60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

19 Ekim 2015 Pazartesi

Dağılan Kalplerin Şifası Bulundu: The Cure


"Ah, nasıl olduğunu bilirsin, üzgün bir hisle uyanmak
Ve yanlış olabilecek her şey, kendin de buna dahil
Zifiri bulutlar ve yağmur ve kafandaki sızı ve tek istediğin yataktan çıkmamaktır
Fakat böyle yaparsan, dünyayı kaçırmış olacaksın
Çünkü o durmak bilmez, her ne duyarsan duy
Eğer böyle yaparsan, dünyayı kaçırmış olacaksın
Kalkmalı, dışarı çıkmalı ve gitmiş olmalısın"

Yukarıdaki dizeler The Cure grubuna ait. 1997'de çıkardıkları Wild Mood Swings albümündeki Gone! şarkısından alıntı yaparak sözlerime başlamak istedim; çünkü her ne kadar The Cure, melankolik şarkılarıyla ön planda dursa da, bir şekilde acının reçetesini de yine kendi dizelerinde veriyor.  Genel müzik dileyicileri tarafından Lovesong, Boys Don't Cry ve Just Like Heaven parçalarıyla tanınan bu grup hakkında nicedir uzun bir yazı kaleme almak istiyordum.

Müzik hayatına, post-punk ve new-wave türlerini harmanladıkları Three Imaginary Boys ile başlayan grup her ne kadar bir sonraki albümde ve kariyerleri boyunca daha farklı soundlar benimseyecek olsalar da, şarkı sözleri, The Cure'un geleceği hakkında bizlere ipucu veriyor.

"10:15 Cumartesi gecesi ve musluk damlıyor ışık huzmesinin altında
Ve ben oturuyorum mutfak lavabosunda ve musluk damlıyor; tıp, tıp, tıp
Bekliyorum telefonun çalmasını ve meraktayım o şuan nerede ve ağlıyorum yarınlar için
Ve musluk damlıyor; tıp, tıp, tıp; her zaman aynı"

Her ne kadar solist Robert Smith, gothic rock grubu olarak yaftalanmaktan hoşlanmasa da ikinci albümleri Seventeen Seconds'la başlayan ve 80'lerin ilk yarısında çıkardıkları albümlerin neredeyse tamamında yer eden gotik bir esinti olduğunu kabul etmek lazım. Bass gitar ağırlıklı ve tekrar eden melodilerle bezeli Seventeen Seconds, benim de en çok sevdiğim albümlerinden. Tekinsiz bir havası var. Gece dinlemeye uygun ve her dinleyişte "ormanda" kayboluyorsunuz.

"Sesini duyuyorum, beni çağırıyor, derinden geliyor
Karanlıklar içinden sesini duyuyorum ve koşmaya başlıyorum ağaçlara doğru
Duraklıyorum aniden, fakat biliyorum çok geç
Ormanda kayboldum, yapayanlız kaldım, 
(Kız) asla orada değildi
Her zaman aynıdır, hiçliğe doğru koşar dururum
Tekrar, tekrar ve tekrar"

Seventeen Seconds'ın hemen ardından piyasaya sürülen Faith ile grup depresyon çıtasını giderek arttırıyordu ve sözleri hiç olmadığı kadar melankoli ve umutsuzlukla kaplıydı. Daha profesyonel ve derin sözlerle karşımızdalardı ayrıca. Robert'a katılıyorum, The Cure hiçbir zaman salt gotik müzik yapan bir grup olmadı, zaten 80'lerin sonlarına doğru patlak veren alternatif rock sounduna evrilmeye başladılar; fakat peşpeşe sürdükleri (Seventeen Second, Faith ve Pornography) gotik albümler grubun diskografisinin belki de en görkemli işleriydi, başyapıtları olan Wish'i saymazsak.

