60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

15 Nisan 2015 Çarşamba

Operadaki Hayalet

Bir haftalık sessizliğimi bozuyorum; geri döndüm ! Meydanlarında robot heykelleri olmayan İstanbul'dan kucak dolusu sevgiler getirdim herkese.

Son zamanlarda yine depresyon modum açık ortalarda dolaştığımdan ötürü kafamı değiştirmem gerekiyordu. Bereket versin, uzun yıllardan beri seyretmek istediğim Broadway'in efsanevi müzikali The Phantom of the Opera (Operadaki Hayalet) da Zorlu Center PSM'e gelmiş. 7 Mayıs'a kadar da sahne almaya devam edecek. Bütün toplantılarımı erteledim ve yollara koyuldum.

Filmini sinemada izleyip aşık olduğum, kitabını okuyup ürktüğüm bu grotesk aşk öyküsünü bir de sahnede izlemek bana çok iyi geldi.
 
Öncelikle bu müzikal ilk Zorlu PSM etkinliğim oldu. Daha öncesinde İstanbul'daki çoğu konser mekanında bulunmama rağmen yolum bir türlü oraya düşmemişti. Ennio Morricone konserine gitmeye yeltendiğimde de bilet fiyatlarının uçukluğunu görüp caymışım. Hoş, anlaşılan o ki bu mekanda hiçbir etkinliği uygun fiyata izlemek mümkün değil. Operadaki Hayalet'in biletleri de belimizi fazlasıyla büktü ama neyse artık, rehabilitasyon niyetine diye sesimi çıkarmadım.


Müzikalin konusunu sanırım herkes biliyordur ? Paris Opera'sının dehlizlerinde yaşayan Hayalet, koroda şarkı söyleyen Christine Dae'ye aşık olur ve kendisinin operada solist olmasını istemektedir. Fakat şans o ya, Christine de, Vikont Raol efendiyi sevmektedir. Kıskançlık, öfke, tutku derken olaylar gelişir.

Türkiye'de akustiği iyi olan şimdiye kadar iki mekan gördüm. Biri geçen sene kapılarını açan Volkswagen Arena, öbürü de Zorlu PSM. Müzikal ve klasik müzik dinletisi için oldukça ideal bir salon. Oyunun görkemine görkem katmış. Hayalet'in sesini dibimizde işitmek gayet hoş oldu. Orkestra katından izlemenizi öneririm.

Oyunun kendisine gelince.. Bir kere dekorlar şahane. Kimse kusura bakmasın ama biz nedense ne müzikal işini ne de opera işini beceremiyoruz. Bütçe işi diyerek aradan sıyrılabiliriz tabii ama olay bu kadar basit değil. Minimalist dekorlarla bezeli Devlet Opera'mızdaki sahnelerin kurulumu ve değişimi dakikalar alırken, Operadaki Hayalet, onca büyük (ve ağır) dekora rağmen 3-5 saniye içerisinde yeni sahneye fire vermeden atlayabiliyor. Öyle ki bazen işin büyüsüne kapılıp "e ne ara değişti ki bu sahne" diyebiliyorsunuz.

Bir diğer mesele de illüzyon. Mesela Hayalet bir yere oturuyor, üzerini pelerinle örtüyorlar ve örtü kaldırıldığında adamın yerinde yeller esiyor. Veya Christine'in şeffaf aynaya bakarken Hayalet'in suretinin yavaş yavaş belirmesi gibi.. Ayrıca Hayalet'in bir kaç dublörü olması ve oyun esnasında Hayalet'in aynı anda bir kaç farklı yerde (operanın tavanında, arkasında, yanında) birden ortaya çıkması gerçekten hoştu. Malum 1 tonluk dev avizenin oyunun başında patlamalar eşliinde göndere çekilmesi ve Hayalet'in sinirlenerek oyunun ilerleyen bölümlerinde avizenin ipini kesmesi ve avizenin sahneye düşüşü oldukça başarılıydı.


Eğer büyüleyici bir gösteri izlemek istiyorsanız, buyrun Operadaki Hayalet'e. Bilet fiyatlarına aldanıp da, "acaba değer mi ya" demeyin. Kesinlikle oyun karşılığını veriyor.

Not: Müzikalin en sevdiğim parçası olan ve Christine'in babasının mezarı başında okuduğu Wishing You Were Somehow Here Again'i canlı olarak izlemek başlı başına bir keyif. Christine'i oynayan Emilie Lynn de hakkıyla okudu saolsun o şarkıyı.


12 yorum:

  1. yahu çalışmıyorum bu aralar gaza getirme beni :)
    öyle güzel anlatmışsın ki kalkıp hemen bilet alasım geldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni de aslında bir arkadaş gazladı. Dedi seninki İstanbul'a Zorlu'ya gelmiş falan. Küt diye her şeyi iptal edip koşarak gittim :D Nefes arası vermek istedim.

      Sil
  2. Çok sevdiğim bir müzikal. Burada maalesef pek böyle şeyler olmuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk başta ben de kendime "neden Ankara'ya getirmiyorlar ki" diyordum ama izledikten sonra cağnım Ankara'mda bu gösteriyi kaldırabilecek salon olmadığını farkettim. Hem ses sisteminin çok iyi olması lazım hem de o avizeyi taşıyabilecek bir tavan lazım. CSO'da falan yapsalar herhalde bina yıkılırdı :D

      Sil
  3. Ne güzel anlatmışsın Zihin. Her sabah önünden geçip de hiç gidememişlere pişmanlık vuruyor :/ Müzik de pek iyi geldi, güne başlama şarkısı niyetine. teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 7 Mayıs'a kadar oradalar. Bence ufak bir kaçamak yapmakta fayda var :) İlk defa metrobüse bindim bu vesileyle. Sanırım mesai saatleri dışında gayet güzel birşeymiş :D Gayet kolay ulaştım Zorlu'ya.

      Sil
    2. Metrobus candir da sakin vakitte binmek lazim :) hosgeldin, hosgittin.

      Sil
    3. Hoşbulduk :) Kadıköy'ümü de özlemişim.

      Sil
  4. Aslına bakarsan opera ve müzikallerle aram hiç bir zaman iyi olmadı bale gösterileri arasındaki operasal sahneler de bile bi an önce bitsin diye bekledim :) müzikalleri bi nevi izlerim izledim de opera yok yani izleyemiyorum ama operadaki hayaletin benim için yeri başkadır çünkü ilk okuduğun ingilizce kitap operadaki hayaletti :D sonraısında yahu ne güzelmiş bi de Türkçesini okuyayım demiştim ..
    Ülkemizdeki bir çok insanın aksine bir müzikal için bir konser için gidilir mi hiç diyenlere inat her şeyi bir kenara koyup gidiyorsun ya takdir ediyorum seni zihin tamam belki de bi kısım insan maddiyattan dolayı gidemiyor olabilir ama çoğunluğun bu yüzden olduğunu düşünmüyorum her sene başı telefonlarını bir üst modellerini alacaklarına üç kuruş kenaraya koysalar özel zevklerine ayıracak parayı da vakti de bulmuş olurlar
    Neyse bizim yerimize de gitmiş gezmiş izlemiş görmüş oldun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi ya :( Ben de oldum olası çok sevmişimdir operayı (ve müzikalleri). Taaa ortaokul sıralarında başlar opera maceram :) Ailem götürmüştü. Çok etkilenmiştim. Elimden geldiğince yine operalara gidiyorum. Hatta gittiğim ülkelerde ilk gezdiğim yerler opera binalarıdır. Özel bir bağ var :)

      Operadaki Hayalet'in bence en iyi formatı, kitabı. Müzikalin görselliği ve filmlerinin duygu yoğunluğu güzel olsa da kitaptaki havayı bulamıyorum hiçbirinde. Ve en önemlisi kitapta korku var ! :) İranlı karakterin müzikal ve filmlerde olmaması da büyük eksiklik bence. Kitaptaki favori karakterim oydu :) İşkence odası sahnesini soluğumu tutup okumuştum valla.

      Teşekkür ederim. Bence niyetine girmek zor bu işlerin. Yoksa gözünü kararttıktan sonra dediğin gibi üç beş kuruş her ay kenara atılınca bu etkinliklere para kalabiliyor. Bazen zorlandığım oluyor tabii; ama o zamanlarda daha mütevazi yaşıyorum. Dışarıda yemeği azaltıyorum, kitap alımlarını filan sıfırlayınca zaten kenara para kalıyor :) Sigara da yok zaten. İçki de uzun zamandır hayatımın dışında. Fedakarlık yapmak gerekiyor açıkçası. Yoksa hepsine para dayanmıyor :D

      Sil
  5. Avize biraz yavaş düştü ama sanki... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ona biraz takıldım :D Gerçi 1 tonluk olduğu düşünülürse kontrollü şekilde indirilmesinde fayda var :D

      Sil