60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

Geçmişin ve geleceğin bugünü öldürmesin izin verme. Zıvanadan çıkmış dünyada yola çıkmalı !

24 Nisan 2016 Pazar

Meydan Okuma (13.Gün)

Haftasonları yazılanlar pek okunmuyor (istatistikleri takip ediyorum) farkındayım, tam da en güzel sorulardan birine gelmiştik; "senin için çok anlamlı olan bir alıntıyı paylaşır mısın ?" Felsefem haline getirdiğim bir çok özlü söz, kitap alıntısı var aslında fakat aklıma şuan James Joyce'un "geçmiş diye bir şey yok, gelecek de; varolan her şey sonsuz bir 'şimdi' içinde akıp gitmekte" sözü düşüverdi. Ne güzel söz ama ? Hiçbir zaman gelmeyecek olan geleceğe bel bağlayanlar ve geçmişle yaşadığını zannedip şimdisini ıskalayanların kulaklarına küpe olsun. Az buz değil, Joyce üstat diyor bunu. Tekrara düşeceğim belki fakat Joyce en sevdiğim yazarların başında geliyor. Crème de la crème ! Büyük laflar etmekten korkarım ve "bir kitap okudum hayatım değişti" gibisinden iddialı laflardan uzak dururum ama Joyce'un kitapları gerçekten benim için kılavuz görevi görmekte.


Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi, gençlik ve sanatçı olma hali üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri. Benim içinse en iyisi. Kitabın başkahramanı Stephen Dedalus'ın yaşadığı gelgitler, anavatan, din, aile ve aşk gibi hassas meselelerde yaşadığı kavgalar ve daha nice mücadeleler. Genç bir adamın sanat yolunda yürümesi ancak bu kadar gerçekçi ve buruk yazılabilirdi. Her daim başucu kitabım olacak.

"Güneşin parıldadığı zamanlarda bile ölebilirsin" (Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi)

Kitabın bir nevi devamı niteliğinde olan Ulysses ise ayrı bir dünya. Özgür düşünce ve yüce sanat uğruna ülkesini ve ailesini terkederek Paris'e sürgüne giden Dedalus, bu kitapla birlikte Dublin'e geri dönüyor ve tıpkı İbsen'in Hayaletler oyunundaki gibi geçmişin hayaletleri tarafından çevresi sarmalanıyor. Dedalus'ın yapması gereken tek şey bastonunu kaldırıp hayaletleri kovalamak. Mücadele vermek. Ama hayatı mücadeleler üzerine kurulu insanlar için bile bazen mücadele etmek çok zor olabilir. Mr.Bloom'un gün içinde yaşadıkları, parçalanan evliliği, günlük yaşantılarında kaybolan insanlar, bir parlayan bir sönen arzular ve daha nicesi. Hüzün kokan bir yaşam macerası. Okuması zahmetli bir kitap, evet. Ama yaşam yolculuğumuz boyunca hangimiz zorluklar yaşamıyoruz ki ? Madem bu kitap bir hayat serüveni, zor olacak. Hayat gibi çetin bir yolculuk.

"Bizleri mutsuz eden o büyük sözcüklerden korkuyorum, dedi Stephen" (Ulysses)

Joyce külliyatına giriş olarak kabul edilen Dublinliler ise ayrı bir evren. Yazarın görece okunması en kolay kitabı belki de. Benim gibi senin gibi sıradan insanları konu alıyor Joyce bu kitabında. Dublinlileri, insanları. Okuduğum ilk Joyce kitabı aynı zamanda; serüvenimin başlangıç noktası.

"Neden bunun gibi sözcükler çok garip ve soğuk görünüyor ? Yoksa hiçbir sözcüğün senin ismin olabilecek kadar müşfik olmadığından mı ?" (Dublinliler)

Sanat, aşk, seks, siyaset, müzik ve din üzerine onca kafa patlatan Joyce, şiirlerinde ve mektuplarında ise alabildiğinde muzip bir tipleme olarak çıkıyor karşımıza. Okurken pek keyif almasam da nesir şeklinde kaleme aldığı şiir kitabı Giacomo Joyce'da aşk üzerine ilginç tespitlerde bulunuyor. Tüm hınzırlığıyla.

