60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

1 Haziran 2016 Çarşamba

Korku Dolu Konser İstiyoruz

 

"Korku filmleri yönetiyorum. Korku filmlerine bayılıyorum. Korku filmleri sonsuza kadar yaşayacak !" İşte bu sözlerle başlıyor konserdeki Halloween temasının ilk notaları. Bildiğiniz gibi korku üstadlarından John Carpenter iki senedir solo albüm çalışmalarına hız verdi. Kırk yıllık sinema hayatında birçok korku filminin de müziklerine imza atan Carpenter, nihayet ilk solo turnesine başladı. Onlarca ülkede, festivalde sahne alacak olan Carpenter'ı bir gün Türkiye'de de canlı canlı izlemek çok isterim. Nedeni basit, "ben de korku filmlerine bayılıyorum, onlarla büyüdüm, onlarla yaşıyorum ve Carpenter, her zaman benim en sevdiğim korku yönetmenim oldu".

Televizyon filmlerini (Someone's Watching Me!, Elvis ve Body Bags) saymazsak bütün uzun metraj filmlerini izledim, Masters of Horror dizisi için çektiği iki bölüm (Cigarette Burns, Pro-Life) dahil. Onun filmleriyle yeiştim, onunla korktum, onunla eğlendim. Dark Star ile uzay filmlerinin pardosini izledik. Assault on Precinct 13 filmiyle gerildik, Halloween ile korkuyu yaşadık, The Fog ile sisin içinden çıkan hayaletlerden kaçtık, Escape From New York'da ise kült Snake Plissken karakteriyle tanıştık. The Thing'in soğuk atmosferinde hangimiz ürküp, buz kesmedik ? Christine ile arabalardan korkar olduk. Starman ile uzaylılara aşık bile olduk. Big Trouble in Little China ile ortalığı birbirine kattık. Prince of Darkness ise bizleri dünyanın sonuna davet ediyordu. They Live ile bu düzenin arkasında yatan gerçeği öğrendik. Memoirs of an Invisible Man ile tekrardan aşk konusuna döndük. Ama bu cicim ayları hemen bitti ve In the Mouth of Madness'la beraber tekrardan korkuyu doruklarda hissettik. Village of the Damned izledikten sonra çocuklardan korkmaya başladı bir nesil. Escape from L.A. ile Plissken tekrardan karşımıza çıktı. Vampires'da bol bol vampir avladık. Ghost of Mars'ta uzaya çıktık ve son olarak The Ward ile tımarhaneyi boyladık. Varolmayan La Fin Absolue du Monde bile bizi korkutmaya yetti.

İşte şimdi tüm bu filmlerin müziklerinden (ve tabii çıkardığı iki yeni albümde bulunan şarkılardan) derlenen bir konser serisi ile karşımızda korku sinemasının üstadı John Carpenter, konserleri süresince arka planda filmlerinden sahnelerin döndüğünü de hatırlatmak gerek. Umarım kendisini seyredebiliriz. Benim açımdan bir çocukluk düşünün gerçekleşmesi olur bu.

Halloween.. Tüm zamanların en iyi korku filmiydi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder