60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

15 Kasım 2015 Pazar

Przypadek (6/10)

Courtesy of Austin Film Org

Hiç şüphesiz Polonya sineması denince akla hemen ilk gelen isimlerden biridir Krzysztof Kieślowski. Özellikle son filmleri (Üç Renk üçlemesi) ile dünya sinema tarihine adını yaldızlı harflerle yazdırmıştır. Benim de sinemaya ilgi duymaya başladığım dönemlerde tanıştığım bir yönetmen kendisi. Gerçek sinema nedir, ne değildir yeni öğrendiğim bir dönemde Üç Renk'i izlemiştim ve çok etkilenmiştim. Daha sonraki yıllarda Aşk Üzerine Kısa Bir Film'ini izleyip bir kez daha kendisine hayranlığımı pekiştirdim diyebilirim ki hala seyredilmeyi bekleyen üç büyük filmi (Öldürmek Üzerine Kısa Bir Film, Przypadek ve Veronika'nın İkili Yaşamı) daha varken.

 Üç Renk: Beyaz, ustanın başyapıtlarından.

1987 senesinde çektiği Przypadek, şimdiye kadar izlediğim Kieślowski filmlerinden biraz daha farklı bir yerde duruyor. Evet, yine mutsuz sonlar, kederli hikayeler anlatılıyor fakat biçim olarak oldukça farklı bir yapım. Çocuk kitapları vardır, alternatif son okuyucuya bırakılır. "Eğer şunu yaparsan bu olur; başkasını yaparsan da bambaşka bir son beklemektedir karakteri". Przypadek'te de ana karakterimizin seçimine (treni yakalayabilmek veya yakalayamamak) bağlı olarak bizleri üç farklı hikaye beklemekte.

İlk hikayede, ana karakterimiz Witek, Varşova'ya giden trene yetişmek için var gücüyle koşar ve trene atlar. Trende soluklanırken kendisine yaklaşan adamla sohbet etmeye başlar; kendisi eski bir partilidir. Yaşlı adam evine davet ettiği Witek'le uzun bir diyaloğa girer ve sonunda Witek partiye yazılır. Fakat işler kendisinin genç yaşlarda sevdiği kızı yıllar sonra parkta görmesiyle değişir.


Bir sonraki hikayede ise, Witek, treni yaklayamaz ve perondaki görevlilerle kavga eder. Nezarethaneye atılan Witek'e kamu hizmeti cezası verilir. Hizmet sırasında parti karşıtı insanlarla tanışır ve yasadışı kitaplar basan örgüte katılır. Vaftiz olur, dinle ilgilenir. Tıpkı ilk senaryoda olduğu gibi bu hikayede de Witek, eski sevgilisyle karşılaşır fakat bu kız farklı bir sevgilisidir. Parti kitapların basıldığı yeraltı karargahına baskın yapar ve işler bir kez daha ters gider.

Photo courtesy of Mspresents

Son hikayede, Witek, gene treni kaçırır fakat peronda üçüncü bir eski sevgiliyle karşılaşır. Bir şekilde bu defa ilişkisi yolunda gider. Tekrardan okula dönen Witek, bir süre sonra Olga'yla evlenir ve çocukları olur. Her ne kadar bu hikaye mutlu sona ulaşacakmış gibi dursa da Witek, yine politik bir çemberin ortasında kalır ve diğer iki hikayenin sonuna benzer bir sonla tamamlanır.

Photo courtesy of Mspresents

Filmin kuşkusuz en hoşuma giden tarafı üç farklı senaryonun da belli noktalarda kesişmesi ve benzer sonlarla tamamlanmasıydı. "Ne kadar çırpınsak, farklı yollara savrulsak da, malum sondan kaçamayız" temalı kaderci bir film olduğu şüphesiz fakat bu umutsuz ve çıkışsız hikayeler silsilesi garip şekilde kendine bağlıyor seyirciyi. Peki neden altı puan gibi vasatın biraz üstü bir puana layık gördüm; çünkü filmin kurgusunda ve yapımında göze batan ve fazlasıyla sinir edici hatalar var. Cila kısmı daha iyi başarılabilseydi (dönemin zorluklarına göre aslında mazur görülebilir) kendisine puanım çok daha yüksek olurdu herhalde. Yine de mevcut durumda bile Kieślowski'nin zekası ve melankolik anlatımı nedeniyle izlenmesi gereken önemli bir sanateseri. 


6 yorum:

  1. Fragmanda bi an kendimi gördüm , Başıma sık gelen bi durum bu koşuşturma :D özellikle tek film içinde farklı senaryolar olan filmleri çok seviyorum big fish mesela ilk aklıma gelen bu türde bir film kieslowski'nin bu filmi de izleyeceklerim arasında bir filmdi hatırlattığın iyi oldu :)
    Bu filminde ana fikrini de beğendim kim ne derse desin ben de kaderden kaçılmayacağı düşüncesine kesinlikle inanıyorum yalnız neden düşük puan verdin anlayamadım hala izleyince kendim anlarım sanıyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her sabah otobüse koşarım ben de :) Yani aslında dediğim gibi, film hoşuma gitti ama teknik sorunlar çok (mesela bazı sahnelerde çekimler arası kurgu unutulmuş ya da becerilememiş, kopukluk görünüyor). Bir de IMDB'deki yoruma katılıyorum, adamın sadece tren endeksli bu kadar zıt uçlara savrulması biraz eğreti duruyor. Yani birinde Komunist Parti'ye üye olurken birinde Parti karşıtı faaliyetlerde önplanda. Filmin başındaki flashbacklerden de adamın gerçek politik fikirlerine de pek ulaşamıyoruz. Gene de izlenmesi lazım, sevdiğim tabirle zihin açıcı bir yapım :)

      Sil
  2. Ben kısa yazmaya geçtim sen uzun, Zihin :-)
    Çok iyi bir not vermemene rağmen merak ettim filmi, kalabalık izlenecekler listeme bir eklenti daha.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Klavyemi tutamadım :D
      Yok valla inan kötü film değil ama çok bariz hatalar var. Bilmiyorum Üç Renk'i seyrettin mi ama seyretmediysen onları daha fazla öneririm sana :)

      Sil
  3. (Süprizin hemen söyleneni makbuldür bknz )
    Süprizzzz ! istanbul konserinden Moya'nın kaydını buldummmm! :) gönül ister ki video kaydı olsun ama bununla idare edeceğiz artık https://m.soundcloud.com/kizkardeslesmek/godspeed-you-black-emperor

    YanıtlaSil
  4. 3 renk üçlemesini duydum lakin izlemedim , romantik komediler ile film izleme seanslarıma dönmeye çalışıyorum yoksa 2 yıldır netten film izleyemiyordum ?

    YanıtlaSil