60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

10 Haziran 2016 Cuma

1001 Kitap Mı


Konumuza geçmeden beni rahatsız eden birkaç yanlışı düzeltmek istiyorum. Ne hikmetse, bizim ülkemizde bazı ünlüler ısrarla Beyonce'yi telaffuz ederken "biyons"u kullanıyorlar; tamamen yanlış. Bakmayın siz, yazarken üşeniyoruz; ama o Beyonce'nin yazılışı Beyoncé'dir ve o sondaki "é" aksanı "e" olarak vurgulanır. Havalı görüneyim, herkes yanlış okuyor, doğrusu "biyons"turculara duyrulur; doğrusu "biyonse(y)"dir. Aynı şekilde Morrissey'i de "morisi" diye okuyanlar var (yurtdışında daha yaygın bu hata). Hayır, doğrusu yazıldığı gibi "morisey"dir. Devam ediyoruz peki.

Eminim sizin de dikkatinizi çekiyordur, sağda solda böyle listeler olur, kitapçılarda, internet satışlarında veya çeşitli bloglarda; "ölmeden önce okumanız gereken binbir kitap" (kimi zaman binbir filmdir). Hadi binbir tane film bir ömre sığar. Sonuçta her film ortalama bir buçuk iki saat uzunluğunda olduğu için bu yapılabilir bir şey, geriye dönüp baktığımda şu yaşımda ben de bin film sınırını çoktan aşmışım ki daha yaş kemale (35) ermedi. Peki binbir kitap okunabilir mi, sanmıyorum. Kitap okumak hem daha çok zaman alan bir eylem ve daha emek isteyen bir süreç.

Filmi takarsınız dvd oynatıcınıza veya sinemaya gider hazır takılmışını izlersiniz, hop bitti. Kitapları okurken önce kafanızın yerinde olması lazım. Her Allah'ın günü kitap okunmaz. Ruh halimiz değişken ve bazı zamanlar değil kitap okumak, kapağını bile kaldıramıyoryuz, hepiniz deneyimlemiştir. Ne okuduğunuza da bağlı biraz ama genel olarak ruh haliniz uygun değilse kitap da okuyamazsınız. Benim tahminimce binbir kitabın hakkıyla okunabilmesi otuz yıllık bir sürece denk gelir. Sonuçta bu listelerdeki kitaplar da Ayşecik seviyesinde olmuyor. Hadi şu iki günde Ulysses'i okuyayım, haftasonu da Don Kişot deviririm derseniz sigortaları attırırsınız. Veya en kötü kitabın hakkını veremez, mundar edersiniz. Herkesin okuma hızı ve idrak süresi değişken biliyorum. Ama dediğim gibi hepimizin dar zamanları oluyor, robot gibi oturup "üç günde bir kitap" diye kendimizi programlayamıyoruz. Hepsi bir yana çalışan insanlarız, boş boş oturup tüm gün kahvemizi çayımızı alıp kitap başına otursak bu binbir hedefini bir ihtimal daha kısa sürede tutturabiliriz. Çocuk bakmazsak, işe gitmezsek, dışarı çıkmazsak olur. Ne olacaksa. Sadece bir kenara çekilip kitap okuyarak hayatı ıskalayacaksak bu manasız bir şeyden öteye varmaz.

Benim en fazla takıldığım nokta ise "neden binbir kitap" ve neden o kitaplar ? Ölmeden önce okumamız gerekiyormuş; neden ? O kitapları okumayınca eksik bir yaşam mı süreceğiz yani, olur mu bu ? Kitap okumak insana çok şeyler katıyor bunda hemfikiriz ama bir kitabı okumadığımız için de eksik, güdük kalacağımızı iddia etmek saçmalıktan başka bir şey değil. Sonuçta o binbir kitabı da bir insan (veya insanların oluşturduğu kurul) seçti, gayet objektiflikten uzak. Şimdi elimdeki kitap belki diğerleri için hiçbir şey ifade etmiyordur ama ben listeme koyduğum için onu kutsamış mı oluyorum ? "Bu kitap" deyince her şey halloluyor ?

Hadi listelere uyduk diyelim ve otuz yıl boyunca sadece listedeki şeyleri okuduk, sonra nolacak ? Kendi edebiyat yolculuğunu çizmeden belli bir yolu takip etmiş oldun, kendini geliştrimek bunun neresinde ? İnanıyorum ki herkes kendisine seçtiği kitaplarla kendi Babil kitaplığını inşa ediyor ve yolculuğun ne şekilde ilerleyeceğine kendisi karar veriyor. Elbette herkes kitap satın almaya gittiğinde kimi zaman arkadaşlarının ya da diğer kişilerin etkisinde alışveriş yapabilir. Ben de yapıyorum. Fakat bu sınırlı sayıda oluyor. Kitaplarımın çoğunu ben seçiyorum ve ona göre bir kitaplık yaptırıyorum. O yüzden bu listelere çok takmamak lazım. Herkes kendi yolunu seçsin.

