60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

Geçmişin ve geleceğin bugünü öldürmesin izin verme. Zıvanadan çıkmış dünyada yola çıkmalı !

9 Nisan 2016 Cumartesi

M83 - Junk (2016)

 

Beş yıl önce çıkardıkları iki disklik Hurry Up, We're Dreaming albümü ile radarıma girmeyi başaran Fransız menşeli dreampop/electronic müzik grubu M83, uzun bir aradan sonra yeni stüdyo albümü Junk ile tekrardan sevenlerinin karşısında. O günden bugüne çeşitli filmlerin (Oblivion, You and the Night) müziklerini yaparak ve Divergent ile Insurgent filmlerine yeni şarkılarla destek çıkarak ününe ün katan M83, bu sefer dümeni 80'lere çeviriyor ve ilham kaynağı olarak 80'lerin unutulmaya yüz tutan televizyon dizilerini işaret ediyorlar.

Eğlendirirken hüzünlendiren, hatta yer yer kederlendiren "yetişkinler için gençlik hayalleri" temasını albümlerinde defalarca kez kullanan M83, bana göre kıta Avrupa'sından son 15 yılda çıkan en iyi müzik grubudur. Anthony Gonzalez'in başını çektiği bu müzikal sekstet, şimdiye kadar çıkardıkları altı stüdyo albüm ile gönlümü çalmayı başardılar. Özellikle electronic/ambient türündeki ilk albümleri olan M83, dreampop/shoegaze'in tüm olanaklarını hunharca kullandıkları magnum opusları Before the Dawn Heals Us, dinlerken insanın gözünden neşe gözyaşları gelmesine neden olan Saturdays=Youth ve yayınlandıktan sonra Grammy ödüllerine aday olarak da gösterilen 70 dakikalık bir müzikal yolculuk olan Hurry Up, We're Dreaming albümleri her daim başucumdaki yerini korudu. Öyle ki, iTunes albüm dinlemeleri istatistiklerine göre kendilerini The Beatles'tan bile daha fazla dinliyorum.

"Günümüzde yaptığımız her şey, bir noktadan sonra, bir şekilde, uzay çöpü (space junk) olarak son buluyor ve bunu heyecan verici ve aynı zamanda ürkütücü buluyorum - bir yerde güzel de. İnsanlığın uzay boşluğunda sürüklendiği karelerin görüntüsü var aklımda, sonsuza dek kaybolan. Bu aynı zamanda günümüzde her şeyin çok hızlı ilerlediği anlamına da geliyor ve herkes sanatı bir şekilde bir kenara atıyor. İnsanlar bir albümü ilk anda dinliyor ve içlerinden playlist'lerine koyacakları bir şarkı seçiyorlar. Hiçbiri de albümü bundan sonra dinlemek için zaman ayırmıyor çünkü bir sonraki şeye atlamak zorundalar." - Anthony Gonzalez
8 Nisan 2016 tarihinde yayınlanan yedinci stüdyo albümleri Junk ile farklı bir döneme geçildiğinin sinyalleri veriliyor aslında. Grubun vokalistlerinden olan klavyeci Morgan Kibby'siz ilk albümleri ve bu albüm öncekilere göre biraz daha neşeli. Aslında neşeli sözcüğünden ziyade burada "şapşik" tabirini kullanmak daha doğru olur. Kapağındaki uzay boşluğunda süzülen hamburger ve süpürgeden hallice yaratıklar da cabası. Ama bu "şapşik"liğin bir sebebi var.

Gonzalez, yukarıdaki basın tanıtımında yeni dünya düzeninin ne kadar hızlı ilerlediğinden ve kitlelerin çabuk tüketime eğilimli olduğundan söz ederken aslında çok doğru bir yere parmak basıyor. Birçoğumuz bahsettiği şekilde yaklaşıyoruz yeni albümlere. Bir defa dinliyoruz ve sevdiğimiz şarkıları listelerimize ekliyoruz, kalanları da uzay boşluğunu "çöp" olarak gönderiyoruz. Peki tutku bunun neresinde ? İşte Gonzalez'in albüm teması olarak 80'leri seçmesinin bir nedeni de bu; "Bana öyle geliyor ki televizyon şovları giderek birbirine benzemeye başladılar, tutkudan eser kalmadı artık. İşte bu yüzden bu albüm eski tarzdaki şovlara saygı duruşunda bulunuyor." Kim bu tespitlerini aksini iddia edebilir ? Eskisi kadar tutkulu değiliz. Herşeyi tüketmekle ilgileniyoruz; müziği, televizyonu, sanatı,..hatta sevgiyi bile. Tabii bu da sanat eserlerin giderek samimiyetten uzaklaşmasına ve giderek daha pazarlama odaklı bir yere oturmasına neden oluyor. Bu denli tutkudan ve aşktan uzaklaştığımız bir dünyada ciddi olmanın bir manası yok. En samimi ve bir o kadar da "şapşik" tavrımızı takınıp uzay boşluğunda süzülmenin keyfini çıkarmalıyız. Junk'ın diğer tüm M83 albümlerinden daha neşeli olma sebebi bence tam da bu yüzden.

