yapıyor; "Seslendim, seslendim, denizin tam karşısından. Ama yankısı bana döndü hayatım."


Bunları Dinlemek Lazım: Jesus Alone, Girl in Amber, I Need You, Distant Sky, Skeleton Tree

4 yorum:

  1. Ex Damat kontejanından severim bu delüğanlıyı, ama anladığım kadarıyla modumun uygun olduğu bi günde dinlesem daha iyi olacak. Eğey merak ettirdiniz Zihin Bey 0_o

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Babayiğit Nick enişte. Sana fazla reklamını yaptım albümün, umarım baymamışımdır :( Fakat mooda girip dinlendiğinde feci şeyler sunuyor albüm.

      Sil
  2. Yazını okuyunca iyice merak ettim, doğru anı bekleyeyim diyordum. Belki bugündür o doğru an, hava kapandı, rüzgar çıktı. Bi bakiyim ben :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi, cağnım kahve şehrimiz Ankaramız hava durumunu tam da albüme uygun şekilde hazırladı :) Dinlerken üstüme üstüme geldi her şarkı. Yağmur yeni durdu. Aslında birazdan bir tur daha dinleyebilirim albümü. No More Shall We Part'dan beri hiç bu kadar sarmamıştı bir albümü.

      Sil