60'lar, 70'ler ve 80'ler / Mezardaki Ses

"Ve en sonunda, göreceğin aşk, o güne kadar verdiğin aşka eşit olacaktır." - The Beatles (The End)

9 Aralık 2014 Salı

Kafamda Bir Tuhaflık'la Döndüm


Selam. Ne kaçırdım ? Cevap veriyorum; hiçbir şey !

Evet, bir süredir ortalıklarda görünmüyordum ve işte buradayım. Gidişimden bugüne hiçbir şey kaçırmamışım. Hala bazılarımız toplu cinnet geçirmekle meşgul, nasıl mı ? Orhan Pamuk bildiğiniz gibi BUGÜN yeni romanı "Kafamda Bir Tuhaflık"ı çıkarıyor (nihayet!!). Henüz sipariş verme fırsatım olmadı; ama haterları boş durmamış adamcağıza sövmeye şimdiden başlamışlar. Eh tabi onların da işi zor. Bu hayatta bir yere gelemeyip tek "iyi bildikleri" şeyi yapıyorlar; uzanamadıkları ciğere mundar diyorlar ve masabaşında "ülkeyi kurtarıyorlar".

7 Aralık 2014 tarihinde Pamuk'un Hürriyet'te bir röportajı yayınlandı. Çok kayda değer bir röportaj olmasa da Pamuk'u özlediğimden dolayı bana iyi geldi. Her neyse, malum haber sitesi (ismini vermiyorum özellikle, reklam olmasın) boş durur mu, hemen kocaman bir başlık atmış:


Hıı, doğru. "Yeni Türkiye"yi yeren laflar etmese kendisinin yeni romanı 100 bilemediniz 200 adet satacaktı, şimdi daha fazla satacak. Yok böyle bir şey ! Şu manşeti atan "arkadaş", hiç zahmet edip yazarın herhangi bir kitabının içine bakmış mıdır ? Çoğunun yüzbinlerce sattığını, onlarca defa baskı yaptığının farkında mıdır ? Beğenin, beğenmeyin, Pamuk'un bu ülkede (ve dünya çapında elbette) iyi kötü bir hayran kitlesi vardır ve okumaya bile tenezzül etmediğiniz romanları yüzbinlerce satmaya devam edecektir. Çok değil üç ay önce gittiğim Kapadokya'da otelde kalan Fransızlar, Pamuk okuyordu. Buyrun.

Dünyanın neresinde vardır böylesi merak ediyorum. Saygın bir edebiyat ödülü alan sanatçısını en tepedekinden sokaktaki adama kadar herkesin "yargıladığı".. Pamuk'un yaptığı açıklamaları eleştirmek başka şeydir (ben de çoğu açıklamasını yeri geldiğinde eleştiriyorum); ama onun yazarlığına ve kitaplarına laf etmek başka şeydir. Evet, ben de katılıyorum, Nobel'e uzanmasında soykırım açıklamaları etkili olmuştur; ama bu demek değildir ki Pamuk'un eserleri Nobel'i hakedecek seviyede değildi. Asla. Bilakis modern Türk edebiyatının parlayan yıldızlarından biridir kendisi. Çok da iyi oldu Nobel kazanması. Edebiyatımız onurlandırıldı. Aksini iddia eden buyursun, dinliyorum.

İleri gideyim, Pamuk'un romanları, kadim İstanbul şehrinin dünyada tanıtılmasında büyük katkı sağlamaktadır. Masumiyet Müzesi'ne gittim bu yaz. İçerisi tıklım tıklım yabancı turist kaynıyordu. Başka hangi güç dünyanın öbür ucunda oturan insanları Çukurcuma'ya çeker ? Sözde vatanperverlerimizin bununla gurur duyması gerekirken onlar ne yapıyor dersiniz ? Pamuk'un kitaplarından -tahminen- birini dahi okumamış adamların "eleştiri"lerine bakın hele:


Bizim "vatansever tosun"ların dil bilgisi oldukça kuvvetliymiş. Lafa gelince ülkeyi kurtarıyorlar ama kağıt üstünde biri dahi adam gibi Türkçe cümle kuramıyor. "vatan hayini", "kazana bilmek", "sen olmasında olur",.. Hey ki hey! 

En acısı ne biliyor musunuz ? Bu ülkede çoğu şeyin içi boşaltıldı. Milliyetçiliğin, sağcılığın bile ! Kimimizin burun kıvırdığı Batı'ya göz atalım. Onların sağcıları bile dolu (en azından bir kesimi). Bakıyorsun, adamlar kitap okuyor, dünyayı takip ediyor ve entellektüel bir çerçeveden bakıyorlar olan bitene. "Kıl"la, tüyle uğraşmıyorlar. Yetiştiriyorlar kendilerini. Milliyetçilik algıları bile temele oturuyor. Bizdekilere bakıyorsun, kimisi, milliyetçiliği "ayaklar altına" alanları şakşaklıyor. Ne yaman çelişkidir yarabbim.. Çok karamsar bir tablo çizdim farkındayım. Ama göründüğü kadarıyla halimiz duman. Ülkede ne sağ kalmış ne sol. Fikir bitmiş. Prensip sahibi, birikimli, okuyan-yazan, düşünen, eleştiren ve en önemlisi "dinleyen" insanlar gitgide köşelerine çekiliyor. Filistinizm almış başını gitmiş. Meydan da klavye şövalyelerine, geçici "şöhret"lere bırakılıyor. Eskilerin bir tabiri vardır; "ağzı olan konuşuyor". Devir ağzı olanların devri. Devir 140 karakterle ifade devri. Fikri olanların hor görüldüğü.. Söyleyecek sözü, yazacak satırı olanın görmezden gelindiği.

Bitirmeden şunu da ekleyeyim; sanat ruhla ilgilenir ve ruh tabiyatıyla özgürdür. Düşünce ve ruhun özgür olduğunu kabul ediyorsak, sanatçının da özgürlük yanlısı ve tüm iktidarlara muhalif olması beklenir. Hangi iktidar olduğunun bir önemi yok. Nihayetinde en "idealist" görünenler bile koltuk sevdasına düşer, güç zehirlenmesine uğrar. Olağandır bu. Sanatçının görevi alkışlamak değil, yanlışları söylemektir. Eğer sanatçı "ekmeğinin peşinde"yse, zaten o yanlış bir yola başkoymuştur. Gidip mühendislik, doktorluk okusalarmış. Doldurduğu kasetlere, yazdığı sayfalara yazık..

3 yorum:

  1. Bunca yaşadığımız olumsuzluğun ve bugün bulunduğumuz yerin sebebi şu cümlende gizli : Bu ülkede çoğu şeyin içi boşaltıldı.Doğru ve acı bir tespit.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten bir ülkenin başına gelebilecek en korkunç iki şey dilinden olması ve değerlerin içinin boşalmasıdır herhalde.

      Sil
  2. En Uygun Fiyatla Kafamda Bir Tuhaflık 16,20 TL
    http://www.kitaptaze.com/kafamda_bir_tuhaflik_kitaptaze

    YanıtlaSil