60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

13 Nisan 2016 Çarşamba

Meydan Okuma (2.Gün)


Tüm sorular için buraya. Günün sorusunu yanıtlamadan önce aramızdan iki yıl önce ayrılan güzel bir insanı anmak istiyorum. Aslında kendisini 17 Nisan günü kaybettik; ama günlerin karmaşasında anmayı unuturum diye korktum. Hem kendisinin de tam ismi, günün sorusuyla bir noktada bağlandığı için bu anmanın yeridir diye düşünüyorum.

Kolombiya deyince aklınıza ilk Shakira mı geliyor bilmiyorum; ama benim kafamda Gabriel García Marquez Kolombiya ile özdeşleşmiş durumda. Marquez, ya da tam ismiyle Gabriel José de la Concordia García Márquez (alın size göbek adı), benim için çok özel bir yazardı. Bilenler bilir. Daha kitap okumanın keyfine varmadığım okul sıralarında, bir ders ödevi için, kendisinin Chronicle of a Death Foretold (Kırmızı Pazartesi) kitabını okumuştum. Büyülü gerçeklik denen akımın ne demek olduğunu o kitapla öğrenmiştim ve benim gözlerimi açan ilk kitap olmuştu. Daha sonra kitaplarını tüm obezliğimle tüketmiştim. Yeri gelmişken anmak istedim. Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okurken hissettiklerimi kelimelerle anlatamazdım. Hele ki evin en yaşlı üyesinin öldüğü gece gökten sarı çiçeklerin yağdığı sayfaları.. Ruhu şad olsun. Gittiği yerde dinlensin. Çiçekler yağsın mezarına.

Benim de göbek adım var. Marquez'inki kadar hunharca olmasa da var; zaten toplum olarak severiz böyle şeyleri. Her iki ismimi de seviyorum ne yalan söyleyeyim. Genellikle normal ismimi kullanıyorum; çünkü göbek adım fazlasıyla kullanılan bir ad (dedemin ismiymiş). Böylelikle sokakta birisi arkamdan seslendiğinde rahatlıkla bana seslendiğini anlıyorum; çünkü normal adım kısmen daha az kullanılıyor bu toplumda. Ama tabii göbek adımla bana hitap eden dostlar da var. Farketmez. Siz yine de bana kısaca Zihin diyebilirsiniz :)

İyice konudan sapıyoruz galiba da, aklıma geldi söylemem lazım. Marquez, Fidel Castro ile yakın arkadaştı ve Castro deyince hemen zihnimizde onun yanında bir de Che beliriyor değil mi ? 90'ların sonunda bir albüm dolaşıyordu piyasada; El Che Vive isminde. Belki hatırlarsınız. Che'nin küllerinin Küba'ya getirildiği 1997 yılında piyasa sürülen bir tribute albümdü (saygı albümü) aslında. İçinde 16 şarkı bulunuyor ve çeşitli ülkelerden (Küba, Fransa, Şili ve Arjantin gibi) seçilen Che Guevera şarkılarından derlenmiş. İçinde Hasta Siempre'den tutun da Nada Mas'a kadar hepsi var. Maalesef albümü piyasada bulmak artık neredeyse imkansız (Amazon linki için buraya); ama denk gelirseniz mutlaka alın derim. Bir müziksever blogdaşınız olarak bu albümü tavsiye ederim. Aklıma geliverdi. Konuyu yine müziğe getirmeyi başardım, rahat duramadım.

18 yorum:

  1. Bir gün de biri beni bir çelınca davet etsin, elimden tutsun "Hadi" desin, kendimi özel hissedeyim, önemli hissedeyim... :P
    Marquez benim de en en en sevdigim yazarlardan biridir, yeri apayrıdır. Benzer duyguları paylaşan yazıları okudukça, insanlıga olan umudum yeşeriyor. İyi ki soruyu cevaplamaya Marquez'den başlamışsın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahahaha :D "Hadi" Benim dizi çelınca davet etmiştim ve siz de katılmıştınız :p

      Verecek cevabım olmadığı için lafı biraz dolandırdım fakat iyi oldu sanırım :)

