60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

8 Nisan 2016 Cuma

Batman v Superman: Dawn of Justice (7/10)


Sıradan bir film yazısı okumayacaksınız çünkü ilk defa bir filmi canhıraş şekilde savunmam gerektiğine inanıyorum. Notumdan da anlayacağınız gibi bahsi geçen Batman v Superman: Dawn of Justice'ı sevdim. En azından benzerlerinin bir kısmından daha önde olduğunu düşünüyorum. Ne var ki film, iki hafta önceki galasından bu yana birçok otorite ve genel seyirci tarafından topa tutuldu. Hatta öyle ki, Metacritic ve Rotten Tomatoes siteleri deyim yerindeyse filmi gömdüler ! Peki gerçekten bu kadar ağır eleştirilimeyi hakeden bir film miydi ? Bu sorunun yanıtını merak edip bugün sinemanın yolunu tuttum.

Kabul ediyorum, bu film hakkında fazla tarafsız bir şeyler yazamayacağım çünkü DC Comics'e -ama özellikle de Batman'e- duyduğum sempatinin haddi hesabı yok. Öyle ki benim her daim en sevdiğim süper kahraman Batman olmuştur. Dün de böyleydi, bugün de böyle. Superman karakterini de hiçbir zaman sevemedim ve ona karşı hep soğuk durmuşumdur. Ne hoştur ki DC Comics film uyarlamaları da genellikle bu iki seri üzerinden yürüdü. Batman'in spin-off'u, facia film Catwoman ve birbirinden kötü Constantine ile Green Lantern'ı saymazsak !

Aslında son 10 yılda V for Vendetta ile Watchmen gibi birbirinden kaliteli yapımların çıktığını göz ardı etmiyorum fakat genel olarak DC Comics son dönemlerde kan kaybediyor. Özellikle Man of Steel faciası ile bendeki kredileri giderek azaldı. DC Comics'in armadasını oluşturan ve belki de içlerinde en çok sükse yapan Nolan'ın Batman uyarlamalarına değinmedim farkederseniz. Sebebi basit; hiçbir zaman o kadar etkileyici bulmadım da ondan. Evet, Joel Schumacher'in sirkten hallice uyarlamalarına göre çok daha eli yüzü düzgündü fakat yine de Tim Burton'ın filmlerine göre bence birkaç tık alttaydı. Çizgi romanların kendine has "büyüleyici ve gerçek dışı" havasını ne yazık ki Nolan'ın çok "ciddi, somurtkan ve gerçekçi" filmlerinde bulamadım. Neticede Burton, çizgi romandaki gibi bir Gotham çizerken Nolan, New York ile Detroit karması bir "gerçek şehir" ile bizim karşımıza çıkıyordu ama şuan konumuz bu değil; şimdilik.

Tüm bunlar olurken iki ana karaktere (Batman ve Superman) bel bağlayan DC Comics'in ezeli rakibi Marvel, kendi evrenini her daim genişlemeyi başardı. Özellikle son yıllarda üretimini iyiden iyiye arttıran Marvel, seyirciye daha renkli ve çeşitli bir manzara sundu. Her ne kadar Spider-Man ve Iron Man gibi para getiren devam filmleriyle yalpalamaya başlasa da, Antman ve Deadpool gibi "yeni karakterler" ile kendine gayet iyi bir alan açtı. Avengers ile başladıkları crossover işine Civil War ile devam edecek olan Marvel'ın bu girişimine yapılan ilk misilleme Batman v Superman'dir.


Batman v Superman: Dawn of Justice için yapılan en büyük eleştirilerden biri "oradan buradan nedensiz fırlayan" yan karakerlerin çokluğuydu. Aslında bu çok da haksız bir eleştiri değil. Zira filmin en büyük eksikliklerinden biri bu yan karakterlerin seyirciye açıktan tanıtılmaması. Öyle ki filmde üç beş saniye görünseler bile gelecek filmlerde (özellikle Justice League serisinde) kendilerinden daha fazla söz edeceğimiz Aquaman ve Flash'ın cameo'larını büyük ihtimalle genel seyircinin büyük kısmı görememiştir. Hatta daha vahimi, filmde iyi kötü kendine yer edinen Wonder Woman'ın bile ismi filmin içerisinde geçmiyor ki bu çok anlamsız bir şey. Çizgi romana veya öyküye hakim değilseniz filmin kritik bir yerinde filme dahil olan "o kadın"ın kim olduğunu algılayamayacaksınız ki bu gayet normal. Ama dediğim gibi, Dawn of Justice, bir geçiş dönemi filmi. Yeni bir seri başlıyor ve bu seride artık Batman ile Superman dışında bir çok DC Comics karakterini göreceğiz. O yüzden bu ufak eksikleri kısmen hoş görebiliriz. Şimdilik tadımlık bu karakterlerle yetinmeliyiz. Filme dair söylenen "çok yavaş"tı eleştirilerini de bu kapsamda değerlendirebiliriz.  Zack Snyder (ki kendisini pek sevmem) cesur bir adım atarak bu filmi bağımsız bir süper kahraman filminden ziyade bir "köprü" görevi görecek şekilde tasarlamış.

