60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

Geçmişin ve geleceğin bugünü öldürmesin izin verme. Zıvanadan çıkmış dünyada yola çıkmalı !

26 Ocak 2016 Salı

Gerçek Meydan Okuma

Ne bu şimdi diyebilirsiniz. Akşam akşam nereden çıktı.. Paragraf boşlukları olmayan yazı. Bilmiyorum. Çıktığı yere de geri sokamıyorum. Fikirlerle dolu bir "zihin". Başladığım şeylerin devamını getirmek kötü bir huyum. İnatçıyım da. Suçu kendimde mi aramalıyım yoksa burcum olan Boğa'da mı aramalıyım hiçbir fikrim yok. Ama devamını getiriyorum. Her şeyin. Konuya geliyorum; ben sıkıldım. Nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum ama her Allah'ın gününü "ne yapıyorum" sorusuyla geçirmekten sıkıldım. Oturmaktan sıkıldım. Gitmekten sıkıldım. Kalmaktan da sıkıldım. Sıkılmaktan bile sıkıldım. Biraz olsun sıkıntıyı atmak için buralara kaçıyorum, "meydan okuyorum". Fakat şuan onun bile devamını getirmekte zorlanıyorum. Bakmayın her gün yazdığıma. Zevk alıyorum yazmaktan ama.. Hayatın kendisi bir meydan okuma. İstediğiniz soruya cevap vermeme lüksünüz de yok. Meydan okumadan çıkabilirsiniz ama dönemezsiniz. Hayat oyununun değişmez kuralı. Ne yazdığımın farkında değilim. Ama farkında olmaktan da sıkıldım. Meydan okumalardan usandım. İnsanlara laf anlatmaktan daha çok usandım. Kimse anlamıyor. Hani Joyce son nefesinde sormuş ya, "kimse anlamıyor mu" Anlamıyor kardeşim. Anlamıyor. Çünkü kelimeler bombalardan daha gürültülü. Kimse kimseyi dinlemiyor. Anlamıyor. Ergence bir laf "anlamıyor" demek ama Oğuz Atay'dan güç alıyorum, yarı yolda koymaz beni inanıyorum. Korkuyu bekleyen bir adama güvenilmez mi ? Bizi anlamıyorlar be güzel insanlar. Albayımla oturmuş anlaşılmayı bekliyoruz. Karman çorman bir yazı. Buraya kadar okuduysanız teşekkürler. Sonuç olarak ben zorlanıyorum. Bir şeyler olmuyor. Olmasa da olur deme sınırını da geçtim. Her şeyi kafama takıyorum. İçimde büyüyorlar. Dışarı çıkamadıkları için de çeperlerime baskılıyorlar. Hücrelerim baskılanıyor. Patlayacak gibi oluyorum, onu dahi başaramıyorum. Toparlıyorum. Dinleyecek insanlar var ama her şeyi anlatamıyorsunuz ki. Beni şu aralar tek diri tutan şey bu meydan okuma etkinliği ve onu bile şuan zorlanarak devam ettiriyorum ne fena. O bitince ne olacak. Ne yazacağım. Ya diğer meydan okuma ne olacak, hani tepesinde kocaman harflerle yazan; hayat. Blogumun en kötü yazısı bu oldu sanırım. Özür dilerim. Filmleri bitiremiyorum. Kitapları çeviremiyorum. Şarkıları atlıyorum. İnsanlarla konuşmuyorum. Sadece kafa sallıyorum artık. Çünkü sıkıldım. Hayatımda ilk defa şarkılardan bile sıkıldım. Bu hayra alamet değil. 

16 yorum:

  1. Paragrafı olmayan yazılardan korkarım ben . Hem de korku filmlerinde korktuğumdan çok daha fazla korkarım o yüzden korkutma beni hele ki " şarkılardan sıkıldım " cümle öbeğini hiç görmemiş olayım .
    Diğer yandan hepsine katılıyorum en çokta sıkılmaktan sıkılma kısmına .. hangi filmde hatırlamıyorum ama Tanrı'nın kendisini unuttuğuna inanan bir karakter vardı bu aralar o karakterle çok fazla empati yapıyorum ve sonuç olarak senin yazına benzer sonuçlar alıyorum ama malesef bu sonuç beni bir yere götürmüyor .
    İnsanoğlu ancak " bir amacı" olursa bi yerlere gidiyor bir şeylerden zevk alıyor ne yapalım böyle proğramlanmışız. Bir doz daha amaç bir tık daha fazlası bu kapitalist düzen de mutluluğun anahtarı olabilir mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle ve maalesef şuan amacımı kaybettiğimi hissediyorum. Tamam günümü kurtaracak "bir şeyler"le meşgulüm ama hiçbirinin anlamı yok. Sanırım benim anahtarım kilidin içinde sıkıştı ve kırıldı :(

      Sil
  2. çok hislerime tercüman bir yazı olmuş o ,blogun en kötü yazısı sandığın şey zihin.
    çok benzer hallerdeyiz demek son zamanlarda.
    :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Offf ne yapacağız peki Sonik Hanım. Dayanılmaz günler :(

      Sil
  3. Çok iyi anlıyorum, bugünlerde ben de bundan muzdaribim. En kötüsü de bir kaçış, kurtuluş olarak görülen müzikten sıkılmış olmak bana kalırsa. Kesinlikle hayra alamet değil :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dün gece hayatımda ilk defa müzikten bile zevk almadığımı farkettim.

      Sil
  4. belki blogun değil ama(çünkü tüm yazıları okumadım) okuduklarım arasında en iyisi. çünkü samimi. hem olur öyle arada. filmler, kitaplar, şarkılar yarım kalır. hayat devam eder. ama devran böyle gitmez. bu da geçer yahu:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oğuz Atay der ki, "Geçer elbet efendim; bazısı teğet geçer, bazısı deler geçer, bazısı deşer geçer, bazısı parçalar geçer. Ama mutlaka geçer.." Bunlar da geçecek ama geride neler bırakacak hep beraber göreceğiz :)

      Teşekkür ederim yorumunuz için :)

      Sil
  5. Ah! Bazen oluyor böyle ne yazık ki! Umarım şimdi daha iyisinizdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pek de iyi olduğumu söyleyemeyeceğim aslında fakat bir şeyleri değiştiremiyoruz maalesef. Katlanmaya devam :(

      Sil
  6. albayla konuşmak mutlaka her oğuz atay okuyanın başına en az bir kere gelir. ama işte gel gör ki kelimeler, bazı anlamlara gelmiyor. ve anlatmaktan sıkılıyor insan.

    ama sen yine de ne yaparsan yap.. şarkılardan sıkılma.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah o kelimeler.

      Çok teşekkür ederim, yorumunuz iyi geldi :) Şarkılara tutunmak lazım.

      Sil
  7. Şöyle içimden geçenleri çatır çatır yazıya dökebilen insanlara hayranlığım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Keşke hayat böyle şeyler yazdırmasa bizlere..

      Sil
  8. Zihinciğim yapma böyle, hepimiz hayatın bazı dönemlerinde böyle oluyoruz belki de yapman gereken başka bir aktivite vuku bulmuştur içinde bilmediğin bir yerlede?
    Yoksa çoğu kişi bir diğerini anlamıyor aslında, sevgililer birbirlerini, karı koca birbirlerini... Koskoca evlilikler birbirlerini anlamadan devam ediyor. bazıları mutlu oluyor bununla. Hiç ummadığın arkadaşların bile bazen seni, şükür ki bu durumda değilim diye dinleyebiliyor. ne yapmak lazım biliyor musun, kimseyi kendini anlatmaya çalışmadan içinde anlam bulduğun aktivitelere yönelmen lazım -ya da lazım demeyelim de yapsan mı acaba?-. Hep aynı aktivite insana keyif vermeyebilir, değiştir bakalım hep yaptığın aktiviteleri hayatın değişecek mi?

    Sakın bir günde ya da bir haftada olmasını bekleme. ama 10 15 gün yap bakalım sonuçlar nasıl değişecek. bu hissin geçmesini bekleme, o his senin potansiyelini keşfetmek için var. - çok azra kohenvari bi cümle oldu bu ama neyse- :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Radikal değilikliklerin zamanı geldi :)

      Sil