60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

Geçmişin ve geleceğin bugünü öldürmesin izin verme. Zıvanadan çıkmış dünyada yola çıkmalı !

17 Mart 2016 Perşembe

Nasıl Olur Da Birbirlerine..

 
James Joyce, 1922 (Photo Courtesy of Beinecke Library, Yale University.)
"Nasıl olur da birbirlerine doğru silahlarını yöneltir insanlar? Bazen patlayıverir." 
- James Joyce (Ulysses, YKY sf.427)
Ankara saldırısını malum terör örgütlerinden biri üstlenmiş; gazeteler yazıyordu. Hepimiz James Joyce'un şaşkınlığını taşıyoruzdur herhalde, "bir insan, bir diğerini neden ve nasıl öldürebilir.." Sorunun cevabı blogumu aşar herhalde, iyisi mi başka konulara girelim. Tesadüf, bugün iki farklı blogta (Sakallının Adressiz Mektupları ile Hayat Ağacı) tüm bu kara günlere rağmen "sanat" diye haykırıldığını farkettim. İki yazı da "hay yaşa!" nidalarıyla okundu tarafımca.
"Zulüm, dediydi Bloom, dünya tarihi kamilen işkenceyle, zulümle dolu. Böyle olunca, milletlerin arasında nefret her geçen gün artıyor da artıyor." (Ulysses, YKY sf.376)
Sanat iki kelime yazmaktan, birkaç fırça darbesinden ve üç beş notadan fazlası; sanat her geçen gün savaşlarla anlaşmazlıklarla birbirlerinden uzaklaşan, acılarla kavrulan milletleri bir araya getirme gücü olan yegane şey belki de. Neden ? Çünkü sanat evrensel olduğu kadar da kişisel bir şey, bizi, yine bize anlatan bir şey; insanı sadece aynaların yanısttığını düşünmek bir yanılgı, aslında sanat da o işlevi görüyor. Kendimizi görüyoruz her şarkıda, her cümlede. Ne farkeder ki o kitabın İrlanda'da geçmesi ya da bu resmin OrtaçağI temsil etmesi ? Pekala şarkı Meksika'yı ve halkını da anlatabilir. Orada gördüğümüz, işittiğimiz bizleriz aslında, hepimiz o karenin içindeyiz. Sanat kitleler tarafından anlaşılabilseydi, bugün savaşlardan, zulümlerden, terörden konuşmuyor olurduk buna o kadar eminim ki. Çünkü hepimiz birbirimizin aynısıyız. Hepimiz acı çekiyoruz, seviniyoruz. Ağlıyor, gülüyoruz ve sanat bu aynılığı o kadar çarpıcı biçimde ortaya koyuyor ve bizleri sarsıyor ki, halen bunu farketmemek kitlelerin en büyük hatası. Eski destanlara bakın, Yunan şiirine, İskandinav sagalarına, hepsinde bir döngüden söz edilir, hayat döngüsü. Yüzlerce sene önce insanlar bunun farkındaydı, hepimiz, bir diğerinin yaşantısına benzer şeyleri yaşıyoruz ve bu döngü sürekli devam ediyor, coğrafya, dil, kültür, din, ırk ayırt etmeden, yıllar boyunca. Hepimiz aynıyız, savaşlar neden ?

Son olarak yazımı başlattığım gibi Joyce ile tamamlayayım,
"Bir sanat eseri hakkındaki en can alıcı sual ne derinlikte bir hayatiyetten fışkırdığıdır" (Ulysses, YKY sf.224)

4 yorum:

  1. Ben de savaşa, kötülüğe sanatla karşı gelmek konusunda yazdım yeri geldikçe. Şu an bir kez daha anlıyorum ki hiçbir şey değişmemiş, değişmiyor:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü halen sanat "işe yaramaz" görülüyor. İnsanoğlunun büyük kısmı için geçerli bu durum; çoğumuz bir şeylere yaklaşırken o şeyin ne yarar getireceğine bakıyoruz. Müzik mi, para getirmezse işe yaramaz. Tiyatro mu, bana ne faydası var ? Geçiniz, deniyor. Oysa sanat birçok maddi şeyden daha kıymetli ve "yararlı". Ruhu onarılan insanların eli silaha gitmez.

      Sil
  2. Tek bir proğram üzerinden kontrol edilen tek farkı ambalajları olan kitleler haline geldik belki de hep öyleydik zira senin de dediğin gibi hissedilen yaşanılan her şey her zaman aynıydı .Bu durum birbirini takip eden aynı şeyleri yaşamak insanlık için kötü aslında gel gelelim öyle zavallı yaratıklarız ki aynı hataları yapmaktan da geri duramıyoruz savaşlar yine oluyor insanlar yine önce ben diyor bencillik hat sahada ama sanat ölümsüz bir şekilde sürekli olarak insanlığa doğruyu iyiliği hatırlatıyor insanlara rağmen insanlar için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "İnsanlara rağmen, insanlar için" Well said ! :)

      Sil