60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

14 Aralık 2015 Pazartesi

Yılın En İyi 10 Albümü (2015)

Gelenekselleşen ve Aralık'ın ortalarına doğru yayınlamaya başladığım "yılın en iyileri" listelerimi geçen sene pek hazırlayamamıştım. Bu sene telafi edeceğim ve ilk listemi vakit kaybetmeden yayınlıyorum. İşte, Zihin'in bu sene en fazla dinlediği 10 albüm.

---------------------------------------- 1) MADONNA / REBEL HEART ----------------------------------------

2006 yılında çıkardığı muhteşem dans albümünden sonra kariyeri ciddi bir düşüşe geçen pop müziğin kraliçesi Madonna, nihayet şeytanın bacağını kırdı ve balladlarla dans şarkılarının başarılı şekilde harmanlandığı Rebel Heart ile cümle aleme "ben hala ölmedim" demeyi başardı. Kendisini saplantı derecesinde sevmeme rağmen hip-hop esintili Hard Candy ve elektronik oyunlarla duygudan mahrum bırakılmış MDNA'i kendisine yakıştıramamıştım. Balladlarıyla duygulandırması ve orta tempo pop şarkılarıyla gecelerinizi süslemesi garanti. Eski günlerdeki gibi, samimi, güçlü ve seksi. Kendisinin de söylediği gibi; "b*tch you are Madonna".

Bunları Dinlemeli: Heartbreakcity, Rebel Heart, Iconic

----- 2) GODSPEED YOU! BLACK EMPEROR / ASUNDER, SWEET AND OTHER DISTRESS ----

Post-rock denince akla ilk gelen müzik oluşumlarından biri olan GYBE, üç yıl aradan sonra rotasını drone/noise müziğine kırıyor. İlk defa şarkılarına dışarıdan ses kayıtları eklemeyen grup, daha melodik ve daha gürültülü bir albüme imza atıyor. 17 Kasım gecesi İstanbul'da verdikleri konserde albümdeki tüm şarkıları baştan sona canlı dinleme fırsatını yakalamıştık (buradan okuyabilirsiniz). Eleştirmenler tarafından da yüksek puanlara layık görülen albüm, daha şimiden benim gözümde de GYBE diskografisinde üst sıralara yerleşmeyi başardı.


  
Bunları Dinlemeli: Peasantry or ‘Light! Inside of Light!’, Piss Crowns Are Trebled

------------------------------------- 3) LANA DEL REY / HONEYMOON -------------------------------------

Nostalji kraliçesi, son yılların gözde rock chic'i Lana Del Rey, üçüncü albümüyle rüştünü ispat ediyor ve bizleri Kaliforniya'daki bol hüzünlü balayına davet ediyor. Ultraviolence'ın yükselttiği çıtayı biraz daha yukarıya çekemese de, popa göz kırpan ilk albümden daha başarılı olduğunu düşünüyorum. Her zamanki gibi puslu bir havanın ardından şarkılarını fısıldayan ve 30'lu ile 60'lı yıllardan derlediği göndermelerle Lana, anlaşılan o ki bu piyasada kalıcı bir şarkıcı olmaya kararlı. Barok popla dream popun birleştiği, pembe bulutlar altındaki mutsuzlukların konuşulduğu yılın müzik olaylarından biri.

Bunları Dinlemeli: High By the Beach, The Blackest Day, Swan Song

-------------------------------------------- 4) BJÖRK / VULNICURA --------------------------------------------

İzlanda'nın dünyaya kazandırdığı belki de en kıymetli sanatçı olan Björk her zamanki gibi depresif ve deneysel bir albümle 2015'e merhaba dedi. Volta ile Biophillia'daki elektronik havanın yerini efsanevi Homogenic albümündeki gibi yaylılar almış durumda ve bu da Vulnicura'yı, Björk'ün diskografisinin üst sıralarına taşıyor. Yaşadığı ayrılık sonrası karanlık sulara gömülen sanatçının kendisini düzlüğe çıkarmak için başvurduğu bir tür katarsis diyebiliriz. Vokaliyle hangi şarkıyı okusa dinleyenlerin içini dağlayabilen müthiş Anthony Hegarty de "atom dans"ında Björk'e eşlik ediyor.

  
Bunları Dinlemeli: Stonemilker, Black Lake, Mouth Mantra

------------------------------ 5) MARILYN MANSON / THE PALE EMPEROR ------------------------------
 
Alternatif metal sahnesini 90'lı yılların sonunda deccal imajıyla sallayan ve hakkında sayısız şeyin yazılıp çizildiği tartışmalı şarkıcı Marilyn Manson, uzun yıllar sonunda en nihayetinde olgunluğa ulaşmış. Blues tavrını takınarak metal müzik yapmayı denediği ve bunda da oldukça başarılı olan Manson, insanları şaşırtmaya kaldığı yerden devam ediyor. The Doors'un efsane solisti Jim Morrison ve blues kralı Muddy Waters gibi isimlerden etkilenerek kaydettiği The Pale Emperor, Manson'ın bugüne kadar çıkardığı en kayda değer albümü olabilir.