"Uzaklara gittim tek başıma, elimde hiçbir şey kalmamıştı inançtan başka"

Kendi tabirimle "ölüm serisi"nin üçüncü ve son halkası olan, aynı zamanda son gotik albümleri kabul edilen Pornography, grubun o güne kadar çıkardığı en sıradışı albümdü ve ilginçtir günümüzde bile hala tartışılıyor. Bu kadar ses getirmesinin ve yoğun eleştirilere maruz kalmasının bir kaç nedeni var; o dönem grup içi kavgaların yarattığı gerilim, elemanların uyuşturucu kullanımı ve Robert'ın aklından geçen intihar düşünceleri neticesinde ortaya çıkan fevkalade kasvetli sözler, fazlasıyla sert ve hatta yer yer rahatsız edici melodiler ve tabii bütün şarkıların neredeyse birbirinin devamı hissi vermesi. The Cure'un konsept albümüdür desek yeridir. Baştan sona elem dolu bir albüm, tüm şarkılar bir mezarlıkta kaydedilmiş gibi.

"Sığ bir mezar, harap edilmiş dönemin anıtı
Gözlerimde buz ve buzdan farksız gözlerim hareket etmiyor
Ay'a doğru haykırıyorum, yine bir geçmiş zaman
İsmin buzdan farksız kalbimde, her şey hayat kadar soğuk
Kimse seni kurtaramaz mı yani ?
Her şey sessizlik kadar soğuk ve sen bir kelime dahi etmiyorsun"

Oldukça başarılı seri albümlerin hemen ertesinde The Cure'un sert kayaya çarptığı The Top benim için grubun en kötü albümüdür. Daha önceki hiçbir albümüne benzemez ve Robert'ın sesiyle arka fonda çalan grup elemanları tam bir kakofoni içerisindedir. Neyse ki bu durum sürmez ve popüler müziğe yakın duran The Head on the Door ile tekrardan sahalara dönülür. İlginçtir, geride bıraktıkları kasvetli fakat dört başı mamur albümlerle ticari başarıyı yakalayamayan grup, bu yeni albümle listelerde yerlerini alırlar. Elbette bu durumun nedeni daha hafif bir sound kullanmaları ve kısmen daha umut dolu şarkı sözlerine yer vermeleriydi; In Between Days ve A Night Like This, grubun konserlerde sıkça çaldıkları şarkıların en başında gelir.

"Dün fazlasıyla korkmuştum, çocuk gibi ürpermiştim
Senden uzaktayken dün, beni içerden dondurmuştu
Bu yüzden geri dön, geri dön, uzaklara gitme"

Liste başarılarını Kiss Me, Kiss Me, Kiss Me ile deyim yerindeyse perçinleyen grup artık daha melodik ve daha akıcı şarkılar besteliyordu. Why Can't I Be You, Hot! Hot! Hot! ve Just Like Heaven gibi unutlmaz parçaları barındıran ve kayda değer satış grafiğiyle platinyum sertifikası kazanan albüm yetmiş dakikayı aşan süresiyle de o güne kadarki en uzun denemeleriydi.

"Neden senden nefret ediyorum, bilmek istiyor musun; pekala deneyeyim ve açıklayayım"

Tabii başarının sürdürülebilmesi grup elemanları üzerindeki yükü arttırıyordu ve Robert otuzlarına yaklaşmıştı. Grup içi tartışmalar filizlenmişti. Robert tekrardan uyuşturucu kullanıyordu. İşte böylesi korkunç bir zamanda doğdu grubun bir çokları tarafından en çok sevilen albümü. Yıllar öncesinde bıraktıkları gotik kökenlere bir nevi geri dönüş olan Disintegration, listeleri alt üst etti (milyon satış bandını geçti) ve bir çok müzik otoritesi tarafından beğeniyle karşılandı. Pictures of You, Lullaby ve Lovesong o dönemin kült şarkılarındandı.

"Seni daima seveceğim"

Kimi albümler vardır, her daim ilk günü duyguları yaşatırlar ve eskimezler. Wish de öyle kesinlikle ve bu gidişle başucumdaki yeri değişmeyecek. Onlarca kez ve hatta yüzlerce kez daha o şarkıların üzerinden geçeceğim. Her defasında "hissetmeme neden olan yağmur tepemden boşalacak" çünkü bilmemeye devam edeceğim.