Photo courtesy of Cinema Blend

Filmin bence eleştirilmesi gerekn kısmı "berbat" kurgusu ve içerdiği kimi mantık hatalarıydı (--sürpriz bozan içerir-- oradan oraya anlamsızca fırlatılan ve sonunda fellik fellik aranan asanın muhabbeti gibi--sürpriz bozan içerir---). Her ne hikmetse filmin berbat bir kurgusu var ve geçişler kimi yerlerde sorunlu. Sanki birisi oturmuş da sahneleri pat pat atıvermiş gibi duruyor. Neden öyle hiç anlayamadım. Bir de film boyunca iki bin defa -ısrarla ve tekrarla- sözü edilen Tanrı-insan karşıtlığından da gına getiriyorlar. Filme derinlik katmak ve "düşündürüyoruz bakın" mesajı vermek için bu kadar çiğ bir yol izlenmesi akıldışı bir durum. Neyse uzatmıyorum. Şimdi gelelim filmin sevdiğim yanlarına, ki bu kısım daha ağır basıyor.

Bir kere şu bir gerçek ki, Batman külliyatının en iyi Bruce Wayne'iyle karşı karşıyayız. Son yıllarda benim gözümde yıldızı gitgide parlayan Ben Affleck, geliştirdiği fiziğiyle ve duruşuyla resmen Wayne rolü için doğmuş ! Michael Keaton'ın tutuk performansı, George Clooney'nin sözünü bile etmek istemediğim performansı ve Christopher Bale'in ruhsuz yorumundan sonra Affleck ilaç gibi geldi. Wonder Woman'ı oynayan İsrailli oyuncu Gal Gadot da yine rolünü doldurmuş gibi duruyor. Fakat Superman konusunda üç yıl önceki pozisyonumu koruyorum; Henry Cavill ile olacak iş değil kimse kusura bakmasın. Jeremy Irons ile "gençleşen" Alfred de yine iyi bir seçim olmuş. Arada kaldığım husus ise Jesse Eisenberg'in Lex Luthor performansı. Eleştirmenler kadar kötü bulmasam da bir süre sonra "histerik" halleri giderek plastikleşiyor sanki ? Bilemedim.


Filmin dramatik yapısı da iyi kurulmuş. Aralara bolca sıkıştırılan rüya ve geçmiş sekanslarıyla Bruce Wayne karakterinin aslında ne kadar da duygusal anlamda yıkılmış olduğuna şahitlik ediyoruz. Bir yanda öldürülen ailesinin hayaletleri, öbür yandaysa korku ve ona beslenen umutlar.

Takdir ettiğim bir diğer kalem ise Batman tasarımları oldu. Kıyafetlerinden tutun da Batmobile'ine kadar hepsi dört dörtlüktü. Nolan'ın kasıntı "realist" Batmobile'inden sonra çizgi roman havasına yakın bir tasarım ile karşılaşmak iyi geldi bana. Filmin "gerçekçi" görünme kaygısı taşımaması da bence filme olması gereken epikliği sağlamış. Film çıkışında "Batman'in kostümü ne öyle" diye dalga geçen insanları The Dark Knight Returns okumaya davet ediyorum buradan. "Batman neden adam öldürüyor böyle kahraman mı olur"culara da yine çizgi romanlarına bakmalarını öneriyorum çünkü Batman, neredeyse anti kahraman olarak tanımlayabileceğimiz bir kahraman. Kaldı ki önceki Batman filmlerinde de "kötüler"den bazıları öldürülüyordu. Diğer tüm filmlerde Batman'in çiçek dağıttını filan mı zannediyordunuz ?

İlk zamanlar gerçekten kayda değer soundtracklere imza atan Hans Zimmer'ın film enflasyonuna kurban giderek birbirinin benzeri besteler yapmasıyla son 10 yılda kendisine olan inancım kalmamıştı. Fakat bu filmde nihayet daha farklı bir şeyler bestelemiş. Hele o Wonder Woman'ın belirdiği istisnasız her sahnede çalan tema müziğini dinlerken salonda kendimizden geçtik (dinlemek için buraya tıklayınız). Epik film olmanın gereğidir böyle şarkılar.

Yani lafın kısası, dört dörtlük olmaktan uzak ama belli bir seviyenin de üzerinde olan "yeterli" bir süper kahraman filminden söz ediyoruz burada. Ne Avengers: Age of Ultron kadar "sıkıcı" ne de Nolan Batman'leri kadar makyaj derdinde. Hayli uzun süresi (2 buçuk saat civarı) ve giderek dallanıp budaklanan senaryosuna rağmen akıcı ve neredeyse epik tonda bir film.

Konu Batman olunca saatlerce bir şeyler yazabilirim fakat şimdilik diyeceklerim bu kadar; devamında filmi gereğinden fazla eleştiren ve hatta yersiz tespitlerde bulunan eleştirmenlere Batman'ın filmde Superman'in yumruğunu karşılarken attığı on numaralı bakışını gönderiyorum.

26 yorum:

  1. Kiminle konuştuysam bu filmi hiç beğenmediğini ve hayal kırıklığına uğradığını ifade etmişti, şimdi karşıt bir yorum okuyunca sinemanın yolunu tekrar tutmaya karar verdim sanırım.
    Her yönünü ele aldığın çok iyi bir kritik olmuş, ellerine sağlık.

    PS: Batman forever!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten konsensus sağlanmış durumda. Benim de çevremde kimse beğenmemiş filmi. Kritiklerin tutumu da ortada. Ama yazımda da bahsettiğim gibi eğer filmin geçiş filmi olduğunu aklın bir kenarında tutarsak, filmde Nolan gerçekçiliği aramıyorsak ve Batman'in aslında cici çocuk falan olmadığının farkındaysak bence film eğlenceli bir hal alıyor :) Ben Affleck de cabası. En azından ben sinema salonunda iki buçuk saatin nasıl geçtiğini farketmedim.

      P.S.: Viva Batman ! :)

      Sil
  2. İzlemedim henuz o nedenle okumadım da ama sadece tek bir şey söylemek istiyorum. Çok eski bir Batman hayranı olarak büyük ihtimal bu filmi yok sayacagım zira,
    bir armutun oyunculugu > Ben Affleck oyunculugu.
    İyi günler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "bir armutun oyunculugu > Ben Affleck oyunculugu" Bu yorumu görmedim, duymadım, bilmiyorum. Kendisini ben de eskiden sevmezdim ama birkaç yıldır hem oyunculuğunu hem de kendi fiziğini toparladı ve ortaya iyi bir şeyler çıktı.

      Sil
  3. Valla istedigi kadar fiziğini toparlasın, wooden actor diye meşhur olmuş bir adama Batman gibi değerli ve klasikleşmiş bir rolü, hadi aktörlüğü de geçtim, karizma yoksunu bir adama emanet etmek çok büyük hataydı bence. Hele ki Christian Bale'den sonra. Kendisine artık kamera arkasında başarılar diliyorum zira ihtiyacı olacaktır :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmi izlemeden benim de önyargılarım vardı fakat Ben abimiz tüm önyargılarımızı boşa çıkardı bence. İzledikten sonra katılacağını düşünüyorum :)

      Sil
  4. Eskiden marvel yapımı filmlere özel bir ilgim vardı çünkü gerçekten özel filmlerdi şimdilerde sürekli bir yenisi çıka çıka sanırım doyum noktasına geldi -en azından benim için- hatta öyle ki bu filmin çıkacağını duyduğumda off yine mi ya diye tepki vermiştim :D haliyle sinemada da izlemeyi düşünmüyordum ama sen çok farklı analiz etmişsin belki bir şansı hak ediyordur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Marvel değil ama Batman ya, DC Comics. Bazılarımız bu konuda biraz hassas olabiliyor :P

      Sil
    2. @Mariposa

      Bence de Marvel film enflasyonuyla kendini bitirme noktasına gelmişti. Fakat geçtiğimiz aylarda vizyona giren Deadpool ve Antman çok güzel filmlerdi; onları aslında Batman'e göre daha çok öneririm sana :) Deadpool biraz fazla belden aşağı esprilerle dolu ama Antman'in esprileri daha ince.

      Sil
    3. @Fatos

      Allah Allaaaah, Mariposa karıştırmış olabilir, neden çemkiriyorsun hemen :( :p Zaten DC'nin Batman ve Superman dışında adam gibi serisi de yok. Marvel o konuda daha ileride bence :))

      Sil
    4. eveet karıştırmışımm :D Ama sonuç olarak aynı bence dc de olsa marvel da olsa son yıllarda insanları bu tarz filmlere doyurdular.
      Antman 'i ve deadpool 'u izledim beğendim mi evet farklı mıydı hayır .. :)

      Sil
    5. Marvel'ın çok fazla film çekmesi bir dönem sektörü tıkadı gerçekten ama bu yeni dönem crossoverlarla tekrardan rahat nefes alacağız galiba biz süperkahraman severler :)

      Naptın Mariposa :D Antman için çok farklıydı diyemem (yine de diğerlerinden öndedir), fakat Deadpool bence çok farklı bir yerde oturuyor.

      Sil
    6. Ne çemkirmesi ya? Kişi herkesi kendi gibi bilirmiş :P

      Mariposa Hanımcıgım çemkirmek falan yok, asla öyle bir niyetle de yazılmış bir yorum değil üstteki yorumum. Öyle düşündürttüysem üzülürüm.

      Sil
    7. Ahahaha ihale bana kaldı gene :D

      Sil
  5. Filmi izlemedim ama çok yakın bir arkadaşım izlemiş ve salondan memnun çıkmıştı. Bu beğenip beğenmeme biraz da filme bakış açısıyla ilgili olsa gerek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nihayet filmi beğenen bir kişi daha, arkadaşına selamlar :) Kesinlikle öyle. Filmden herkesin beklentileri farklı oluyor ve sonuç olarak ortaya böyle farklı sesler çıkıyor.

      Sil
  6. Ben de izlemedim henüz... :) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzledikten sonra yorumunu merak ediyorum :)

      Sil
  7. İzleyip tekrar uğrayacağım Zihin, erteledim sürekli, merak ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günlerdir sayfanı refreshliyorum, yazı gelir mi diye :) Merak ediyorum yorumunu. Son kale de düşerse artık filmi savunmayı bırkacağım :D

      Sil
  8. Oğlum vizyona girdiği ilk gün seyretti. O da pek beğenmeyenlerden. "Sahneler kopuk kopuktu" dedi:) Ki bu sizin "Geçişler sorunlu. Sanki biri pat pat atıvermiş" deyişinize denk geliyor. Oğlumun Batman fanatiği hayranı da hayalkırıklığına uğrayınca, hevesle beklememize rağmen hala seyretmedik eşimle. Ne yapsak ki acep?:) Arada bıraktılar bizi çok:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Batman fanatiği arkadaşı da" olacak orası:)

      Sil
    2. Sanırım filmin ham versiyonu, hikayenin kapsamlı oluşundan ötürü çok daha uzun ve bunu salonlara uyarlamak için keserken biraz acemice davranmışlar. Ya da bana öyle geldi :)

      Sil
    3. Çevremdeki Batman fanatikleri de beğenmemiş :/

      Sil
  9. Filmi benden başka beğenen kişileri görmek beni çok mutlu ediyor. Gayet de objektif ve güzel bir yorum olmuş.

    Ben de koyu bir Batman hayranıyım, ve Ben Affleck'in Bruce Wayne/Batman performansı karşısında gerçekten saygı duruşunda bulunmak istedim. Man of Steel filmini çok sevmesem de, Superman olarak Henry Cavill'i beğeniyorum. Oyunculuğu konusunda sıkıntıları var gerçi kendisinin. Wonderwoman olarak Gal Gadot mükemmel, aynı şekilde "Is She With You" soundtrack i gerçekten epik olmuş. Ben Jesse Eisenberg'i çok beğendim ama ya :) Kendisini çok sevdiğimden midir bilemedim şimdi.

    Bir de filmdeki cameolar vs. konusuna zaten bildiğim için hiç dikkat etmemiştim doğrusu. Şimdi düşününce, filmin bağlantılı olduğu şeyler hakkında bilgi sahibi olmak kesinlikle gerekiyor filmi daha iyi anlayabilmek için. Olay kopukluğu mevzusuna da katılıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oh nihayet :) Man of Steel'i pek sevmeyen ve bu filmin hakkını veren birisi daha !

      Dün gazetede okumuştum, sanırım Independent'ta çıktı haberi, filmin orjnali 4 saatmiş. Tüm bu kopkluğu anlatıyor aslında. Geçiş filmi olduğundan her şeyi içinde koymaya çalışmışlar ve doğal olarak vizyona giren kopyayı keserken arada boşluklar kalmış. Haliyle karakterlere hakim olmayan seyirci için o göndermeler pek bir şey ifade etmedi.

      Sil