60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

26 Kasım 2015 Perşembe

Hayatın Kıyısında (3/10)


Konser öncesi sırf zaman öldürmek için salona girdiğimin farkındaydım; ama tanıtımda yazan oyuncu isimlerine baktıkça istemsiz bir beklenti doğmuştu. Angelina Jolie (Pitt)'in yönetmen koltuğunda oturduğu ilk film olma özelliği taşıyan ve başrollerini Brad Pitt, Angelina Jolie'nin paylaştığı, yan rolde de Inglourious Basterds'la yıldızı parlayan Mélanie Laurent'i izlediğimiz By the Sea'den bahsediyorum.

Vizyondaki ilk günü olmasına rağmen oldukça kalabalık bir seansta izledim ve deyim yerindeyse bütün salon filmin sonlarına doğru homurdanmaya başladı. Telefonlarıyla oynayanlar, sevgilileriyle konuşanlar,.. Haksız da sayılmazlar. Normalde bir filmi izlerken kredisi bende her zaman son dakikasına kadar mevcuttur ama By the Sea o kadar sinir bozucu bir film ki, en sabırlı sinema izleyicisini bile çileden çıkarabilme potansiyeline sahip. Uzun zamandır saatimi bu kadar kontrol ederek bir film izlediğimi de hatırlamıyorum.

 
Film, Brangelina çiftinin üstü açık arabalarında, Jane Birkin dinleyerek Fransa'nın ücra bir sahil kasabasına yol aldıkları bir sekansla açılıyor. Yalan yok, etkileyici bir açılıştı; yönetmen Angelina Jolie Hanım, en azından Jane B. şarkısıyla beni yumuşak noktamdan vurmayı başardı. Konu basit. Yazarlık ilhamını kaybetmiş bir yazar (Pitt) ile geçmişte büyük bir travma yaşadığını anladığımız nevrotik bir eski dansçı (Jolie) olan karısının ilhamı ve huzuru bulmak için insanlardan uzakta bir yere tatile çıkmalarını ve sahil kasabasında yaşadıkları anlatılıyor iki saat boyunca. Ama ne anlatmak ! Fitzgerald kitaplarındaki sorunlu aşıklara benzettiğim bu çift film boyunca iki lafı bir araya getiremiyor ve birbirinden anlamsız hareketlere imza atarak akıl sınırlarını zorluyorlar.


Üzerine söylenecek fazla bir söz yok aslında. Jolie, her ne kadar 70'lerde geçen bir hikayenin denklemine 60'ların gizemli, isyankar ve erotik Fransız esintisini eklese de sonuç koca bir sıfıra varıyor ve heba ettiğiniz saatlerinizle salondan ayrılıyorsunuz. Peki yine soran çıkabilir, neden 1 puan değil de 3 puana layık gördüm ? Yanıtı basit. Filmde Jane Birkin (Jane B.) ve Serge Gainsbourg (L'anamour) çalıyor. Ayrıca kulaklarım yanıltmadıysa, restoran sahnesinde de Aznavour çalıyordu. Tüm bunlara iki kocaman puan. Kalan bir puansa kostümlere ve harika Malta kasabasına (evet Fransa'da geçtiğini zannettiğiniz film Malta'da çekilmiş!).

Hadi gelin Jane Birkin'le taçlandıralım geceyi.

"Açıklıyorum; mavi gözler, kahverengi saçlar
Jane B., İngiliz kadın, kadın, yirmi-yirmi bir yaşlarında" 


2 yorum:

  1. Mr and mrs smith te çok iyi evli çifti canlandırdıkları için bu filmden de beklentim yüksek ama sen de tam tersi düşük puan vermişsin iyice merak ettim hala umutluyum belki beğenirim :))
    bir de angelina jolie pitt olarak mı ilk yönetmen demek istedin ? Angelina jolie olarak bildiğim kadarıyla 3. Yönetmenlik deneyimi ( evet filmi izlemediğim için henüz ancak bu noktasına takılabiliyorum :D )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla bu konuda yalnız değilim sanırım, neredeyse bütün eleştirmenler filmi itinayla gömmüşler. Komşum AFK Sinemada da 1 verdi filme :D Benim elim varmadı bahsettiğim sebeplerden ama gerçekten sıkıcı :( Öykündüğü şeyler beni cezbediyor; 60-70'ler, Fransa, Birkin/Gainsbourg, Avrupa sineması vs. ama uygulaması facia. Belgesel filmi saymadım ama Unbroken'ı da unuttum ne yalan söyleyeyim şimdi :D Pitt soyadıyla ilk denemesi ama :p

      Sil