  
Bunları Dinlemeli: Deep Six, Third Day of a Seven Day Binge, Mephistopheles Of Los Angeles

-------------------------------- 6) MYLENE FARMER / INTERSTELLAIRES --------------------------------

Eski kıtanın Madonna'sı olarak tanımlayabileceğimiz, kendine has tarzından hiçbir zaman ödün vermeyen ve her yeni albümünde küllerinden doğan Fransız pop divası Mylene Farmer, 2000'lerdeki tutarlı yükselişinde bu defa ayağı tökezliyor olsa da 2015 yılına dönüp baktığımızda yılın en dişe dokunur pop albümlerinden biri olduğu da bir gerçek. Hayranı olduğu rock efsanesi Sting'le beraber kaybettikleri Stolen Car ile otuz yıl sonunda ilk defa Amerika kıtasına ufak bir açılımda (Jimmy Fallon'a çıkması ve şarkının Amerikan radyolarına gönderilmesi) bulunuyor.


 Bunları Dinlemeli: Stolen Car, A Rebours, Love Song

------------------------------- 7) SUSANNE SUNDFOR / TEN LOVE SONGS -------------------------------

Sundfor'u, Oblivion filmi için çok sevdiğim M83 grubuyla beraber stüdyoya girdiğinde tanımıştım. Her İskandinav gibi ziyadesiyle esrarengiz ve büyüleyiciydi. Ten Love Songs adındaki altıncı albümünün başarısı şaşırtmadı o yüzden. Elektropop'tan yola çıkan, yer yer synth'li, kimi zaman orkestra destekli; ama barok pop naifliğinden de hiçbir şey kaybetmeyen bir albüm. Gece yolculuklarında veya tek başınıza soğuk bir kış günü otururken dinlemek için yazılmış sanki. Albümün tanıtım turnesinin bir ayağı da geçtiğimiz aylarda İstanbul'da gerçekleşti.


Bunları Dinlemeli: Fade Away, Memorial, Delirious

-------------------------------------------- 8) DRENGE / UNDERTOW --------------------------------------------

Loveless kardeşlerden oluşan bu müzikal ikili, grunge ve alternatif rocktan beslenen yeni nesil bir İngiliz rock grubu. 2013 yılında çıkardıkları ilk albümün üstünden fazla zaman geçmeden ikinci albümleri Undertow'u fırına veren Drenge, gürültü, öfke ve tedirginliğin dozunu arttırıyor. The Black Keys'in garage rock şımarıklığını İngiltere'nin soğuk düzlükleriyle birleştiren grup, Undertow'daki kapak tasarımıyla da dikkat çekiyor. Issız bir ormanın göbeğinde, yoldan sapmış, renkli ışıklarla karanlığı aydınlatan bir arabayla yılın kuşkusuz en başarılı kapak tasarımlarından biri.


Bunları Dinlemeli: We Can Do What We Want, Running Wild, Standing in the Cold

---------------------------------------------- 9) RYAN ADAMS / 1989 ---------------------------------------------

2014'ün son demlerinde yayınlanan ve büyük başarı yakalayan Taylor Swift albümü 1989, hem geçen yılın hem de bu senenin en çok konuşulan albümerinden biriydi. Gelecek Şubat ayındaki Grammy ödüllerinde de beş büyük dalda aday olan albüm konuşuladursun, Ryan Adams albümdeki tüm şarkıları orjinal sırasını bozmadan kendine göre yorumladı. Albümü kaydederken Bruce Springsteen ve The Smiths arası bir sound yakaladığını ifade eden Ryan, bana göre şarkıları yorumlamada Taylor Swift'ten daha başarılı olmuş.



Bunları Dinlemeli: Welcome to New York, This Love, Out of the Woods

-------------------------------- 10) BOB DYLAN / SHADOWS IN THE NIGHT --------------------------------

"Rock müziğin saray şairi", folk müzik kahramanı Bob Dylan, 1962 yılından günümüze kadar çoğunlukla kendi yazdığı şarkıları seslendirdi. Fakat ilk defa bir albümünü baştan sona başka bir şarkıcının şarkılarına ayırıyor. Kendisine olan hayranlığını defalarca ifade ettiği Frank Sinatra'nın unutulmaz şarkılarından derlenen albümde yıllardır alıştığımız umarsız Dylan vokali yerini caz şarkıcısı vokaline bırakıyor. Evet yanlış duymadınız, üstat Dylan, uzun yıllar sonra ilk defa "şarkı söylüyor". Albümün Sinatra'nın uzun yıllar boyunca kullandığı stüdyoda kaydedildiğini de not düşmekte fayda var.