"Ne yapıyorum burada, gerçekten bir fikrim yok, bu gece yatağıma dönmeliyim
Fakat bir içki daha ve orada seninle tanışacak insanlar var
Onları seveceğini düşünüyorum, söylemem lazım, bu gece yapıyoruz"

Her ne kadar Wish grubun başyapıtı olsa da, albümün gruba pek iyi gelmediğini düşünüyorum. Ondan sonra pek dikiş tutturamadılar ve daha seyrek aralıklarla stüdyoya girdiler. Dört senenin ardından çıkan ve enstruman çeşitliliği konusunda en zengin albümleri diyebileceğimiz Wild Mood Swings, çoğunluk tarafından beğenilmedi. Oysa kayda değer bir satış grafiği yakalayan bu albüm, yaptığı açıklamaya göre Rober Smith'in en sevdiği beş Cure albümden biriymiş.

Milenyum'un ilk çalışması Bloodflowers, öncülünün tam tersi istikamette yol alarak meşhur "Ay'ın karanlık yüzü"ne rotayı kırıyordu. Bazı hayranlarına göre Wish'ten sonra albüm çıkarmaları bir hataydı. Katılmadığımı söylemeliyim çünkü Bloodflowers, grubun en sağlam işlerinden biridir, hatta 2000'lerdeki en güzel albümleridir; There's No If şarkısının ıskalanmaması gerek.

"Seni seviyorum dediğim ilk zamanı hatrla
Yağmur şiddetliydi ve asla duymadın
Hapşırıverdin ve tekrardan söylemek zorundaydım
Dedim ki, 'seni seviyorum dedim', sustun öylece
Ellerini parlayan gözlerime doğru tuttuverdin sadece, yağmurun parmaklarından akışını izledim
Parlayan gözlerime doğru tuttun ellerini ve gülümsedin beni öptüğün gibi"

Son iyi The Cure albümü diye nitelendirebileceğimiz The Cure, her ne kadar Bloodflowers gibi ilk dinleyişte akla kazınmasa da zamanla geriye dönülüp keşfedilmeyi hak eden gizli şarkılarla dolu; Us and Them, The Promise, Taking Off, alt.end ve The End of the World.

"Belki de anlayamadık
Sadece bir erkek ve bir kız değildi
Yalnızca sonuydu, dünyanın sonu"

Her nasılsa olumlu karşılanan 4:13 Dream, grubun bugüne dek çıkardıkları son albüm ve kuşkusuz The Cure tarihinin de en zayıf çalışmalarından biri. Sıradan alternatif rock gruplarını aratmayan şarkılarla akılda yer etmeyen sönük bir durak. Underneath the Stars, Real Snow White, Hungry Ghost ve It's Over dışında kayda değer bir şarkı henüz bulamadım. Sanırım bir on yıl daha geçse bulma ihtimalim yok.

* * *

Aradan geçen otuz yılda bir çok kabusvari anılar yaşattılar dinleyenlerine. Kimi zaman yataktan çıkamaz olduk, bazen de yağmurda, karanlık bir ormanda "o"nu ararken yitip gittik. Bu döngüden kurtulup düzlüğe çıkacağımıza dair tüm ümitlerin tükendiği o saatlerde gene kendileri derman oldu acılarımıza; dağılan kalplere pansuman yaptılar. En verimli dönemleri, en dibe vurdukları çağlar oldu. Kendilerinin de kalpleri bin parçaya bölündü. Grup otuz yılda bir çok değişim geçirdi; ama Robert Smith'in "melankolik iyimserliği" hiç değişmedi. En korkunç anılardan, en yıldızlı gecelere bizleri yolcu etti; bir saniyecik olsun yalnız bırakmadı. Sanırım kendisine borçluyuz hepimiz.