Adam belki üç yüz dört yüz kitap okuyacak ama kendi dünyasını kendi elleriyle tasarlamış olacak. Kitaplar belli bir ödevden ziyade, kendini geliştirme fırsatı olarak görülmeli bence. Zorlamanın manası yok. İlla şu şu kitaplar okunacak diye bir şey yok. Tavsiye edilen kitaplara göz gezdirirsin, eğer seni sarmıyorsa zorla okumanın, vakit öldürmenin manası da yok bence. Dünya klasikleri olarak kabul edilen kitaplar genelde ıskalamıyor ve kendine hayran bıraktırıyorlar o yüzden ben binbir bilmemne listelerindense klasikleri okumayı tercih ediyorum. Yıllar içinde yakaladığım belli bir akım var, onu takip etmeye çabalıyorum. Örnek mi ? Thomas Mann'ı okudum Goethe'ye merak saldım gibi. Bu ufak bağlantıları keşfettim. Okudukça kendi yolumu kendim çizdim ve mutluyum. Bir Hermann Hesse'nin muadalini bulamadım gitti. Kendisi tam bir "benzemez kimse sana".

16 yorum:

  1. Beyoncé ve Morrissey konusunda ben mi yanlış telaffuz ediyorum acaba diyordum ki, ben değil diğerleri yanlış söylüyormuş. :D

    1001 kitap mevzusuna sinir oluyorum. Dediğin gibi kitap seçimleri insanın kendine has olmalı. Arkadaş tavsiyelerine uyup okurum ama kitaplığımda tuttuklarım onların tavsiyesi değil çoğunlukla benim seçtiklerim benim sevdiklerimdir. Sonuçta orası benim dünyam.

    Yalnız bundan bir kaç yıl Önce vikitap sitesinde bir bayanla tanışmıştım. Binin üzerinde kitap okumuştu. Her ne kadar inandırıcı gelmese de sebebini "boş bulduğum her an okuyorum" diye açıklamıştı. İnsanın yemek içmeden uyumadan falan okuması gerekiyormuş gibi geliyor o rakamı bulabilmek için. Yine de belki okuyorlardır. Benim bütün ömrümü alacağı kesin. :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok gramer ve telaffuz işlerine takılmasam da "biyons" lafını duyunca irkiliyorum maalesef :(

      Aynen, kitaplar bizim dünyamız. Herkes kendi dünyasını inşa etmeli. Tabii ki öneriler almalıyız, ben de yeri geliyor alıyorum fakat hayatını tamamen başkalarının yoluna göre çizmek bana yanlış geliyor. Bir yerden sonra kendi başına seçip, okuduğun kitapların belli bir yöne evrildiğini farkediyorsun. O senin yolun olmalı bence :)

      Valla ben de vakit buldukça okurum ama hayatımı tamamen kitaplara ya da başka şeylere endeksleyemem; çünkü hayat akıyor. Bir şekilde daha başka şeylerle uğraşmak durumunda kalıyorsun. En başta işin var, ailen var. Yılda 60-100 kitap civarı okuyorumdur herhalde ama bunu sayıya odaklamak, "aman şu kadar kaldı" demek çok saçma geliyor.

      Önemli olan ne okuduğun ve ne anladığın. İstersen yılda 10 kitap oku fakat anlayarak oku. Sana bir şeyler katsın. Yoksa tamamen sayıya odaklı "oh oh bu sene de şu kadar okudum" demenin hiçbir mantığı yok bana kalırsa. Burası bir yarışma değil. Zorlu bir sınav hayat ne öğrensek kar bence :)

      Sil
  2. En nefret ettiğim şey üstünkörü listecilik. "Mutlaka görmeniz/okumanız gereken filmler/kitaplar"... Kime göre, neye göre? Neden "gerekiyor"? Bir de bunların çoğu kapsamlı çalışmaların ürünleri de değil ha, adamlar arama motorları zihniyetiyle önüne ilk düşenlerle yer dolduruyor. Neyse, tepem attı.

    Hesse'ye gelince Demian'a hayran kaldım ve bu yaz Bozkırkurdu'yla nirvanaya ermeyi hedefliyorum ٩(˘◊˘)۶

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef öyle. Hele ki sinema dünyasında sen de çok iyi biliyorsun ne listeler var. Tamamen kendini bir yere konumlandırmak için sağdan soldan duyduğu, belki de hiç izlemediği filmleri seçip fularını geçiriyor kafasına. Ve dediğin gibi "kime göre, neye göre" en iyi bu filmler ? Benim için mesela Sunset Blvd. en iyi filmdir; ama sevmeyenler de var. Ne olacak şimdi ? Kitapların bir kısmı da ne yazık ki özensiz hazırlanıyor. İsim vermeyeceğim ama bizim ülkedeki sinema kitaplarının bir kısmı cidden sıkıntılı.

