60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

9 Şubat 2016 Salı

Bir Dakika Bekler Misin ?


Tamam uzun bir ayrılık olmadı belki ama benim için gayet uzun, yorucu ve hızlı bir hafta oldu. Değişimlerin eşiğindeyim. Bakalım hayat neler getirecek ve beraberinde neler götürecek. Ama değişim geldi çattı. Yeni bir iş, yeni bir çevre. Belki de yeni bir şehir; kim bilir ki. Kendimi iyi hissediyorum sanki. O kötü insanlar geride kaldı benim için. Geçen haftaki huysuzluğmu ve tedirginliğimi de attım diyebilirim. Halen endişelerim olsa da.. Yeni kitaplar okuyarak (Orhan Pamuk'un yeni romanı Kırmızı Saçlı Kadın'ını bir oturuşta bitirdim, şimdi Borges'e sardım gidiyorum), filmler izleyerek (uzun zamandır sinemada Youth kadar kendine hayran bırakan bir film izlemedim, Sorrentino yine beni şaşırtmadı) ve kankalarla vakit geçirerek rehabilitasyonumu tamamladım. Müzikten bir süre uzak kalmıştım, arayı kapatmak için birkaç albüm (en başta David Bowie'nin vasiyeti Blackstar olmak üzere) aldım. Suede'in yeni albümü Night Thoughts'u da haftasonu edinip, yakın zamanda incelemesini yazacağım. Fleetwood Mac dinleyerek son günlerimi geçiriyorum. Her daim bana huzur vermiştir şarkıları. Storms'a özellikle takıntılıyım.

"Yaşadığım korkunun her saatinde, bedenim ağlamaya çabalıyor
Boş geceler boyu yaşamak, içeride ölüm sessizliğiyle
İşte bu yüzden elveda demeye çalışıyorum, dostum
Seni sıcak bir şeylerle geride bırakmak istiyorum
Ama hiçbir zaman sakin mavi bir deniz olmadım
Ben her zaman bir fırtınaydım"

Her neyse. Kitapkuşu bir mim yanıtlamış. Her ne kadar direk mimlenmesem de üzerime alındım ve hemen cevaplıyorum. Bu mimin konusu ise yayınevleri.

1. En sevdiğiniz yayınevi hangisi? 

Önce en çok tercih ettiklerimi sayayım; İletişim Yayınları, Sel Yayıncılık, Yapı Kredi Yayınları, Siren Yayınları, Everest Yayınları ve her ne kadar çevirilieri tatmin etmese de yeraltı edebiyatını bastıklarından dolayı Altıkırkbeş Yayınları. İletişim ve Sel listemde en çok sevdiğim yayınevleri. Klasikleri İletişim'den, yeraltı ve alternatif edebiyatı Sel'den okumalı derim. Her iki yayınevi de uygun fiyata, özenli çevirilerle okuyucu karşısına çıktığı için her daim saygımı kazanmıştır. Genelde bu mimlerde insanlar Can Yayınları'nı da ekler; ama dürüst olacağım, Can Yayınları'ndan mümkün oldukça kitap almıyorum çünkü kitapları oldukça fahiş fiyattan satılıyor.

2. Bu yayınevinden okuduğunuz bir kitabı kısaca yorumlayın.

Sel Yayıncılık'tan çıkan ve bir dönem bazı kitapları mahkemelik olan Burroughs ustadan birini seçeyim; Çıplak Şölen (Naked Lunch). Tam olarak nasıl tarif edeceğim bilmiyorum ama kötü bir kabus gibi bir şey. Buradan yanlış bir çıkarım yapılmasın; kitap en sevdiğim Burroughs eseridir ve dünya edebiyat tarihinin en sıradışı ürünlerinden biridir. Kopuk cümleleri, triplerden triplere koşan anlatımı ve sürreal atmosferiyle okuması keyifli bir kitap; gelin siz de bu şölenden pay alın.

3. Bu yayınevinden okuduğunuz bir kitaptan bir söz yazın.

Kütüphanemden kitabı bulup söz seçmeye üşendiğim için internetten sevdiğim bir sözün orjinalini bulup kendi çevirimi ekliyorum; "gülümsediğinde, korku, küçük ışık parçaları gibi havada dağıldı"

4. Yazarın başka okuduğunuz veya önerdiğiniz bir kitabı var mı?

Aynı yayınevinden Nova Üçlemesi ve en son günlüğü basıldı fakat Çıplak Şölen'in üstüne bir şeyler okumak isterseniz Ara Bölge'sini (Interzone) önerebilirim. 

5. Yayınevinden kitap çıkartsanız ve tutmasa ne hissedersiniz?

Tabii ki düşkırıklığına uğrarım çünkü herkes sevilmek ve takdir edilmek ister. Fakat kısa süre sonra atlatırım çünkü sanat insanın kendini ifade biçimi ve kitleler takdir etmese de kendimi kendime anlatmaya cesaret ettiğim için bunun üstesinden gelir ve yoluma bakarım.

6. Bu yayınevinden almak istediğiniz bir iki kitap hangisi / hangileri?

Bana kalsa İletişim ve Sel'in basımevlerine gidip kamyon dolusu kitaplarını alacağım da neyse artık paramız neye yetiyorsa o kadarını alacağız :) İletişim'den halen okumadığım ve merak ettiğim Oğuz Atay kitapları var. Truman Capote ve John Steinbeck'ler için de Sel'in kapısını çalacağım herhalde ilerleyen zamanlarda.

Sözün özü..

Dans edin, şarkı söyleyin, geceleri uyumayın, yıldızlar altında, gezegenlerin ortasında, sevin, sevişin çünkü halen yaşıyoruz. Hayata rağmen. Ölene kadar da buradayız.

8 yorum:

  1. Hoş geldin :)

    Can Yayınları en sevdiğim yayınevlerinden biri, ancak fiyat politikası hakkındaki yorum tamamıyla doğru. Hatta yorum bile değil, gerçek bu :)

    Sözün özü çok doğru ve isabetli olmuş.. Sonuçta halen yaşıyoruz :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbuldum :)

      Umberto Eco okuyamama sebebimdir :D

      Sky Ferreira da iyi ki böyle bir şarkıyla geri döndü. Tam da kafamı dinlediğim haftada ilaç gibi geldi.

      Sil
  2. Hoşgeldinn :)
    İlginç bir mim olmuş özellikle Türkiye'nin bir çok şehrinde istenilen kitabı bulmak bile zorken yayınevi ayrımı yapabilmek zor bir şey bence
    Değişimin güzel olmasına çok sevindimm bendeki Değişimlerin sonu hep kötüye çıkıyor umarım seninkiler hep böyle iyi gider :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbuldumm :)

      Aslında internet siteleri büyük kolaylık. Dediğin gibi şehirlerdeki kitapevlerinde bazen kitap bulmak zor olabiliyor; ki ben ülkenin başkentinin göbeğinde yaşıyorum. Dinazorumuz var, robotumuz var ama Eluard'ın ya da Rilke'nin aradığım kitapları yok. Neyse konu dışına çıkmayalım.

      Tek dileğim herkese değişimler güzellik getirsin.

      Sil
  3. hoşgeldinn, süper bir rehabilitasyon olmuş :)

    YanıtlaSil