6 yorum:

  1. Ooo çok hızlısınnn :) yazı hazırda var mıydı yoksa :P yazıların insan üzerinde güzel bir etki bıraktığı için şimdilik okumuyorum kendi yazımı yazınca okuyacağım hatta dur burda salınmak yerine yazıp geleyim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla o gün yazdım :) Gene bekleriz o zaman bu yazıya :D Sen de hızlı çıktın gördüm yazmışsın, okuyuorum birazdan.

      Sil
    2. Araya gün girmesin dedimdi yazıverdim bir çırpıda :)
      Senin bu yazılarını var ya resmen hazırolda okuyorum hangi şarkının hangi albüm hangi albümün ne zaman hangi şartlarda oluşturulduğunu en ince detayına kadar nasıl oluyor da yazabiliyorsun şaşırıyorum :)
      Disintegration ve wish albümlerinin bn de yeri çok ayrı birbirini tekrardan uzak albümler çıkarmaları iyi bir şey ama bu iki albümü tekrar etmeleri çok çok iyi bir şey olurdu (benim açımdan tabiki :) )
      Nedense yaşlandıkça bu eski grupların yeni albümleri diğerleri kadar başarılı olamıyor geneli böyle yaşlandıkça ilham azalıyor mu ya da şevkleri mi azalıyor bilmiyorum ama ne kadar kötü albüm çıkarsa çıksın The Cure 'ün yeri asla değişmez :)
      En son paylaştığın parça da çok iyi tam anlamıyla bir post-punk !

      Sil
    3. İki yazı da grubu tanımayanlara vesile oldu böylece :) Teşekkür ederim Cure yazın için de.

      Çok sevdiğim gruplara biraz kıyak geçiyorum; sözlerini okumaya, dergilerde (artık yoklar..), internet gibi ortamlarda haklarında bulduğum her şeyi okumaya gayret ediyorum, kitaplar yazıldıysa satın alıyorum. Müziği gerçekten seviyorum ya, çok üzerine düşmediğim isimler hakkında yazılanları bile tararım :)

      Wish ! Tarif edilemez bir şaheser ya. İnsanlar pop albümü diyor onun için de bence hiç alakası yok. Böyle popa can kurban. Wish ve gotik üçleme her zaman başucumda duracaklar. Top dışında zaten bariz kötü albümleri de yok hani. Dream bile kendini dinletiyor bir yerde. Mesela paylaştığım şarkı hoşuna gitmiş, ben de çok sevmiştim onu. Bu sene güya Scream çıkacaktı yeni albüm fakat kayboldu :D

      Fazlaca yaşadığım bir durum. Sanırım eşyanın tabiatından kaynaklı. Bizler değişiyoruz, onlar değişiyor. Ve hep anılar güncelleniyor. Dünya keşke dursa ama Robert'ın dediği gibi, bizim ne duyduğumuzla ilgilenmiyor ve durmamakta kararlı.

      Sil
  2. The Cure çok ilginç bir grup benim için. Bazen çok seviyorum, bazen nefret ediyorum, çok rahatsız oluyorum şarkılarından.
    Yazıyı okuyunca içimden -sever misin bilmiyorum ama- keşke bir de Radiohead incelemesi okusak Zihin'den dedim. Bir de Patti Smith tabii ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eski şarkıları bazen sinir bozucu olabiliyor gerçekten; ama kimi zaman o rahatsızlık duygusunun bilerek yaratıldığını düşünüyorum. Önce bizleri hasta ediyorlar sonra da tedavi. Pornography en sevdiğim 3 Cure albümündendir fakat bazen dayanamıyorum o davullara ve basslara. Şurası çok ilginç, albümün kapanışını yapan Pornography, normalde çok "rahatsız" bir şarkı fakat nedense dinlerken iyi hissediyorum. Mazoşistim galiba o_O

      Pek sevmiyorum ben onları :( Creep ve No Suprises hariç pek bilmiyorum; fakat Patti hakkında severek uzuuun bir yazı hemen yazarım :) Kitabı da çıkıyor hem, güzel olur. Şarkılarından da paylaşırım biraz. Dur sen harika fikir :)

      Sil