"Sev beni. Şemsiyemi sev !" (Giacomo Joyce)

Bütün şiirlerinin toplandığı Oda Müziği ise tamamen aşk üzerine yazdığı şiirlerden derleme.

"Uzun derin uyku hakkında söyle şarkını
Ölmüş olan aşıkların, ve nasıl
Bütün aşkların kabirde uyuyacağını:
Aşk bitkin" 
(Oda Müziği)

Kendisinin son romanı olan Finnegans Wake'i henüz okumadım. Fakat ilk sayfada bulunan 101 karakterli tek kelimeye göz atmakta fayda var. Joyce'un nasıl sıradışı biri olduğunu anlamak için. Okuyacağınız bu kelime, Adem ile Hava'nın düşünü tasvir etmek için tasarlanmış.

"Bababadalgharaghtakamminarronnkonnbronntonnerronntuonnthunntrovarrhounawnskawntoohoohoordenenthurnuk." (Finnegans Wake)

Pazar sabahı için fazla uzun bir yazı oldu, umarım sıkmamışımdır, fakat yazmalıydım. Nasıl ki Woolf üzerine bir çok yazı yazdım, Joyce hakkında da uzun uzadıya bir şeyler karalamam gerekiyordu. Buna ister gönül borcu diyebilirsiniz, isterseniz başka şeyler diyebilirsiniz. Hayatıma dokunan, bana rehberlik eden herkesin hakkını vermek istiyorum. Güzel pazarlar olsun !

 "Dün geçip gitti, sadece bugün var; yarınsa yok" -  Marianne Faithfull (Song For Nico)

10 yorum:

  1. Joyce'u okumayı epeydir istiyorum, ama kitaplarını orijinal dilinde okuyabilecek kadar iyi derecede İngilizce bilmiyorum. İlla ki çeviri olmalı yani :) Sen de çeviriden okuduysan soruyorum, hangi yayıneviyle Dublinliler'i okumam doğru olur acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence Joyce'u anlayabilmek için İngilizce bilmek de yetmiyor. Çünkü kitaplarında İngilizce'nin yanında onlarca farklı dilden (İtalyanca, İbranice, Fransızca, Almanca, Türkçe! gibi gibi) kelimeler, deyimler kullanıyor. Bazen dilleri karıştırıyor ! :D Hiçbir zaman romanlarını İngilizce okumaya cesaret edemedim. Okurum fakat anlar mıyım şüpheli :D

      Fakat şiirlerini İngilizce okudum. Çünkü İngilizceydi hepsi :p Şükür ki orada böyle hunharca dil oyunları kullanmamış.

      Türkçe çeviri konusunda Joyce şanslı bence çünkü iyi çevirileri var. Beğendiğim çevirilerin listesini paylaşayım hemen:

      *Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi-İletişim Yay.(Murat Belge)
      *Ulysses-YKY Kazım Taşkent Serisi (Nevzat Erkmen)+Ulysses Sözlüğü-YKY (Nevzat Erkmen)
      *Dublinliler'i İngilizce de okuyabilirsin, dili rahat fakat Türkçe için yine İletişim (Murat Belge) derim.
      *Şiirler için güzel bir baskı önereceğim; İş Bankası iki dilde birden basmış aynı kitapta. Solda İngilizcesi sağda Türkçe çevirileri. Çevirisine pek dikkat etmedim iyi midir bilemiyorum fakat orjinal şiirlerin tamamının olması yeterli bence :)

      Ulysses'e ayrı bir parantez açtım yukarıda. Kitap şimdiye kadar sadece iki defa çevrildi. İlki 90'ların ortasında Nevzat Erkmen'e ait, ikincisi ise birkaç sene önceki Armağan Ekici'ye. Ben ilk çeviriyi okudum ve çok memnun kaldım. Sebebi Erkmen'in dil oyunlarına olan yatkınlığı. Joyce da kitaplarında dillerle oynuyor. İngilizce'de olmayan kelimeler yaratıyor mesela. Erkmen, bu oyunların birçoğunu ustalıkla çevirmiş. Ama lakin Erkmen çevirisi, Ekici'ye göre biraz daha eski ve ağdalı bir dile sahip. Uyarayım :)

