60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

7 Kasım 2015 Cumartesi

Yıldızlararası Aşk


Fransa'nın Madonna'sı, tabuları yıkan, tarz olmanın kitabını yazan, kaliteli müzik yapan son pop şarkıcılarından Mylene Farmer, onuncu stüdyo albümüyle tekrardan bizlerle. Interstellaires, beş yıl önceki Moby destekli Bleu Noir albümünü saymazsak, uzun yıllardır beraber çalıştığı Laurent Boutonnat'sız ilk çalışması. Kendisi bu defa Lady Gaga'nın yapımcısını albümde konuk etmeyi yerinde görmüş olsa da, albümü daha ilk dinleyişte Boutonnat'nın eksikliği hissediliyor.

Daha önce kendisi hakkında birkaç yazı kaleme almıştım. Mylene Farmer, kendine has bir sanatçı. Kulvarındaki diğer pop şarkıcılarının aksine kendinden ödün vermeyen birisi ve yaptığı her işte emek harcadığını belli ediyor. Üç dört yılda bir çıktığı (sadece Fransa, Belçika ve Rusya'yı kapsayan) fevkalade kısa ama görkemli sahne şovuyla her zaman şaşırtan turneleriyle kendini özleten, gazetelere veya dergilere röportaj vermeyerek özel yaşamını saklayan esrarengiz bir kadın. Yeri gelir, aşk üzerine balladlar söyler, kimi zaman da elektronik tabanlı pop şarkılarla insanları dans pistine davet eder ve ne olursa olsun hepsinin de altından kalkmasını bilir.


Interstellaires'den yayınlanan ilk tekli olan Stolen Car, aslında 2000'lerin başında yayınlanmış eski bir Sting parçası. Fakat özel bir yeri olacak ki, Mylene bu şarkıyı yıllar sonra gün ışığına çıkarmış ve Sting'in bizzat kendisiyle düet yapmış. Youtube'ta iki milyon tıklanma sayısını geçen ve yine Paris'te geçen bir de klibi mevcut. İlk birkaç dinlemede zorlansam da şuan gönül rahatlığıyla diyebilirim ki bu yılın en dikkat çekici pop şarkılarından biri. Nakaratı özellikle Mylenesque (Kivili Kek'e selamlar).

Point de Suture, Bleu Noir ve Monkey Me gibi birbirinden güzel dans hitleriyle dolu albümlerden sonra Interstellaires, fazlasıyla sakin geldi bana. Her ne kadar açılışı rock esintili Interstellaires yapsa da, sonrasında  hiçbir şarkı dans hiti olacak bir potansiyele sahip değil. Son yedi senedir bizleri dans pistinden indirmeyen Mylene, anlaşılan dans etmekten yorulmuş ve daha sakin bir şeyler yapmaya koyulmuş. Orta tempolu pop şarkısı A rebours, belki de albümün en iyisi. Her zamanki kırılgan Mylene vokali bir yana, arkada kendini tekrarlayan hoş melodi fazlasıyla davetkar.

Ertesinde gelen C'est pos moi ve Insondables maalesef vasatlıktan öteye geçemeyen şarkılar. Neyse ki albümün sıralaması iyi yapılmış. Bu düşen tempoyu ancak bol uzay efektli Love Song ayarında kaliteli bir şarkı yukarı çekebilirdi; A rebours'dan sonra belki de albümün zirve noktası.

Her ne kadar albümde dans hiti yok dediysem de Pas d'access belki de albümün en çok vaadeden dans şarkısı. Eğer gelecekte tekli olarak yayınlanırsa çok başarılı remixler yapılabilir. Zaten kendisi albümdeki son durak; ondan sonra gelen şarkıların hiçbirinin akılda kalmaya niyeti yok. Afrodizyak yüklü Fransızca vokaliyle sevdiğimiz Mylene'e İngilizce şarkı söylemek bence yakışmıyor. I Want You To Want Me de bunun en güzel kanıtı.

Son kertede City of Love albümü toplamaya çalışsa da hemen ertesinde gelen Un jour ou l'autre, kötü gidişatı durduramıyor. Mylene'in adetidir, konserlerde de albümlerinde de son şarkı illa ballad olur; yürek dağlayarak gitmek alışkanlığı. Fakat bu sefer başarılı olamıyor ve Un jour ou l'autre, öncülleri Je te dis tout, Si J'Avais Au Moins ve Inseparables'ın gölgesinde kalıyor.

Neticede Interstellaires, genel kitle ortalamasının biraz yukarısında kalan bir çalışma olsa da, Fransızca pop kraliçemiz ne yapsa günler, haftalar, aylar ve de yıllar boyu kendini dinletir. O yüzden bakmayın siz çemkirdiğime, yine albüm dinlenecek. Bir tane Mylene'imiz var. Pop müziğin en kötü günlerini yaşadığı bugünlerde her şeye rağmen koleksiyonda yer edinmeyi hak ediyor.

Bunları Dinlemeli: Interstellaires, Stolen Car, A rebours, Love Song, Pas d'access

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder