60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

Geçmişin ve geleceğin bugünü öldürmesin izin verme. Zıvanadan çıkmış dünyada yola çıkmalı !

13 Kasım 2015 Cuma

Bilimkurgulu Mim

Kasım da baya mim yaptı galiba değil mi ?

Sonik Hanım ve Fermina'nın miminden sonra şimdi de sıra Mariposa'nınkinde. Denmiş ki, bundan tam 200 yıl sonraki bir günümüzden sözedecekmişiz.

Bilimkurguya düşkün birisi olarak hoşuma gitti konu ve sıcağı sıcağına cevaplamak istedim; dileyenler katılabilirler.

Mime geçmeden evvel yandaki resimden sözedeyim. En sevdiğim bilimkurgu yazarı Philip K.Dick'in The Crack in Space eserinin kapağı. Wow-art sitesinde buldum. Chris Moore'a aitmiş tasarımı. Hoşuma gitti.

200 yıl sonraki imajımdan bahsedeyim. Yandaki adama çok yakın bir tipim olurdu herhalde. Elindeki bastonu ve siyah gözlükleri de birazdan detaylıca anlatacağım ve başlıyoruz.


Dünya, son büyük savaşın ardından yok olmuş ve kaynakların tükenmesi de eklenince, bu tablo karşısında insanoğlu uzaya taşınmak zorunda kalmış. Bilim insanları Mars'ta yaşamın uygun olmayacağına da kanaat getirdiğinden onun yerine boşlukta süzülen ve birkaç modülün birleşiminden oluşan kocaman bir kompleks içerisinde yaşamayı seçmişler. Tahmini nüfus üç bin. Dünyadan Walküre modülüne insan türü dışında sadece kediler ve unutma beni çiçekleri taşınabilmiş. Gerisi mefta.

Z43 (yeni adım), her gün olduğu gibi ortak yayından yükselen (ve hiç bir zaman değişmeyen) o şarkıyla güne merhaba der. Güneşe yakın bir koordinatta bulunan Walküre'de yaşayanların hepsi özel siyah gözlükler takmak zorunda. Bu yüzden ilk iş başucunda duran gözlüğü alıp suratına takıyor ve bastonunu alıp (yerçekimini dengeleyen) yatağın karşısındaki panele yürür. Panelin üzerindeki tuşlarda göz gezdirdikten sonra kütüphane seçeneğine tıklar ve açılan kapaktan ufak bir çip fırlar. Havada güç bela yakalayan Z43, bu çipi saç derisinin altına gömülü bulunan noktaya yerleştirir; kitap okuyacak vakit olmadığından 200 yıl sonra kitaplar çipler halinde beyne yerleştiriliyor ve birkaç saniye içerisinde kitabın tüm sayfaları beyne kazınır. Artık kıldı tüydü derdi o zamanlarda ortadan kalktığı için sakal traşı pas geçilir ve doğru banyoya. O sıcacık banyoda geçirdiği zaman boyunca sabah "okuduğu" kitabı düşünür sadece.

Hatırlatmak lazım, banyoda su yerine özel bir solüsyon kullanılıyor; malum su kaynakları tükendi. O iş de bittikten sonra, günlük yapılacakları kontrol etmek için kedisini çağırır. Kulak yerine başında iki tane unutma beni çiçeği taşıyan (işte tüm bunlar mutasyon) kedi yaklaşır ve patisini sahibinin yanağına dokundurur; tüm program titreşimler sayesinde hatırlatılır ve kedi uzaklaşır. Walküre'de insanların beraber kullandıkları ortak mutfak alanına inen Z43, kendisine uzatılan haplardan birer tane alır. Günümüz yiyeceklerinden on kat daha fazla besleyici özelliğe sahipler. Yemek faslını on saniyede bitiren Z43, çalışmak için işinin başına gider.

Modüllerin ısı sistemlerinin geliştirilmesi üzerine çalışan Z43, havada süzülen masasına bastonuyla dokunur ve üzerine çıkar; masanın üzerinde sadece bir tane kalem vardır. Kalemi havada gezdirerek çalışmaya ve hesaplamalara başlar. O sırada yanına Walküre'de doğmuş olan bir öğrenci gelir ve kendisine Rankine çevrimini sorar. Z43'nin en sevdiği konulardan biri olan bu çevrimi sabırla çocuğa anlatır ve işine döner. Öğle yemeği için sakladığı haplardan biraz daha alır; yemekhaneye gidecek vakti yoktur. Bazı şeyler hiç değişmiyor ! Daha sonra kısa bir süre için dinlenme amaçlı cama yanaşır ve camın kenarına dokunur; böylece cam günümüz televizyonlarına benzer bir ekran halini alır, haberlerde "Venüs'te yaşam var mı" tartışılmaktadır o zaman. Kanalı değiştirir. "..ve kadim Dünya'nın en ilginç bireylerinden olan şarkıcı David B.." Birkaç saat daha çalıştıkan sonra kendi odasına dönen Z43, kedisini çağırır ve çiçeklerini sevmeye başlar, sevdikçe odaya kar taneleri saçılır.

Yazasım varmış fakat bunun sadece bir mim olduğunun hatırlamam lazım. Eğer her sabah çalan şarkıyı (dünyadan Walküre'ye götürülen tek şarkı aynı zamanda) merak eden varsa, buraya gelsin.


2 yorum:

  1. Bi an hiç bitmesin istedim okur giderdim ben , kedili unutma beni çiçekli ne kadar güzel anlatmışsın :) tek sıkıntı dünyadaki yaşamın bitmesi olmuş her ne kadar uzay bilimine merakım olsa da bu dünya dışında bir yerde yaşama düşüncesini bile kabul edemiyorum
    İmajını da çok beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim baston fikrini de NASA'ya iletmeliyiz bence :)
    Vakttini ayırıp mimi cevapladığın için çok teşekkür ederim Z43!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nedense bilimkurgu olarak başladı hikaye, Boris Vian kitabı gibi sonlandı :D Tercihim dünyanın ötesinde bir yerde hayat kurmak :) Çünkü "earth is the loneliest planet" of all. Plüton mantıklı aslında; soğuk :p Yazık garibimi de gezegenlikten çıkardılar. Ben hep serin yerlerde hayat sürmek istiyorum.

      Ben teşekkür ederim, çok farklı mimdi :)

      Sil