60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

20 Eylül 2016 Salı

Günübirlik Film Meydan Okuması


AFK Sinemada günübirlik bir film meydan okuması yapmış, cevaplarken karşılığında bir davet geldi ve soluğu burada aldım. Sürprizi bozmak istemem ama komşularım Afede ile Mariposa'yla beraber üzerinde düşündüğümüz on günlük yeni bir meydan okuma var ufukta. Nihai sorular belirlenene kadar şimdilik bu tek günlük etkinlikle oyalanacağız. Meraklısına davet gider benden.

 

1) İzlediğim Son Film                                                                                                              


THE BOY -- Dünyanın en sıkıcı korku filmlerinden biri. Son on dakikasında kendini toplamaya çalışsa bile gece odanızda bırakacağınız pet şişenin sizi korkutma olasılığı daha yüksektir. (2016)

2) Sevdiğim Bir Fantastik Film                                                                                                


THE LORD OF THE RINGS -- Benim için bu sorunun ikinci bir yanıtı olamazdı. Tartışmasız, bu filmlere sinema salonlarında ayırdığım zamanın hiçbir saniyesine acımadım. Sonuna kadar değdi hepsi (berbat Hobbit'i saymıyorum). Epik film kavramının son temsilcisi. (2001)

3) Sevdiğim Bir Aksiyon/Macera Filmi                                                                                    



THE RAID -- Film ilk saniyesinden en son saniyesine kadar mermi yağmuru ve yakın dövüş sahneleri içeriyor. Bir yerden sonra öyle ki, yorulmaya başlıyorsunuz fakat durabilmek ne mümkün! Soluksuz bir seyir vadediyor kesinlikle. Devam filmi de birincisi kadar görkemli. (2011)

4) Sevdiğim Bir Korku/Gerilim Filmi                                                                                         


HALLOWEEN -- Neredeyse 40 yıl geçti üzerinden fakat slasher alt-türünün başlangıcı sayılan Halloween eskimedi. Yetmişli ve seksenli yıllar korku sinemasının zirvesi ise Halloween de altın yılların başı çeken filmlerinden. Zaten Carpenter çektiyse vardır bildiği. (1978)

5) Sevdiğim Bir Drama Filmi                                                                                                     


BREAKING THE WAVES -- Herhalde bu film kadar insanı ağlatan bir diğer film yoktur. İki buçuk saat ağlattığı yetmezmiş gibi jenerik sonrası da bir posta ağlatmayı başarmıştı. Seyirciyi helak edene kadar böyle ağlatmak haksızlık. Trier bunu hep yapıyor aslında. (1996)

6) Sevdiğim Bir Komedi Filmi                                                                                                      


THE PINK PANTHER STRIKES AGAIN --  Komedi filmi tehlikeli olabilir mi ? Evet. Peter Sellers kadrodaysa mümkündür. Sizi öyle bir güldürür ki, nefesiniz kesilir, gözyaşlarınıza hakim olamayabilirsiniz. Pembe Panter serisinin birçok filminde gülme krizlerine girip ölümün kıyısından dönmüşlüğüm vardır. Durdura durdura izleyin. Tehlikeli derecede komik. (1976)

7) Beni Mutlu Eden Bir Film                                                                                                        


PARIS, JE T'AIME -- Aşk, dostluk, Marianne Faithfull, Steve Buscemi, Juliette Binoche, Willem Dafoe, Ludivine Sagnier, Maggie Gyllenhaal, Fanny Ardant, Gena Rowlands, Gérard Depardieu, Margo Martindale ve Paris'in başrolünü paylaştığı film sevilmez mi... (2006)

