60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

20 Şubat 2016 Cumartesi

Marnie Oradayken (8/10)


"Ya dışındasındır çemberin ya da içinde yer alacaksın
Kendin içindeyken, kafan dışındaysa
Çaresi yok kardeşim, her akşam böyle içip kederlenip
Mutsuz olacaksın" - Murathan Mungan
Studio Ghibli, okyanus ötesindeki ruh ikizi Pixar'la birlikte insanın kalbine dokunan filmler çekmeyi en iyi başaran animasyon stüdyolarının başında geliyor. Üstad Miyazaki ve oğlunun filmleriyle popüler kültürde yerini alan Ghibli'nin çatısı altında diğer belli başlı Japon yönetmenlerin filmleri de yer alıyor. Hiromasa Yonebayashi imzalı bu film Ghibli'nin son numarası.

Astım hastası olan, yaşıtlarıyla beraber vakit geçirmekten zevk alamayan ve yanında kaldığı bakıcı aile tarafından yeterince sevilip sevilmediği konusunda şüpheleri olan Anna, bir gün oyun bahçesinde fenalaşır ve doktor tavsiyesiyle havasının iyi geleceği ümidiyle bakıcı annesinin sahil kenarındaki akrabalarının yanına gönderilir. Akrabaları Anna'ya ne kadar yakın davranmaya çalışsa da aradaki görünmez duvarı yıkmakta başarılı olamazlar. Anna hep çemberin dışındadır. Filmin ilk başında kendi ağzından dökülen şu cümleleri hatırlayalım;

"Dünyada görünmez sihirli bir çember var. Bu çemberin bir içi bir de dışı var. Ben dışında olanlardanım. Ama umrumda değil. Ben kendimden nefret ediyorum."


Çemberden mümkün olduğunca uzak duran Anna, bir gün bataklığın devamında terkedilmiş bir ev keşfeder. İlk zamanlar içi boş, metruk bir yapı gibi dursa da bir gece binadan ışıklar süzülmeye başlar ve kısa zamanda yakın arkadaş olacağı Marnie'yle tanışır. "Yaşayanlardan" ümidi kesip, "hayaletlerden" medet uman bir tutunamayanın öyküsü olarak da okuyabiliriz filmi. Tabii bu hayalet, Anna'ya sandığından çok daha "yakındır".

Garip şekilde bana Virginia Woolf romanlarını hatırlatan Marnie Oradayken, naif, yer yer gözleri buğlandıran, fevkalade güzel bir arayış filmi. Tatmin eden görselliği, yürek titreten finali ve buna uygun kapanış parçasıyla izlenmeyi sonuna kadar hakediyor. Hayao Miyazaki'nin jübile filmi Rüzgar Yükseliyor'u saymazsak Ghibli'nin son 10 yılda çıkardığı en dişe dokunur film bu olabilir.

12 yorum:

  1. Bugün acil izlemem gerek!! :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahaha koş koş :D Ben çok beğendim nedense.

      Sil
  2. En son bu tarzda Rüzgar Yükseliyor filmini izlemiştim. Onu çok sevmiştim. Uzun zaman oldu, bugün Room ile kapanışı yaptım, yarın da bunu izleyeyim madem. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Miyazaki'nin bir filmi hariç tüm uzun metrajlarını izledim ve en sevdiğim 2.filmidir Rüzgar Yükseliyor :) Çok etkilenmiştim. Hele de konu mühendislik üzerine olunca. Sinema salonunda hop oturup hop kalkmıştım :D

      Bu filmi beğeneceğinizi düşünüyorum :)

      Sil
  3. Çok merak ettim. Sinav sonrasi ödülüm olsun bu^^

    YanıtlaSil
  4. Ya daha 2 gün önce annem sordu Miyazaki'nin yeni filmi yok mu diye, dur söyliyim izlesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç sorma ya Miyazaki emekli oldu, bu film de Ghibli'nin -şimdilik- son filmiymiş.

      Sil
  5. Ben de ilk başlığını görünce miyazakinin filmi sandım şaşırdım ne ara ne filmi çekmiş nasıl duymadım diye yazını okumadan hemen fragmanı izledim ama miyazaki'nin elinden çıkmadığını farkettim ufacık fragmanda bile miyazaki usta ve diğerleri arasındaki fark belli oluyor yine de uygun vakit bulduğum da izleyeceğim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence çizimleri falan güzeldi ya :D

      Sil
    2. Çizimlere sözüm yok zaten izlemeden yorum da yapamam ama miyazaki filmlerinin fragmanını izlediğinde bile o hayal gücünü görebiliyorsun insanı heyecanlandıran bir şeyler oluyor bunda o yok gibi demek istedim :)

      Sil