Albümden yayınlanan ilk tekli olan ve aynı zamanda albümün açılışını da yapan Do It, Try It, solistin uzay vokaline eşlik eden piano vuruşları ile başlıyor ve groovy bass dokunuşlarıyla bir anda kalp kırıklıklarıyla dolu olan bu partinin startını veriyor; "kırılan kalbin sesini dinle, bir aşk belirtisi istiyor, tedavi et beni (dene bunu,yap bunu), fikrimden döndür (dene bunu,yap bunu), heyecanlandır beni (dene bunu,yap bunu) ve ben yapayalnızım (yap bunu)"

Konuk sanatçı Mai Lan'ın vokalde olduğu ve üçüncü tekli olarak seçilen Go!, tam bir M83 gövde gösterisi. Sabırsız bir aşkı anlatan bu şarkı, alttan alta kendini hissettiren saksafon dokunuşlarıyla başlıyor ve sözü Mai Lan'a bırakıyor. Lan'ın "ekolu" vokali şarkının uzay boşluğunda söylendiği hissini uyandırıyor; "donmuş gibi h-h-hissedeceğiz, sadece bana söylemen l-l-lazım, 'je t'aime, je t'aime' tam gaz gitmeliyiz, çünkü keşfedecek çok şeyimiz var, beni s-s-sadece daha yakınına al". Şarkının en büyük sürprizi ise gitar virtüözü Steve Vai'nin şarkının sonunda devreye girerek solosuyla aklımızı başımızdan alması. Sabahlara kadar eşlik edeceğimiz bir şarkımız oldu.


70'ler diskosuna göz kırpan; ama 80'ler ruhuna sahip Bibi the Dog, bol autotune kullanımlı İngilizce nakaratı hariç, baştan sona Fransızca sözleriyle dikkat çekiyor; "alışılmadık mekanlarda bir geceye ihtiyacın yok, o'nu bulman, (o) sevimliyle tanışman için"

Junk'ı diğer albümlerden ayıran bir diğer özelliği içinde bolca interlude'tan hallice sözsüz parçalar içermesi. Yaylılar ve funky gitarıyla katıksız 70'ler disko kokan Moon Crystal bunlardan ilki. Bir an için arka fonda Donna Summer'ın hayaletini görebilirsiniz.

2015'in en iyi albümlerinden birine imza atan efsanevi ses Susanne Sundfør bir kez daha bir M83 şarkısına konuk oluyor. For the Kids, harika saksafon nağmeleri, meleksi Sundfør vokali ve şarkının tam ortasında araya giren çocuk vokaliyle dinleyenleri tam kalbinden vuruyor; "şuan neredesin ? kime gittin ? üzerinde ağlayabileceğin bir omuz için, umarım bir gün vazgeçer ve evine geri dönersin"

Ve geldik albümün en iyi şarkısına. "Neden M83?" sorusuna verilebilecek en güzel cevaplardan biri Solitude şarkısı olabilir. Before the Dawn Heals Us dönemini ve ilginç şekilde Pink Floyd'u hatırlatan bu şarkı için ne kadar övgüyle söz etsem azdır. 6 dakikalık süresiyle albümün en uzun şarkısı olan Solitude, org efektiyle başlıyor ve Bond filmlerinin tema müziklerini hatırlatan orkestral düzenlemesiyle devam ederek insanı uzay boşluğunda kendi "yalnızlığıyla" baş başa bırakıyor. Mendilleri hazırlayın, bu şarkı can yakıyor; "bir yerde, geçmiş zamanda, kendimden bir parçayı terkettim, merak ediyorum acaba onu bana geri getirmeyi deneyecek misin".


Karanlık bir 80'ler teması olan sözsüz The Wizard, eski televizyon dizilerini anımsatıyor.

Yine bir piyano açılışı ve mikrofon Mai Lan'da. Arkasında Gainsbourg şarkılarını andıran bir melodi ile Laser Gun karşımızda; "kasaba, hava çok sıcak, bir yolculuğa çıkıyorum, hayallerin çizgi romanlar gibi yapıldığı bir yere, renkleri görüyorum ve uçakları, lazer tabancaları ve şampanya, güçlü ve zeki hissediyorum, yeni bir başlangıca hazırım" Albümün en iyilerinden biri.