8) Beni Üzen Bir Film                                                                                                                   


REQUIEM FOR A DREAM -- Bağımlılık kavramını uyuşturucu özelinden işlemeye başlayıp, genel manada bir bağımlılığa doğru rotasını çeviren film için sadece üzücü demek yetmez. Sarsıcı ve gerçek. Bana kalırsa korku filmi olarak bile nitelendirmeli. Hepimiz bir şeylerin esiriyiz. Kimisi için bağımlılık "ev eşyaları"ndan veya "televizyon programlarından" ibaret olabilirken kimisi aşkın, tutkunun veya çeşitli kötü alışkanlıkların bağımlısı. Ve her bağımlılık bizleri dibe çekmekte. 2015 baharında Kronos Quartet'in Ankara konserinin kapanışında filmin -sinir bozucu- unutulmaz melodisi Lux Aeterna'yı çalarlarken bir kez daha dibe çekildiğimi hisettim. (2000)

9) Sahne Sahne Ezbere Bildiğim Bir Film                                                                                  


TITANIC -- Sinemada en fazla izlediğim film Titanic. Vizyona girdiğinde neredeyse on defa izlemişliğim var; bununla da yetinmeyip her televizyonda gördüğümde seyrettim. Hızımı alamadım, üç boyutlu yenilenmiş halini de sinemada seyrettim. Bugün olsa yine izlerim. Aşk filmi denince aklıma ilk gelenlerden. Kadrosu, müzikleri, çekimleri ve tonu cabası. Jack kalbimizde. (1997)

10) Sevdiğim Bir Yönetmen                                                                                                        


DAVID LYNCH -- Blue Velvet, Eraserhead, Inland Empire, Mulholand Dr., Elephant Man, Straight Story, Wild At Heart,.. Hangi birini sayayım ki ? Rahatsız filmlerin ve sıradışı bir dizinin (Twin Peaks) mucidi. Deli mi yoksa dahi mi halen tartışılır. Sonuç ne olursa olsun, Lost Highway filminin altında imzası var. En derin korkuların yönetmeni.

11) Çocukluğumdan Kalma Sevdiğim Bir Film                                                                          


CHILD'S PLAY -- 80'ler ve 90'larda çocuk/genç olanların en baba korkulu rüyalarından biridir Chucky; masum bir oyuncak gibi durmasına aldanmayın, içinde tüm zamanların en karanlık, ruh hastası katillerinden biri saklı. Elm Sokağı ve Halloween'in yanında tekrar seyrektmekten en çok zevk aldığım korku serilerinden biridir. Halen bu yaşta bile korkarak izliyoruz efendim. (1988)

12) Sevdiğim Bir Animasyon Film                                                                                              


ZOOTOPIA -- Çok seviyorum animasyon filmlerini ve son en iyi örneklerinden biri de Zootopia veya nam-ı diğer bu senenin tartışmasız en iyi animasyonu. Her ne kadar çocuk filmi gibi başlasa da, diğer filmlere yaptığı hoş göndermelerle ve en önemlisi göz yaşartıcak derecede etkileyici "kardeşlik" temasıyla barış yüklü, güçlü bir film. Yabancı düşmanlığının tavan yaptığı günümüzde bu filmi tüm devlet başkanlarına ve kanaat önderlerine izletmek gerek. (2016)

13) Sevdiğim Bir Aşk Hikayesi                                                                                                   


THE ENGLISH PATIENT -- Nedense denizin ortasında ya da çölde gelişen aşk filmlerini daha çok seviyorum. Titanic ve The Sheltering Sky (Çölde Çay) mesela. Yine The English Patient da çöl aşklarından biri aslında. Herhalde bu gidişle hayatımın aşkını Fas'ta gezerken veya Ürdün'de falan bulacağım. Develerle balayı çadırımıza geçeceğiz ve fırtınada uçup gideceğiz. (1996)

14) Herhangi Bir Filmden Sevdiğim Bir Replik                                                                           


"Evet, sarhoşum şuan. Ve sen de çok güzelsin. Ve yarın sabah olduğunda, ben ayık olacağım ama sen güzel olmaya devam edeceksin."

 THE DREAMERS --  Bertolucci hayranı olduğumu daha önce söylemiş miydim ? Erotik ve siyasi filmleriyle benim için adeta bir sinema okulu olmuştur her zaman. Seyretmekten hiç usanmadığım filmi ise The Dreamers, aşk, dostluk, siyaset ve müzik iç içe. Eva Green'in parladığı film. (2003)

15) Kitap Uyarlaması Olan Sevmediğim Bir Film                                                                        


BLADE RUNNER -- Philip K.Dick en sevdiğim bilimkurgu yazarı ve Ridley Scott'ın da filmlerini severim. Fakat bu iki efsanenin beraber füzyon olduğu Blade Runner maalesef bana fevkalade sıkıcı bir film geldi. Yazarın bence en iyi kitabı olan, tek solukta okuyup bitirdiğim Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi?'den yapılan uyarlama bekleneni vermedi. (1982)

16) Sinemada İzlediğim Son Film                                                                                                 


DON'T BREATHE -- Korkunç mu tartışılır ama yılın kayda değer gerilim yapımlarından. (2016)

17) Geçen Yıl İzlediğim En İyi Film                                                                                             


MAD MAX: FURY ROAD -- Eski seriyi de çok sevdiğim için tarafsız olamıyorum. (2015)
 
18) Beni En Çok Hayalkırıklığına Uğratan Film                                                                         


HAUSU -- Komik desen komik değil, eğlenceli desen hiç değil. Efektler ve oyunculuk leş. (1977)

19) Sevdiğim Bir Erkek Oyuncu                                                                                                  


JACK NICHOLSON -- Yaşasaydı cevabım Marlon Brando olurdu fakat hayatta olanlar arasında Brando'nun kankası Jack bir numaradır hep.

20) Sevdiğim Bir Kadın Oyuncu                                                                                                  


AMY ADAMS -- Bu soruya yeni oyunculardan biriyle cevap vereyim; Amy Adams. Dünyanın en takoz filmi olsun, eğer Amy varsa kadrosunda o film izlenir.
 
21) En Hak Ettiğinden Fazla Değer Biçilmiş Film                                                                      


AVATAR --  Üç saatlik koca bir baş ağrısı. (2009)

22) En Önemsenmemiş Film                                                                                                        


BABEL -- Innaritu'nun Amores Perros'u saymazsak bence en iyi filmi. Bambaşka dünyaların kesişen acıları. (2006)

23) Herhangi Bir Filmden Sevdiğim Bir Karakter                                                                        


EDWARD SCISSORHANDS -- Hepimiz sevdiklerimizi incitir, onları yaralarız. Kimimiz sözcüklerle yapar bunu, kimimiz elindeki makaslar sayesinde

24) Sevdiğim Kötü Bir Karakter                                                                                                    


HAL 9000 -- Bir bilgisayar bu kadar mı sinir bozucu ve ürkütücü olabilir peki ?

25) Sevdiğim Bir Kahraman                                                                                                          


BATMAN -- Tamam, filmi gömüp durdunuz; ama şunu da kabullendi herkes, Ben Affleck, şimdiye kadar izlediğimiz en başarılı Wayne portresiydi. Gecelerin adamı, Batman abi.

26) Kirli Zevklerimden Saydığım Bir Film                                                                                    


TOP GUN -- Fazla vurmayın bana, Top Gun'ın müptelasıyım. Cruise ve müthiş şarkısı. (1986)

27) Sevdiğim Bir Klasik                                                                                                                 


SUNSET BLVD -- İtiraz yok. Tüm zamanların en iyi filmi. (1950)

28) Sevdiğim Bir Arkadaşlık Portresi                                                                                          


THE PERKS OF BEING A WALLFLOWER -- Kitabı ayrı güzel, filmi ayrı güzel. Bowie ve Morrissey çalan film zaten kötü olamaz. Ötekilerin dostluğu başkadır. (2012)