      Daha önce sanırım yazmıştım meydan okumamda, en sevdiğim kitap Bozkırkurdu'dur, muazzam bir eser. Knulp, Doğu'ya Yolculuk, Siddharhta, Demian,.. hepsi de benzersiz yolculuklardı. Çarklar Arasında ve Kaplıcada Bir Konuk'u da hala okumadım duruyor. Bir ara ben de okuyayım, Hessem geldi şimdi :)

      Sil
  3. İtiraf ediyorum "ölmeden önce yapılacak bilmemkaç falan filan" listelerinin önündeki "ölmeden önce" lafı beni rahatsız ediyor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanki biri çıkıp da "Allah rahmet eylesin, şu kitabı da okumadan gittin" diyecekmiş gibi hissettiriyor :)

      Sil
  4. Çocukluğumdan bu yana kitaplarımı hep kendim seçtim. Bazen görüyorum ergenler falan çok eften püften kitaplar okuyorlar, onu okuma bunu oku diyenlerle kendi çaplarında mücadele ediyorlar falan. Kitap okuma konusunda kimseye elleşmemek gerek aslında. Çok kişisel bir şey ve zevk alarak yapmıyorsan ne anlamı var ki? Ben de inanmıyorum listelere, hiç bakmıyorum da. Herhangi bir 1001 kitap listesinde Bukowski veya Brautigan bulacağımı da sanmıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ona gerçekten takılıyorum, öyle bir kabul var ki sanki bu bu bu kitaplar okunmak zorunda. Yok öyle bir şey. Dediğin gibi böylesi listelerde ne Brautigan ne Vian (ucundan Günlerin Köpüğü eklenebilir) ne de Burroughs var. E ama ben üçünü de seviyorum. Listeci abiler ? O_O Herkes kitabını okusun. Yeter ki okusun, gerisi boş tıngırdamalar :)

      Sil
  5. Hay kalemine sağlık..... aklımdan geçenlere tercüman olmuşsun Zihnin Arka Sokakları..
    Ki bende isterim ölmeden önce tüm sevdiğim, ilgi duyduyum serinin kitaplarını okumayı.. sonra da okuyamadığım diğer kitapları okumayı..
    Bide bende de şöyle bir huy var ki yorum yazanlarda da ve sende devarmış; evet takip ettiğimiz kişilerin paylaşımlarından yola çıkarak kitap alıp okurum ama kendim de bir kitap evine gidip bazen yeni yazarlardan bazen eki ama benim yeni tanışacağım yazarlardan alır okurum..
    ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :)

      Gönül ister ki tüm ilgilendiğimiz kitapları yazarları bitirelim, sonra da sıra şunlara gelsin ama hayat sınırlı bir zamana hapsolmuş.

      Listelerde olmayan ama mesela kendi keşfettiğim Lovecraft vardır, korku edebiyatının beşiğidir kitapları ve listelerde nedense yer bulamaz :(

      Sil
  6. Valla herkes gömmüş bu listelere ama ben bu listelerden çok güzel filmler, kitaplar hatta şarkılar keşfettim, keşfediyorum. Tek bu listeler de değil, abuk internet sitelerinin listelerini bile inceliyorum. Ha bu listeler kime göre, neye dayanarak yapılıyor benim de bir fikrim yok ama "kişisel" bir begenim listede yok diye, o liste boktan bir liste olmuyor benim gözümde açıkçası.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de listeleri çok severim. sene sonlarında yapılan yılın en iyileri listeleri filan ne güzel.

      Sil
    2. @Fatos

      Bir posta da yanıtımda listeleri gömeyim..dermişim, hayır. Yorumcu komşuların ve benim demek istediğimiz şey aslında listelerin kendini fazla önemsemesi. Misal, "ölmeden evvel okumanız gerekiyor" ifadesi çok rahatsız edici. Veya "şöyle biri olmak için bunları okumalsınız dinlemelisiniz izlemelisiniz" tarzında şeyler çok saçma. Her liste kişiseldir, fikir verebilir ama yargılayamaz.

      Sil
    3. @şenay izne ayrildi

      Liste işlerini ben de severim, kendi blogumda da sayısız liste hazırlamışımdır. Dediğiniz gibi yılın en iyi albümleri, en iyi filmleri vs vs. Ama burada esas nokta yapılış amacı, benim listelerim eğlence amaçlı, hiçbir şekilde katı çizgilerle belli bir iddiada bulunmaz. Listelerin doğa kanunu gibi sunulanlarına bizim sitemimiz.

      Sil