      Bir de Ulysses sözlüğü diye bir şey yazdım orada. Onu da edinmek önemli. Erkmen, 40 yıl boyunca bu çeviri üstünde çalışmış ve çeşitli dillerdeki Ulysses referans kitaplarından yararlanarak kitabı daha anlaşılır kılmak için bu sözlüğü hazırlamış. Böylece orjinal metindeki mitoloji, din, siyaset, edebiyat göndermeleri ve yabancı kelimelerin Türkçe karşılığını bulabiliyorsun rahatlıkla :) Kendisinin atladığı benim farkettiğim 3-5 alıntı dışında birçok noktayı Erkmen yakalamış. Zaten çevirisi neticesinde İrlanda Cumhurbaşkanı kendisine teşekkür mektubu yazmış, Dublin'de Joyce Merkezi'nde konuşmaya çağrılmış. Naçizane bir önerim, Ulysses'ten önce İlyada-Odyssey kitaplarını ve Shakespeare'in büyük trajedilerini okuman. Böylece daha keyifli bir okuma gerçekleşir :) Joyce yememiş içmemiş mitolojiye, dine ve edebiyata referanslarda bulunmuş :D

      Of çok uzattım gene :D

      Sil
    2. "Gene çok uzatmana" ne kadar teşekkür etsem az Zihin :) Çok teşekkürler, hepsini de tek tek açıklamışsın. Şimdi hepsini
      not alıyorum, sonra yavaştan edinmeye başlıyorum. Ama dediğine uyarak ilk önce Shakespeare ve mitolojiyle başlayacağım.

      Tekrardan çok teşekkür ederim!:D

      Sil
  2. Yazarın ismini ilk kez duyuyorum. Ne kadar cahilim, keşke.. :)) İşin ilginç tarafı Dublinliler kitabına sıkça rast gelmeme rağmen yazarın adına hiç dikkat etmemişim. Okumak istediğim milyon tane kitabın arasına bu yazarın kitaplarını da ekleyebiliriz sanırım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi ve Ulysses müthiş kitaplar. Başucu eserlerimden. Mutlaka öneririm :) Özellikle ilkini. Hiç sorma benim de okumadığım ne cevherler var. Joyce'a bu kadar harcadığım seneleri başka yazarlara versem daha fazla kitap tanırdım eminim ama pişman değilim :D Üstattır Joyce. Not. Halen Don Kişot okumadım :p

      Sil
  3. Haftasonu okunuyor okunmasına da hemen yanıt verilemeyebiliyor bazen... hani bu soruların hepsi okunmuştu? hani? :)) al işte bu da şiir değil alıntıymış... kaç gündür bildiğim bir şiir var mıydı diye düşünüyorum ben burda! :P alıntıysa oldu bu iş! (çirkefliği üstünde)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görüntülenme sayısı üzerinden bir çıkarım yapmıştım. Okuyanlar var elbette olmaz olur mu :) Ya şöyle ki..ıııı..ahaha :D Yok kıvıramayacağım. Birkaç soruya dikkatlice gözatmıştım. Devamına şöylece bakmış olabilirim, itiraf ediyorum şimdi :D Fakat bir şey demedim çünkü herkes güzel şiirler paylaştı gün boyunca. Hoşuma gitti paylaşımlar. Mızıkçılık etmek istemedim yani :)

      Sil
  4. Zaten gündelik hayattan kopmaya müsait bir bünyem var Joyce'u , Hesse'yi Butler'ı okurken iyice kaybediyorum kendimi ama yine de böylesine değerli ve etkileyici yazarların sözleri hayatımızda yer ediniyor sanırım içselleştirmekle alakalı biraz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Woolf, Joyce, Dostoyevski ve Mann beni koparırken Hesse tekrardan hayata döndürüyor :D

      Sil