29) Sevdiğim Bir Yeniden Çevrim                                                                                                


EVIL DEAD -- Neredeyse ilk kadar korkutucu. (2013)

30) Hiç Sevmediğim Bir Film                                                                                                       


LA VIE D'ADELE -- Vakit kaybı. LGBT sinemada daha iyileri varken hele. (2013)

12 yorum:

  1. Çook güzel olmuş!! 🤗 İzlemediğim birkaç film var onlar haricinde sadece son iki seçime burun kıvırdım 👅 Perks benim Breakfast Club'a mükemmel alternatif. Sunset Blvd.'ye bayılırım, ona da tam puan. Babel keza yerinde olmuş. Miyazaki demesem David Lynch derdim biliyorsun. Jack Nicholson efsane zaten. Amy Adams'ı da seviyorum ben. Oh oh pek iyiyiz 😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oleeey ^_^ Tahmin etmiştim sonuncusunu :) Nedense Evil Dead geldi aklıma. Perks ve Breakfast harika <3 Güzel oldu bu mini etkinlik, teşekkürler AFK !

      Sil
  2. Güzel!

    Titanik evet hafızalarda... :)

    Ben de beklerim bloguma... sevgiler! :)

    YanıtlaSil
  3. Offf ne güzel bir liste olmuş!
    İzlemediğim birkaç filmi not aldım bile

    YanıtlaSil
  4. Dayanamayıp yazıyorum. Müsait olduğumda ayrıntılı yorum için tekrar geleceğim. Ama liste harika! Haftasonu belki ben de bir post hazırlarım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman yeniden bekleriz :) Beğendiğine sevindim. Haftasonu bloguna bir göz atayım öyleyse.

      Sil
  5. Bir gün uğramayayım bloğuna hemen fırsat bilip meydan okuma yapmışsınn :P tüh fırsat kaçtı neysee 10 günün sonrasında bunu da yapacağım zira hemen cevaplayamm biraz yoğun bir meydan okuma :)
    Babel filmini ben de haksızlık edenlerdenim aslında bir şans verilebilir , requiem in sountrack ını duysam içimin üzüntüyle kaplanmasına yeter öyle etkisi var :) child play çocukluktan kalan en iyi filmden öte çocukluğumu bitiren hatta gençliğimi bitiren film sanıyorum şimdi izlesem yine korkabilirim korku filmi eksikliği var ben de yaa o eksikliği bilhare senin yardımlarınla düzeltmeyi düşünüyorum :P amy i bn de çok seviyorum oyunculuğundan öte bence çok güzel bir kadın cruise ise bana uzak dursun bana göre tam nefretlik tip desen yok oyunculuk hiç yok ısınamadım bir türlü bir de pembe panteri görmek beni mutlu ettii baba-kız nerde görsek oturur izleriz cd sini almışlığımız bile var :D
    sonraaa hal 9000 ilk defa senden duydum bi izlemem lazım merak ettim geçen senenin en iyisi mad max öyle mii hala ısrarcısın yani bu konudaaa
    Son olaraak Ben yorum yazarken şaşırdım sen nasıl cevapladın hemencik soruları yaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tom Curise'a nefretlik dediii :O Taş olcaksın Mariposa :p Ben seviyorum ya her şeye rağmen. Amy'nin güzelliği ayrı bir boyut <3 Diren MadMax hala :D Valla Afk'nın gazıyla oturdum 2-3 saatte tek tek cevapladım. Zor oldu bazıları ama.

      Sil
  6. Mükemmel bir liste olmuş!:)) İzlemediğim pek çok film var, hepsi not alındı. Bu arada Sunset Boulevard filmini de burada gördükten sonra izledim, kısacık yorumun zaten filmi tamamen anlatmış...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler :) Benim de komşulardan not aldığım filmler oldu. Meydan okumalar mini de olsa baya şeyler öğretiyor hepimize. Sunset'i bin kere de izlesem usanmam herhalde ya :)

      Sil