Road Blaster ise kurtlarımızı dökmek için yazılmış. Laser Gun ile üstüste yerleştirilmeleri boşuna değil; "şafakla birlikte yola çıkmıştım, ama gittiğim her yerde seni görüyordum, çünkü yaptığım her şey senin hakkında, ışık hızında araştırıyorum ve bir yukarı bir aşağı gidiyorum ta ki yere çakılana kadar, birine ihtiyacım var" Yine saksafon yine düşkırıklıkları.

Sanırım M83'ün Fransızca şarkı kotasını en çok zorladığı albüm Junk oldu; çünkü Elton John balladlarını hatırlatan müthiş düet Atlantique Sud, albümün ikinci tam tekmil Fransızca parçası; "korkma, evet seni takip edeceğim"

Usta müzisyen Beck'in vokalde olduğu Time Wind bence albümün tek görece zayıf parçası.

Ludivine ile gecenin sonuna yolculuk ediyoruz.

Tam da "ilk defa bir M83 albümüne damar şarkı koymayı unutmuşlar" diyordum ki, gecenin sonunda karşımıza müthiş harmonica solosu ile Sunday Night 1987 çıktı; "kayıp hatıralar.. solan resimler.. beni o kutlu ana geri götürebilir misin, Julia, Alexander, nereye gittiniz.. aşk.. o geceden, o araftan eski hatıralar" Nostalji dolu bir albüm ancak bu kadar yerinde sonlandırılabilirdi.

Haddinden fazla uzun bir inceleme yazısı olmuş olabilir ama takdir edersiniz ki uzun zamandır hiçbir müzik albümüne  -ufak tefek hatalarını görmezden gelerek- tam not vermemiştim. M83 beni yeniden heyecanlandırmayı başardı. İyi ki böyle bir grup var.

Bowie'nin mirası Blackstar, Suede'nin son numarası Night Thoughts ve şimdi de M83'ün Junk'ı. 2016 yılı müzik adına gerçekten bereketli olacak gibi.

Bunları Dinlemek Lazım: Go!, Bibi the Dog, Solitude, Laser Gun, Road Blaster

8 yorum:

  1. Ben dün yanlış albümü mü dinledim acaba .s

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beyaz Orkide mi dinledin naptın yoksa :((

      Sil
  2. Dün akşam konuştuktan sonra ilk yarısını dinledim albümün. Yazıda bahsettiğin gibi Go! Bana da zirveyi yaşattı. Sonraki şarkılar üzerimde 12 şarkılık bir albümün 7. yada 8. şarkısıymış hissini verdi. Single kaygısı gütmeyen keyfe keder. Beni çok tatmin edemedi anlayacağın ama öyle anlatmışsın ki, öğleden sonra bir şans daha verilecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gonzalez, Junk'ın en iyi albümü olduğunu, çünkü hiçbir satış kaygısı taşımadan özgürce kaydettiğini söylemişti. Zaten dinlediğinde sen de farketmişsin, hit çıkarma dertleri artık kalmadı adamların. 5 yıldır listelere doydular :)

      Sil
    2. İşin doğrusu hiçbir M83 şarkısı piyasa hedefli gelmiyordu bana. HUWD albümü bile piyasaya uymayan, piyasaya yön veren bir albümdü. Beklentim bu yönde olduğu için belki eksik kaldı. Bir de albüm kapağı beni vurucu ritimlerle kavuracak hissiyatı vermişti :)

      Sil
    3. Benim de o yaklaşımları hoşuma gidiyor. Hani aman listelere girelim, popüler olalım kaygıları yok. Ve en güzeli belli bir sound yakaladılar. Nerede çalsa "bu M83" diyor insan. Dreampop, ambient ve electronici iyi harmanlıyorlar. Mesela Digital Shades Vol 1 tamamen ambient üzerine kuruluyken HUWD tam gaz dreampop/shoegaze. Mis mis :)

      Sil
  3. Kesinlikle bakacağım bu gruba! *.* Gerçekten heyecanlandım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer dreampop/indie/electronic/ambient türlerini seviyorsan bu gruba bayılacaksın demektir :) Benim en sevdiğim dreampop grubum.

      iTunes albüm puanlamalarım;

      M83 (4.5*)
      Dead Cities, Red Seas & Lost Ghosts (4*)
      Digital Shades Vol. 1 (4.5*)
      Before the Dawn Heals Us (5*)
      Saturdays = Youth (5*)
      Hurry Up, We're Dreaming (4.5*)

      Neredeyse hiç boş yapmadılar :) Beğenirsen eğer, M83'ün en iyi 20 şarkısı listesi hazırlayıp burada paylaşabilirim.

      Sil