60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

Geçmişin ve geleceğin bugünü öldürmesin izin verme. Zıvanadan çıkmış dünyada yola çıkmalı !

7 Ekim 2015 Çarşamba

Marquis De Sade ile Mim Keyfi

 
Courtesy of pbase com

Başlığı görünce kopucak birini tanıyorum; o kendini biliyordur zaten. Tamam o zaman, tavan arasından kırbacımı alıp geliyorum çünkü bu mimin ana konusu De Sade. Pek saygıdeğer Cessie, "tabu"lar üzerine bir mim cevaplamış, benim de ilgimi çekti hemen yanıtladım.

1- Öncelikle sizin için tabu olan, asla okumam dediğiniz -ki önceden beğenmediğiniz kitaplar oluyor- bana uzak Allah'a yakın sıfatına sahip kitap..

Kırbaç dedik madem, hemen son dönemin en popüler sado-mazo kitabı Gri'nin Elli Tonu'nunu cevap olarak seçiyorum. Okumadan hakkında fikir yürütmek doğru bir şey değil biliyorum, fakat bu Alacakaranlık serisi ve onun türevlerinin (Gri'nin Elli Tonu) benden uzak durmasını istiyorum.

2- Sizin için tabu olan yazar (yine okuyup dilini, kurgusunu, tarzını beğenmediğiniz ya da ezelden kıl olduğunuz biri olabilir.)

Tabudan ziyade hiç sevmediğim bir kişi var; Marquis De Sade ya da nam-ı diğer sadizmin babası, gotik erotizmin kalemi. Hangi kitabı okusam, ne seyretsem karşıma "Sade göndermesi" çıktığından dolayı bir dönem kendisini merak edip kitaplarını okudum. Ve deyim yerindeyse kendisinden nefret ettim. Özgürlükçü ve felsefeci diye lanse edildiğinden dolayı bir şekilde yolumuz kesişecekti. Justine ve Yatak Odasında Felsefe, hayatımda çalınan zamanların kaynağıdır. Adamı felsefeci diye pazarlayan fularlı arkadaşlarla selam olsun, ben kendisinden ziyadesiyle hoşlaşmadım. Korkunç zayıf bir kalemi var bir defa. Justine'i okuyan herkes ne demek istediğimi çok rahat anlayacaktır; kendinin tekrar eden cümleler ve olaylar silsilesi. Hadi diyelim kötü edebiyatçı. Felsefeci yönüne ne demeli ? İki doğru tespit yapıp ardından iki milyon abuk tespit yapan birisi. Özgürlüklerden bahsediyor, güçlü tarihi çözümlemeler yapıyor, bu defa oldu galiba diyorsunuz küt diye peşinden ensesti ve cinayetleri meşrulaştırıyor. Yo dostum, kırbacımı da alır giderim bu diyarlardan. Felsefe bu olmasa lazım. Kendisine cevabım; oh monsieur !

3- Sizin için tabu olan, evlerden ırak kitap türünüz?

Her kitap okunmalı elbette. Mamafih ben kitapçılarda dolanırken karşıma çıkan ve kapağında "davetkar" kadın, "baklavalı" enişteler bulunan kitaplardan hoşlanmıyorum. Daha ilk baştan kendilerini belli ediyorlar sanki. Her ne hikmetse bir de uzun oluyor böylesi kitaplar. Üçyüz ila dörtyüz sayfa kitap okuyacak vakit bulsam eminim vampirli, ergenli şeyler okumazdım; kişisel gelişim zımbırtılarını da katıyorum buna. Şunu yapın, bakın kendinizi iyi hissedeceksiniz. Yok öyle bir şey. Din ve felsefe kitapları çok daha yararlı bence.

4- Asla yazmam dediğiniz tabu konunuz.

Yazmayacağım konu.. Cessie bu soruya "cinsel hayatım" demiş. Sanırım ben genelde özel hayatım derim. Bugüne kadar fazla detaya girmedim farkettiyseniz. Elbette bir nedeni var; bilinmeyenler insana cazip gelir. Hoş, bana sorsanız günlük yaşamından fazlasıyla bahseden yazarları zevkle okuyorum. Sıkıntı yoksa, anonimliğe devam :) Nasılsa "arka sokaklar"ımı biliyorsunuz.

* * *

"Seni Paris'te öpmek istiyorum / Roma'daysa elini tutmak
Yağmur altında çırılçıplak koşmak istiyorum / ülke boyunca trenlerde aşk yapmak.. "


4 yorum:

  1. Ay Sade tabii ki ya, birkaç yerde daha gözüme ilişmişti adama olan sevgisizliğin. Ben kendimi bazen özel hayat teşhircisi gibi hissediyorum. Bütün hayatım ortalıkta zaten, görüyorsunuz. Adam akıllı paylaşmadığım tek şey cinsel hayatım olabilir o yüzden öyle dedim ahah.

    Bahsettiğin kitapları ben bazen okuyorum. Onlar üç yüz beş yüz sayfalar evet ama üç günde bitmek için tasarlanmışlar. O kadar boş kitaplar ki yani... Bazılarının da puntoları kocaman kocaman. Öyle üç yüz sayfalık bir kitabı birkaç saat içinde bitirdiğimi hatırlıyorum... Ama saçma biri olduğumdan okuyorum işte.

    Bir şey daha diyecektim ama unuttum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nefret ediyorum Sade'tan fakat 1-2 haklı tespiti yok değil. Tabii o kadar saçmalamış ki bu çooook nadir haklı tespitler de arada kaynamış gitmiş. Sevemedim ben Marki efendiyi :D

      Sodom'un 120 Günün'ne hiç girmiyorum tam facia.

      Hatırlarsan dinlerim :)

      Sil
  2. Sade hakkındaki tespitler şahane! Kesinlikle katılıyorum.
    "Bilinmeyenler cazip gelir" demişsiniz ama artık öyle değil sanki. İnciğine cinciğine kadar yazanlar öyle bir okunuyor ki şaşıyorum. (Bloglarda en azından). Bense kontrollü açılmaktan yanayım. Çok özele giren de sıkıyor beni, fazla gizleyen de. Biraz ondan biraz bundan olmalı sanki:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğiniz gibi biraz dengede olmalı. Aslında çok da gizli saklı değil blogum :) Fazlasıyla açık veriyorum yani.

      Sil