      Sil
  2. O kadar kitap okuyorum ama Marquez okumaya bir türlü cesaret edemedim. Popülaritesini asla kaybetmeyen bir yazar ve ya beğenmezsem korkusundan kitabını alıp okumadım hâlâ. Birilerinin kitabı elime tutuşturup al bunu oku demesiyle okumaya başlayacağım herhalde. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Marquez'i beğenmeyecek biri olduğunu sanmıyorum :) Çünkü çok esprili ve yaratıcı bir kalem. O yüzden senin de beğeneceğini düşünüyorum. Eğer ilk adımı atmak istiyorsan önerim On İki Gezici Öykü olur. Hem romanları kadar uzun değil hem de Marquez evrenini kısa öykülerle fragmanlar halinde özetliyor bence :)

      Sil
    2. Önerini dikkate alacağım. Teşekkür ederim. :)

      Sil
  3. İki yıl oldu mu, inanamadım bir an?
    Nezaketle atlattın bu soruyu, vallahi tebrik ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yazarken şaşırdım. Daha bir kaç ay olmuş gibi..

      Çaktırmadan aradan sıyrıldım ahahaha :))

      Sil
  4. Acısız ağrısız ne olduğunu anlamadan başladım ve bitti yazı... hem yine bilmediğim şeyler okudum hem soru neydi onu unuttum. Adam usta beyler! Bakalım Saçaklı da atlatabilecek miydi! Rınrın rınrın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler :D Fermina ve senin yorumundan sonra politikaya atılmayı düşnünüyorum. Lafı dolandırarak başka yerlere çekerek iyi politikacı olurmuş benden ama "fıtrat"ımda yok. İki gün sonra beni önce kendi partim şutlar :p

      Sil
    2. on küsur senedir öğrenemediğimi şurdan iki dakkada öğrendim ama, onu naapıcaz? ^-^

      Sil
  5. Marquez 'in eserlerinde tek sevmediğim olay işte bu bıraksalar bir satır boyunca adamın ismini yazacaklar gerçi onlar napsın toplumun geneli böyle sanırım :) anlamadığım o kadar uzun isim verdikten sonra bir de gidip kısa ad takıyorlar ..
    Ben erkek olsaydım bana da dedelerimin ismi konacakmış yaa başka çıkar yolu yokmuş ikisinin de adı aynıymış çünkü neyse ki olmamışım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rus ve Latin edebiyatlarında öyle bir sorun var maalesef. Hele ki Yüzyıllık Yalnızlıkta bir ara oturup soy ağacı çıkarmıştım okurken :D Benim ilk isim dededen, öbürü manası beğenilip seçilmiş :)

      Sil
  6. Daha önce adım, ikinci adım ve soyadımın manasız uyumu hakkında yazdım:) Şimdi uzun uzun anlatamayacağım, üşenmezseniz bir okuyun ne olur:) Google'a Adımla Bin Yaşayayım Sezer yazarsanız çıkar. Yazıya benim sayfamdan ulaşmak daha zor.
    İkinci ad, göbek adı her neyse hiç hoşlanmam. Yok yere zorluk. Oğluma asla düşünmedim mesela. Neyse herkes adıyla bin yaşasın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahahaha okuyacağım yazınızı :)

      Ben de eskiden zorluk diye düşünürdüm ama nedense birkaç yıldır daha bir hoşuma gider oldu. Güney Amerikalı gibi hissediyor insan kendini :)

      Sil
  7. kolombiya denilince aklına ilk şakira gelenleri attığımız asit kovası neredeydi? marquez deyince de aklına m. de sade gelenleri de o kuyuya atalım.

    ayhhh böyle fena fena konuşmak hiç fıtratımda yok ama gittiğini hatırlayınca çok üzülüyorum. onu bilmeyenlerin varlığını bilince daha da üzülüyorum. çoluk çocuğum olsa mesela gabo'yu okusa da sevmese çocuğumla aram bozulur, bunu ben mi doğurdum ya diye bunalıma falan girerim. ayh bi daha düşündüm çok sinir bozucu senaryoymuş. zihin beni gece gece bunalıma soktun zihin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahahaha :D Eyvah geldi benimki (Sade).

      Dün arkadaşla benzer bir şeyden konuşuyorduk. Çocuğum olunca ilk iş ona kitap listesi yapacağım. O programdan dışarı çıkarsa ben de bunalıma girebilirim.

      Sil