60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

5 Ekim 2015 Pazartesi

Roger Waters'tan Açık Mektup: Ey Bon Jovi

Photo Courtesy of Chris Godley

Ünlü hard rock grubu Bon Jovi, geçtiğimiz günlerde İsrail'de konser verdi. Konser öncesinde basına konuşan solist Jon Bon Jovi'yse şunları söyledi;

"İsrail'de bulunmaktan heyecan duyuyorum. Burası her zaman uğramak istediğim bir yerdi, ama bir şekilde denk gelmedi. Yeni turnede İsrail'e uğranması konusunda ısrar ettim."

Daha önce sayısız müzisyene (Stevie Wonder, Neil Young, Lauryn Hill ve The Rolling Stones gibi) İsrail'e kültürel boykot uygulanması konusunda açık mektup yazan Roger Waters, bu açıklamasından sonra Bon Jovi ve ekibine yeni bir mektupla seslendi. İşte o mektubun tamamı:

"Sevgili Jon Bon Jovi, David Bryan ve Tico Torres,

Geçmişte sık sık müzik dünyasındaki meslektaşlarıma detaylı ve bazen de ikna edici mektuplar yazdım; İsrail'de konser vererek, ayrımcı İsrail rejiminin politikalarının yardımına koşmamaları konusunda insanları cesaretlendirdim. Jon'un geçen hafta Yedioth Ahronoth'taki açıklamalarını okudum. İsrail'in Filistinliler üzerindeki baskısının, ayrımcı Güney Afrika rejimiyle paralelliğini açıklayarak zaman kaybetmek istemiyorum. Ok yaydan çıktı. 3 Ekim günü İsrail'deki konseri gerçekleştirme konusunda oldukça kararlısınız.

Duruşunuzu sergiliyorsunuz, omuz omuza duruyorsunuz,

Bebek yakan yerleşimcilerle,
Rachel Corrie'yi ezen buldozer sürücüsüyle,
Futbolcunun ayağına ateş eden askerle, 
Plajdaki çocukları bombalayan denizciyle,
Yeşil t-shirtlü küçük çocuğu öldüren keskin nişancıyla,
Ve 13 yaşındaki kız çocuğunun üzerine tüm şarjörünü boşaltan adamla,

Ve soykırım yapmayı öneren adalet bakanıyla,

Oysa adaletin tarafında, omuz omuza durma şansınız vardı,

Mülteci kampını bombalamayı reddeden pilotla,
Askerlik yapmayı reddettiği için sekiz yıl hapis yatan gençle,
266 gün özgürlük için şafak sayan mahkumla,
 
Hayat kurtaran mesleğinden uzaklaştırılan doktorla,
Duvar'a yürüdüğü için öldürülen çiftçiyle,
Bacakları olmadan molozlar içinde büyüyen çocukla,
Ve gönderdiğimiz füzeler, tank bataryaları ve mermiler sayesinde
Hiç büyümeyecek olan 550 çocukla.

Ölüler görmezden geldiğiniz suçları size hatırlatamazlar. 
Ama şunu asla unutmamalı, 'sessiz ve kayıtsız durmak suçların en büyüğüdür'.

Roger Waters."

Kim haklı peki sizce ?

Tarafımı hemen açık ediyorum; Roger Waters ve şimdiye kadar İsrail'i boykot eden sanatçıların (Massive Attack, Elvis Costello,..) tutumlarını doğru buluyorum. Ülkedeki hayranlarını cezalandırmak gibi kulağa geliyor biliyorum; fakat orada konser vererek rejimin uygulamalarını görmezden gelmek ve dahası onun reklamını yapmak bence kabul edilemez bir durum.

6 yorum:

  1. Bana kalırsa müzik tüm bu şeylerin üstünde bir yerdedir dolayısıyla gündelik hayattaki olayları müziğin önüne bir engel olarak koymamak gerekir . Roger ve diğerlerinin tutumunu anlayabiliyorum (özellikle de Roger'ın babasını savaşta kaybettiğini düşündüğümüzde ) hatta bir yere kadar destekliyorum da ama onlar , bir kişiyi ehlileştirmek için ceza verme usulünün tarihin derinliklerinde kaldığı noktasını atlıyorlar . Sessiz kalmak en kötüsüdür kabul ama meydanı onlara bırakmak daha da kötüdür Mücadeleye devam etmek gerekir .
    Onların yerinde olsam israil beni kovayasıya kadar gider kudüsün en işlek meydanında barış şarkılarını söylerdim , sivil kimselerin sesi olur duyuramadıklarını ben söylerdim özellikle de basın ve iktidar baskısı altında zehirlenen beyinlerin olduğu israil gibi bir ülke de bir çok genç savaşın gerçek yüzünü göremiyor. Bu yüzden onlara inat konser verir müziğin gücünü gösterirdim .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müzik birçok şeyin üstünde bence de ve işin direnme boyutu da var. Geçmiş zamanda birçok örneği var. Fakat dönüp baktığımızda aslında geriye çok da bir şey kalmamış. Vietnam savaşına karşı binlerce şarkı yazıldı, konserler verildi sonuç değişmedi. İnsanlar gittiler, bombaladılar, öldürdüler ve öldüler. Bazı durumlarda sanatın da gücü yetersiz kalıyor. İşte o noktada boykot gibi daha sert ve etkili yöntemlere geçilmesi lazım bence.

      2006 yılında Roger Waters ilk ve tek İsrail konserini verdi. Kudüs'ün Yahudi ve Arap yerleşimcilerin kesiştiği Neve Shalom bölgesinde. Sahnede Leaving Beirut şarkısını söyledi ve İsrail'in Duvar'ı yıkarak komşularıyla beraber yaşaması gerektiğini ifade etti. Bir gün sonra gazetelerde şu yazıyordu; "Sudan'daki katliamlara, Suriye'deki tutuklamalara veya Suudi Arabistan'da kadınların ezilmesini protesto etmek yerine Waters, İsrail'i eleştirmekte. Peki seni kim patron yaptı Bay.Waters?"

      İsrail gerçekten farklı bir ülke, çevremde o bölgeye gidenler var. Diyebilirim ki, bunca çağrılardan sonra yarın Roger konser vermeye kalksa inan sahne kurmasına bile izin vermezler, hatta radikaller tarafından fiziki saldırıya bile maruz kalabilir. Fermina'nın da dediği gibi İsrail dünyanın öbür yerlerindeki faşist devletlere benzemiyor. Kindarlar ve asla geri adım atma niyetleri yok. Teröristleri vuruyoruz bahanesiyle sivilleri de vuruyorlar. Yetmiyor, medya gücüyle basın manipüle edilip bu hikayelere inandırılıyor. Bir de şu var, adamlar çok iyi pr çalışması yapıyor. Ülkelerinde verilen her konserin reklamını yapıyorlar. Kaymağını yiyorlar. "Bakın işte huzur doluyuz, konserler veriliyor, insanlar mutlu, silahlar patlamıyor" imajı verilmeye çalışırken bir yandan çocuklar bombalanıyor. Düşününce Bon Jovi'ye az bile demiş aslında.

      Sil
  2. Ben Roger Waters'ı destekliyorum, sen ben söylesek kaç kişi duyar ama bu insanlar Filistinliler'in yaşadığı cehennemden bahsedince milyonlar duyuyor. Hem sadece Filistin'e destek değil bu, kendi hükümetlerini eleştirip barış isteyen İsrailliler'e destek. Sanat da politik bir şey, bizim gibi dünyanın bu tarafında yaşayanlar için gündelik yaşam da bir hayli politik. Sadece müzik dinleyemiyoruz, sadece yaşayıp gidemiyoruz, itiraz ediyoruz, direniyoruz, istesek de istemesek de taraf oluyoruz. İnsanlık gereği olarak.
    Kardeşim Filistin'e gitti, 5-6 sene önce. Filistin'e girmek, orada bulunmak ve çıkmak öyle tahmin ettiğimiz gibi bir seyahat hali değil. İsrail kontrol noktasında 6 saat sorgulandı çocuk, ağır silahlı İsrail askerleri tarafından. Gönüllü çalıştığı kamp haftada bir basıldı, kardeşimi sakladılar falan. "Türk yok, Hollandalı var, o da alışverişe gitti" diye yalanlar söyleyerek, komşuların evlerinde tuvaletlere saklayarak. İsrail hükümeti sim kartlar üzerinden takip ettiği için telefon da kullanmadı, bir ayı geçen bir süre sıfır kontaktla çocuğun memlekete dönmesini bekledik. Jon Bon Jovi'nin başına böyle şeyler gelmiyor tabii.
    Demem o ki İsrail bizim alışık olduğumuz faşist devletlerden değil; çok düşman, çok sinsi, çok kalabalık ve anlaşılan son Filistinli'den kurtulana kadar da durmaya niyetleri yok. Bu yüzden boykot gibi keskin bir tavrı destekliyorum ben.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle. Büyük sanatçıların politik tavır koyması her zaman daha çok ses getirir ve bu korkunç rejime maruz kalan barış yanlısı İsrail vatandaşlarını da cesaretlendirir. Yanlız olmadıklarını da anlarlar. Keşke müziğin sadece eğlence yönü ön planda olsa fakat dediğin gibi bu coğrafyada müzik bir yaşama, direnme biçimi. Şarkılarla yaşıyoruz, şarkılarla umudumuzu ayakta tutuyoruz.

      İşin en sinir bozucu yanı da bu rejimin sinsiliği. En ufak bir İsrail eleştirisini hemen anti-semitizm torbasına sokup eleştiri getireni "ırkçı" olarak damgalıyor. Roger Waters beş yüz defa İsrail halkına düşmanlığım yok demesine rağmen adamı Nazi yaptılar. Neler neler. Utanmadan bakanları çıkıp alenen "soykırım" isteyebiliyor. Şimdi gel de naif naif konser ver, çiçek dağıt, barış çağrısı yap bu güruha.

      Sil
    2. Hiç gecikmemişler ve Roger'ı linç etmeye başlamışlar:
      http://freebeacon.com/culture/stern-rips-roger-waters-as-anti-semite-israel-hater/

      Sil
    3. Filistin Kurtuluş Örgütü cevap vermiş:
      http://freebeacon.com/culture/plo-slams-stern-defense-of-israel/
      Fakat bu freebeacon artık nasıl bir platform ise metinde şöyle şeyler var; "The statement does not acknowledge the PLO’s own role in promoting and facilitating deadly terror acts against Israel."
      Stern'in ettiği laflar dehşet verici. O kadar haksızlar ve o kadar işgalciler ki Filistin topraklarında, mecburen Filistinliler'in o topraklardaki tarihsel varlığını göz ardı ediyorlar, "Oralar hep çöldü". Nazi Almanyası'ndan bu yana hiç değişmemiş argümanlar, onların da "Buralar Taş Çağı'nda bile ari idi" iddiaları vardı. Faşizm taş kafalı olduğu için ne kendini geliştirmesi mümkün ne de yeni bir şey söylemesi. Çok acıklı.

      Sil