Bunları Dinlemeli: I'm A Fool To Want You, Stay Wiith Me, Autumn Leaves

12 yorum:

  1. Çok heyecanlıı bilmediğim yeni gruplar yeni şarkılar var burada hemen dinlemem lazımm :) listeni çok beğendim bir şey hariç gybe 1. Olmalıydı bi kere madonna ya torpil yapmışsın :P şaka bi yana benim yann tiersen sevdamla senin madonna aşkını yarışır bu listede o kesinleştii :) yann tiersen demişken drenge ' in albüm kapağı dust lane albüm kapağına benzettim ( ama tabiki dust lane daha iyi )
    İzlandanın hvasından mı suyundan mı müzisyenleri harika işler çıkartıyor cidden ilhamvari bir yer ,björk 'ü zaten sevgiyle takip ediyoruz Ama ayrılık falan hiç duymamıştım
    Taylor swift in neden o kadar çok para kazandığını henüz anlamdıramamışken onun albümünü daha iyi yorumlayan birisini görmüş olmak beni sevindirdi :D
    Son olarak Yaş geçtikçe caz a daha mı yaklaşıyor müzisyenler böyle genelleme yapılabilir mi acaba bowie olsun dylan olsun baksana bi caz merakı sarıyor sanki ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neredeyse on senedir iyi bir albüm bekliyordum kendisinden. O yüzden kıyak geçmiş olabilirim doğrudur :) Fakat GYBE'nin albümünü de fazlasıyla başarılı buldum. Konser için seferber olma nedenim de biraz buydu, yani Allelujah'dan bence kat kat daha iyiydi. Hele ki o malum açılış parçası.

      Bence Dust Lane, şarkılarıyla (Palestine yeter) Drenge'inkileri döver ama kapak olarak Drenge'inkini daha çok sevdim.

      Valla soğuklardan herhalde ya, iyi geliyor sanatçılara :D Daha üretken ve çarpıcı oluyorlar.

      Daha rahat mı söylüyorlar acaba eskimiş ses telleriyle bilmem ki. Çok fazla öyle sanatçı var, son kertede caz müziğine yönelen.

      Sil
  2. Ne çok isterdim müzik yazılarınıza dolu dolu yorum yapmayı. Ne yazık ki incelikli, özel bir müzik zevki oluşmamış bende. Yerli, yabancı fark etmez, türü de fark etmez, kulağıma, ruhuma iyi gelen her şarkıyı dinliyorum. İnsan biraz ayırır, sınıflar. Nerdeee? Gıpta ediyorum sizin gibi meraklı ve uzamanlaşma yolundaki dinleyicilere...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Bence herkesin bir müzik zevki var. Kendinize haksızlık etmeyin derim. Özel bir müzik zevkiniz olmasa, ruhunuza iyi gelen şarkıları onlarcasının arasından seçmezdiniz :)

      Sil
    2. Zevksizlik değil de eğilmemekten gelen bilgisizlik aslında. Yoksa kulağım çok iyidir, ayıptır söylemesi güzel şarkı söylerim:)) Korolarda bulunmuşluğum, öğrenciyken ve hatta oğlumun okulunda veliyken sahneye çıkmışlığım var. (Veli koromuz vardı da:)) Müzik konusunda daha derin bilgim olsun, daha tutkulu yaklaşayım isterdim. Bir tek gençken aşık olduğum için George Michael'ı her şeyiyle takipteyim:) O da gelmiyor Türkiye'ye:)

      Sil
    3. Benim de şarkı söylemeye yeteneğim yok maalesef :) Çok hoşuma gider şarkılara eşlik etmek ama ne sesim var ne yeteneğim. Korolarda ne yazık ki hiç bulunmadım. Sesimle beni ancak Karga Severler Cemiyeti Korosu'na alırlar :D

      George Michael diyince burnumun direği sızlar çünkü ben Viyana'dan döndüğümde oradan aldığım broşürlere göz atarken Michael'ın orada olduğum süre içinde Viyana'da konser verdiğini farketmiştim ve onu kaçırdığımdan dolayı baya üzülmüştüm. Türkiye'de izleme şansımız hayli düşük bence. Çünkü kendisi yeni albüm çıkarmıyor ve gelecek sene de ülkemizde ekonomik mevzular dolayısıyla büyük konserler düzenleneceğini sanmıyorum. Veda turnesi gibi özel bir konseptle yola çıkarsa belki o zaman organizatörler gözlerini karartırlar :)

      Sil
    4. Önümüzdeki yaz bakalım kimler gelecek ülkemize :)

      Sil
  3. Bu yıl çıkan albümlere çok uzaylı kalmışım. :)) Neyse benim için bu aralar tek dinleme noktam Seether ve Rammstein :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Till bir solo albüm çıkarmıştı ama dinleyemedim :( Rammstein da galiba stüdyoya girecek yakın zamanda. Yeni turnede buraya da uğrarlar sanırım.

      Sil
  4. Emeklerine sağlık dostum. Harika bir derlem olmuş.

    Bloglardan uzak kalmakla ne kötü etmişim :( Harika post'ları kaçırmışım. Azimliyim, hepinizi tek tek ziyarete geliyorum, geriye dönük okuyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :)

      Ben de azimle yeni yazılarını bekliyorum o zaman :)

      Sil